“Osmanlı” adını verdiğimiz korsanlar hangi etnik kökenlerden gelmektedir? Bunlar fırsatçı yağmacılar mı, yoksa İslam’ın bayrağını taşıyan nusret-karin din savaşçıları mıdır? Mühtedi ve Hıristiyan denizciler Müslüman dünyaya ne kadar adapte olmuş; aileleri, vatanları ve reddettikleri inançlarını ne dereceye kadar arkalarında bırakabilmişlerdir? Gemilerde korsanlarımız ne yiyip içmekte, doğal ihtiyaçlarını nasıl karşılamakta ve denizin belirsizliklerine hangi ibadet ve ritüellerle karşı koymaktadır? Hastalıklarla nasıl mücadele edilmekte, hijyen ve disiplin nasıl sağlanmaktadır? Bir korsan akınında kullanılan askerî taktikler nelerdir? Gazilerimiz avlarını nasıl aldatmaktadır? Korsan akınlarına uygun gemi tipleri nelerdir? Bunlar ateşli silahların yaygınlaşmasından nasıl etkilenmiştir? Topoğrafik faktörler hangi limanları korsanlığa mahkûm etmiştir? Elde edilen ganimetin korsan limanlarına katkısı ve Avrupa ekonomisine zararı ne boyuttadır? Bu ganimet nasıl elden çıkarılmakta ve paylaşılmaktadır? İnsanları korsanlığa iten sosyo-ekonomik etkenler nelerdir? Korsanlarımızın yavaş yavaş gelişmeye başlayan uluslararası hukuktaki yeri nedir? Korsanlık, ticaret ve kaçakçılık arasında nasıl bir ilişki vardır?
İşte daha önce sorulmayan tüm bu suallerin cevabı Osmanlıca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, İngilizce, Portekizce, Katalanca, Latince ve Almanca kaynakları harmanlayan Sultanın Korsanları: Osmanlı Akdenizi’nde Gazâ, Yağma ve Esaret, 1500-1700’de. Yıllar süren arşiv çalışmasıyla bir araya getirilmiş İzlanda’dan Adriyatik’e, Korsika’dan Azorlar’a uzanan tarihî örnekler; okuyucuyu din değiştiren fırsatçı mühtedilerin, firar etmek için binbir yolu deneyen Cervantes gibi esirlerin, aynı gemide yoldaşlık yapan ve beraber yiyip içen Hıristiyan ve Müslümanların, sırtında kırbaç güneşin altında terleyen kürekçilerin, yeniçerilere fark ettirmeden korsan gemisini bir Hıristiyan limanına yanaştırıp özgürlüğüne kavuşan esir denizcilerin, Hıristiyan dünyasında bıraktığı ailesini ziyaret eden gazilerin, hakarete uğradığı, sevdiği kızı alamadığı ya da dolandırıldığı için intikam hırsıyla Mağrib’e gidip korsanları Hıristiyan kıyılarına getiren müntakim mürtedlerin, halkın veli mertebesine çıkardığı Hıristiyan doğumlu nev-müslimlerin dünyasına davet ediyor.
Yakınçağ Akdeniz’inde istihbarat, korsanlık, kölelik, ihtida ve dinler ötesi diplomasi gibi alanlarda araştırmalar yapan Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan'ın tarihsel kategorileri altüst eden serhad kahramanlarını incelediği bu ikinci eseri, Osmanlı bahriye tarihinin en gizemli sayfalarını aralamakla kalmıyor; Osmanlı korsanlarını Akdeniz ve dünya tarihindeki iktisadî, siyasî ve teknolojik gelişmelerin ışığında analiz ediyor.
Türkçede tek bir kelime ile ifade edilen korsanlık faaliyetlerinin yabancı dillerde birden fazla kelimeyle ifade edildiğini öğrendim. Uluç Ali, Barbaros Hayrettin, Turgud gibi Osmanlı korsanlarının "corsaire"olarak belirtilen - bir siyasi otorite ile simbiyotik bir ilişki içinde icra edilen organize korsanlık - kapsama girdiğini ve Karayipler'in buccanneer olarak adlandırılan deniz eşkıyalığından çok farklı olduğunu da öğrendim.
