Paperback. 13,54 / 19,50 cm. In Turkish. 208 p. "Berlin'de bir sokagin, 1929 Mayis günlerinde geçen romani"dir bu… Emekçilerin mücadelesinin ve "sosyal demokrat ihanetin" romani… Yasaklarin ve yasaklara karsi kavgada israrin romanidir bu… Yasaklanmis bir yürüyüse hazirliklarin, uykusuz geçen gecelerin, emekçileri yürüyüse ikna etmekle ve sosyal demokrat ihaneti anlatmakla geçen gündüzlerin… Polis zulmünün, coplarin, gözaltilarin, orantisiz siddetin, iskencelerin romanidir bu… Polis zulmüne karsi direnisin, kararliligin ve barikatlarin… Birlik, mücadele ve dayanisma günü 1 Mayis'in romanidir bu… Birligin, mücadelenin ve dayanismanin somutlasmasinin… Siradan isçilerin, hamallarin, tesisatçilarin, issizlerin, gençlerin, kadinlarin romanidir bu… Siradan bir insaat isçisinin, bizzat kavganin içinde bir öndere dönüsmesinin… Görünürde gaddar, zalim, hunhar bir emniyet müdürünün ve ondan aldiklari emirle keyfî siddet uygulayan amir ve memurlarin romanidir bu… Gerçekte onlarin arkasindaki güçlerin, devletin, hükümetin, SPD'nin ve sermayenin… "1929 Mayis günlerinde Berlin'de polisin vurdugu 33 kisinin hafizalardan silinmesi imkânsiz devrimci mücadelelerinin anisina" kaleme alinmis bir romandir bu… Tüm devrim sehitlerinin anisina sayginin romani! "Ölüm sessizligine bürünmüs, abluka altindaki mahallede, belki de polisin birkaç yüz metre ötede makineli tüfekleri varken, insan nasil olur da gecenin bir yarisi Enternasyonal'i söylemeye baslar ki! Yapilacak bir sey yoktu! Kurak, susuz toprak nasil suyu kana kana içerse, melodi de insanlara ve koca sokaga siçrayiverdi."
1929’da Berlin’de 1 Mayıs kutlamalarını yasaklayan hükümetin kararına ve özellikle yönetimdeki SPD (Sosyal Demokrat Parti) üyesi bürokratların sert uygulamalarına karşı direnen ve kutlamaları gerçekleştirmek isteyen Komünist Partisi üye veya sempatizanlarının verdiği kanlı mücadele anlatılıyor kitapta. Olayları bizzat yaşayan yazarın anlatımları belgesel nitelikte, tabii ki kendi bakış açısından. Yaşanan olaylarda 33 kişi polis tarafından öldürülmüş.
Romanın edebi yönü yok, tarihi önemi ön planda. Katı gerçekçilikle yazılmış, militan bir dil kullanılmış ki doğal, yazar da Komunist Parti üyesi. Bu belgesel romanı gençlik çağlarımda okusaydım sanırım çok daha fazla etkilenirdim. Bunca görüp geçirdiklerimden sonra buruk bir hüzün ve heyecan duymadan okudum. Bu gibi ajitatif devrimci roman çağımı çok gerilerde bırakmışım. Bu satırları linç yeme riskine rağmen yazıyorum, geçmişteki devrimci mücadeleler ile günümüz devrimci mücadelesi hatta işçi sınıfı kavramı da oldukça farklı, benim Wedding Barikatları okumasından sonra, daha önce varmış olduğum düşüncelerim pekişti.
Bir belgesel-roman. Kitap 1 Mayıs 1929 yılındaki Berlin'i anlatıyor. Fakat kişi, kurum ve yer isimlerini değiştirip 2010-2018 Gazi Mahallesi ya da Sur İlçesi diye okuyabilirsiniz rahatlıkla. Aynı partiler, aynı polis, aynı gazeteler, aynı emekçiler. Avrupalılar için tarih olan, bizler için gazete haberi olmaya devam ediyor.
"...Yukarı kaldırın şimdi onları, Koparılmış Parçalanmış O acınası bedenleri: Tekrar aşağı çalın sonra Bütün o canı yanmışları, ezilmişleri- İşte karakollar, polis ekipleri.
