Popüler bilim kitabı yazmak zor iş olsa gerek. Hele de girift ve pek çok insan etkinliğine dokunan yapay zeka gibi bir alana ömrünüzü vakfetmişseniz, işiniz daha da zor olacaktır. Zira kendi alanınızda tanınan bir isim olduğunuz için sizi ve çalışmalarınızı bilen diğer uzmanlar kitabınızı didik didik edip eleştirmeye hazırlanırken, asıl hedef kitleniz olan ve konunun uzmanı olmayan, gencinden yaşlısına halk kitlesinin bir kısmı kitabı belki de anlaşılması güç bulacaktır. Velhasıl kelam, kim olursanız olun denge tutturmanız kolay olmayacaktır.
Bu kitabın başarısı işte bence tam da bu dengeyi, incelikli kıvamı tutturmuş olmasında yatıyor. Gerçekten kolay iş değil, zira dönüp kütüphanemdeki kitaplardan birine bakıyorum, "Artificial Intelligence: A Modern Approach" başlıklı eser 1000 sayfadan kalın. Sırf 30 kusur sayfası kaynakça. Matematik ve fizikten çok daha genç olan yapay zeka alanını özetlemek ve temas ettiği konuların, geçmiş ve tüm güncel gelişmelerin hepsine olabildiğince yer ayırmak takdire şayan bir çaba.
Say'ın kitabı hem bir solukta okunabilecek akıcılıkta, hem de yapay zeka ile ilgili tarihsel gelişimin çok güzel bir özeti. Bunun ötesine geçen kitap, güncel tartışmaları da aktarıyor ve sapla samanı ayırma yolundaki çabalara tertemiz bir Türkçe katkı sunuyor. Bu yüzden eseri gönül rahatlığı ile lise ve üniversite öğrencilerine bir giriş kılavuzu olarak önermenin yanısıra, alanın uzmanı olmayan ama meraklı araştırmacılara da önermekte bir beis görmüyorum.
Zorlu teknik konularda konuşurken duru ve güçlü bir mantık örgüsüne yaslanmaya daima özen gösteren ve bunu yaparken akıcılıktan taviz vermeyen Say hocamın benzer tarzı bu eserde de tutturmuş olduğunu görmek ayrıca bir mutluluk kaynağı.
Say, kitabını en hakiki yol göstericinin bilim olduğunu bildiğimiz ifadesi ile bitiriyor. Ben de bu satırları bir 10 Kasım günü yazarken, biraz da bu kitap sayesinde insanların geleceğe bir nebze daha umutla bakabileceği temennisi ile bu yorumu noktalıyorum.