Jump to ratings and reviews
Rate this book

Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı?

Rate this book
Mansur, yuzyillar boyunca Cezayir'de yasamis bir Osmanli ailesinin ogludur. Cezayir, Fransiz somurgesi hline geldiginde Fransa'ya tip ogrenimini yapmaya gitmistir. Roman, Mansur'un ogrenimini tamamlayip Istanbul'a ayak basmasiyla baslar. Mansur, Istanbul'da amcasi Seyh Salih Efendi'yi bulur ve orada kalir. Daha sonra Mansur, bir devlet dairesinde memur olarak ise baslar. Yazar Osmanli toplumunda, ozellikle yonetimde gordugu aksakliklari Mansur Bey'in araciligiyla dile getirir. Ask ve evlilik konularinin sik islendigi Tanzimat romanlarina bakarak eserin son derece onemli taraflari oldugunu soyleyebiliriz. Tanzimat doneminde Fransa'ya egitim icin gonderilen genclerin seciminde ne gibi yanlisliklar yapildiginin cevabini da bulacaginiz eser Tanzimat doneminin okunmasi gereken kitaplarindan biridir.

296 pages, Paperback

First published January 1, 1892

8 people are currently reading
207 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
25 (13%)
4 stars
59 (32%)
3 stars
67 (36%)
2 stars
25 (13%)
1 star
6 (3%)
Displaying 1 - 22 of 22 reviews
Profile Image for A. Raca.
768 reviews172 followers
August 16, 2019
"Sevgiden üzülen kendini en bahtsız sayarmış."

İş Bankası'nın Türk Edebiyatı Klasikleri Serisi'ni çok seviyorum. Edebiyatımızın pek denk gelemediğimiz eserlerini okuma tecrübesinde bulunuyorum.

Çok güzeel♥️
Profile Image for Ferda Nihat Koksoy.
519 reviews28 followers
April 26, 2021
Mizan (İslam'a göre iyilik ve kötülüklerin ahiret öncesi tartıldığı terazinin adı) dergisini çıkardığı için (4 yılda kapatılır) bu isimle anılan yazar, isyankâr, idealist, hilafete bağlı, kabına sığmayan, yaratıcı, amacı için çabuk yön değiştiren ve Mülkiye Mektebi hocalığı başta olmak üzere İstanbul siyasi/edebî dünyasını ciddi düzeyde etkileyen bir kişilik (1854-1917).

Yazdığı bu tek ve sosyal amaçlı romanda (1892), düşüncelerini idealist karakter Mansur (Paris eğitimi almıştır) aracılığıyla aktarmakta ve devlet yönetimindeki yozlaşmaya çare olarak çağdaş eğitimi  ve ödünsüz ahlâklı davranmayı (dine de dayanarak) öne çıkarmaktadır.
Mansur'un, Batı usûlü temel eğitim okulları açması, kalkınmanın taşradan başlayabileceği fikriyle köylüye mesleki eğitim vermesi, sanayileşme talebiyle fabrika kurması, açtığı fabrikaya halkı ortak ederek kooperatifleşmeyi vurgulaması, sanki Cumhuriyet'in erken dönem hedeflerinin öncüsü gibidir.

Öte yandan Mansur'un, okuyarak kendini eğiten, Fransızca öğrenen ve onurlu bir kadını temsil eden Zehra'yla olan zorlu aşkı, varlıklı Osmanlı ailelerinde yaşanan yozlukların özellikle İsmail Efendi ve Sabiha Hanım üzerinden anlatılması, Raşit Efendi'nin mülkiyet için gerçekleştirdiği polisiye entrikalar, Şeyh Salih Efendi ve Sadrazam Emin Paşa ile müesses nizamın (turfa) temsiliyeti, romanın akıcılığını sağlıyor ve başta "Çalıkuşu" olmak üzere erken dönem romanlarımıza esin kaynağı olduğunu düşündürüyor.

Türkiye siyaset ve edebiyat tarihi için çok önemli bir kitap olduğu kanısındayım, öneririm.

***

"İşte beğenmeyip aleyhlerine söz ettiğimiz Hıristiyanlar, Frenkler... Hallerine iyi bakın!  Hiç bize benziyorlar mı? Kadınlarından hiçbiri bizim gibi sarkıntılığa uğruyor mu?  Çapkınların hadleri mi olmuş? Bir kere tecrübe etsinler bakın ne mukabele görürler?  Halbuki içlerinde belki herkesçe bilinen kötüler olabilir. Bu gibi cemiyet düşkünleri bile bizden edepli geziyorlar. Bize edilen muamelenin yarısını görseler, namus davası için tereddüt göstermezler. Yazık değil mi bize?..."

