Jump to ratings and reviews
Rate this book

Suçumuz İnsan Olmak

Rate this book
Türk edebiyatında gerçekçilik akımının önemli temsilcilerinden Oktay Akbal, 1958 TDK Roman Ödüllü kitabı Suçumuz İnsan Olmak'ta Ankara'nın 1940'lardaki gündelik yaşamını, memurları ve memuriyetin tekdüzeliğini gözler önüne seriyor.

Suçumuz İnsan Olmak, İstanbul'da felsefe okuyup Ankara'da memur olarak çalışan evli ve çocuklu Nuri'nin bir tesadüf sonucu karşılaştığı Nedret'le arasında geçen platonik aşkı anlatıyor. Mutsuz evlilikleri içinde kaybolmuş, masum bir heyecanla yasak aşkta çare arayan ama bunun bir hayal olduğunu anlayıp kurtulmak istedikleri yaşamlarına dönmek zorunda kalan Nuri ile Nedret'in hikayesi...

144 pages, Paperback

First published January 1, 1957

70 people want to read

About the author

Oktay Akbal

92 books10 followers
Oktay Akbal (d. 20 Nisan 1923, İstanbul) Türk gazeteci, yazar. Cumhuriyet gazetesinde Evet/Hayır adlı köşenin yazarıdır.

Avukat Salih Şehabettin Bey'in oğlu, ilk gerçekçi Türk romancılardan Ebubekir Hâzım Tepeyran'ın ana tarafından torunudur.

Kumkapı'daki Saint Benoit Fransız Lisesi'nde başladığı ortaöğrenimini, 1942 yılında İstiklal Lisesi'nde bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk (1944) ve Edebiyat (1946) fakültelerine devam etti, ancak yüksek öğrenimini yarıda bırakarak kendini yazarlığa verdi. 1943 ve 1944 yıllarında Servet-i Fünun Uyanış dergisinde sekreterlik, 1947 ve 1951 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda memurluk yaptı. Fakat yaşamını asıl anlamda gazetecilik yaparak kazanmıştır.

1939 ve 1940 yıllarında Yeni Sabah ve İkdam gazetelerinde çevirileri ve öyküleri yayımlanmıştır. 1944 ve 1946 yılları arasında Vakit gazetesinde eleştiriler ve tanıtma yazıları yazmıştır. Büyük Doğu dergisinde her hafta Dünya Fikir Sanat Hareketleri sütununu yazmış, 1951 ve 1956 yılları arasında Vatan gazetesinde, düzeltmen, sekreter ve yazı işleri müdürü olarak çalışmıştır. 1956'da köşe yazarlığına başlamıştır. 1985 yılından itibaren Hürriyet gazetesi için köşe yazarlığı yapan Akbal, daha sonra Milliyet gazetesinde çalışmıştır. Halen Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Öykü yazmaya ilkokul yıllarında başladı. Çeşitli çocuk dergilerinde öyküleri yayımlandı. 1939'da, henüz lise öğrencisiyken yazdığı bir öykünün İkdam gazetesinde yayımlanmasıyla edebiyat dünyasına girdi. İkdam ve Yeni Sabah gazetelerinde hemen her gün bir öyküsü; Bin Bir Roman, Çocuk Haftası, Yıldız gibi gazete ve dergilerde yazıları, öyküleri ve çevirileri yayımlandı. Akbal'ın asıl anlamda öyküye yönelmesi Sait Faik'in Semaver adlı kitabını okumasından sonra başlamıştır.
Servet-i Fünun Uyanış dergisinde çalıştığı sıralarda başlayan eski yeni tartışmalarının ve yeni edebiyatın içinde yer alan Akbal'ın sanatında böylece asıl edebiyatçı dönemi açılmıştır. Kendi yaşam deneyimlerinden, çocukluk anılarından yola çıkan, küçük kent insanını da gözardı etmeyen duygulu öyküler yazmaya başlamıştır. Bunlar toplumsal olaylarla ilgili gözlemlere değil, anılara ya da düşlere dayalı, içe dönük hikâyelerdir. Akbal hikâyeleri, Behçet Necatigil'in deyişiyle "Konulu hikâyeler değil de, belli konular çevresinde oluşan anılar toplamıdır". Yazın çevrelerinde geniş ve olumlu yankı yapan Önce Ekmekler Bozuldu adlı ilk kitabını 1946'da çıkarmıştır. Onu, 1949'da Aşksız İnsanlar izlemiştir.
Garipler Sokağı ve Bizans Definesi adlı kitapları Rusçaya; Dondurmalı Sinema Sırpçaya çevrildi. Suçumuz İnsan Olmak adlı kitabı Erdoğan Tokatlı yönetiminde 1986 yılında filme çekildi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
28 (15%)
4 stars
74 (41%)
3 stars
41 (23%)
2 stars
25 (14%)
1 star
9 (5%)
Displaying 1 - 17 of 17 reviews
Profile Image for Vedat Hayri Adivar.
248 reviews6 followers
October 9, 2018
Gecede ne mi var! Şu nokta ışıkların içinde benim ışığım var...
Hepimiz çamur içindeyiz, ama bazılarımız yıldızlara bakar... (Oscar Wilde)
Yeryüzünde mutluluk da başkalarının felaketi, acısı üzerine kurulabilirdi ancak...
Aşk, iki insan arasındaki yakınlık duygusudur...
Profile Image for Haktan.
248 reviews6 followers
April 11, 2021
Suçumuz İnsan Olmak adi gibi icerigi de cok guzel bir roman. Ozellikle kitabin yaridan sonrasi beni cok etkiledi. Kitabin ana karakteri Nuri, Turk Edebiyati'nda cokca islenmis o tutunamayan adamlarin hikayelerini cagristiriyor. Hayatinda bazi seyler eksik kalmis, aslinda onemsemedigi seylerin esiri olmus ve dogruyla yanlis onun icin anlamlarini yitirmis. Savrulurken bazi duygulara tutunur gibi oluyor, onlarin gercek olduguna kendini inandiriyor ama yine yaniliyor.

