Hangi eğitim sistemi içinde olursa olsun, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, öğretmenin öğrenciyle göz göze geldiği bir an vardır. Bu kitap, öğretmenin öğrenciyle göz göze geldiği o anın gücünü anlatmaktadır.
O anda öğretmen, öğrencinin gönül kapısından girerek zihnine ulaşır. Ve işte o an eğitim başlar. Öğretmenin gücü binlerce yaşam inşa eder…
Deneyimli bir eğitimci dostumun dediği gibi, “Sadece eğitimin değil, ülkenin lokomotifi öğretmendir. Gücünün sınırı tahminlerin çok ötesindedir.”
Öğretmenim Bir Bakar Mısın? öğretmenin kuşaklar boyu devam eden gücüne tanıklık yapmak için yazıldı.
Doğan Cüceloğlu, kırktan fazla bilimsel makalesi yayınlanan bir psikolog ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojisi uzmanıdır. Çok sayıdaki kişisel gelişim kitabı ile Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını inceler.
Mersin'in Silifke kasabasında 11 çocuklu bir ailenin 11. çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve ortaokulu orada bitirmiştir. Ankara ve Kırklareli'de liseyi bitirip İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. ABD'de Illinois Üniversitesi'nde Bilişsel Psikoloji doktorasını yapmıştır.
Türkiye'de Hacettepe ve Boğaziçi üniversitelerinde çalışmış, Fulbright bursu ile Berkeley'deki California Üniversitesi'nde ziyaretçi öğretim üyesi olarak bir sene görev almıştır.
1980-1996 yılları arasında ABD'deki Fullerton şehrinde California Eyalet Üniversitesi'nde görev yapmıştır. 1996'dan bu yana Türkiye'de üniversite öğrencilerine, öğretmenlere, anababalara ve işadamlarına yönelik seminerler, konferanslar ve atölye çalışmaları düzenlemektedir.Psikoloji üzerine bir çok kitap yazmıştır ve bunların hepsi eğitici kitaplardır.
Doğan Cüceloğlu’nun öğretmenlikle ilgili bir kitap çıkardığını duyunca okuldan arkadaşlarımla kitabı okumaya ve konuşmaya karar verdik. Yayınevinden toplu alışveriş yaptığımız için kitaplarımız hem indirimli hem de yazardan imzalı olarak elimize ulaştı.
Normal, sıradan devlet okullarında okumama rağmen karşıma hep iyi öğretmenler çıkmıştır. Hatta en iyileri de ya Türkçe öğretmeniydi ya da edebiyat öğretmeni. Büyük ihtimalle onlara olan sevgim sayesinde derse, alana ilgim arttı ve ben de Türkçe öğretmeni oldum ama ilerleyen zamanlarda çevremdeki insanlarla konuştukça gördüm ki herkes benim gibi şanslı değilmiş. Çok kötü öğretmenlerle ders yapmak zorunda kalmış birçok insan var. Öyle ki anlattıklarını duyunca bu gerçek olabilir mi diye tereddüde düşüyorum.
Maalesef Sevgili Doğan Cüceloğlu da bu olumsuzluğu doğruladı. Kitabında yararlanmak için okuyucularından kendilerini etkileyen öğretmenleri ve onlarla yaşadıkları anılarını yazmasını istemiş. Gelen mektuplar için şöyle diyor: “Gelen mektupların %30’u mutlu ne var ki geri kalan %70’i mutsuz anıları anlatıyordu.”
Ben ortalama bir öğretmen olduğumu düşünüyorum. Ne çocuklara travma geçirtecek kadar kötü ne de asla unutmayacakları, hayatlarını değiştirecek kadar iyi. Her zaman daha iyisi ve kötüsü olmak mümkün. Kitaptaki örneklerden ve yazarın tavsiyelerinden yola çıkarak kendimizi geliştirebiliriz. Tabii günlük hayatın koşturmacasından bu idealleri korumak her zaman kolay olmuyor. Bu yüzden ara ara bu tarz kitaplar okuyup motivasyonu korumak lazım. Bütün öğretmen arkadaşlarıma önerimdir.
