Yüzyıllardır dışlanmış, yurtsuz, hareketli, yazma geleneği olan Yahudiler, doğu Avrupa'daki geleneksel köylerinden (Shtetl), Bildung geleneğiyle (etik, eğitim, kendine yetme, görgü) kendilerine cazip gelen Almanca konuşan Orta Avrupa şehirlerine göç ettiklerinde (19.yy 2.yarısında Berlin'de 10.000'den 200.000'e, Viyana'da 2000'den 200.000'e çıkan nüfuslarıyla), savunmasızca geçiş zonlarında tetikte yaşamalarının getirdiği antikonformist ve dışlanmışlık zemininde gelişen Haskalah aydınlanmasıyla (modern, seküler, asimile; Spinoza), kozmopolitliği ve enternasyonalliği benimsediler.
Anti-konformizm ve kozmopolitizm zemininde gelişen eleştirel, oyunbozan, düzen yıkan, devrimci Yahudi düşüncesi Avrupa modernizminin temelini oluşturdu (Durkheim, Simmel, Proust, Musil, Kafka, Chagall, W.Benjamin).
Bu zemin aynı zamanda Yahudileri ve Alman milliyetçiliğini de aşan evrensel bir kimlik arayışını da geliştirdi: Sosyalizm (Marx, R.Luxemburg, Troçki, E.Bloch, Gramsci, Horkheimer, Marcuse, Adorno).
Buna rağmen, Yahudiliğin para/finans, kozmopolitizm, teorik evrensellik/hukuk zemini ile Almanların çalışma/toprak, ulusal kültür, somut yaşam alanı arasındaki karşıtlığından kaynaklanan "Alman Olmayanlar" şeklindeki ayrımcılık hiç bitmedi.
Paralel şekilde, Batının Yahudileşmesiyle birlikte seyreden ve gelişen modernizm (serbest piyasa, ticaret, hukuk, kültürel geçişlilik, mobilite, tercüme, ateizm entelektüelizm, eleştirellik, devrimcilik), yozlaştırıcı ve dejenere edici kabul edilen etkileriyle muhafazakârlık, milliyetçilik ve antisemitizmi yükseltti.
20.yy ilk yarısında Almanca konuşan Orta Avrupa'da seküler Mesih beklentisi gibi komünizmi bekleyen Yahudi düşüncesi, soykırım sonrası göç ettiği ABD'de, Bildung kültüründen İngiliz Haklar Kanunu'na, kültürel çoğulculuğa dönüşerek, Antikomünist-McCartizm dalgası ile özgür dünya savunusuna, 1990 sonrasında ise özellikle ABD/Fransız neomuhafazakâr düşünürleri üzerinden Medeniyetler Çatışmasına (Huntington), ABD'ye Hobbes'ın Leviathan rolünün ve İsrail'in koşulsuz savunulmasına dönüştü.
Marx'ta sembolize olan eleştirel, oyunbozan, düzen yıkan, devrimci Yahudi geleneği, Soykırım sonrasında, istisnaları olmakla birlikte, düzenin organik entelektüeli, nüfuzlu, muhafazakâr kimliğine bürünmüştür.
Muhafazakâr Yahudiler ne klasik anlamda bilim insanı ne de entelektüeldir.
Eski kraliyet fikri ile yapılan ittifak, ABD emperyalizminin öncüsü ve gözcüsü İsrail ile somutlanmıştır.