"Dilekçe sahiplerinin doktorluk gibi bir mesleği varken bile, hiçbiri "Ben falan işin mütehassısıyım, benden daha iyisi mevcut değilse beni tayin ediniz" demiyor. Hepsi sanki anlaşmış gibi yoksulluktan ve zaruretlerinden, çoluk çocuk çokluğundan, yardıma muhtaç bulunmalarından bahisle merhamete, sadakaya sığınıyorlar. İnsan onları okurken resmi bir memuriyet isteğiyle resmi daireye başvurulduğunu unutuyor da bir yoksullar evine yahut zenginlerden bir hayır sahibine müracaat olunuyor zannına düşüyor."

"Bence bu gibi ümitsizlik doğuran fikirler cahillik ve aczin neticesi bulunan vehimlerden ibarettir. Hiç yoktan neler yaratılıyor! Küçücük Prusya az müddet içinde büyük bir devlet oldu.  Deli Petro'dan evvel Rusya neydi, şimdi nasıldır?  Dünkü İtalya ile bugünkü İtalya'ya bakınız. Eğitim görmüş bir cemiyet nelere muvaffak olmuyor? Hem başka taraflara gitmeye ne hacet? Aslımızı düşününüz, dört yüz çadır halkının başardığı işleri göz önüne getiriniz."

(Sadrazam Emin Paşa'nın kendisine) "Madem ki birtakım ehliyetsizler kalemlere girmek yolunu bulmuşlar, hatta beş kişi lazım olan bir daireye on beş, yirmi kişi alınmış, sandalyeye oturabilmeleri için bir çeşit nöbet usulünü icat etmeye mecburiyet hâsıl olmuş, diğer taraftan efendimiz adam bulmaktan aciz kalıyorsunuz, kalemlerin bụ hallerini  görüyorsunuz, bu suretle adamlar yetiştirilemeyeceğini de biliyorsunuz. O halde gerekli vasıfları taşımayan gençler kalemlere hiçin alınmış?  Bir kere alınmış ise niçin hâlâ tutulup, hem kendilerine yazık ediliyor hem de boş yere hazine zarara sokuluyor?"

"Kazancı sadece bana ait olsaydı rüşvet almak haddim mi olurdu, a budala!"

"Günahkârlar günah işlemekle yetinmeyip günahları günahsız masumlara yüklemek kastında da bulunuyorlar! Aman ya Rab, bu ne alçaklık?"
Profile Image for Beyza.
54 reviews13 followers
May 7, 2020
Kitabı günümüz Türkçesiyle hazırlayarak bizlerin faydalanmasını sağlayan Prof.Dr.Birol Emil’in kitabın girişinde yazdıklarından birkaç cümleyi sizlerle paylaşmakta yarar gördüm.

“Turfanda mı yoksa turfa mı? yazıldığı devre göre bir bugün romanı değil, bir ‘İstikbal romanı’dır. Yazarın, kahramanı Mansur Bey’den, fikirleri ve yaptıkları dolayısıyla ‘O, istikbal adamıdır.’diye bahsetmesi ve ona çevresinin yadırgadığı vasıflar vermesi bunu çok iyi gösterir.

Gerçi Mansur çağı itibariyle Osmanlı Türkiyesi’nin şartları içinde gösterilmiştir. Fakat romancının tasavvurunda o, kendisinin ‘Milli Türkiye’, ‘İstikbal Türkiyesi’ dediği yeni bir Türkiye’nin ideal aydın tipidir.
Türk tarihinin seyri, bir çeşit kehanete benzeyen bu tasavvuru boşa çıkarmamıştır. Cumhuriyet Türkiyesi’nde ideal Mansur Bey’in hakikati olan binlerce aydın yetişmiştir.

... Reformlara, ülke kalkınmasına yukardan büyük merkezlerden değil, aşağıdan başlamak, ancak köyü kalkındırmak suretiyle memleketi ilerletmenin mümkün olacağı fikri romancının devrini çok aşan bir tasavvurdur. Türkiye’de ancak Cumhuriyet’ten sonra gerçekleşen realitelerdir.

