Tüm dinsel düşünce ve inançlar, iyiler ve kötüler üzerinde durur. İyileri ve kötüleri biriktirenler, sabit kılanlar, envanterini tutan ve ömürlük muhasebelerini yapanlar bir yanda dururlar; iyiyle kötünün dönüşücülüğünü, geçiciliğini, sabit anahtarları olmadığını, her yeni iyi ve kötünün kendine göre anahtarı olması gerektiğini bilenler ise öte yanda. Tüm yıldız ve gezegenlerin dünyanın etrafında dönmedikleri ileri sürüldüğünde Ortodoks Hıristiyanı onca sinirlendiren, her şeyin kendi etrafında dönmüyor olabileceğinin ima edilmiş olmasıydı. Tüm öteki'ler onun yüce ben'i etrafında dönmek zorunda deliller miydi? Ben ve öteki'nin başka bir bilgisi mümkün müydü? Dünyayı tutmak, ona tutunmak'la kazık kakmak arasındaki fark da burada başlayacaktır. Ne demiştik? "Dönüyordu"... Hâlâ da öyle.
Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Büyük Larousse ve Ana Britannica ansiklopedilerinde tarih yazarlığı ve redaktörlük, Cem ve Nefes dergilerinin ise yazı işleri müdürlüklerini yaptı. Almanya'da bir dizi üniversitede konuk olarak ders ve konferanslar verdi. 12 telif ve 2 tercüme eseri yayımlandı. TYB tarafından "2001'in En İyi Romanı Ödülü"ne layık görüldü. Aynı yıl "Hacı Bektaş Barış ve Dostluk Ödülü"nü aldı. Evli ve 1 çocuk babasıdır.
Zamanın çizgisel ilerlediği düşünülegeldiyse de, fiziğin de üzerinde çalıştığı üzere aslında zaman bundan çok daha fazlası. İlginç ki yüzlerce yıldır zaman zaten bu bazı çevrelerce biliniyormuş. Bu kitapta sadece Bektaşilikteki zaman algısını değil, Mısır kültüründen kızılderililere kadar geniş bir spektrumdaki zaman algısı inceleniyor. Ancak Reha Çamuroğlu'nun da dediği gibi, insan kabı kadarın alabiliyor. Ortalama bir okuyucu için bilgide ağır olmasına karşın kısa ve öz anlatımıyla çok zorlanmadan okunabiliyor. "ene ente ente ene"
Keyifle okuduğum bir araştırma yazısıydı. (Yazarın politik geçmişini veya duruşunu takdir etmiyorum.)
“Ben ne Hıristiyanım, ne Musevî, Farisî ne de Müslüman; ne Doğu’danım ne de Batı’dan, ikiliği bir kenara koydum, iki âlemin bir olduğunu gördüm.” - Mevlânâ Celâleddin Rûmî
Kısa, ancak dopdolu bir kitap. Kitapta ileri sürülen fikirlerin bir kısmını paylaşmakla beraber, bir kısmı ile hemfikir değilim; muhtemelen bu kitabın potansiyel okuyucuları da değildir (ve olmayacaktır). Ancak üzerine düşünmeye değer; düşüneceğim.