Karadenizin Kıyıcığında, Rıfat Ilgaz'ın öğretmenlik yaptığı Akçakoca kasabasını ve uzun süre bir arada yaşadığı Batı Karadeniz insanını anlatır. Geçimini fındık yetiştirerek sürdüren Kasaba halkı, bir yandan hırçın doğayla, diğer yandan yoksullukla başa çıkmaya çalışmaktadır. Sevgiler, dostluklar bu sıkıntıların gölgesinde yaşanır.
Her türlü haksızlığa ve zorluğa rağmen insandan yana umutlarını kaybetmeyen, çalışkan bölge insanının dayanışması da bu topraklara özgüdür. Rıfat Ilgaz, Güllü ile Recep'in engellerle boğuşan aşkı etrafında Karadeniz insanının onurlu var olma öyküsünü akıllara kazır.
Karadenizin Kıyıcığında, Rıfat Ilgaz'ın Yıldız Karayel romanıyla birlikte batıdan doğuya bir Karadeniz panoraması oluşturmaktadır.
Mehmet Rıfat Ilgaz, Türk şiir, roman ve öykü yazarı. Özellikle Hababam Sınıfı romanıyla tanındı. Hem yazılarında hem de kişisel hayatında toplumcu bir çizgi devam ettirdi. Türkiye’nin en çalkantılı siyasi dönemlerinde devam ettiği dergiciliği, aynı dönemdeki birçok yazar gibi, onun da adliye koridorlarında ve hapishanede zaman geçirmesine neden oldu. Oldukça üretken olan yazın hayatına şiirden mizah öykülerine, romandan çocuk kitaplarına birçok farklı alanda eser sığdırdı. Bir zamanlar toplatılan Karartma Geceleri eseri 2004 yılında 100 Temel Eser listesine girdi.
Genelde aileden gelme Karadenizliligime pek sahip cikmamama ragmen benim bile tanidik bir seyler gordugum bir hikaye, hem iyisiyle, maalesef, hem de kotusuyle. Iktidar, para ve guc iliskisi, birilerinin hep eziliyor olusu bu memlekette hic degismiyor. Fakir Baykurt'lar, Yasar Kemal'ler hep ayni seyleri anlatiyor ya, vardir utanilasi da olsa bir gercekligi. Soyle denebilir ozetle, Cukurova'nin Yasar Kemal'i varsa, Karadeniz'in de Rifat Ilgaz'i var. Toplumsal olanda yerelle evrensel arasindaki iliskiyi basarili kuran bir roman.
Karadeniz'in coğrafi özelliklerini, Karadeniz insanını başarılı şekilde irdeler. Öyle ki insanları yöre ağzı ile konuşturur, Ilgaz Karadenizli olmasının avantajlarından yararlanır.
Basit bir konu çevresinde dönen olaylar Akçakoca'da geçer, o dönem ki kasabanın hallerini satırlardan ince ince öğrenirsiniz. Bir yanda zengin bir adam ve oğlu, diğer yanda sömürülen köylüler; bir aşk üçgeni ve kabullenemediğim sonu.
Başarılı bir bakış, iyi bir anlatım, güçlü bir kalem, akıcı bir dil.
Bir Akçakocalı olarak okurken güzel memleketimi karış karış geziyor gibi hissettim. Rıfat Ilgaz Akçakoca'da geçirdiği yılların hakkını verircesine fındık ve ağalık sorununu iyi bir anlatım ile ele almış. Sonu dönemin şartlarına göre (belki) gerçekçi aynı zamanda beklenmedikti benim için.
Meğer Hababam Sınıfı dışında ne cevher varmış Ilgaz'da. Güzel, acıklı, öğretici. Neler değişti neler değişemedi, köy ne koşullarda yaşadı yıllarcanın hikayesi. Biraz da Karadeniz ama Batı'sından.