Osmanlı korsanlığının tüm hukuku, işleyişi ve gemi teknolojisini anlatan, okuması keyifli bir kitap.
Yöntemsel açıdan, bütünlüklü bir monograf nasıl yazılır konusunda kafamı açtı. Merkezi bir sorunsal etrafında her bölümü o sorunsala bağlayarak çalışma anlamında örnek bir araştırma olmuş. Aktörlerden (korsanlar, kürekçiler), yapılara (ekonomik ve siyasal dönüşümlere) çok katmanlı bir analiz nasıl yapılır görmek için de okunabilir.
Çok iyi kitap. Akdeniz'de 16.-18. yüzyıllar arasındaki korsanlık faaliyetlerine dair beşeri, coğrafi, ekonomik, hukuki ve tarihsel arka plan genel hatlarıyla mükemmelen verilmiş. Özellikle gemideki yaşantının anlatıldığı bölüm çok çok etkileyici: korsanları, reisleri, mürettebatı ve zavallı esirleri ete kemiğe büründürmüş bir halde kanlı canlı görüyoruz karşımızda, ki bu çok kıymetli. Kitap adeta bir malumat yığını: tonla anekdot, alıntı, tanıklık ve bunların yorumlanmışı... Sonuç olarak ise yazar bu devasa yekünü gayet etkili bir şekilde okuyucusuna sunuyor. Ayrıca üslup olarak da -kısmen zevzekçe bulsam da- çok akıcı, serbest ve esprili bir tarz benimsenmiş. Akademinin böyle şeylere de ihtiyacı var. Lucien Febvre okurken aldığıma benzer bir tat aldım. Çok hoş. Tüm bunlara ilaveten yazarın bir de konuya dair kaynak kritiği yapması paha biçilmez bence. Yani önceden Osmanlı özelinde Akdeniz ve korsanlık çalışmalarının neden güdük kaldığı, şu anki eksiklikleri, gelecekte neler yapılması gerektiği gibi sorular ve bunlara getirilen cevaplar, öneriler ileride bu konuyu çalışacaklar için de çok faydalı olacak kanaatindeyim. Hasıl-ı kelam, okuna!
Konuya mesleki degil de benim gibi amatörce ilgi duyan okurlari doyuracak hatta bazi bölümleriyle sikacak bir kitap. Korsanlarin kim olduklarinin ve gemide günlük hayatin anlatildigi bölümler özellikle ilgi cekici. Gemi tipleri, özelliklerinin ve filolarin anlatildigi bölümleri ise biraz atlayarak okuyabilirsiniz. Istanbul bürokrasisiyle korsanlar arasindaki iliskilerin incelendigi son bölüm ise Osmanlilarin hüküm sürdükleri yerlerin yönetim ve bakis acisi olarak ne kadar homojenlikten uzak yapilarda olduklarini anlamak icin güzel bir örnek olmus. Her ne kadar korsanlarin kendi iclerindeki karar alma mekanizmalari ve kurallari hakkinda daha fazla aciklama, örnek görmek istesem de 500 küsür sayfalik bi kitaptan daha da fazla icerik beklemek herhalde cok dogru olmaz.
Emrah Safa Gürkan'ı takdir ediyorum ve mümkün olduğunca youtube'dan izliyorum. Çok kıymetli bir bilim adamı. Ancak bu kitap çok defalar kendini tekrar eden, çok daha kısa ve öz yazılsa çok daha iyi olacak bir eser. Kitap daha ziyade akademisyenler için kaynak tarzında yazılmış gibi. Tarihe meraklı, bu konuda kitaplar okuyan ve alt yapısı müsait okuyucuları da oldukça sıkacak şekilde yazılmış.