“Kurt sustu ve konuşmasından biraz da utanarak pencereden dışarı baktı. Bir süre sonra Paul’e döndü. Paul hâlâ önündeki gazete sayfasına bakıyordu. Büyük ve belirgin biçimde yazılıydı manşette: LENİN! Sokaktaki kitleleri, döven, ateş eden polisleri, delik deşik edilip indirilen kızıl bayrakları, karanlık koridorda karnı açılmış yerde yatan Heider’i gördü… emekçilerin avuçlarındaki taşları gördü…”(s.122)
"Wedding'in insanlarla dolup taşan taştan uçurumlarında erkenden gece olur. İşçilerin geceleri kısadır." Sf:21
"SPD bir daha asla bir işçi partisi olamaz, olmayacaktır da çünkü liderleri ve üyelerinin üçte birinden fazlası, yüksek gelirleri ve görevleri nedeniyle kapitalist toplumun devlet ve iktidar aygıtına maddi olarak sıkı sıkıya bağlılar. Varlıkları onları, patronların açlık ve ücret düşürme politikalarını uygulamaya mecbur kılıyor."Sf:46
"Birden hiç beklenmedik bir şey oldu. Polisler için her şeyden daha tekinsiz ve tehlikeli olan bir şey... Bir kadın gülmüştü! Bir yerlerden, sanki boşluktan, bir kadın yüksek sesle gülmüştü. Kısa, yankılı bir kahkaha, zaferden emin, kışkırtıcı bir güçle... Keskin ses, polislerin irkilen kafaları üzerinde bir anlığına bir kuş gibi asılı kaldı ve geldiği gibi bir yerlerde azala azala yok oldu.
Bu kahkaha, caddenin her yerinden duyuldu, yankısı evlerin duvarlarından sekti, avlularda duvarlardan yukarı doğru tırmandı, hızla odalar ve kilerlere girdi, sonra birden emekçilerin soluk yüzleri tekrar aydınlanıp güçlendi... Ateş etsenize... ateş edin, katledin, öldürün... Neyi öldürmek istiyorsunuz sahi? Sefil evlerimizi kurşunlayarak öldürebilir misiniz... açlığımızı... hastalıklarımızı... ya işsizliğimizi? İşçi katilleri sizi! Yaşasın, yaşasın, tabancalarınız ve toplarınızla asla öldüremeyeceğiniz o şey yaşasın: YAŞASIN DÜNYA DEVRİMİNİN ZAFERİ!" Sf:115
"Neden özellikle şimdi, 1 Mayıs yürüyüşünü ilk kez tam da şimdi yasakladılar? Neden, SPD liderleri de sosyal demokrat emniyet müdürleriyle bir olup, tüm polislerine ateş emri vererek Berlin'de işçilerin üzerine salıyorlar?
Kurt artık adeta bağırıyor ve Paul'ü iki eliyle omuzlarından tutuyordu. '...Neden, sence Paul?.. Çünkü, biz komünistler, bugün devrimci işçilerin tek liderleri biziz de ondan... anlıyor musun, Paul... niyetleri bizi bugün öyle bir yerle bir etmek ki, böylece kitleler bizden kaçacak ve tıpkı birden ordusu olmayan zirvedeki biri gibi yalnız kalacağız! Çocuklarla kadınları pataklıyorlar ama asıl hedefleri Komünist Parti. Ordu, polis, hepsi komünistlere karşı; kitleleri sosyal faşistlerin açlık rejimi aleyhinde 'kışkırtan', ayağa kaldıran komünistlere karşı görevlendirildi." Sf:121
A novel about Berlin's "Bloody May Day" of 1929, when the social democratic government prohibited all demonstrations and then massacred 33 workers who defied the ban. The story focusses on the workers of the Kösliner Straße in the "red Wedding" neighborhood, where the most intense fighting took place.
This is one of the "Red One-Mark Novels" published by the Communist Party of Germany (KPD), and the characters are somewhat clichéd: Communist workers tend to be described as "gutmütig" (good-natured) and "breitschultrig" (broad-shouldered), while social democratic officials are consistently overweight, cowardly, and covered in sweat even when sitting in their plush offices. Of the numerous social democratic workers we meet over the course of the story, every single one denounces their party, and many join the communists.
But these clichés are not so far off from reality. SPD leaders like police president Zörgiebel really were murderous villains — any attempt to show them as contradictory figures would only relativize their horrific crimes. And countless workers did leave the SPD and join the KPD. A number that is often forgotten: in late 1932, the KPD got 37% (!) of votes in Berlin. It is also a historical fact that the first worker killed by police on May 1 in Wedding was an SPD member who was attempting to speak to the cops.
While this kind of socialist morality play might seem like old-fashioned kitsch, what it most reminded me of was Bertolt Brecht's play "The Mother," released just a few months after this novel. Brecht's characters — virtuous revolutionary workers, dastardly reformist bureaucrats — are much closer to caricature. I don't think this novel is high art. But I loved reading it, and it offers lots of insights into the emotional world of Berlin workers in the early 1930s.
The author was, by his own description, a declassed bourgeois who joined the socialist movement in 1919. The novel includes long passages from newspaper reports and historical documents. I imagine he was inspired by the expressionist writing of Döblin's Berlin-Alexanderplatz, with countless interruptions to the prose to simulate the din of a big city, which had appeared in 1929. I would recommend this book — it was published in English in 1933 and again in 1979, but I have not yet been able to get my hands on a translation.
