Ben ilk dilek hakkımda, bana dilek tutmayı öğreten adamı diledim.
"Renkli ışıkları sönmüş, ıssız ve bomboş lunaparka baktım. Ne kadar da benziyordu bana. Yıllarca ne olduğumu aradım durdum. Buydum ben işte, gece olduğunda terk edilen, ışıkları kapatılan, bomboş kalan bir lunapark... Kaşlarımı çattığımda Cihan'ın yanımızdaki kilitli şalter kutusunun camını anahtarıyla kırıp şalteri kaldırışına şahit oldum. Sonra nutkum tutuldu. Rengârenk ışıklar birdenbire bütün lunaparkı doldurmuştu! Nefesimi tuttum. Çok garip bir andı. Biraz önce kendime benzettiğim lunaparkın ışıkları rengârenk yanıyordu şimdi! Cihan sadece lunaparkın değil, benim de ışıklarımı yakmıştı. Cihan bana ışık vermişti, renk vermişti, o bana hayat vermişti..."
Bu hikâye, aşka inancı "Annem babam bile terk etti beni, sen nasıl seveceksin ki?" cümlesiyle sınırlı kalan Deniz'in hayal bile edemeyeceği şekilde sevilmesinin hikâyesi... Cihan ve Deniz'in okuyucuyu her satırda şaşkına çevirecek aşkına tanık olmaya hazır mısınız?
15 Şubat 1996 tarihinde dünyaya gelen Beyza Alkoç bir İngilizce Mütercim Tercümanlık öğrencisidir. Küçük yaşlardan beri romanlar, senaryolar ve tiyatro oyunları yazan Beyza Alkoç'un ilk kitabı 2015 yılında yayınlanmıştır.
4,5 Son kısımlar o kadar duygu yüklüydü ki derinden etkilendiğim, gözlerimin dolu dolu olduğu, içimin cız ettiği yerler oldu. Bir yerde Cihan'a çok kızdığım bi nokta oldu ama bunun için puan kırmak da istemiyorum, çünkü baştan sona o kadar şefkatli, o kadar ilgiliydi ve o kadar güzel sevdi ki... Beyza Alkoç'un gerçekten farklı bir üslubu var, masal gibi anlatıyor olayları. Cümleleri vurguluyor, sohbet havasında ama aynı zamanda tartışır gibi üstüne basa basa anlatıyor. Yüreğime kadar işledi. Okumanızı tüm samimiyetimle öneririm.
Yine ben ve yine bir Beyza Alkoç kitabının yorumu. Sınır adlı kitabı çok çok severek okumuştum.Sınırsız'ıda öyle severek okudum. Bora ve Nehir çok zorlu bir süreçten geçip mutlu bir hayatı kazanmışlardı.Gecelerin playboyu Nehir hayatına girdiği için , Nehir ise böylesine anlaşmalı bir evlilik yaptığı için çok mu çok mutlu olmuşlardı. Onlardan sonra "babamın şirketi yok ama Bora gibi biri de benimle anlaşsa" diye düşünmedim değil.En etkilendiğim yer ise Cihan'ın Deniz'in ölümüne şahit olduğunda verdiği reaksiyonlardı.Gel gelelim Sınır'ın devam niteliğinde olan Sınırsız'ın konusuna, Bora'nın amcası her geçen yıl onda ki değişikliğe karısına sahip çıkışına ve sevişine çok şaşırmıştır. Çünkü Bora'dan beklenmeyen bu sahipleniş ve seviş amcası için bir fırsattır. Amcası dayanamaz ve abisine nasıl oldu da Bora bu hale geldi diye sorduğunda. Yaptığı ufak çaplı bir anlaşmalı evliliği anlattı. Artık iş başa düşmüştü Bora'nın önceki hayatından daha beter yaşayan oğlu Cihan için başlamıştı çalışmalarına tabi ki çok da uzun sürmemiş abisinin yardım ettiği kanser olan bir kız ile evlenmesi için zorladı. Deniz tedavi masraflarının ödenmesi karşılığında Cihan ile evliliği kabul etti. Deniz ,Cihan'a içini açtıkça ona kapılmaya başlamış ve aşırı zorlu bir döneme girmişlerdi.
Ağır eleştiride bulunmak istemiyorum ama çok kötüydü... İlk kitabın sonunda çok heyecanlanmıştım ve buna da aynı heyecanla başlamıştım ama tam bir hayal kırıklığı. Ana karakterlerin değişmesi beni çok şaşırttı. Üstelik konuda ilk kitabın tekrarı gibiydi sadece karakterler farklıydı. Ayrıca ikinci kitapta ilk kitapta ki karakterlerin yan karakter olarak gelmesi beni çok üzdü ve onların yaşadığı o olay... O kadar çok ağladım ki. Onların harcanmış olması beni rahatsız etti.
Beyza bu kitapta kendini biraz daha geliştirmiş fakat yine de yeterli değil. Cihan ve Deniz, Bora ve Nehir'den çok daha iyi bir çift bence. Beyza'yı genç yaşta böyle kitaplar yazdığı için tebrik ediyorum yine de, sonuçta emek vermiş.