Engin Geçtan, 1975-1990 yılları arasında uzmanlık alanı olan psikiyatride meslek dışı okurlar tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Varoluş ve Psikiyatri, bugün birer klasik haline gelmiş bu dörtlünün sonuncusu. Aynı zamanda yazarın salt akademik ilgiden hareketle başladığı yazma çalışmalarının odağına giderek insanı ve insanlık hallerini yerleştirdiğini de gösteriyor bu kitap.
Geçtan'ın şimdi kırk yılı aşmış meslek yaşamı boyunca geçirdiği düşünsel dönüşümleri de içerdiğinden, bir anlamda deneyimsel-düşünsel bir otobiyografi de sayılabilir Varoluş ve Psikiyatri. Kitabın birinci bölümünde, çalışma alanı ve bu alana kişisel yaklaşım tanıtılırken, diğer yandan da bir "süreç" olarak insan anlatılıyor; ama süregiden bir kültür içinde yaşayan bir insan bu. "Anlamsızlık", "Narsisizm", "Yaşam ve Ölüm" başlıklı yazılardan oluşan ikinci bölümde ise, yazarın klinik çalışmalarında birçok insanla paylaştığı bir dizi temel varoluş sorusu ele alınıyor.
Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan 1975-1987 yılları arasında meslek dışı okuyucular tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Çok sayıda basım yapmış ve yapmakta olan, kendi bilimsel disipliniyle ilgili bu dörtlünün ardından (İnsan Olmak, Varoluşçu Psikiyatri, Normaldışı Davranışlar ve Psikanaliz ve Sonrası), psikiyatri alanının çerçevesinden çıkma isteği doğrultusunda roman-senaryo çalışmalarına başladı. Ankara ve İstanbul'daki dört üniversitede öğretim üyeliği yaptı ve psikoterapist olarak çalıştı.
Engin Geçtan'ın "İnsan olmak", "Hayat", "Kimbilir" gibi kitaplarına nazaran akademik tarafı daha baskın gelen bir eseri olmuş bu kitap. İçerisindeki Heidegger, Kierkegaard, Binswanger gibi referanslar varoluşçu düşünceye olan merakımı arttırdı.
Kendimizi durum olmaktan çıkarıp, bir süreç gibi yaşama çabasının, hayatı anlamlandırabilmek için önemli bir destek noktası olabileceğini ifade ediyor Engin hoca genel olarak. Şahsen bunu nasıl yapabilirim, bilemiyorum.
Kitap, ruh sağlığı alanıyla profesyonel veya alaylı olarak ilgilenen herkese çok kıymetli bilgiler sunmakta. Engin Geçtan ilminin çeşitliliği, bilgisini aktarırken ki sadeliği ve anlaşılabilirliği ile benim mesleki olarakta hayran olduğum muazzam bir isim. Onun yazılarını eğer ruh sağlığı alanında profesyonel bir gayret içindeysiniz mutlaka okuyunuz , alaylı ilgileniyorsanız da mutlaka okuyunuz :D Sevgiler!
"İnsan, varoluşunu gerçekleştiremediği oranda çevresiyle bağını da yaşayamaz, bunu yaşayamamaktan ötürü onlara bağımlı bir yaşam sürdürmekte olmanın öfke ve düşmanlığını, bazen onlara bazen de kendine yöneltir."
"Frankl'a göre, sezgilerine yabancılaşmış ve geleneklerini yitirmiş olmak çağdaş insanın temel açmazıdır."
"Sistemin diğer bir beklentisi de aralıksız çalışma. Oysa yaratıcı insanların çalışmalarına uzun aralar verip düşünme ve hissetmeleri için zamana ihtiyaçları olabiliyor."
Varoluşçu psikiyatriyi, psikoterapi ve psikoterapist’in kendindeki yansımasını anlatıyor Engin Geçtan. Bize kendi dilimizde böylesi doyurucu bir metin bıraktığı için ona minnettarım. Aralarda da yaşadığı tecrübeleri ve anıları da anlattığından hem anlatımın anlaşılırlığı artmış hem de daha keyifli bir okumaya dönüşmüş. İkinci bölümdeki varolmak ya da olamamak, narsisizm çağı, yaratıcılık ve psikiyatri gibi bölümleri de ilgiyle okudum. Diğer kitaplarından sonra okumanın faydalı olacağını düşünüyorum.
