“Casusluk siyasetin görünmeyen yüzü,savaşın başka araçlarla devamıdır.”
“James Bond iki günde yakalanırdı.” Kendisi de “Majestelerinin hizmetinde” bir İngiliz ajanı olan Ian Fleming'in, James Bond karakterini yaratırken model aldığı Sırp ajan Duşko Popov, anılarında böyle diyordu. Küresel siyasetin görünmeyen dünyasında tarihin akışını değiştiren Popov, yakalanmamayı başarmış mıydı? Sadece o da değil. CIA'in Türk-İslam Sentezi uzmanı Özbek Türk'ü Ruzi Nazar'ın Türkiye'de görev yaptığı 11 yılda iki askeri darbe oldu. KGB'nin Ortadoğu operasyonlarına yön veren Azeri Türk'ü Haydar Aliyev, Sovyetler yıkıldıktan sonra bugünkü Azerbaycan'ı kurdu. Nazar ve Aliyev, Soğuk Savaş'ta karşı saflardaydı. O dönem Türk istihbaratının başında Fuat Doğu vardı. Türkiye üzerinde operasyon yapmak isteyenler karşısında MİT neler yapıyordu? Türk istihbaratının en başarılı ve en tartışmalı operasyonları neydi? Karşınıza kimi zaman CIA kimi zaman da KGB ajanı olarak çıkacak hiç tahmin etmeyeceğiniz isimler… Usta gazeteci ve araştırmacı yazar Murat Yetkin, Meraklısı İçin Casuslar Kitabı'nda, bütün bu tabloyu okurla ilk defa buluşacak bilgilerle anlatıyor. Yine macera romanı tadında, yine bir solukta okuyacağınız tempoda.
Bulgaristan Türkü bir ailede dünyaya gelen Yetkin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü mezunudur.
12 Eylül Askeri Darbesi sonrasında Sıkıyönetim altında Bülent Ecevit tarafından çıkarılan Arayış dergisinde gazeteciliğe başlayan Yetkin, BBC World Service, Deutsche Welle, AFP, Turkish Daily News, Kanal D, NTV ve Sabah’ın bulunduğu yayın organlarında muhabirlik ve haber yöneticiliği yaptı.
2001 Şubat ayından gazetenin kapandığı 2016 yılına kadar Radikal gazetesi Ankara temsilcisi olarak görev aldı.
2011 yılında Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Bu görevinden 1 Ekim 2018 tarihi itibariyle ayrıldığını açıkladı.
Yetkin, aynı zamanda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümünde Süreyya Serdengeçti, Fatih Özatay ve Güven Sak ile birlikte "Türkiye'nin Ekonomik ve Sosyal Dönüşümü" dersini vermektedir.
***
Turkish journalist and columnist.
Born in Bulgaria to a Turkish family, he graduated from the Department of Mechanical Engineering at Middle East Technical University.
Following the September 12th military coup, Yetkin began journalism in Arayis magazine, which was published by Bülent Ecevit under Martial Law. Later, he worked as a reporter and news manager at BBC World Service, Deutsche Welle, AFP, Turkish Daily News, Kanal D, NTV and Sabah Newspaper.
From February 2001 until the newspaper's closure in 2016, he worked as the Ankara representative of Radikal newspaper.
In 2011, he joined Hürriyet Daily News as Editor-in-Chief. As of October 1, 2018, he left this post.
The Authority also TOBB Economy and Technology University Department of Economics at Mr. Serdengeçti, Fatih Özatay and trust with Sake "Turkey's Economic and Social Transformation" gives the lesson.