Murat Bey kahramanına köyde yeni tarzda eğitim yapan ilkokul,ziraat okulu açtırır(ilk ve mesleki öğretim), numune çiftliği, mandıra kurdurur( zirai kalkınma),bir iplik fabrikası tesis ettirir(sanayileşme) ve köylüleri gelirleri kendilerine ait olmak üzere buralarda çalışmaya sevk ederek şehre ve devlete muhtaç olmaktan kurtarırken(kooperatifleşme) bir gün Türkiye’nin bu noktaya geleceğini görmüş gibidir.

Romanın kadın kahramanı Zehra’nın, bu kültürlü, Fransızca bilen, piyano çalan, iffet ve şahsiyet sahibi genç kadının köyde öğretmenlik yapması ise Çalıkuşu’ndan çok önce Türk romanına girmiş ve yine ancak Cumhuriyet’ten sonra Türk eğitiminde gerçekleşmiş yepyeni bir tasavvur ve temennidir.”
Profile Image for Sibel.
109 reviews
March 14, 2019
Tasvirlerden o kadar sıkıldım ki konuya zor odaklandım. Kitapları yarım bırakamamak kötü bi alışkanlık
Profile Image for Damla Karagöl.
3 reviews1 follower
September 3, 2022
Tanzimat romanları genelde okuruyla olur olmadık yerde Fransızca konuşmayı seven bon pour l'orient yazarlarımızın elinden çıkıyor. Okurlarına duymadıkları yeni bir söz söyleme, bir epifani yaşatma, onları birkaç saatliğine gerçek dünyalarından sanatsal bir hazla koparma, bir "einfühlung" vaatleri olmuyor. Ben bu romanları yine de Türk modernleşmesinin origin story'si gibi gördüğümden, son iki yüz yılın politik devamlılığının izini buralarda sürdüğümden ve bana nostaljik bir keyif verdiklerinden denk geldikçe okuyorum. İş Kültür'ün 62 kitaplık Türk Edebiyatı Klasikleri dizisi de güzel bir okuma listesi gibiydi. Özellikle de Mizancı Murat gibi duymadığım isimlere de yer veriyorlardı ki bir banka yayınevinden beklenmeyecek bir kıyaktı bence. Ben de sırf bu seçkinin kitaplarını okurken lise edebiyat ödevi hazırlıyormuş ya da sınıf kitaplığındaki 100 Temel Eser kitaplarından birini okuyormuş gibi hissetmemek için bu kitaba da kitaplığımda yer verdim.

İstibdat devrinden adabıyla yakınan bir Tanzimat gazetecisi göreceğimi düşünürken bayağı döneminin butik İslamcısı sayılabilecek bir yazara denk gelmişim. Abdülhamit de bolca övülüyor tahmin edebileceğiniz üzere, bu zamanda böyle bir tatlı nostalji yaşamayı sinirleriniz kaldırırsa okuyun. Ben bi süre sonra romana karşı hissizleştim, Mansur'la Zehra'nın iletişimsizlik krizi nasıl bir irrasyonel patlamayla çözülecek acaba diye merakımdan bitirdim. Okuyanlar hatırlayacaktır, şahane bir 50'ler Yeşilçam'ı sahnesiyle barıştılar. No shit.

Mizancı Murat'ı anakronizme düşmek pahasına günümüzün İslamcı edebiyatçılarıyla kıyaslayıp nereye koyabileceğimi de uzun uzun düşündüm. Politik olarak İsmet Özel'e yakınsıyor, o eril agresyonlarını çok benzettim. Teknik olarak bu kadar yavan roman yazan kim var bilmiyorum, Halit Ertuğrul diyeceğim geliyor ama Mizancı Murat'ın kurguladığı evren döneminin ruhu gereği daha geniş ve canlı, o yüzden haksızlık ediyormuşum hissine kapılıyorum. Belki biraz İskender Pala denebilir, tabii İskender Pala'ya gene şükürler ederek.

Zehra'ya roman boyunca burnumdan soludum. Kendini gerçekleştiremediği için acı çeken bir karakter. Erkeklere duyduğu bilinçdışı hasedi güzel, feminen ve aptal bulduğu Sabiha'nın hayatı üzerinde toplumu da arkasına alarak erkekçe bir iktidar kurarak, Mansur'la irrasyonel bir rekabete girerek çözmeye çalışan gizli bir narsisist. Maalesef Mansur gibi Fransızcayı boşa öğrendiği, kitap niyetine de herhalde Fénelon - Traité de L'éducation des Filles falan okuduğu için sıkışmışlığına olan öfkesini sisteme değil küçük dünyasındaki insanlara kanalize etmiş. Romanın sonunda başına gelenlere hiç üzülmedim, açtırmaya çalıştığı İmam Hatiplerin açılmaması da crème de la crème oldu (Zehracım sinirlen diye bilerek gavurun diliyle yazıyorum).

