Portekiz edebiyatının yetkin kalemi Fernando Pessoa’nın ölümünden sonra keşfedilmiş iki diyalog-metin, ilk kez Türkçeye kazandırılan Prensin Ölümü ile Şeytanın Saati bu kitapta bir araya geliyor. Dramaturjisi ve teatral dinamiğiyle ön plana çıkan, dramatik yapının adım adım zirveye yaklaştığı metinlerde kişiler sürekli kimlik, kimliklerse yer değiştirir. Zihinlerindeki imgelere dalınır, mitler ve metafizik düşünceler gözden geçirilir, diyaloglar harmonik bir yapıya bürünür. Baş döndürücü bir dinamiğe sahip fragmanlar arasından sızan ölüm sessizliği ve delilik, teatral ruhu koruyan muğlak bir sahnelemeye dönüşür. Tarihin ve mitolojinin derinlerinden uzayın derinliklerine, tanrılara ve şeytana uzanan bu yolculuk, şair sıfatıyla anılagelen Pessoa’nın dramaturg kimliğine iade-i itibar kazandırırken, okurunun zihninde de kapılar açıyor.
Fernando António Nogueira Pessoa was a poet and writer.
It is sometimes said that the four greatest Portuguese poets of modern times are Fernando Pessoa. The statement is possible since Pessoa, whose name means ‘person’ in Portuguese, had three alter egos who wrote in styles completely different from his own. In fact Pessoa wrote under dozens of names, but Alberto Caeiro, Ricardo Reis and Álvaro de Campos were – their creator claimed – full-fledged individuals who wrote things that he himself would never or could never write. He dubbed them ‘heteronyms’ rather than pseudonyms, since they were not false names but “other names”, belonging to distinct literary personalities. Not only were their styles different; they thought differently, they had different religious and political views, different aesthetic sensibilities, different social temperaments. And each produced a large body of poetry. Álvaro de Campos and Ricardo Reis also signed dozens of pages of prose.
The critic Harold Bloom referred to him in the book The Western Canon as the most representative poet of the twentieth century, along with Pablo Neruda.
Tam bir "meraklısına" kitabı bu; benim gibi "Pessoa, daha çok Pessoa, biraz daha Pessoa, yetmez bu kadar Pessoa" diyorsanız göz atabilirsiniz ama tabii tüm bunlar Huzursuzluğun Kitabı'nı hatmettikten sonra yapılmalı.
Kitabın çevirmeni Işık Ergüden'in Pessoa'ya hakimiyetine büyük hayranlık duyuyorum, daha önce de dile getirdim. Özellikle kendisinin "Pessoa, Pessoa'yı Anlatıyor" derlemesi bence muazzamdır. Prensin Ölümü & Şeytanın Saati adlı bu kitap da, yazarın pek çok eseri gibi ölümünün ardından keşfedilmiş iki diyalog-metnini bir araya getiriyor.
Epey enteresanlar, özellikle Presin Ölümü metnindeki kişiler sürekli kimlik değiştiriyor, epey felsefik bir konuşma okuyoruz ve fakat bir yandan da o kadar dinamik akıyor ki, açıkçası daha önce okuduğum pek bir şeye benzemiyordu. Tahakküm, günah, kötülük, kudret, aşk, arzu ve deliliğe dair epeyce zengin ve bir yandan da insanın elinden kayıverecekmiş gibi gözüken metinler bunlar. Ve tabii Pessoa'nın muazzam bilgeliği kitabın her satırına sinmiş durumda. Şu pasajı şuraya bırakıp bitireyim, bence epeyce fikir verecektir.