“Modern savaş kuramının temellerini atan Prusyalı komutan Carl Von Clausewtiz, “Savaş, politikanın başka araçlarla devamıdır” (s.21)
“soğuk savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Amerika'nın ve Sovyetler birliği'nin elinde dünyayı defalarca kere yok etmeye yetecek kadar atom bombası vardı ve bu tür saldırmazlık garantisi sayılıyordu: ilk vuruş yapanın da yaşama şansı kalmıyordu. Buna”Dehşet Dengesi” deniyordu. (s.26)
“İleride ortaya çıkacak belgelerle 1949’da Amerikan CIA ve ingiliz MI6 ilk ortak operasyonu olan Arnavutluk’ta darbe ve 1950’de Ukrayna'ya sızma girişimlerinin, bizzat operasyonu MI6 adına yürüten ama aslında KGB ajanı olan Kim Philby tarafından Moskova'ya sızdırıldığı anlaşılacaktı.”(s.58)
“Üstelik o günlerde kuyrukta bekleyen bir Berlinlinin “Uzaya Sputnik gönderiyorlar, ama yazın ortasında manava taze sebze getiremiyorlar: işte sizin sosyalizminiz bu” (s.71)
“Köylü kışın soğuğunda hızla evine giderken donmak üzere olan bir kuş görür. Göçten geri düşmüş kuşa acır. Yakındaki bir manda pisliğinin orta sını sopa yardımıyla yuva haline getirip ısıtıp uçsun diye kuşu yerleştirir ve yoluna devam eder. Bir az sonra bir başka köylü oradan geçerken bir kuş sesi duyar. Bir de bakar ki pisliğin ortasında bir kuş şakıyor. Hemen kuşku çıkarır, boynunu kırar ve yemek için evine götürür. Bu kıssadan çıkan üç hisse vardır. Bir: seni pisliğe bulaştıran herkes düşmanın olmayabilir. İki, seni pislikten kurtaran herkes dostun olmayabilir. Üç, boğazına kadar batmışsan, sessizce beklemeyi bil. (s.78)
“Alman politikacı, Ostpolitik’in bir parçası olarak Polonya'yı ziyaret ediyordu Varşova da işgalciler tarafından öldürülen Yahudilerin anıtına çelenk koyup saygı duruşunda bulunurken kimsenin beklemediği bir hareket yaptı: İki dizinin üzerine çökerek başını öne eğdi . Alman ulusu adına nazilerin suçları nedeniyle özür diliyordu alman Başbakanı. Oysa bütün gençliği nazilerle mücadele içinde geçmişti. (s.80)
“Bir işi bozmak istiyorsan, en iyi yolu onun içinde olmaktır” (s.103)
“Hazreti İsa’nın da 12 tane vardı ve birisi köstebek çıktı” (s.158)
“Tolkaçev yaptığı casus karşılığında para istemiyordu. Yalnızca oğul için batıda çıkan son Beatles, Led Zeppelin, Uriah Heep gibi pop ve rock müziği gruplarının kasetlerini, yine oğlu için İngilizce öğrenim seti gibi Moskova’da bulunması zor şeyler istiyordu” (s.182)
“Mahir Kaynak, MİT ajanı olarak katıldığı toplantıların birinde, ankara'nın Sovyet ajanı olmasından kuşku duyduğu, Yunanistan iç savaşı'nda komünistlerin yanında savaşacak kadar gözü kara Türk komunisti Mihri Belli’nin “Sovyetler Türkiye'de iktidarı ele geçirirse, Demirel’den önce beni asarlar” dediğini aktaracaktı. Milli demokratik devrim, MAO’nun halk savaşı kuramına yakındı ve moskova'nın gözünde CIA oyunuydu” (s.209)
“Sunay: bende bir değişiklik yok ama evladım bunlar çok kararlılar. Beni de aşarlarsa çok vahim olur bana kalırsa sen sağlık nedeniyle istifa et, ben seni korurum. Demirel: Sayın Cumhurbaşkanım, yanağımdan kan damlıyor, kimi ikna ederim sağlık nedenleri diyerek? (s.224)
“istihbarat tarihinde belki de kimse şüphelenmediği halde kendi istihbarat örgüt tarafından deşifre edilen ilk ve tek ajan, ilk ve tek köstebek olmuşluğum Mahir kaynak” (s.235)
“Süleyman Seba da MAH ya da sonra MİT’e o dönemde görev yapan çoğu istihbaratçı gibi Çerkes kökenliydi” (s.243)
“Bahçeşehir Üniversitesi rektörü yaptığı günlerde katıldığı bir davette Beşiktaş eski başkanı Süleyman seba ile yan yana düşmüştü babasını birkaç kez Süleyman Seba'nın adını samimiyetle andığı duymuştu Seba'nın da geçmişte bir ara MİT’te çalıştığını duymuştu ama bu kadar önemsenen bir bilgi olmamıştı hiç, hatta hep basın bürosunda gazete küpürü keserdi türünden hafisenirdi. Babasıyla tanışıp tanışmadığımı sordu. Seba, “Babanız kim hanımefendi?” diye olanca kibarlığı sordu s. Arıboğan,”Mahir Kaynak” der demez yaşını başını almış Seba herkesin şaşkın bakışları altında ayağa fırlamış, Arıboğan’da gayri ihtiyari ayağa kalkmıştı ceketinin önünü yükleyip Arıboğan’a sarılmış, yanalarından öpmüştü: gözleri yaşarmıştı” (s.243)