Nuri'yle beraber ben de biraz kayboldum. Edebiyatin sevdigim yani da bu, o karakterle beraber biz de onun duygularina ortak oluyor bazen umutlaniyor bazen hayal kirikligina ugruyoruz.

Bu kitapla daha once karsilasmamis olmama sasirdim. Acaba hak ettigi degeri bulamamis bir kitap mi diye dusunmeden edemedim. (Odullu kitapmis ama su an pek bilinmiyor sanki)
Profile Image for Behçet Necatigil.
478 reviews46 followers
Read
May 25, 2017
Oktay Akbal’ın romanı (1957) • Olaylar romanın yazılışına yakın bir tarihte geçer. 1940 yıllarında İstanbul’da üniversitede felsefe öğrencisi olmuş, şimdi Ankara’da bir bakanlıkta 250 lira
aylıklı küçük bir memur, otuz yaşında, evli, iki çocuk babası Nuri Kayalı, bir sabah işine giderken, evine yakın bir evin mutfağında, evliliğinde mutsuz, çocuksuz genç ve güzel Nedret’i görür. Tesadüflerin yardımıyla aralarında bir göz aşinalığı ve önce Nuri’de bir aşk başlar. Bir gün mutfağından içeri atılan mektuptaki çağrıya uyarak Nedret, Nuri ile buluşur. Kocası, Nedret’i yazın İstanbul’a göndermektedir. Yıllık iznini yazları Üsküdar’daki annesinin evinde geçiren Nuri, bu haber üzerine karısıyla çocuklarını bir hafta önceden yollayarak, İstanbul’a Nedret’le beraber, aynı kompartımanda gider. İstanbul’da buluşmaları sıklaşır. Nuri bir gün bir resim sergisine gidecekleri bahanesiyle Nedret’i, arkadaşlarından birinin garsoniyerine götürür. Nedret, durumu kapıdan girerken anlamıştır. Dakikalar ilerledikçe içinde bir şeyler yıkılan genç kadın, kapı zilinin birkaç kere çalmasıyla, düşler dünyasından kendine gelir ve Nuri’yi orada bırakarak caddenin kalabalığına karışır. Yasak aşkta aradıkları mutluluğun bir hayal olduğunu, üzgün-pişman anlamış, kurtulmak istedikleri hayatlarına dönmüş­lerdir. • Oktay Akbal’ın bu romanı Türk Dil Kurumu 1958 Roman Ödülü’nü kazandı.
Profile Image for Öyküm Tuğçe.
7 reviews4 followers
October 19, 2012


