“Hayatın en çok rekabet kısmı yoruyordu beni. Her alanda ve her köşe başında yer tutmuş bir rekabet vardı: İş görüşmelerinde, kız meselelerinde, sporda, otobüste ya da markette sıra beklerken… Milyonlarca spermin arasından en hızlısı olup, Büyük Rahim Taarruzu’nda kazandığımız ilk mücadele, kendimize güzel bir mezarlıkta güzel bir yer ayarlayana ve oraya gömülene kadar devam edecekti nasılsa.”
İşsiz bir Su Ürünleri Mühendisi olan ve geçici olarak evlilik programlarında “profesyonel seyircilik” yapan Cengiz Veziroğlu’nun tek hayali Kardelen Ton isimli şirkette çalışmaktır. Fakat ne yazık ki hayalindeki meslekle arasında babasıyla yaşadığı sorunlar, fevri tavırları ve berbat iş görüşmesi performansları vardır. Cengiz yaşadığı talihsiz olaylar silsilesi sonunda kendini istemeden de olsa bir anda ülkenin ve internetin gündeminde bulur. Bu şöhret ona televizyon dünyasının kapılarını ardına dek açar. Fakat beraberinde mutluluğu da getirir mi, bilinmez.
Bu kitapta parıltılı yaşamlar, çabuk tüketilen mutluluklar ve televizyon ekranından evlerimize kadar giren sahte dünyaların ardında yatanlar, yuvasını arayan bir Guguk Kuşu ve daha fazlası var.
1983 yılında Edirne’de doğdu. Anne ve babası memur olduğu için tayin sebebiyle Türkiye’yi dolaştı ve sonunda doğduğu kente; Edirne’ye geri döndü. Doğa sevgisi nedeniyle kuş gözlemciliğine ve doğa fotoğrafçılığına başladı. 12 yıldır ilaç sektöründe satış ve pazarlama departmanında çalışıyor. Edebiyat hayatında her zaman vardı. Biraz Uyusam Düzelirim ise onun ilk romanı ve ilk göz ağrısı.
Doruk Kirezci’den öncesinde Biraz Uyusam Düzelirim kitabını okumuştu. Kumar bağımlılığı hakkında yazılmış harika bir romandı ve bu yüzden Guguk kitabını merak ediyordum. Bizim Büyük Challange’ımız kapağı sarı olan bir kitap kategorisi için seçtim. Kısa bir roman ve hızlı okunan kitaplardan. Ne yazık ki aradığımı bulamadığım bir okuma oldu. Yazarın kendisini geliştirdiğini umarak elime almıştım ancak özensiz diyebileceğim bir romanla karşılaştım. Kitapta tesadüf sonucu çakma ünlü haline gelen Cengiz adındaki karakterin yaşadıklarını anlatıyor. Sosyal medya, gündüz kuşağındaki garip evlilik programları ve gereksiz yere ünlü olmuş diğer kişileri de konu alıyor. Sorun ise dönüp dolaşıp aynı olayların, düşüncelerin aktarılması. Güldürme amacı taşıyan ama hiç güldürmeyen cümlelerin varlığı da kitabın her yerine sinmiş durumdaydı. Bana biraz Şebnem Burcuoğlu’nun, Kocan Kadar Konuş sonrası çıkardığı Çevrimdışı Aşk, Şekerfare kitaplarını anımsattı. Keşke yazar olayları daha sağlam oturtabilseymiş. Bir olayda tazminat davası açılma durumu vardı ki aslında para ödemeden de borçtan kurtulabilecekken ev, araba satıldı. Sırf bu olay bile keşke bir avukata danışarak yazılsaymış dedirtti. Ana karakterin silikliğinden dolayı ufak bir olay sayesinde ilgiyi üzerinde toplamasından hoşlanması güzel yansıtılmış. Ama keşke diğer karakterler yüzeysel olmasaymış. Guguk’u beğenmemiş olsam da Biraz Uyusam Düzelirim’in okunmasını tavsiye ederim.
