Joan Baez, i-pod, Mevlana, hesapsız kitapsız yolculuklar, Johnny Walker reklamları, Burger King, kahve falı, pop şarkıları, Tom Robbins, sevgililer, aldatma, ölüm, Orhan Pamuk ve Daihatsu otomobillerle ahenk içinde, birbirine harman yoga asanaları... Bu kitabı çok seveceksiniz. Yazar da çok yakın arkadaşınız olacak. Teoman, Sanatçı
Derin derin soluk alıp veren, göğüs kafesini genişleten bir anlatım. Bir iksir içiriyor sana ve yaşamak, sahiden yaşamak nedir, onu hissettiriyor. Özcan Yüksek, Atlas Yayın Yönetmeni
Birazdan çok iyi bir yazarla tanışacak, güzel bir kitap okuyacaksınız. Ne mutlu size… Şebnem İşigüzel, Yazar
“İnsan hayatının milatları var. Sonrası bir daha öncesi gibi olmaz” diyor Defne Suman. Bu kitap kendinle tanışmanın, uzlaşmanın, aradığı uyumu kendinde bulmaya başlamanın miladı. Olaylar, mekânlar, kişiler ve zaman fırça darbeleriyle çizilirken, ruhun derinlikleri öne çıkıyor. İnsan olmanın güzel huzursuzluğunu içinde duyanların tümüne yazılmış uzun, içten bir mektup. Oya Baydar, Yazar
Defne Suman was born in Istanbul and grew up on Prinkipo Island. She gained a Masters in sociology from the Bosphorus University and then worked as a teacher in Thailand and Laos, where she studied Far Eastern philosophy and mystic disciplines. She later continued her studies in Oregon, USA and now lives in Athens with her husband. The Silence of Scheherazade was first published in Turkey and Greece in 2016 and is her English language debut.
"Bir yandan bireyselliğimizi koruyup öte yandan beraberliği yürütmek nasıl mümkün olur? Bu hassas denge sadece romantik beraberlikler için değil, aile ve arkadaşlık ilişkileri için de tavsiye ediliyor. İnsan beraberliğe, konuşmaya, dokunmaya olduğu kadar birey olarak var olmaya ve tanınmaya da muhtaç. Beraberlik ve bireysellik iki temel yaşam gücü. Bireysellik bizi hedeflerimize taşır, kendi başımıza kalmamızı ve başka kopyası bulunmayan eşsiz benliğimizi yaratmamızı sağlarken, beraberlik diğer insanların ihtiyaçlarını görmeyi ve topluluğa aidiyetimizi sağlıyor. Beraberlik için bireysellikten vazgeçmek de, bireysellik için beraberliği rafa kaldırmak da uzun vadede hayatımızda eksiklik yaratıyor. Bireylerin sağlam “ben” duygularını yitirip sadece “biz” olarak davranmaya başladıkları duygusal füzyon hali (emotional fusion) ilişkiyi içten çürütüyor. Beraber geçirilecek kaliteli vaktin bireysel hedefler uğruna askıya alınması ise çiftler arasındaki bağı zayıflatıyor. Schnarch’ın ayrımlaştırma kavramı bireyselliği ve beraberliği aynı ilişkide yaşama pratiği. Duygusal füzyonun tersi. "
"İnsanlık Hali"nde olduğu gibi, bir çırpıda bitmesin niyeti ve nezaketiyle okuduğım, okurken beni sayfayı çevirmekten alıkoyan cümlelerini ve kimi zaman paragraflarını renkli kalemlerle boyarken rengarek olan kitabım... Defne Suman, gerçek yaşamda benim hocam olmadı, ama okumalar ve notlarımla hayli vakit geçirdiğim bir hocam oldu.
son donemde okudugum kitaplar arasinda en cok "iyi ki" dedigim kitap oldu. bazi kitaplarin yeri ve zamani cuk diye oturur hani; Mavi Orman benim icin oyle oldu. yoga ile ilgili hicbir sey bilmeyen benim icin bile yoga ogretmeninin hayatindan minik kesitler okumak -nasil oldu bilmiyorum- benim hayatimla kesisti :) ben sevdim ama herkes sever veya kendinden bir sey bulur mu bilemem..
