Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar… Derya’nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir mega kentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının önüne kadar taşıyacaktır. Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir? Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?
O kapı açılırsa elbette…
“Kayboldum! Zeytin ağaçlarının arasında kıvrılarak akarken karşıma aniden üçe ayrılan bir çatal çıktı. Toprak yollar doğuya, batıya ve güneye doğru uzanıyordu. Civarda ne bir tabela vardı ne bir işaret, ne de gidip adres sorabileceğim ev veya insan! Bir köpek bile yoktu görünürde. Sadece sonbahar rüzgârının dallarda hışırdayan sesi! Hangi yöne sapmam gerektiğini bilmiyordum, yolların her birini hava kararmadan deneyecek gücüm de kalmamıştı, vaktim de.”
Ayşe Kulin is a Turkish contemporary novelist and columnist. Kulin graduated in literature from the American College for Girls in Arnavutköy. She released a collection of short stories titled Güneşe Dön Yüzünü in 1984. A short story from this called Gülizar was made into a film titled Kırık Bebek in 1986, for which she won a screenplay award from the Turkish culture ministry. Kulin worked as a screen writer, cinematographer and producer for many films, television series and advertisements. In 1986, she won the Best Cinematographer Award from the Theatre Writers association for her work in the television series Ayaşlı ve Kiracıları.
In 1996, she wrote a biography of Münir Nureddin Selçuk titled Bir Tatlı Huzur. With a short story called Foto Sabah Resimleri she won the Haldun Taner Short Story Award the same year and the Sait Faik Story Prize the next year. In 1997, she was chosen as the "Writer of the year" by the İstanbul Communication Faculty for her biographical novel Adı Aylin, She won the same award the next year for her short story Geniş Zamanlar. In November 1999, she wrote a novel called Sevdalinka about the Bosnian Civil War and in 2000, a biographical novel called Füreyya. In June 2001, she put out a novel titled Köprü about drama in Turkey's eastern provinces and how they shaped the republic's early history.
In May 2002, Kulin wrote a novel titled Nefes Nefes'e about the Turkish diplomats who saved in the lives of Jews during the holocaust in World War 2.
She has married twice, her latest novels Hayat and Huzun describe her life with her spouses, Mehmet Sarper and Eren Kemahli. Both ended in divorce but she bore 4 sons from the marriages.
Bir üçlemenin parçası olduğunu bilmeden okudum bu kitabı.. İlk iki kitabı okumuş olsam farkeder miydi bilmiyorum ama bir sürü konu biraraya gelip çok anlamlı olmamış gibi hissettim.. Okuması çok rahat, Ayşe Kulin'in dili her zamanki gibi akıcı ve olaylar da sürükleyici.. Ama toptan bakınca biraz yüzeysel bir kitap..
Derya, annesiyle birlikte İstanbul'dan kaçmasının ardından 2 yıl sonra babasını bulmak için yollara düşüyor.. Ve kendisinden saklanan birçok sır gün yüzüne çıkıyor.. Gizli Anıların Yolcusu ile başlayıp Bora'nın Kitabı ile devam eden üçleme Dönüş ile son buldu.. Çok acı şeyler yaşanmış olsa da güzel bir final olduğunu düşünüyorum.. Hele de Bora'nın Kitabı'nın yaşattığı hayal kırıklığının üstüne...
gizli anıların yolcusu kitabının devamı niteliği olduğunu farketmeden aldım. Özet olarak verilen bilgiler sanki kitabı farklıymış gibi gösterip sattırmak amacıyla yapılmış. Gizli anıların yolcusu zaten vasat sıradan bir olay örgüsünden ibaretti. Bu kitap da yaşadığı şokları inanılmaz derecede büyüten sorunlu zengin yetişmiş bir genç kızın abartı dünyasının aksak bir kesiti ve diğer kitabın tekrarı niteliğinde. Ayşe Kulin'in diğer kitaplarını beğeniyoruz diye tüm kitapları okumamak gerekiyor demekki.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Gizli anların yolcusu ve Bora'nın Kitabı'nın devamı olduğunu bilmeden aldığım bu kitabı bir solukta okudum. Diğer 2 kitap gibi çok akıcıydı. Bu serinin devamını okumak isteyenler mutlaka bu kitabı alsın.