“Mahir Kaynak’tan gazetecilik adına bir şey öğrendim. Aldığım bilgiyi, ne kadar akla yakın olursa olsun, özellikle biri devlet görevlisinden, özellikle de bir istihbarat açıdan alıyorsam, ilk yanıtla yetinmemek gerekecekti: yol ve yordamınca üsteledikçe, hep yeni bir yanıt katmanı bulabiliyordum” (s.244)
“Sovyetlerin Amerika'nın atom sırlarını elde etmesinde bu istihbarat zincirinin payı büyük oldu. Fuchs’un yalnızca Ocak 1945’te Gold’a bir defa aktardığı dosya Los Alamos’ta iki yıldan bitirebilen ve 400 milyon dolara mal olan çalışmanın ürünüydü” (s.262)
“Romanlıların savaş kılıcı “Gladio” idi (s.315)
“Peki, Amerikalılar neden Doğu Avrupa ve Orta Asya, eski deyişle “İran Turan” coğrafyasına yönelik propaganda yayınlarını ayırmışlardı? Çünkü Gehlen-Mende ekibinin, yani eski Nazilerin aksine, Amerikalılar kısa sürede Rus kökenli olanlarla olmayanları, Rus kökenli olamayanlardan da Müslüman kökenli olanlarla olmayanları aynı saflarda örgütleyip savaştırma anın çok zor olduğunu görmüştü. Burada zayıf halka, hem milliyetçi duyguları yüksek hem de Müslüman olan Türk kökenli halkı olarak saptanmıştı. Türk-İslam sentezi fikri böyle doğmuştu. Azadlık Radyosu bir aşamada Orta Asya ve Sibirya’da konuşulan 38 Türk lehçesiyle yayın yapacaktı” (s.316)
“Mao’nun ünlü bir sözüyle “Devrim tarihin lokomotifidir” (s.347)
“Üst düzeyden emekli bir MİT” mensubu ve bu kitabın hazırlıkları sırasındaki sohbetimizde” Türk-İslam sentezi bir Amerikan projesidir” diyecekti” (s.353)
“Hangi lisanla konuşursanoz o lisanla düşünürsünüz” (s.406)
İstihbarat konusuna ilgili olan veya olmayan herkesin ilgiyle okuyabileceği türden bir kitap. Yalnızca casusluk hikayeleri değil aynı zamanda arka planında önemli tarihi bilgilerde içermekte. Murat Yetkin'in ne kadar yetkin bir gazeteci olduğunu, gerçekten de araştırmacı-gazeteci kimliğinin altını doldurduğunu söyleyebilirim. Olumsuz yönü olarak da hemen hemen her bölümün içerisinde anlatılan casusun hikayesinin bir anda kesilip başka bir casusun hikayesine yer verilmesi sorunu var. Konu ile ilgili kabul edilebilir ölçüde olan var ve muhakkak arka plan bilgilerinin verilmesi gerekiyor ama bu durum yer yer yazarı tekrara düşürmekte ve okuyucuyu da sıkmakta. Her bölüm içerisinde verilen konu dışında 1o yakın farklı casusa dair bilgi konuyu takibi zorlaştırmakta. Dolayısıyla okuyup bitirmem uzun vakitler çünkü yer yer geri dönmek zorunda kaldım ve bazı noktalarda sıkıldım. Yine de 5 puanın az kaldığını ve kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.
Eger Meraklısı için Entrikalar Kitabını okuduysanız bu kitaba da bi göz atin derim. Birbirleriyle bağlantılı olaylardan bahsediyorlar cogu zaman, ama bu kitapta casuslar ve hayatları on planda. Ayrıca geniş bir kaynak kitap listesine sahip, ilginizi çeken konularda daha fazla okuma yapmak isterseniz oldukça faydalı bir kaynakça elinizin altında. Ben tembelliğimden uzun zamanda okudum, yoksa bir kaç haftada bitecek bir kitap, sürükleyici hikayeler çünkü :)
Tam da kapağında yazıldığı gibi "meraklısı için" bir kitap. Hem Dünya'dan hem Türkiye'den yakın tarihin gerçek casusluk hikayelerini belgesel diliyle okuyucuya veriyor. Bazı yerlerde çok ayrıntıya giriyor ama bu da meraklısı için önemli bir yöntem.
Meraklısı İçin Darbeler Kitabı’nı da yakın zamanda okuduğum Murat Yetkin, gerek ülkemiz gerekse de yurtdışından casusluk örneklerini bir roman gibi anlattığı bu güzel kitabını da tavsiye ederim. Birçok isim geçtiği için başları biraz karmaşık olabilir ancak özellikle son bölümü şahane.
Kronolojisi bakımından bazı karışıklıklar okumayı zorlaştırıyor ancak Yetkin'in çeşitli ilişkisellikleri vurgulaması için öncelik ve sonralık sıralamaları yaptığı kanaatindeyim. Bilmediğim birkaç gerçek hikaye okudum.
Fena değil ama orijinal de değil. Bilinmeyenler az. İkinci kademe bilgiler. Orijinal katkı bence az. Soyutlama yok diyebiliriz. Sol bir bakış ama taraflı.
Konu müthiş, belli ki muazzam bir araştırma ürünü ancak dili maalesef akıcı değil; takip sıkıntısı yaşanıyor olay örgüsü ve kronoloji anlamında okurken kayboluyor insan. Yoksa beş yıldız verilir.
Meraklısı için Entrikalar kitabından önce okudum bilmeden. Çok daha fazlasının olabileceğini yazılabileceğini bilerek büyük detaylar, pek çok üzerine ışık tutulmamış konulara değinen keyifle okunan bir kitap.