Klasik ve sıkıcı tarih anlatımının kalıplarını aşmış, akıcı diliyle okuyucuyu kendisinden uzaklastirmayan aksine kendine çeken bir kitap olmuş. Akdeniz korsanlığıni her yönden analize tutan bir çok kaynaktan beslenen kitap bana göre usta ve objektif bir tarihçinin ürünü. Neo-osmanlıcı bakışın dayattığı pek çok ezberi de yer yer yıkmayı başarmış. Her şeyden önce coğrafya ve insan faktörünü es geçmemiş ki bu tarih kitaplarının önemli bir problemi. Tarih kitaplarında hep arka planda kalan coğrafi imkanlar ve insan faktörü bu kitapta hakettiği yeri bulmuş. Akdeniz korsanlığı ve osmanli denizciligi ile ilgili kafada oluşan pek çok sorunun cevabının bu kitapta olduğu kanaatindeyim. Kullanilan ceşitli ekonomik ve siyasi tablolar da verilerin anlatı ile bağdaşmasına katkı sağlamış ki genelde bu veriler anlatıdan uzaklaştırıcı ve sıkıcı bir hal alır tarih kitaplarında. 200 yıllık bir zaman dilimini binlerce kilometre üzerinde ele alan bir tarih kitabının bazı yerleri yüzeysel olarak geçeceği aşikardır. Bu yüzden bu yazarın günahından çok bir imkan meselesidir. Bu yüzden bu türlü bir eleştiri gerçekçi olmayacaktır. Görsel kullanımı tarih kitaplarında genel bir sorundur bu kitapta bir görsel kısırlıktan bahsedemesem de yine de tatmin edici bir görsel anlatı olduğunu da iddia edemem. Sonuç olarak akdeniz korsanlığıni ve denizciliği merak eden insanların mutlaka göz atması tarih meraklilarinin da mutlaka listelerinde olması gereken bir kitap. Çeşitli kalıp ve ezberlerle boğulan tarihciliğin yüz aklarından bir tanesi bu kitap.
Yıllardır tarihe meraklı bir amatör okuyucu olarak ilgimi çeken ve şu zamana kadar araştırılmamış Akdeniz korsanları meselesini, onlarca kaynak ve belgeyle süsleyerek akıcı bir şekilde bu kadar derli toplu halde önümüze koyduğu, araştırmacılara onlarca kapı açtığı için kitap yazarı sayın Emrah Safa Gürkan'a kendi adıma teşekkür ederim.
Kitap konu hakkında parçalar halinde ve bu parçaları bütüne yakınlaştıracak açıklama, hikaye ve çokça konuyu net bir şekilde ifade edebilen örneklerle dolu.
belki gemi tipleri, çeşitleri ve teknik özelliklerinin anlatıldığı bölümde okuyucu kafasını kaldırıp mola verme ihtiyacı hissedecektir, fakat kitapta anlatılan diğer bölümler ( korsan tipleri, görev paylaşımı, akdeniz çevresinde konuşlu merkezil devletlerle olan organij ilişkisi, yararlandıkları kaynaklar, osmanlı ile olan organik bağları ve belgelerle ortaya konmuş hikayeleri) okuyucu ilgisini canlı tutacaktır.
İlk kitabı Sultanın Casusları kadar tek çizgide ilerlemiyor olması, naçizane belirtmek gerekirse Sultanın Korsanlarını bir adım daha öteye taşıyor. Yanlış anlaşılmasın, kendi aralarındaki kıyas bu, diğer tarih kitapları gibi şöyleydi böyleydi şuydu buydu minvalinde gidip gelen tarih anlatımından fersah fersah ileride iki kitap da. ( ilk kitabı biraz belge odaklı anlatımdan dolayı eleştirmiyor değilim)
Ben biraz daha 1530'a kadar olan tarihi öğrenmek için okumuştum, ama haliyle en az belge ve kaynağın olduğu zamanlar da tam oralar, o yüzden kendi özelimde aradığımı buldum diyemem.