Sade bir dille, sık karşılaştığımız duygularla insan doğasını ve toplum yapısını yansıtan bir roman.
Profile Image for Faruk Oruç.
70 reviews2 followers
August 16, 2020
1955 yılında yazılan kısa romanın konusu Nuri ile Nedret'in yasak aşkı. Nuri, iki çocuk babası evli bir memur; Nedret, evli bir kadın. Komşu sayılırlar. Birbirlerini görüp adını aşk koydukları bir dostluk içinde kendi iç hesaplaşmalarını okuyoruz. Sevmek, sevilmek, aldatmak, aldanmak, kavgalar, evlilik, hayat, toplumsal bakış veya baskı, ruhun bireysel törpülenmesi veya törpülenmemesi, beylik yaşantı... birçok noktanın ortak paydası belli ki: Suçumuz insan olmak.
Oktay Akbal'ın yalın anlatımı, düşündürücü üslubuyla okunası bir eser.
Profile Image for Nilgün.
12 reviews
July 24, 2020
“İnsanoğlu bir bilmeceydi. Çözemezdi onu kimse. Kendi kendini bile. Kişi kendini bile tanıyamazdı. Anlayamazdı. İnsanoğlu, hele çağımızın insanı sorumsuz bir yaratıktı. Kopmuştu. Paramparçaydı. Çıkmazdaydı hep. İnançlar, güvenilir bağlar, sistemler, düzenler yoktu. Kişi yeryüzünde tek başınaydı. Anlayıştan, dostluktan yoksun. Herbiri başka bir dünyada. Çoğu defa bu dünyalar arasında, hiçbir ilgi yoktu. Olamazdı. Ne kadınla erkek, ne iki dost, ne çocukla ana-baba arasında. Suç kimdeydi?”
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for seray.
111 reviews1 follower
July 6, 2024
kahvaltı niyetine okudum, günün ilk iletişimi. hikayesiyle alakalı boşluklar var kafamda. duygu betimlemelerini anlamadım. hep bi ötesini tarif etme çabası var ama yetersiz kalıyor. eğer bu bir tercihse de akışı kesiyor. karakterlerin motivasyonlarını anlıyorum ama bu duygu anlatımındaki yalpalama gerçekten empati kurmamı zorlaştırıyor.

beni kitapla tanıştırdığı için ase'ye teşekkür ederim

https://open.spotify.com/playlist/2qK...

26 reviews
June 20, 2020
Oktay Akbal için "atmosfer yaratma ustası" veya "umutlu bir karamsar" diyebiliriz.

Oktay Akbal, çok hüzünlü bir şeyler yaşanacağını sezdirir, sıradan insanların hayatlarına renk katma arayışları ve bu arayış içinde çuvallamalarını dile getirir.
Profile Image for Mehtap Budak.
41 reviews10 followers
June 10, 2018
Hayatın tek düzeliği altında ezilen insanların bastırılmış duyguları ve kaçış arayışları. Vicdan hesaplaşması ve kabulleniş. Yalın, akıcı bir uslup.
Profile Image for Gökçe Leblebici.
109 reviews12 followers
August 31, 2018
Çocukken Dondurmalı Sinema' sını okumuş, çocukluk hayallerimi parlatmıştım, büyüdüm Suçumuz İnsan Olmak' la ergen-yetişkin düşüncelerimi tarttım, ne de güzeldi.
Profile Image for Ana Pascal.
180 reviews
April 29, 2020
Pek beğenmedim. Baş karakterleri antipatik buldum, öz eleştiri yapmayan farkındalık yoksunu kişiler. Bu tarz romanlarda ise baş karakterle özdeşleşme gerektiği için de sevemedim. 1.5
160 reviews1 follower
July 29, 2020
Türk romanında gerçekçilik akımının iyi bir örneği.
Ayrıca 1940’lar başarılı tasvirlerle antatılmış...
Profile Image for Ergin ŞEN.
49 reviews
June 14, 2020
Aslında insanların insan olmaktan kaynaklı zaaf ve zayıflıklarından dolayı yargılanmaması gerektiği gerçeğini ortaya koyan, dili sade, sayfa sayısı az olmakla birlikte yer yer bazı noktaları uzamış hissi veren, dönemin -1950’li yılların başı- güzel bir panoramasını vermesi bakımdan da değeri artan bir novella.
12 reviews
October 14, 2025
Eserin türüne romandan ziyade "kısa roman" (İngilizce'de novella) denilebilir. Okuması pek kolaydı. Çoğu zaman eski bir Yeşilçam filmi izliyormuşum gibi hissettim.

Kitapta harika betimlemeler var. Devlet daireleri, şehir yaşantısı, Ankara'da kış, İstanbul'da yaz ile ilgili betimlemeleri severek okudum. Tarif edilen dünya oldukça canlı ve gerçekçi.

Modern insanın anlam arayışıyla ilgili bir eser olmasını sevdim. Hayal kırıklığını "suçumuz insan olmak" cümlesiyle özetlemesi; Supertramp'in, modern zamanda insan olma halini "crime of the century" şeklinde tarif etmesini hatırlattı.

Bunun yanı sıra eser çok incelikli değil. Olay örgüsü yer yer heyecanlı fakat genel olarak basit. Karakterler yüzeyseller ve hikaye boyunca pek bir gelişim göstermiyorlar. İki ana karakter var ve sürekli bir diğerinin bakış açısına geçiyoruz. Biri hayalperest, diğeri gerçekçi iki karakterin arasında savrulmamız belli ki bilinçli bir tercih. Anlatımı güçlendirmekten ziyade baltaladığını düşünüyorum.
Profile Image for Tayfun SURUCU.
92 reviews6 followers
April 19, 2013
gerçekten suçumuz insan olmak.toplumun insanların yaşadığı duygusal boşlukları doldurma çabaları etkileyici bir şekilde anlatılmış
Displaying 1 - 17 of 17 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.