📺 Okurken güldüğüm, bazen hüzünlendiğim, çoğu zaman “Ya Cengiz napıyorsun oğlum yaa” dediğim bir tanışma kitabı oldu #guguk Kafasını dağıtmak, biraz nefes almak isteyenlere kesinlikle öneririm kitabı. 1-2 saatte bitirebileceğiniz, televizyon ve sosyal medyanın insanlar üzerindeki muazzam etkisini ve balon ünlüleri anlatan eğlenceli bir kitap. . . 📺 Baş kahramanımız Cengiz, su ürünleri mühendisliği bitirmiş ancak istediği firmaya bir türlü girememiştir. O da işsiz kalmaktansa televizyonlarda yayınlanan evlilik programlarından birinde profosyenel seyirci olarak çalışmaya başlar. Her şey sıradanken, bir gün canlı yayında yaşadığı bir olay hayatının seyrini değiştirir ve ondan sonra olmayacak işler başına gelir. . . 📺 Bu güzel kitabı ile tanıdığım @dorukkirezci beyin #birazuyusamdüzelirim kitabı da okuma listemde yerini aldı 👍🏻
2,5/5 Tepeli Guguk Kuşu arıyormuş arazide bugün. Bunun nasıl bir kuş olduğunu merak ettim. Park gibi bir yerde durup bana kuşun fotoğraflarını gösterdi. Türkiye'de az görülen bir kuşmuş ve nadiren de olsa bu taraflara geliyormuş. Yüzünde gagasına kadar uzayan gri-siyah karışımı bir maskesi olan, göğsü boz renkli ve kanatlarında da beyaz benek-ler bulunan koyu renkli bir kuştu. Kuşun asil bir duruşu vardı ve Murat'ta hemen hemen her kuşun bir hikâyesi mutlaka olurdu.
"Nedir bu kuşun olayı?" diye sordum. Murat heye-canlı bir şekilde, "Eskiden evlerde guguklu saatler olur-du hani. Saat başı bir kapak açılır, içinden bir kuş çıkar ve gu-guk, gu-guk diye öterdi. İşte bu kuş, o kuş," dedi bana. Ben küçükken dedemin evinde de o saatlerden vardı. Kuş aniden çıkıp ötmeye başladığında biraz kor-kardım.
Murat biraz sonra, "Ama ortak," dedi. "Bu kuş biraz pislik, 'yuva paraziti' diyorlar buna. Yumurtlayacağı za-man başka bir kuş yuvası buluyor. Bulduğu kuşun türü ya da cinsi önemli değil. Yuvada kuluçkaya yatan dişi kuş avlanmak için yuvadan ayrıldığında guguk gidip o yuvaya kendi yumurtasını bırakıyor. Avdan dönen dişi kuş, onu kendi yumurtası zannederek yumurtala-rın üzerine yatmaya devam ediyor. Annelik içgüdüsü olmayan guguk, bu sırada çiftleşmeye devam ediyor ve yumurtalarını yeni yuvalara bırakıyor. Yumurta çatla-yıp yavru çıktığındaysa içgüdüsel olarak diğer yumur-taları yuvadan aşağı atıyor. Yuvanın sahibi dişi ve erkek kuş, guguk yavrusunu kendi yavrusuymuş gibi besliyor ve büyütüyor. Üstelik yuvanın sahipleri anne ve baba kuş, Guguk yavrusunun yanında cüce gibi kalıyorlar. Yavrumuz yemek yemeyi çok seviyor ve birazcık da ki-lolu olduklarından olsa gerek, doymak bilmeyen yuva parazitini doyurabilmek için kendilerini harap ediyor-lar. Guguk büyüyünce de yuvadan öylece, teşekkür bile etmeden ayrılıyor. Durum böyle olunca da başka kuşla-rın sayısını da günden güne azaltıyor."
Bu olay bana çok ilginç ve bir o kadar da üzücü gel-mişti. Ama doğanın kanunu buydu. Yine de bunun do-ğanın bir kanunu olması, Guguk Kuşu'na savurduğum galiz küfürlere engel olamadı. syf115