Bozkır ayazına tutulmuşçasına uyuşur parmaklarınız da yine ruhunuzun o ince aksine tepkisiz kalamazsınız. Nefesinizden üfler, nefsinizden yontarsınız onu. Her seferinde şekil alır kırık dökük vicdanınız. Af dilersiniz birbiri ardına…
Tespih bu; sabır çektirir, ah çektirir. Ama hep çektirir. Tıpkı kader gibi. Hep size çektirir.
Rengini yârin gözlerinden alır kimi zaman, kimi zamansa zifiri karanlıktan. Ama huzuru her daim Yaradan'dan.
Hayatın ayazını ciğerine çekmiş, kendi gibi soğuk taşlarda deva bulan bir usta.
Soğuk taşları gönlünün ateşinde ısıtan bir kadın.
Ve tespihe dizilir gibi ardı ardına dizilen kehribar rengi acılar...
Yazarın kalemine hayranımm, yine nakış gibi işlemiş tüm duyguları. Şu an yorum yaparken o kadar zorlanıyorum ki neyi nasıl anlatayım okurken hissettiğim duyguları anlatacak kelimeler sanki yetersiz geliyor. Kısaca konusundan bahsedeyim Tahir namıdeğer Usta, 17 yaşında yaşadığı ağır bir olay sonucu yıllarını hapiste geçiriyor ve orada sabrı öğrenip tespih yapmaya başlıyor. Artık tespih ustası olarak anılan Tahir, geride kalan tek ailesine kavuşurken; hayat bu sefer Tahir’e sürpriz yaparak kehribar gözlü aşkı karşısına çıkartıyor. Kitapla birlikte tespihe bakış çok ama çok değişti.
Ve Kutsal ile Amber kitabın sonunda sanki göz kırptılar bize; çok güzel seven adamların çocuklarının hikayesini şimdiden merakla beklemeye başladım.
--------------------
“Elbette ama o soruyu soracaksın bana Tahir. Hiçbirini sorma ama imameyi sor bana, şerefimi sor.” Tahir anlamaz bakışlarla baktı karşısındaki adama. “Sor Tahir! Sor ki kaybettiğim şerefimi senin güzel gönlüne kondurduğum izle geri kazandığımı söyleyebileyim sana. Sor ki şerefimin gözlerinin içine bakarak takayım tespihi bileğime.” “Tespihin imamesi şerefidir, kimdir senin imamen?” diye sordu Tahir titrekçe. “Sensin Tahir!” dedi İrfan yüce dağlardan gürüldeyen çağlayanlar gibi güçlü sesiyle.
Ne güzel bir kitap, ne güzel bir aşk ve ne harika bir anlatım böyle. Özge'nin kalemini sevdiğimden emin oldum. Ama o sonsöz olmasaydı 5'di bence. Yine de keyifle okunacak bir kitap olmuş. Kapağına da ayrıca bayıldım.
Tahir namı değer Usta gençliğinin baharında canım dediği ablasını kaybetmiş hem de özgürlüğünü kaybetmiştir . Hapishanenin soğuk duvarları ile tanışmıştır . Kader mahkumu derler ya işte Tahir gibileriydi onlar . Hayatta istedikleri tek şey biraz huzur ve mutluluk iken hayat onlara hiç tatmadığı duyguyu tatdırır. Tahir girdiği hapishanede kendisi gibi kader mahkumu olan tesbih zaanatkarı sayesinde tesbih sanatının en ince ayrıntısına varana kadar öğrenilir ve artık kendisi de tıpkı ona bu sanatı öğreten usta kadar işin eğli olur
Dilem ise namı değer Tahir'in demesi kehribar işinde başarılı bir takı takı tasarımcısı . Yeni koleksiyonu için bir tesbih zaanatkarı aramaya başlar . Ve yolu Tahir ile kesişir. İşte kitap bu tanışma sayesinde bambaşka bir güzel oluyor . İnsan okurken o kadar kendini kaptırıyor ki ne zaman bittiğini bile anlamıyor . Tahir ile Dilem tam birbirleri için yaratılmışlar . Yazar iki çifti o kadar güzel kaleme dökmüş ki . Hele ki Tahir'in Dilem'e olan aşkını anlatmaya kelimeler yetmez . Yazar her bir romanında karakterlerini ince ince işliyor adeta. Okuyunca sizde anlayacaksınız zaten . Yazar tabi benim en sevdiğim yazarlardan birtanesi olduğu için kalemi de kendisi kadar güzel bunun temennisini verebilirim. @özgerkin kaleminden aşkın en güzel halini kesinlikle okumalısınız.
Kitabı çıkar çıkmaz almış olsam da istedim ki 2019'un ilk kitabı olsun, yıla güzel ve özel bir başlangıç yapmış olayım. Çok şükür ki öyle de oldu :)
Özge Erkin'in kalemine ne kadar hayran olduğumu beni yakından tanıyan herkes biliyor. Ama Tahir... Ah Tahir sen nasıl güzel bir insan nasıl güzel bir adamdın öyle! Özge Erkin'in tüm kitaplarını okuyup yaratmış olduğu karakterleri gerçek anlamda çok çok sevmiş olsam da Tahir hepsinin -Devran(Destan)'ın- bile üstüne çıktı. O kadar bizden, o kadar güzel kalpli ki... Kader kurbanı güzel adam, ne acılar çekip yüreğine ne mezar taşları dikiliyor. Yine de asla isyan etmeden, büyük bir sükut ile teslimiyet ile her acıya nasıl da eyvallah ediyorsun sen öyle!
Peki sen, pek bi'asi Çelik Prenses, Dilem Hanım! Sen nasıl bir kadındın öyle. Helal olsun sana!
Özge ablacım yine nasıl güçlü nasıl harika bir kadın karakter yazmışsın, nasıl güzel bir aşk sunmuşsun ömürlerine...
Büşra'cım seni de unutmadım hikayemizin en enerjik, deli dolu San Joseph mezunu biricik halk çocuğu :)