“Beğenideki dönüşüm ilk olarak, muhafazakâr orta sınıfların şehrin gözde muhitlerindeki lüks sitelere yerleşmelerine yansıdı. (…) Bu sınırlar dahilindeki yeniden inşa sürecinde, muhafazakâr orta sınıflar, mobilyalarına, kıyafetlerine ve bedenlerine alışık olmadıkları bir tarz verdiler. Bu yeni hayat tarzını toplumsal hayatta sunma konusunda eskiye nazaran daha rahat hissettiler ve böylelikle ‘muhafazakâr çekimserlik’ ya da içe kapanıklık buharlaştı.”
Muhafazakâr orta sınıflarda yeni olan ne? Hayat tarzları hal ve davranışları, zevkleri nasıl değişti? Bu değişim, bize ne anlatıyor? Aksu Akçaoğlu, bu soruların cevaplarını arıyor. Muhafazakâr orta sınıfın hal-davranış ve beğeni düzenini, bunun mekâna yansımasını, “sembolik ürünler piyasası”nı, moda anlayışını, sosyalleşme yollarını ve ortamlarını, “iç dünyanın” ve benliğin eğitim yordamlarını, zihniyet dünyasını inceliyor. Ankara’nın bu zümreyle özdeşleşerek sembolleşmiş semti Çukurambar’a bakarak…
Dinen makbûl ve aynı zamanda kendince zarif olanın peşinde, aslında bir şeyleri muhafaza etmekten çok yeni bir şey inşa eden bir muhafazakârlığın ayrıntılı bir portresi…
1982’de Tekirdağ’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktora derecelerini ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nden aldı. 2014-2015 akademik yılında UC Berkeley Sosyoloji Bölümü’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. 2017’den beri Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nün akademik kadrosundadır. Temel ilgi alanları, kentsel mekân ve tüketim, toplumsal farklılaşma ve iktidar, muhafazakâr siyaset ve toplum kuramıdır.
Yazar, bu araştırmanın devamı olarak burada bahsettiği Çukurambarlı kesimi Endonezya/Malezya'nın, İngiltere'nin (göçmen) ve bazı Arap ülkelerinin üst-orta sınıf İslami yaşam tarzlarıyla kıyaslayan bir çalışma yapsa ne kadar ilginç olur. Habitus yöntemiyle olmasa da bir şekilde bize bu kesimin dünyadaki benzerleri arasında nereye oturduğunu anlatabilirse, böyle bir çalışmanın merakla okunacağını düşünüyorum. Tabii bu da bu tip oluşumların kalıcı mı geçici mi olduğu ve nereye doğru evrilebilecekleri yönünde bize fikir vermiş olur. Öte yandan yeni bir çalışma ile onları Türkiye içindeki diğer oluşumlarla kıyaslamak daha kolay ve ucuz olsa da bence tekrara düşmek olur.
Zarif ve Dinen Makbul by Aksu Akçaoğlu is one of the most striking books I have read recently about the transformation of conservatism in Turkey. Based on the neighborhood of Çukurambar in Ankara, the book explores the everyday life, aesthetic preferences, and mindset of the conservative upper-middle class. Using Bourdieu’s concept of habitus, Akçaoğlu shows how a "refined" and "morally acceptable" form of religiosity is built as a class identity.
The book refers to Cihan Tuğal’s concept of “passive revolution,” but goes beyond his argument. While Tuğal focuses on how the conservative movement changed from a more justice-based, lower-class oriented politics (as seen in the Refah Party years) to a pro-capitalist structure under the AKP, Akçaoğlu adds new layers. He looks at how these “new conservatives” think, how they live, what they value in daily life, and how they view people who are not like them. The book also touches on conservative aesthetics, urban life, social interaction, and education.
One of the most interesting arguments for me was about the idea of a “regime of resentment.” According to the book, this regime did not begin with the AKP. Instead, it has deeper roots that go back to the founding of the Republic. This resentment, Akçaoğlu argues, was not created mainly through legal or institutional structures like education or law. It was built through daily life — in rules about dress, gender roles, and public appearance. I found this historical perspective very convincing.
The main weakness of the book is the limited ethnographic fieldwork. The author openly states that he had health problems during the research process, and the fieldwork had to stop early. This reduces the empirical richness of the book. Still, the theoretical analysis is strong enough to carry the argument.
Overall, I believe this is a must-read for anyone interested in topics like conservative aesthetics, urban conservatism, class identity, and daily life in Turkey. It is a short book, but full of deep insights. It combines theory and observation in a very thoughtful way.