Ancak, gaza kültürünün denizde de şaşırtmaması, eklektizm ve senkretizmin oralarda da kendine yer bulduğunu öğrendim. Bunun detayları, işleyişindeki incelikler herhalde tarihi özellikle gündemine alan insanlar için daha değerlidir. Ortalama okurun ise bu kitaptan öğreneceği, kestirme her tarih okuması gibi, "siyah-beyaz" cephe çizgilerinin geçtiği her yer gibi, burada da bilmediğimiz epey bir şey olduğu. Tarihteki kişilikleri tek boyutlu sanmanın ancak tek boyutlu okumalar yaparak mümkün olacağı. Ayrıca korsanlık ve piratlık arasındaki farktan da bu kitap vesilesiyle haberdar oldum.
Konu ilginizi çekiyorsa iyi bir kaynak, Emrah Safa Gürkan'ın dilini de ben eğlenceli buldum.
Pardiyangillerden gelme hozomuz ESG'nin hep arka planda kalan bir konuyu tamamen akademik verilere dayandırarak hazırladığı eser. Öncelikle şunu demeliyim ki; tarihe, Osmanlı'ya ilginiz yoksa bu kitap sizlere ağır sıkıcı gelebilir, çünkü kitap Osmanli Donanmasi söyledir, korsani böyledir, Barbaros da Kral, heykeline beton yetmez demiyor (yalnis anlasilmasin Barbaros'u yeren bir kitap değil, ki zaten Barbaros'da büyük bir adamdır) zaten böyle bir iddasında olmadigi gibi bu kolayciliğa da kaçmıyor. Aksine kademe kademe gemicilik sanatindan, korsan vur kacina, coğrafyasindan, iktisat, hukukuna kadar akdeniz havzasinda genis bir ilişki yelpazesi sunuyor. Yazılan her katre bilginin kaynağı mevcut. Bu öngörüyle okunduğunuz takdirde bilmediğiniz pek çok şeyi öğreneceğinize ve ufkunuzun bir kat daha genişleyeceğinize eminim. Haydi hayırlı Gâzalar.
Emrah Sefa Gürkan'ın Bilkent Üniversitesinde Halil İnalcık danışmanlığında hazırladığı master tezinin düzenlenmiş, gözden geçirilmiş hali. 200 yıl boyuınca Akdeniz'deki korsanların faaliyetlerini tarih, coğrafya, siyaset bilimi, uluslararası ilişikiler, askeri gibi temalar çerçevesinde ele alıp değerlendiriyor. Akademik bir metin. Tarihe meraklı okurlar için değil, konuya ilgi duyan akademik metin okumaktan sıkılmayan okurlar için. Hamaset yok, kahramanlık öyküleri yok, gaza peşinde koşan, kadınlara yönelik şehvet, altın ve zenginlik için açık denizlerde yelken açan korsanlar yok bu kitapta.
Son dönemde popülerleşen fakat popüler tarihten daha derin bir içerik sunan bu kitap Türkiye için taze bir perspektifle Osmanlı korsanlarını ve Akdeniz coğrafyasını anlatıyor. 16. ve 17. yy.'da denizcilik üzerine yazılmış bu kitap adeta Civilization oynarmış gibi keyif veriyor. FluTV'den yazarın OlmazÖyleSaçmaTarih programlarını izlememin üzerine yazarın hayata bakışını ve olayları labildiğince verilere dayandırarak anlatışına bayıldım. Yazara uzun ömürler ve benzeri birçok verimli birçok çalışma, konuşma bekliyor; parası neyse desteklemeyi düşünüyorum.
Tarihe yaklaşımı klasik Türk tarihi gibi sadece savaşlardan veya kahramanlıklardan ibaret olmayan, zaman zaman yazım dili ile zorlayan bir kitap. Kitapda Akdeniz korsanlarının günlük yaşamı, ne yedip içtiği, hangi gemileri kullandığı, hangi taktiklerle savaştığı gibi bulunduğu dönemi yakından tanımamızı sağlayan bir çok bilgi var. İçerik açısından oldukça doyurucu. Zaman zaman okumakta zorlasa da bir tarih kitabı için oldukça eğlenceli.