Her kitapta olduğu gibi eğer bu kitapta da kendinizden parça bulamazsanız sıkılırsınız. Ben birçok şey buldum kendimden ve yazarın kalemini çok beğendim. Bazı bölümleri beni fazlasıyla sarstı, etkisinden çıkamıyorum.
Üçlemenin devamıymış bu kitap onu bilmeden okudum - sonu garipti ama anlam aramaya çalışmadım bu yüzden de rahatsız etmedi.
Daha genç yaşlarımda bu kitabı okusaydım "yok artık,böyle de hayat olmaz ki,abartmışlar sırf kitap yazmış olmak için " dedim.Zamanla insanları,hayatları,kültürleri,coğrafyaları tanıdıkça bu ve benzeri öykülerin inandırıcılığı daha da artıyor gözümde. Kitap ilk sayfalarından itibaren okuyucuyu yormayan bir tempoyla devam ediyor.Beklenmedik gelişmeler,beklenmedik gerçekler okuyucuyu kitaba biraz daha bağlıyor her okunan sayfada.Ülke gerçeklerinden soyutlamamış yazar hikayeyi,hele ki Hakan karakteri öyküye dahil olunca bu durum daha net karşımıza çıkıyor.Kişilerin yaşlarına,konumlarına göre psikolojik konumlandırılmaları başarılı olmuş. İlk kez bir Ayşe Kulin kitabı okumuş oldum ve gerçekten beğendim.
Aynı hikayeden kaç farklı kitap çıkarılabilir? En azında bu Bora'nın Hikayesi gibi aynı günleri baştan anlatmıyordu diyebilirim. Yine de çok güzel yazılmış Gizli Anların Yolcusu'nu bu şekilde 2 seri kitapla üstelik ilkinin yerini uzaktan yakından tutmayan 2 kitapla lekelemek bence çok gereksiz olmuş... Bu hikaye anlatılmak isteniyorsa, başka karakterlerle denenebilirdi. Belki daha da güzel olabilirdi üstelik...
Serinin son kitabı mı bilmiyorum, ama Umut & Hayat & Hüzün serisinden sonra biraz hayal kırıklığı oldu. Biyografileri çok güzel romanlaştırıyor Ayşe Kulin ama bu hikaye örgüsü...Ne bileyim!
Ayşe Kulin tarz itibariyle anlaşılması rahat, hızlı akan, basit anlatımları tercih ettiğinden bu kitabı da serinin ilk kitabı gibi akıp gitti. Ben ilk başta Dönüş'ün devam kitabı olduğunun farkında değildim, isimler biraz tanıdık mı diye sorgularken biraz ilerledikten sonra fark ettim ki Derya aslında ilk kitaptaki genç kız. Sonra taşlar yerine oturdu zaten. Okurken "Gizli Anların Yolcusu"nda olaylar nasıl gelmişti, en son nerede kalmıştı gibi hatırlatma seanslarına girmedim. Böylece aslında Derya olayların iç yüzünü anlamaya çalışırken, ben de an be an onla birlikte oturtmuş oldum. Sanırım bu da merak duygumu artmasını sağladı ve hikayeye sürükleyicilik kattı. Diğer türlü çok fazla tekrara düşecekti ve bu da okuma zevkini azaltırdı diye düşünüyorum. Karakterlere gelince, ekonomik durumları iyi olan, düzgün eğitimleri, düzgün işleri olan burjuva bir ailenin üyelerinden bahsediyoruz. Bu şekliyle bana Derya da annesi de şımarık kadınlar olmaktan daha öte bir samimiyet aşılayamadılar. Bun da yazarın da etkisi de büyük diye düşünüyorum çünkü her bir karakter