Zarif ve Dinen Makbul Aksu Akcaoğlu'nun doktora tezinden kitaplaştırılmış olması sebebiyle okuyucunun bazı bilimsel kavramlara hakim olmasını gerektiren bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Bu açıdan düşünüldüğünde okuyucunun okuma sürecinde çalışmada kullanılan kavramların -her ne kadar bu konuda yer yer açıklamalar yapılmış olsa bile- günlük hayatta neye karşılık geldiğine dair yan okumalar yapması çalışmayı anlamak için yardımcı olabilir. Çalışma, muhafazakar üst orta sınıfların meskeni olarak son yıllarda kamuoyunda sıkça gündeme gelen Çukurambar semti üzerinden Türkiye'nin yeni iktidar elitlerine dair son derece çarpıcı tespitler barindirmakta. Muhafazakar orta sınıflarin sekuler orta sınıflarla hangi veçhelerde benzeştiğiyle ilgili şaşırtıcı tespitler,kitabın önemli ayrıntılarından biri olarak değerlendirilebilir. Son olarak Zarif ve Dinen Makbul ilişkisel sosyolojiyle ilgilenen,Bourdieu kulliyatiyla haşır neşir olan veya sosyal bilimler alanında çalışan okuyucular için yöntem ve kavram setinin sahaya uygulanması açısından muazzam bir örnek sunmakta.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ne zamandır merak ettiğim, çoğu karşı dünya görüşüne sahip kişinin yeşil sermaye olarak adlandırdığı az zamanda gecekondudan lüks yaşama dönen Çukurambar'da yaşayan muhafazakar zengin insanların (her ne kadar kitap başlığında üst-orta dese de kitap boyu orta sınıf deniyor ki Çukurambar'da orta sınıf barınamaz ancak arada uğrar) din ve günlük yaşam arasındaki ilişkisi sosyolojik açıdan inceleniyor, açıkçası başlıktan ben bunun muhafazakar bir insanın yazdığını düşünüp tercih etmiştim, ilk sayfalarda işin terminolojisi ile dolu doktora çalışmasıymışcasına giriş yapılınca sanırım yanlış tercih oldu dedim, neyse ki en azından saha çalışması kısmı ve işin içine giriş detaylarını okuyunca okumak için bir sebebim oldu.
Kitapta yer yer anlam veremediğim yorumlar olmadı değil. "...fiili muhafazakarlığın kaynağının kutsal metinler olduğunu varsaymasıdır." ifadesi mesela. Çok absürt bir yorum olmuş :) Bir yerde anlatım bozukluğu gibi adeta. Ya da ..."muhafazakar görme ve ayrım ilkeleri evrensel olmadıkları gibi herhangi bir öze de sahip değildir." Çukurambar'ın yeni Türkiye idealinin laboratuvarı gibi görülmesi de ayrı bir enteresan yorum olmuş.
Yer yer yerinde tespitler olsa da sembolik kutuplaşma daha doğrusu sanki yeni yeni oluşuyormuş gibi lanse edilmesi kısmını anlayamadım açıkçası, Tanzimat döneminden bugüne kadar her zaman iki kutup (dini hassasiyetleri olan ve olmayanlar) olmuştur, nadir istisnalar yani bütünleşmeler sadece olağanüstü savaş vb. hallerde görülmüştür. Belki de ben yanlış anladım, olabilir.
Tespitler yer yer fena değil ama artık sosyologlarımızın sorunları tespit yerine çözümleri için daha fazla efor sarf etmeleri gerekiyor. Bu sorun partiler üstü bir sorun. Kitapta da yazdığı gibi kendi görüşünden olmayan insanların baskısıyla hayattan geri kalmamalı insanımız.
Sevgili Aksu'nun yazdigi bu kitabi kac zamandir sakin kafayla okumak istiyordum. Aksu Akcaoglu, doktora tezinden ozenle secerek hazirladigi bu kitabinda Cukurambar ozelinde ust orta sinif muhafazakar siniflarin tuketim aliskanliklari ve begenilerini etnografik bir calisma dahilinde degerlendiriyor. Kitabi ozel kilan bu konuya nasil ilgi duydugu, saha calismasini nasil kurguladigi, arastirma yonteminin ozellikleri, calismanin ana konusunu olusturan sinifa neden muhafazakar demeyi tercih ettigi gibi ince detaylari da eklemesi bence. Sizi oyle bir hazirliyor ki, birden kendinizi Cukurambar'in ortasina dusmus gibi hissetmiyorsunuz ve calismanin tum evrelerini algilamanizi mumkun kiliyor. Bu kitabin icindeki veriler ve cizdigi genel cerceveden aslinda cok guzel bir belgesel olurmus dedirttiriyor insana. Okuyunuz okutturunuz efendim.
3,5/5. Aksu Akçaoğlu’nun muhafazakar üst-orta sınıfın habitusuna Ankara’nın Çukurambar kentinden baktığı doktora çalışmasının bir özeti niteliğinde bu kitap. Son 20 yılda ekonomik sermayesini arttıran ve kentlileşen muhafazakar sınıfı anlamayı daha da kolaylaştırıyor. Özellikle yöntem kısmında, alana girerken karşılaşılan zorlukları aşma biçimlerine ve yolun habitusun bir metot olarak da benimsemeye çıkmasını takip etmek güzeldi. Çalışmanın bence aksak kalan yanı görüşmeciler içerisinde erkeklerin ağırlıklı oluşuydu. Onun dışında Türkiye’de muhafazakar cenahları anlamak adına iyi bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
Refah Partisinin iktidara ortak olmasıyla bir ara başını kaldırmaya çalışan, AKP’nin her alanda iktidar oluşuyla birlikte hayat tarzındaki ekonomik olmaktan ziyade sembolik değişime uğrayan muhafazakar hareketin piyasa ekonomisiyle bütünleşmesini ve eleştirdiği kapitalizmin günahlarının bir bakıma muhafazakarlar eliyle örtülmesini Çukurambar ölçeğinde iyi bir gözlem, nitelikli çözümleme ve yerinde kavramlarla anlatmayı başarmış yazar.