Jane Austen'ın yazıldığı günden beri severek okunan ve pek çok dile çevrilen, televizyondan beyaz perdeye sayısız adaptasyonu olan klasik eseri Aşk ve Gurur, Türkiye'de geçse neler olurdu? İngiltere'nin meşhur çay saatlerini, mini keklerini, şatafatlı elbiselerini ve görkemli balolarını unutun! Bunların yerini Facebook ve Instagram, zeytinyağlı dolmalarla görücü usulü tanışmalar, selfie'ler ve converse'ler alıyor... Aşk-ı Gurur'da Bay Darcy hiç olmadığı kadar kibirli, Elizabeth Bennett ise bildiğini okumaktan çekinmeyen, asi mi asi bir aktivist. Ama ikisinin de damarlarında Türk kanı akıyor! İsimleri de Günsel ve Orhan... Pınar Gencal'ın satırlarında yeniden hayat bulan hikâye bu sefer Büyükada'da, begonviller içinde, tarihi konakların şahitliğinde geçiyor. Aşk-ı Gurur hem Jane Austen hayranlarından, hem de romantik komedi sevenlerden tam not alacak, muzip ve tutku dolu bir çalışma.
2019 yılının ilk kitabını bitirdim. Bir Jane Austen hayranı olarak diyebilirim ki kitabı çok sevdim. Eğlenerek bazen gülerek bazen de hüzünlenerek okudum. Aşk ve Gürüz’ün Türk versiyonu gayet iyi olmuş. Esprileri, diyalogları sevdim. Eline emeğine sağlık yazarım . Yeni kitabını heyecanla bekliyorum. 👏🏻👏🏻❤️❤️
Kitabın son okumasını ben yaptım ve çalışırken inanılmaz keyif aldım. Çok güzel yansıtılan bir ada hayatı ve güçlü bir kadının ilkelerini sahiplenişini okuyoruz. Tabi bu güçlü kadını etkileyen bir takım olaylar oluyor ve en sonunda neler yaşandığını büyük bir tebessümle okuyoruz.
Kitap kapağına bakınca biraz komedi biraz dram gibi ama okurken pek eğlenebildiğimi söyleyemem. Verilen emeğe sonsuz saygım var. Seveni de çok fazla. Ben şimdi sadece konusundan bahsedip kaçacağım. Büyükada'da yaşayan Günsel ailenin en büyük kızıdır. Hayatını farketmeden babasının memnun olacağı şekilde yaşayan Günsel gün geçtikçe annesinin onun için hazırladığı evlilik görüşmelerinden fazla sıkılmıştır. Çünkü Günsel'in aradığı Jane Austen kitaplarında geçen büyülü bir ask istiyor. Son görüşmesinde adamı kaçırmak istediği için epey saçmalamış bu saçmalamaya da genç adam Orhan eğlenerek kulak misafiri olmuştur. Görüşmesi tam istediği şekilde sonuçlanan Günsel onun konuşmalarına kulak misafiri olan Orhan'a epey sinirlenmiştir. Aradan çok geçmeden oturdukları evin yanındaki Daktilo adını taktıkları ve adanın hepsinin onu bu isimle yadettiği yalı satılmıştır. Günsel ve kız kardeşlerinin çocukluğunun en güzel günlerini geçirdikleri yer satılınca Günsel o güzel ve her yanının anı dolu olan bu yeri nasıl bir yere çevireceklerdi merak içindeydi. Büyülü olan her şey Daktilo'nun satılması ve bir akşam yemeğinden sonra başlıyor