"Her gördüğümüz biziz, her sevdiğimiz biziz. Annen de baban da sensin, eşin sensin, öz evlatların yine sensin. Arzuladığın ve sevdiğin şey senin arzunun bedeninden başkası değil, bu beden topraktan değil, toprağın ruhundan çekilip çıkarıldı; zamanın kilinden degil, sevgilerin mütevazı killi kumundan çıkarıldı. Sadece sevmediğimizi terk ediyor olsaydık, korktukları şeyden kaçan ve istemedikleri şeyi bırakan kırlardaki hayvanlardan daha fazla ne isterdik Görünmezin karşısında? Öldürün arzuyu, çarmıha gerin aşkı; gerin ki dünyadan feragat edişinin üçüncü gününde göğe yükselsin ve Görünmezin ilk dirilişinde sağına geçip otursun. Her bağ bir hapishane, her ev bir zindan. Havari, dar yola gir! Kendini yitirmeye çalış ki kendini bulasın, kendin olabilmek için feragat et kendinden; aydınlığa kavuşabilmek için dal karanlığa. Her şey birbirinin zıddı. Gölge kuşatıyor bizi. Yat uyu, dünya yanılsaması üzerine."
Pessoa'yı çok severim ancak bu metinleri pek anlayamadım doğrusu. Belki karışık elyazmalarının sonradan düzenlenmesi nedeniyle bir kopukluk vardır ya da bu kez bana uygun değildir.
"Sıradan insanın ruhunda, ruhun ölümsüzlüğüne inanma gücü bile yoktur. İnsan, ne nerede ne de niçin uyandığını bilmeden uyanan bir hayvandır. "
Çokkk tuhaf bir kitap bu yine, Pessoa bildiğimiz gibi denilebilir. Anarşist Banker de epey tuhaftı bence. Kendisini hiç tanımadan bu kitabı okumak pek doğru olmaz gibi geliyor bana. Huzursuzluğun Kitabı’nı okuyup benim gibi sonrasında “kim bu Pessoa” diye peşine düşenlerdenseniz o zaman ancak tavsiye edebilirim.
Bu kitapta bir diyalog ve bir hikaye/diyalog okuyoruz. İlk diyalogda kitabın arka kapağında da altı çizildiği üzere karakterler sürekli olarak biçim değiştiriyor. Pessoa Pessoa’yı Anlatıyor isimli derlemede Prensin Ölümü diyaloğuna dair birtakım tespitler okumuştum, gerçekten yerine bu kadar mı oturur dedirtti. Çevirmen Işıl Ergüden de Pessoa’nın epeyce izini sürmüşe benziyor. İkinci kısımda ise ismin de çaktırdığı üzere Şeytan’ı dinliyoruz.
Kitapta genel olarak hafızaya, düş gücüne dair insanı düşündüren pek çok söylem mevcut. Kendi adıma Pessoa sevdalısı olmanın verdiği bir tatmin içindeyim ama en başta da dediğim gibi, Pessoa’yı tanıyıp sevmeden sevilebilecek bir kitap değil kendisi.
“Bizler hiçbir şey bilmeyen çocuklar olduğumuzdan, bize anlatılan masalları yaşarız ve bize anlatılan masal, anlatılırken, biriciktir, ara sıra da olsa bu dünyada hakikat olmuş bir masaldır. Vaktiyle başka tanrıları dinlediğim de oldu, daha birçok tanrı da dinleyeceğim elbet. Sonuncusu her zaman ilki olacaktır; fakat en derinlerimde, ben, yıldızların dinginliği altında, kendi ardında bir beden sürükleyen ve daima cahil biri olacağım.”
"Hayatim, tek basina kendi hayatimdan cok daha fazlasinin yorgunu."
"Bir pagan 'Jupiter', bir Hristiyansa 'Tanri' dediginde, insan aklinin farkli sozcuklerine ayni duyguyu katarlar: Ayni sezgiyi degisik bicimde dusunurler."
Prensin Olumu'ndeki gelgitler yorucuydu. Seytanin Saati kesinlikle daha iyi bir metin.
This entire review has been hidden because of spoilers.
P.Ö.: _"Bütün evren bir kitap ve her birimiz o kitabın birer cümlesiyiz." _."..fakat en derinlerimde, ben, yıldızların dinginliği altında, kendi ardında bir beden sürükleyen ve daima cahil biri olacağım."
Ş.S.: _"Ruh, direnmesine rağmen sürekli ayartıldığı için yaşar. Her şey, bir şeye karşı koyduğu için yaşar. Ben (şeytan) her şeyin karşı koyduğu şeyim." _"Goethe'nin dediği gibi, inkar eden değil, zıddına giden tinim."
This entire review has been hidden because of spoilers.