1929 yılı Berlin’i.. Wedding sokağında yaşayan yoksul, ezilmiş ancak mücadeleci emekçilerin, tüm yasaklara rağmen 1 Mayıs’ta sokağa çıkışlarını ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Haklarını arayan emekçi halk kitlelerinin üzerine orantısız güç uygulayan emniyet müdürü ise bir sosyal demokrat. Düzen çarklarının nasıl işlediğini, sosyal demokrasiyle (medyası, kolluk gücü, sol gibi görünen siyasi partileriyle) sermayenin el ele verip işçileri nasıl ezdiğini görüyoruz. Sonrasında Almanya’da yaşanan gelişmeleri, nazizmin nasıl tüm dünyayı kasıp kavurduğunu hepimi biliyoruz maalesef. Belgesel niteliğinde bir eserdi, eserin yazarı da maalesef Nazi Almanyası’nda esir kampına gönderilmiş ve katledilmiş..
Yıl 1929. Mahallede ve sokaklarda bir hareketlilik hakim. 1 Mayıs hazırlıkları son sürat devam ediyor. Ta ki kutlamaların yasaklandığına dair o bildirilerin geldiği ana kadar. Peki değişen ne? Yıllarca izin verilen kutlamalara bu defa neden izin verilmiyor?
Berlin'de tarihe geçmiş 1929 1 Mayıs'ını kaleme alıyor Neukrantz. Bu sürecin nasıl başladığını, geliştiğini ve sonlandığını gün gün aktarıyor. 1 Mayıs kutlamaları yapılabilecek mi? Yapılırsa bunun bedeli ne olacak? Ve bu bedeli kimler ödeyecek?
Bugün bu tarihin mekansal izlerine ulaşmak mümkün değil. Kitabın ekinde yer alan bilgiye göre 1970'li yıllarda Wedding'de Avrupa'nın en büyük "yıkımla yeniden imar"ı gerçekleştirilmiş. Yazarla ilgili bilgiye de erişmek pek mümkün görünmüyor. Yazar toplama kampında işkence gördükten sonra psikiyatrik tedavi görmek üzere hastane yatırılıyor ve sonrası boşluk.
Giriş metni, eki, çevirisi ile gerçek bir tarihsel arka plandan yola çıkılarak yazılmış dönem romanlarını severlere önerimdir.
An excellent fictional account of the Communist uprising in Berlin on 1 May 1929. The previous December, the left wing Social Democratic Party (SPD) Police President Karl Zörgiebel banned demonstrations because the Prussian SPD government feared a Communist uprising.
The Communists had marched on 1 May for 40 years to mark international workers’ day. They defied the ban and marched. Communist activity focused on Wedding and Neukölln, areas with high KPD membership. The police tried to suppress the protest but the KPD fought back. The mayhem lasted three days.
Researchers have found that 33 people died; none were police or KPD members. The consequences were considerable and deepened the rift between the two major left wing parties. The antipathy made it easier for the real fascists to get into power.
Barricades reads like the eyewitness account it possibly was; a must-read for anyone interested in the Weimar Republic.
Sosyal demokratların 20'li yıllarda Almanya da komünistlerin karşı izledikleri politikanın zirvelerinden biri sanırım 1929 1 Mayis'i. Nazi partisinin yükselişine komünistler ile sosyal demokratlar ittifak yapmamasinin rolü oldu mu yoksa sosyal demokratlar komünistleri takviye etmeye mi çalıştı.. 1929 yılında yaşanan katliam bu sorunun cevaplarından biri sanırım. Diger yanıyla romandaki eylem sahnelerinin betimlenisi örgütlü bir sınıfın eylem biçimine şair de ipucu veriyor.
Almaya'nın ikiye ayrılma sürecinin çok öncesinde çektiği sancıları kısa ve sade bir dille anı içeriğinde anlatıldığı bir kitap.Olayın geçtiği tarihe ait Alman toplumunun geneli hakkında sosyalojik ve politik bir izahta bulunmadan tüm olay bir örgüde anlatılıyor.
man kann die rote Gasse und das dort atmende, lebende, unangreifbare rote Tier förmlich spüren. Das Herz, das rote Herz des Wedding, hämmert immer noch!
kahrolsun sosyal demokrasi, kahrolsun halka boş umut vaat edenlere, kahrolsun sol gösterip sağ vuranlara, kahrolsun sermayenin köpekliğini yapanlara, zörgibelden imamoğluna, kahrolsun halkına cumhuriyetine laikliğe ilericiliğe ve anti-emperyalizme ihanet edenlere...