NOT: Kitaptan farklı kitap tavsiyeleri de aldım. Cüceloğlu, Dr. Özgür Bolat’ın Beni Ödülle Cezalandırma kitabının okunmasını tavsiye ediyor ve ekliyor: “Türk eğitim sistemiyle ilgilenen herkesin okumasında yarar gördüğüm bir kitap: Pasi Sahlberg-Eğitimde Finlandiya Modeli.” İkisini de okuma listeme ekledim.
Kitabın adında öğretmenlik mesleği geçiyor olmasına rağmen; - öğretmen olmayanların, - her anne-babanın, - yanında personel çalıştıran her işverenin, - yoğun insan ilişkileri içinde bulunan tüm kesimden insanların okumalarının çok gerekli olduğu bir kitap.
Öğretmenler gününde bana hediye edilen bu kitabı yeni okuyabilme fırsatı buldum ve iyi ki de okumuşum diyebilirim. Öğretmenin, öğretmen adayının ve öğretmen olmak isteyen herkesin okuması gereken bir başucu kitabı. Eğitimde sevgiyi merkeze alarak farklı öğretmenlerin ve öğretmenlik deneyimlerini paylaşan insanların hikayelerinden biz öğretmenlere anlamlı dersler veriyor. Değişimin öğretmenden başladığını belirterek öğretmenlerin aslında bu mesleği severek yaptıklarında her şeyin çok daha farklı olduğunu vurguluyor. Doğan Cüceloğlu bir kez daha bizlere bu yolda ışık tutmuş, kendisi de ışıklar içinde uyusun🙏
Doğan Cüceloğlu'nun Denetim Odaklı Korku Kültürü ile Gelişim Odaklı Değerler Kültürü'nü birçok öğretmen ve öğrenci mektubundan yola çıkarak karşılaştırmalı bir şekilde irdelediği,öğretmenin bir toplumu vezir de rezil de edebileceğini anlattığı kitabı. Kitap bütün bir eğitim meselesini çoğunlukla öğretmen üzerinden irdeliyor. Bu irdeleme her ne kadar içerisinde pek çok doğru barındırsa da, öğretmenin günün sonunda eğitim sisteminin ve günün siyasi konjonktürünün karşısında pek de yapacak bir şeyi olmadığını düşünüyorum. Yine de her öğretmen okumalı.
Doğan Yüceloğlu'nun her kitabı mutlaka insana güzel şeyler katıyor.Kendim de bir öğretmen olduğum için bu kitabı da anlamlar çıkararak, kendime dersler alarak büyük bir dikkatle ve özenli okudum.Tüm öğretmen arkadaslarimin da okuması kanaatindeyim.
Bu kitapta sadece öğretmen olmak değil temellinde insan olma ve bir insanın hayatında rol model olarak nasıl etkiler bırakabileceğimiz samimi ve gerçekci bir şekilde anlatılmış.
Değinilen noktalar ve hikayeler elbette verimli. Ama kitap çözüm önerisinden ziyade konuya dikkat çekmeye dönük ki yazarın amacı da bu. Farklı bakış açıları kattığı bölümler olsa da kimi yerler oldukça zorlamaydı. Yine de ben böyle kitapların daha dolu bir içeriğe sahip olması gerektiğini düşünüyorum.
Öğretmenlik yapmaktan ziyade Öğretmen olanın gücünü; öğrenciye, topluma ve geleceğe etkisini "Gerçek Hayat Hikayeleri"nden derlemeler ile anlatan bir kitap. Okurken duygulandıran ve öğretici bir içeriğe sahip. Kitabı bir cümleyle özetlemek gerekirse, kitap içerisindeki şu cümle ile özetleyebiliriz. "Öğretmenlik yapanın gözünde , sınıf öğrencilerle doludur.Öğretmen olanın gözündeyse sınıf öğrenci kimliğinde, kendine özgü kişilikleri olan "insan"larla doludur. Kitap öğretmenlere ithafen yazılmış olsa dahi, herkesin okuyup ders alabiliceği noktaları barındırmakta.Öğrenme, öğrencilik; ömür boyu devam ediyor, nerede ne zaman birilerine bir şey öğreteceğimiz bilinmez...