motomot tek bir düşünceyi savunan gri alanları olmayan derinliksiz şekilde tasvir edilmiş. Örneğin Derya sadece "bana bunu nasıl yaparsınız" diye hayata bakan isyankar bir tip. Babası sadece "hiç pişman değilim"ci bir tip. Demek istediğim her birimizin gel gitleri, düşüncelerinde sadece kendine itiraf ettiği kararsızlıkları, kendini sorgulamaları vardır. İnsan roman karakterlerinde de bu hayatın gerçekçi tarafını görmek istiyor. Samimiyetten uzak kalan bir nokta da Türkiye'nin muhalif yanının tasvir edilme biçimi. Sanki sadece bundan 20 yıl sonra dönem romanı olarak ele alınırsa içerisinde yorumlarım yer alsın diye düşünülmüş, ya da "tarafımız belli olsun"cu bir anlayışla eklenmiş gibi duruyorlar. Diyalogların arasında aşırı yersiz, gereksiz ve uzun açıklamalarla verilmiş. Halbuki olayların geçtiği dönemi ve karakterin duruşunu tasvir etmek için bu denli kör göze parmak yapılmasına gerek olduğunu düşünmüyorum. Arka plana dair tek bir cümle ya da tek bir gazete haberi bile okuyucuya fikir verebilecekken bana bu kısımlar çok zorlama geldi açıkçası. Ayşe Kulin'in anlatım tarzını akıcılığından ötürü beğeniyorum, fakat kadın-erkek ilişkilerinde karakterlerde yarattığı basitlikten hoşlanmıyorum. Örneğin kadınlar hep, kendi kararlarını verebilen özgür kişi kisvesi altında aslında sarılıp sarmalanması gereken muhtaç kişiler olarak tasvir ediliyor. Üstelik bunu yapan erkek karakterlerin de ne güç ne para ne gurur anlamında çok ayakları yere basan bir tutum da sergilediklerini göremiyoruz. Dolayısıyla kitaptaki olaylar gerçekten o şartlardaki insanların başına gelseydi çok daha karmaşık hislerle örülü olurlardı diye düşünüyorum. Çıtır-çerez hikayeler klasmanında iyi gidiyor diyorum^^
Ayşe Kulin'in okuduğum ilk kitabı olan Dönüş İsmini tamamen yanıstan ender kitaplarından biri olup Gizli Anların Yolcusu,Bora'nın Kitabı,Dönüş,Handan kitap serisinin 3. kitabıdır. Seriden ayrı okumama rağmen hiç sırıtmayan kitap Derya isimli bir kızın annesi tarafından babasından koparılıp İngiltere'ye gidişini ve ardından babasını bulma yolculuğunu Derya'nın ağızıdan sinema tadında anlatıyor.
vasat bir konu, escinsellik ve toplum konularina duyarlilik adina oylesine simarik zengin kizi olusturulmaya calisilmis adeta. E az da olsa bir anafikir yerlestirebilmis yazar. bir uclemenin ucuncu kitabi oldugunu bilmeden almis bulundum, fakat sanirim turk dizi dunyasinin kazandigi paralardan edebiyatimiz da nasbini almis olacak, yazar iki kitap daha yazip edebiyattan cok cebini dusunur bence. Zaman kaybi degil, zaman gecirsin oylesine olsun, dili kolay olsun diyorsaniz oneririm. Bu arada kitabi her nekadar begenmesemde yazarin Turkiye gundemine adalet sistemine karsi duyarli tavrindan dolayi tesekkur ederim.