Kendime not: 4.5 (5 puani omrum boyunca unutmayacagim kitaplara veriyorum)
Ozellikle yasam ve olum kismi; yasayamama ve varolus vakumu kavramlari beni oldukca etkiledi. Psikiyatri ve psikoterapi/st bolumlerinin bu denli uzun olacagini tahmin etmemistim saniyorum ki. Ozellikle kendi anilarindan bahsettigi kisimlari okurken cok keyif aldim, bu italikle yazilmis bolumleri gorunce mutlu oldum ve heyecanlandim :) bende Viktor Frankl, Rollo May gibi kisileri okuma istegimi yeniden canlandirdi. Onto the next one :) tesekkurler <3
Psikiyatri, psikoloji, psikoterapi ve ekollerinin ayrımına okurun iyice vardığından emin oluyor Engin Geçtan bu kitapta. Ve benzer ekolleri, isimleri bir arada inceleyerek tanıtıyor. Konu konuyu açıyor sayfalarında. Üstüne bir de varoluşçuluğu psikoterapiden psikiyatriye, felsefeden edebiyata kadar uzanan yolculuğunda çeşitli disiplinlere uzanarak ele almaya çalışıyor. Engin Geçtan bilgisini ve birikimlerini kendi uzmanlığında harmanlayarak okuruna sade ve kolay anlaşılabilir bir biçimde aktarıyor. İnsanı kolaylıkla kavrayabileceği bir okuma deneyimiyle ruhunu ve varlığını anlamlandırmaya; keyifli bir öğrenme sürecine davet ediyor.
Yazarın psikanaliz eğitimiyle başlayıp varoluşçu psikoterapiye doğru devam eden yolculuğunun bir bilgi hazinesine dönüşmüş hali bu kitap... Analiz, varoluşçuluk-psikiyatri ilişkisi, varoluşçu psikoterapi ve varoluşu analizle ilgili aklında soruları olanlar için bulunmaz bir kaynak. Ruh sağlığı çalışanları için ufuk açıcı eşi bulunmaz bir Türkçe kaynak.
I think that Viktor Frankl's book Man's Search for Meaning has a content that tastes like the domestic version of the book. While reading the book, I often remembered the content of the Human Search for Meaning.
The author tried to explain the concepts about Existential Psychotherapy based on his various observations in the first part, but the second part formed the main outline of the book and touched on the main topics of existential problems such as life, death, awareness, meaninglessness, referring to many important names such as Kierkegaard, Nietzsche, Dostoevsky, Camus, Sartre. He has studied the pathological depth of the Existentialist philosophy that emerged with the second world war, focusing on the discoveries of man about himself, especially on the axis of Nietzsche and Freud. It is necessary to go into the subject of existentialism and tell it in more detail, but I don't want to stifle the review either.
It is a very nice resource both for those who are related to the subject in a professional sense, and for those who are related to philosophy and psychiatry. If you are familiar with the subject of existentialism, I would say take a look at the subject of Existential Psychiatry. Quite qualified information will come to you. I wish you a good reading.
“Nesnel gerçeğin kendisinden çok kişinin onunla nasıl ilişki kurduğu önemlidir ve ilişkiyi görmezden gelen bir varoluş gerçeği olamaz.” İnsanın ve bu arada psikoterapinin de ulaşmak istediği amaç ayrılma ve birleşme eğilimlerini yapıcı ve yaratıcı bir biçimde bütünleştirebilmektir . - Rank “Yaşama anlam katbilme gücü yaşamın anlamsızlığını kabul etme yürekliliği ile etkinlik kazanır. Kendimizi durum olmaktan çıkarıp bir süreç olarak yaşama çabalarını içerir.” “Dünya ancak insanın onu oluşturduğu biçimi ile bir anlam taşır. kendisine yarattığı bu dünyada insan kendi yaşamından sorumludur. Yalnızca eylemleri için değil eyleme dönüştüremedikleri için de.”
Varoluşçu psikiyatriyi anlatırken klasik psikanaliz kurucusu Freud'dan başlayıp bu ekolün devamı olan kuramcıları da ele alarak 3 bölümde inceliyor.
R kompleks (sürüngen beyin) davranışlarımıza atalarımızdan kalan şekiller veriyor. Terapi süreçleriyle ilgili inceliklerden bahsediyor. Terapiye "Neden beni görmek istediniz?" sorusuyla başlıyor. Hem teorik hem de uygulama alanlarında bilgiler içeren kompleks güzel bir kitap.
*"İnsanın bir durum olmaktan çok bir süreç olduğu kabul edildiğinde, bu değişimin anlayışla karşılanacağını umuyorum."