Çok kapsamlı ve titiz çalışılmış bir eser olmasının yanında çalışmak istediğim konuyla alakalı olduğu için özellikle dikkatli bir şekilde okudum. Keşke bazı yabancı dilde yazılmış terimlerin Türkçe karşılıkları verilseydi. Ayrıca daha iyi bir editoryal çalışma yapılması uygun olurmuş diye düşünüyorum.
Konu ile ilgilenenler için bir başvuru kaynağı olması yanı sıra çok bilinmeyen bir dönemi anlamayı sağlayan bir genel kültür hazinesi. Bazı bölümlerde okuyucu ayrıntılarda boğulacak gibi olsa da bu tarz kitaplarda araştırma yapan biri için bu ayrıntılar önem arz ediyor. Özellikle kaynakça kısmı ileri okumalar için çok değerli. Tabi o kaynakları okuyabilecek diliniz varsa.
Denizcilik ve korsanlık faaliyetleri çok ilgimi çeken bir konu değildi ...ta ki bu kitaba kadar. Osmanlıda gerçekten "korsanlık" konusuna bambaşka bir yönden yaklaşmış, kafamıza işlenen klasik "deniz haydutu" imajından çok daha farklı devlet gözetiminde bir korsanlık anlayışı hakim. Alanında oldukça yetkin bir kişiden ilgi çekici bir kitap, şans vermenizi tavsiye ederim.
16 ve 17. yüzyılda Osmanlı korsanlarını çok iyi ve detaylı şekilde işlemiş ESG hocam. Benim gibi bir cahil bile keyif alıp 3 yıldız verdiyse meraklısı zaten çok beğenir. Bazı bölümleri gerçekten yoğun olarak akademik geldi bana bu sebeple okurken biraz zorlandım. Fakat genele vurduğumda güzel bir kitaptı.
Korsanlık ile piratlık ayrımının mükemmel olarak işlendiği, Osmanlı'nın coğrafi keşifler konusunda neden ısrarsız olduğunun güzel şekilde açıkladığı bu kitap; tarih severlerin okuması gereken bir klasik olma yolunda ilerliyor.
Okuması çok zevkli, dili sıkmayan, genel olarak bilgi edinilmesi güç bir sahada doyurucu bilgileri belgeleriyle sunan Kuzey Afrika Osmanlı varlığının "Nedir? Ne değildir" olarak güzelce ortaya konduğu faydalı bir eser.
Konu itibariyle ilgi alanım değil,twitterdan hocanın sorusuna doğru cevap vererek imzalı olarak edinip okudum.Son çıkardığı iki kitap gibi genele hitap etmiyor.Akdeniz dünyası ,denizcilik tarihi ,teknik kavramlara aşina değilseniz elinizin altında google olsun çünkü ihtiyacınız olacak
Detaylı ve akademik referans olarak kullanılabilecek bir çalışma. Akdeniz dünyasına ve hamasetten uzak tarihe meraklı olanlar için, farklı arşivlerden belgeler ile bilgi sunuyor.
Akademik olup olmama arasinda gidip gelen kapsayici bilgiye haiz çoğunlukla 16-17 yy Akdeniz korsanlarını Osmanlı ve diger unsurlar ile iliskilerini anlatan bir derleme.
Assuming that i had regained my ability to read books, i set my sights on this one; a book i started to read years ago but never managed to finish. But it would be a lie if i didn't tell that i felt it was going to have the same ending i had before.
Especially the second part, the section that dives into details about ships, is quite challenging for an average reader like myself. Since the book was written with an academic purpose, it may be unfair to criticize its readability. However, at times it does give the impression that it was also intended for a general audience and it could be confusing.
On a subject about which i previously had only surface-level knowledge, this book has significantly deepened my understanding. It seems to be written as objectively as possible. Yet, I would have liked to read more personal stories even if they were heavily one sided...