Aslında bir serinin üçünkü kitabıymış sanırım bilmeden okudum Ayşe Kulin diliyle özel bir yazar benim için, yine çok güzeldi romanı, çok beğendim.. Hayatta ön yargılara, kafamızın içindeki öğrenilmiş iyi - kötü ayrımına nasıl körlemesine ve çaresizce takılıp kaldığımızı çok güzel anlatmış, hem de sanki onu anlatmaya çok kasmadan uğraşmadan kolayca yapmış bunu, hani sesi çok kuvvetli bir şarkıcının çok zor bir şarkıyı bağırmadan, zorlanmadan konuşur gibi rahatça söylemesi hesabı. Hikaye çok flaş değildi belki, kolay bir kurguydu ama karakterler ve bu kolay yumuşacık anlatım kitabı çok keyifli okuttu.
Gizli anların yolcusu kitabinin bir devami oldugunu anlamadan aldim. Kitabin arkasindaki yazida da belirtilmemis. Bu kitabi hem cok begendim hem de begenmedim. Ne demek simdi bu? Kitabin sohbet kisimlari ve bana dusundurdukleri cok guzeldi. Ayse Kulin'in genc karakterinin dilini yakalamis olmasi da hosuma gitti. Begenmeme sebebim ise galiba Gizli Anlarin Yolcusu kitabinin devami olmasi ve konunun fazla uzamasi oldu.
Aşağıdaki yorumlarda da değinildiği gibi Çamlıca Camii ve hükûmet eleştirileri romanda çok havada kalmış. Oturmamış bir türlü. Düşününce, bundan 50-60 yıl sonra okunduğunda okuyucuya 2010'ların Türkiyesini çok iyi yansıtan bir kitap olabilir ama bana son derece gereksiz geldi bugün okurken. Finaline bakınca öyle görünmese de sanıyorum ki bu kitapla dizi tamamlanmıştır.
Kitap kısa ve sürükleyeci idi ama Üçlemenin ana teması olan ve de en cok korkulan "ya kızım duyarsa" telaşını yeterince yansıtmıyor. Yani kız duyuyor da ne oluyor! Sanki konu bir de kızın gözünden anlatılmak istenmiş ama cok da uzun uzun anlatacak birşey bulunamamış, modern zamanda bu tip iliskiler normal karşılanır canım seklinde üçleme bir çırpıda bitirilivermiş.
Bu kitap Ayşe Kulin'in 'Gizli Anların Yolcusu' ve 'Bora'nın Kitabı' adlı kitaplarının devamı. İçinde diger iki kitapta geçmiş olaylardan pek çok alıntılar var. Onları okumadan bu kitabı tek başına okumak fazla bir şey ifade etmeyebilir.
Kitap bir üçlemenin son kitabı. İlhami ve Bora dan sonra bu sefer deryanın gözünden bakıyoruz olayların sonrasına. Çok iyi başlayan kitap gereksiz Çamlıca Camii tartışması ile hız kaybetmiş. Hükümet eleştirisi kitapta çok. Havada kalmış oturmamış. Ama serinin en sevdiğim kitabı oldu,
Bora' nın kitabını okuduğumda hikaye ilginç gelmiş, severek de okumuştum. Lakin dönüş bir devam hikayesi olmasıyla birlikte yazar boğucu detaylarla hikayeyi uzatmış. Merak uyandırmayan, sıradan gelmiş bir hikaye oldu benim için.
Instagram'da da yorumumu paylaştım. Kitapta sıkılmadım. Çünkü her 50 sayfada bir sır açığa çıktı. Öyle ahım şahım bir kitap değildi.Ama Hakan ile Derya arasında hiçbir şeyin olmayışı beni biraz şaşırttı açıkçası.
okuduğum ilk Ayşe Kulin romanıydı. Hayatın akışının ve getirmiş olduğu yorgunluğun stresini atmak için uzatarak okuduğum bir kitap oldu. Sıkmadan ilerleyen ve günümüz dünyasının duygusal davranışlarını resmeden bir güncel romandı
Gizli anların yolcusu & Bora'nin Kitabı & Dönüş 3'lusunu üçüncüsünden tamamen tesadüfen haberdar olarak nasibimi almış bulunmaktayım. Evet guzel okunabilir.