It is a book I am glad to have in my library. About life, about our inner journey where can found things even unwelcomed but they are there and accepting their presence is the only thing we can do. I was and am still following the writing of the author on her blog. I love her sincerity and courage. Looking forward for her next book that I know she is writing now...
sf115: "Donmuş gölgelerden sıyrılırken bizleri çevreleyen yalanları bir bir görüyorum. Ne çok yalanla dolu hayatlarımız. Çalışmak zorunda olduğumuz yalan mesela. Savaşmak zorunda olduğumuz da! Tarihin içinde bulunduğumuz bu döneminde, teknoloji insan emeği/zamanı olmaksızın üretimi sağlayacak bir noktada. Ve yeryüzünde, şimdi, şu anda her bir insanın karnını hayatlarının sonuna kadar doyurmaya yetecek miktarda besin ve su mevcut. Yani güçlerin dengelendiği bir düzende, insanlar canlarını sömüren, ruhlarını tatminsizliğe mahkum eden işlerine gitmek yerine hayatlarını yaşayabilirler. KİTAP OKUYABİLİR, BÖCEKLERİN MUCİZEVİ YAŞAMINI İNCELEYEBİLİR, YILDIZLARI GÖZLEYEBİLİR, MÜZİK YAPIP, ŞİİR YAZABİLİR, KISACASI BU ALEME İNSAN FORMUNDA GELMENİN HAKKINI VEREREK YAŞAYABİLİRLER."
sf167: "Yoga Sutraları'nın yazarı Patanjali, yogayı citta vritti nirodha olarak tanımlıyor. Tercümesi şöyle bir şey: "Yoga, zihin dalgalarının düzlüğe ulaşmasıdır." Yani kafamızda rastgele esip duran düşünce dalgaları sakinleyip düzleşecek. Düzleşince ne olacak? Dalgasız düz sularda hakikat meydana çıkacak. Neyin hakikati? İnsan türünün tarihin başından beri sorup durduğu bilginin, varoluşun, ve "iyi"nin özü. Abdal'a malum olan şey yani."
sf213: "Hedef yok olup gidiyor, geriye sadece yollar kalıyor."
sf215: "keşif deryasına dalmak için iki şey lazım. Birincisi SEBAT. .. İkinci de SABIR."
sf216: "Mesele bedenin ve zihnin olgunlaşmasına izin vermek, zorlamadan, sıkılmadan, sebatla çalışmak. Önce ayaklar, sonra bacaklar. Baş bu yolculuğun en sonunda. Ve mesele oraya varmak da değil. Yolculuğun kendisi. Yol alırken keşfetmek kendini, onu, bunu, dünyayı..."
Ne mutlu bu kitabı okuyacak olana. Öyle güzel ki,insana kendini o kadar güzel anlatıyor ki. İçinize yapacağınız bir yolculuğa hazır olun. Defne'nin tüm açık yürekliliğiyle yazdıklarını okuduğumda yalnız olmadığımı(zı) hissettim. Aslında hepimiz bütünün birer parçasıyız. Bu kitap ve blogta yazdığın yazılarla bana ve eminim pek çok insana ilham verdiğin için çok teşekkürler. Yazmayı hiç bırakmaman dileğiyle...
Kendi yoga yolculuğumdan bir şeyler bularak ve yeni şeyler öğrenerek okumak çok keyifliydi. Yoga ile ilgilenmeyen biri ne kadar keyif alır orasını bilemem.
Sanki günlük yazar gibi samimi ve tatlı bir dille yazmış bu hayattaki yolcuğunu... bazen o günlük sizinmiş gibi hissediyorsunuz. Okurken gülümsetiyor ve düşündürüyor. Üç kelimesi olsa bu kitabın hafif, talı ve gerçek olurdu bence:)
Hiç yoga yapmadım.Ama kitabı okurken çok etkilendim.Yazar yoga yolculuğunu anlatıyor.Anlatırken de kendini arıyor.Yazarın anlatım dili öyle içten ki size yaşadıklarını olduğu gibi hissettiriyor.
Çok sevdim! Önce bunu söyleyeyim. Yogayı, hayatı, yolculukları, yazmayı günlük gibi anlatan, okunması kolay ve keyifli bu romanı çok sevdim. Ben de hem yazma hem de yoga yapma isteği duyurdu bolca. Hatta yazarın her gün 10 dakikada olsa mata çıkmak hayatı değiştirir önerisini de dinledim. Her gün kısa da olsa yoga yapıyorum. Kitabın bende uyandırdı his şu; aynı konuları konuşmayı sevdiğim ve sohbeti güzel bir arkadaşla uzun, tatlı bir sohbet. Ben çok sevdim. Yogaya, yazmaya, kendini aramaya ilgisi olanlara tavsiye ederim.