Geçtan’ın okuduğum üçüncü kitabıydı.Ben insan olmak,hayat ve bu kitap olacak şekilde bir sıralamayı takip ettim. Diğer iki kitaba kıyasla yazarın saf bilgi birikiminden daha çok yararlandığım bir kitaptı. Bu yüzden özellikle kitabın yüz sayfasından fazlasını oluşturan klasik psikanaliz ve varoluş temelli psikanaliz arasındaki farklar meslek dışı okurlar için biraz daha zorlayıcıydı diyebilirim. Devamı için özellikle narsist insan bölümünde bazı aydınlanmalar yaşamanız muhtemel:) Ben sevdim ama tekrar okumak için insan olmak ilk tercihim olmaya devam edecek:)
Zengin bir yaşamın ileri yıllarında, çalışmalarından alıntılarla, varoluşçu tutumun kendisi için anlamını ifade eden yazar, ikinci bölümde insanın varoluş serüveninde sürüklendiği duygu ve durumları bir süreç olarak ele almış. Alıntılar bakımından bir hayli zengin ve çeşitli bu kitapta yazar, anlaması çok güç kavram ve olguları yalın bir dille ancak anlam derinliğinden ödün vermeden aktarmayı başarmış. Günümüzde sıkça rastladığımız, derinliği yitirmiş, salt bilgi vermek amacı güden ve bu sebeple okuyucunun ruhuna sirayet edemeyen yazarların Engin Geçtan okumalarını tavsiye ediyorum.
Engin Hoca’yı okumak insan davranışlarının satır aralarını okumak gibi, inanılmaz bir iç görü kazandırıyor. Şu zamana kadar okuduğum bütün kitaplarında aynı şeyi hissettim, bu kitap da beni şaşırtmadı. Viktor Frankl’ın öncülüğünü üstlendiği varoluşçu psikoloji ve logoterapiyi çok iyi özetleyen bir kaynak. Psikolojiye ilgisi olanlar ve Engin Hoca’nın bilgi birikiminden faydalanmak isteyenler kaçırmasın🌺
Kitabın bazı yerleri alan dışı sade bir okuyucu -benim gibi- için sıkıcı gelebilir, ancak yine de okunmasını tavsiye ederim.
Engin Geçtan, varoluşu yalın bir şekilde ele almış. Salt varoluşun bireyde yarattığı, birey için belki de nedensiz gelen ontolojik anksiyeteyi okuyucuya adeta sohbet eder gibi aktarmış.
İnsanın ego ve süperego arasındaki çatışmalarını ve otantik benliğini ortaya koyamamanın yarattığı sancı daha sade anlatılamazdı diye düşünüyorum.
İnanılmaz.. Yani, öyle büyük kuramsal beklentilerden ziyade varoluşçu psikolojiyi sindirme işlevi olan deneme tadında bir eser. Ama, herhalde, benim bir yerlerde "zülf ü yare" dokunmuş olacak ki okurken sık sık kendimi bulduğum, hislendiğim, içinde bulunduğum hali sorguladığım hisleri yaşattı bana sağ olsun
Çokça altını çizdiğim, Rollo May, Kierkegaard gibi düşünürlerin kitaplarına nazaran çok daha anlaşılır ve öz bulduğum, varoluşçu düşünceye ve varoluşçu psikoterapiye psikanalitik yaklaşımla harmanlanmış bir anlayış sunan şahane bir kitap. Varoluşçu psikoterapi yolundan gidenler için olmazsa olmaz.
Psikiyatri, psikoterapi, psikoterapist, anlamsızlık, varolmak… gibi tanımlarla derinlemesine anlatım. Her ne kadar akademik bir dille yazılmış gibi görünse de edebi akıcılık anlaşılır ve keyifli kılıyor.
Psikiyatriye dair genel bir fikir edinme anlamında okunulası bir kitap. Zaman zaman kitaptan koptuğum yerler olsa da genelini ilgiyle okudum. Değinilen konulara meslek hayatından verilen çeşitli örnekler de hem kitabı daha kolay okunur hale getiriyor hem de anlatılanlar somutlaşmış oluyor. Kendime ve hayata dair farkındalığımı artırdığı noktalar da azımsanmayacak kadar fazlaydı (Kitapla bütünleştiğimi en çok hissettiğim kısımlar bunlardı). Dili ağır değil, rahatça okunuyor. Tavsiye ederim.