Defne Suman ile karşılıklı sohbet ediyor gibi anlatımı çok akıcı bir kitaptı Altını çizdiğim çok tespiti oldu bunlardan biri (S136) Herkesin Tayland’daki hayatıma ağzı sulanırken( ya da ben öyle sanırken) yoga hocam demişti ki ‘ senin o mutlu hayatın aslında bir kaçış. Manastırlarda yaşayan keşişler gibi sen de gerçek hayatın, zor ilişkilerin çemberinden geçmeye korkuyorsun. O çemberden içeri adımını atmadan yaptığın yogayı, yogadan saymayasın sakın’
Bu benim çok inandığım bir konu Çevremde çoğu insanın sorunlarından kaçmak için yogayı kullandığını görüyorum elbette gerek yoga serileri ya da sonrasında yapılan meditasyon zihni yönetmeye yardımcı oluyor ama bunu yoga kamplarında ya da steril ortamlarda yapmak yerine, gerçek hayatın içinde sorumluluklarını yerine getirirken ya da iş aile ve öz zaman dengesini korurken yapabilmek, ruhunu besleyebilmek …esas olan bu değil mi ?
Büyük keyifle bir solukta okudum. Akıcı, samimi. Bazı kitaplar vardır “Neden bu kadar geç kaldım okumakta” diye düşündürür, bazı kitaplar vardır okuyanda daha fazla yazma isteği uyandırır. Benim için Mavi Orman öyle bir kitap.
Yazarın, hayatının yoga ile kesişmesini, “yoga”ki günlerini okurken Hatha Yoga Pradipikalarından tutun Patanjali’nin Yoga Sutralarından bilgileri, tasavvuf felsefe ile vedik felsefenin benzerliğini, vippasana meditasyonunu, baddha padmasana meditasyonunu da öğrenebiliyorsunuz. -Geleneksel Hint Yoga eğitimin 3 direği (guru,şastra,sadhu sangha) -Budizm’de ise Buda,Dharma,Sangha -Patanjali Yoga Sutraları: “Abhyasa- çalışmak & Vayragram-çalışmanın kendisi veya sonuçlarıyla özdeşleşmeme hali -ahimsa: zarar vermemek -şrada ve pragya: şradanın karşılığı güven.pragya ise varlığın gizemli ve kutsal doğasına gönül gözünün açıldığı an duyduğumuz his -aparigraha: sahiplenmemek, bir eşyaya&bir insana yapışp kalmamak -satya: doğru söylediğimizi öngörür. Doğru söylemek ve dedikodu yapmamak -cana sangha: kişiyi tüketen,ondan alan ama karşılığında vermeyen ve gelişimine engel olan lüzumsuz insan toplulukları -mitahara: doğru gıdaların tüketilmesi -kleşa: hakikati görmemize engel gölgeler ve ıstırap kaynağı -avidya: doğruyu bilmemek -citta vritti nirodha: yoga,zihin dalgalarının düzlüğe ulaşmasıdır. -pratyahara: içe çekilme -dhrana: konsantrasyon -dyana:meditasyon -samadi:uyanış/irfan -Santoşa: yargısız,belli bir anlam yüklemeden, değiştirme ihtiyacını hissetmeksizin olduğu gibi kabul etmek. Polyannacılık değil damat değiştiremeyeceğim bir durumsa bundan şikayet etmek neden? -vritti: çözümlenmeden rafa kaldırılmış meseleler vritti olarak dönebiliyor yoga sırasında bize.
“Bir kere yogayı gereklilik olarak görmemek gerek,insanın içinden geliyorsa yapması gereken bir şey. Görev gibi yapılması yoganın doğasına aykırı”
“Yoga, kendini unut ve diğerlerine hizmet et demiyor.önce kendini bul, kendine yardım et,ancak ondan sonra belki diğerlerinin yoluna ışık olabilirsin diyor”
“Önce kendi dengeni bul,sonra diğerlerine uzan”(Buda)a
-“Say it softly,slowly and with a smile”
“Ayık insan,kafası dumanlının ne alemlerde gezindiğini nasıl bilemezse,duygu Selinde boğulanı da aklıselim sahibi anlayamaz”
“Yogayı kendimizi iyi hissetmek için değil, kendimizle yüzleşmek için yapıyoruz. Bu yüzleşme devamlı kaçtığımız hareket,davranış ve düşünce kalıplarının (gölgelerimizin) gözler önüne serilmesiyle gerçekleşiyor”
This entire review has been hidden because of spoilers.
“Alçak ses, tatlı dil, güler yüz.” s.93 “If there was something else I’d rather be doing, I’d damn well doing it.” s.107 “Katlanışların bizi nereye götüreceği de muamma.” s.188 “Başına gelenlerin neden senin başına geldiğini sorgulamakla harcayacağın zamanı ve gücü, başına gelenlerin sana nasıl hizmet edeceğini anlamaya çalışarak geçirebilirsin.” s.284
Defne Suman’ı tanıdığıma çok memnun oldum! Bu kitap sanki okuyucuyla konuşan bir günlük gibi; hem özel hem edebi. Yogayla ilgilenen okuyucuların seveceğine eminim.