Şakası bir yana, bu karakter baştan aşağı İslamcı fantezisi, Hz. Zeynep arketipi diyebilirim. Edebiyat çalışmaları için iyi bir yayın nesnesi olabilir, bi baksınlar.
Profile Image for Nazife.
47 reviews17 followers
February 19, 2021
Ben bu kitabı çok sevdim. Nedeni olaylar ve kurgu değil de zamana olan yoğun eleştiri ve toplum olarak yükselmenin ancak eğitim ile olacağı tespiti.
Profile Image for Yasemin Salihoglu Karagul.
322 reviews27 followers
May 4, 2020
Bu dönem edebiyatına has yine Istanbulda bir köşkte yaşananlar. Bu sefer biraz farklı olarak olayların bir ucu Cezayir'e de uzanıyor ve bir de idealist yeğen baş kahramanımız.
Her zaman olduğu gibi yine sevdim. Akıcı anlatım tarzı, araya serpiştirilmiş aşk ve entrika, köşkte dönen dolaplar... Merakla okudum.
Kafanızı çok yormayacak bir roman okumak isterseniz öneririm.
Nedense bu seriyi okurken aklima hep eski turk filmleri geliyor.
Profile Image for elif.
7 reviews1 follower
May 30, 2025
Kitap çok sıkıcı okurken fenalık geldi
Profile Image for Didem Can (itspreaklypear).
216 reviews7 followers
December 17, 2022
Prof. Dr. Birol Emil’in kitabın başındaki önsözün içinde Mizancı Murat’ın şu sözleri vardır: ‘..Diğer bir husus sanayi kollarına azınlıkların hâkim olmasını önlemek lüzumudur. Bununsa tek yolu, Müslüman halkı ve bilhassa gençleri kalem efendiliği illetinden kurtararak sanayiye sevk etmektir.’ Bu cümle o zamanın ondan sonrasının ve de şimdinin çok basit bir özeti niteliğindedir. Bu ülkenin asla bitmeyen ve ne yetkililerce ne de vatandaşları tarafından bir türlü kabul etmedikleri gibi ellerine geçen fırsatlarda memnun bile oldukları problemlerinden biridir. Kitap aslen Mizancı Murat’ın bu ülkenin -onun bahsettiği elbette Osmanlı’nın- silkelenip ayağa kalkabilirmesi için köklü bazı değişiklikler ve bunların ne olduğunu her kesime anlatabilmek adına kaleme aldığı bir eseridir. Bunu roman tadında bilhassa içerisine aşk da serpiştirerek yazdığında hem o dönemin roman kavramının içini doldurmuş hem de elinde yetki olana da olmayana da çözüm için nelerin yapılması gerektiğini basit bir dille anlatmıştır. Bana kalırsa her dönem liselerde yaz ödevi olarak bile olsa bir şekilde gençlere okutulması gereken bir kitap olmalı.
Şunu da belirtmeliyim ki kitabı okurken bir edebi eser, belirgin bir üslubu olan gerçek bir romancı beklememelisiniz. Bu romanın gayesini yukarıda belirttik. Bu sebepten romandaki bazı fazlaca romantize edilmiş, belki de gereğinden fazlaca mübalağa edilip tek bir aile içerisinde gerçekleşen bir miktar da aşırıya kaçan meseleler gerçek gaye göz önünde tutulduğunda göz ardı edilmelidir.
Profile Image for Aziz Hayri.
114 reviews3 followers
August 25, 2023
TURFANDA MI YOKSA TURFA MI?

Yazar Mizancı Murat. Kitabın yazılış tarihi 1890 ve yayınlanma tarihi 1891. Yani Osmanlı İmparatorluğunun en karışık dönemlerinden biri. Kendine iyi bir kartvizit sağlayacak olan Mizan Dergisinin kapanma tarihinden sonra yazmıştır. Mizan dergisi 1886 yılında yayına başlamıştır ve 158 sayısında kapanmıştır. Daha sonra 2. Meşrutiyetten sonra tekrar yayınlanmaya başlasa da yayın hayatı çok sürmemiştir. Genelde Osmanlıcılık akımını dar anlamda da İslamcılık fikrini benimsemiştir. Belki Sarayla iyi geçinmek adına belki de gerçekten bir kurtuluş yolu olarak gördüğü için II. Abdülhamit’i sürekli desteklemiştir. Bu durum romanda da açıkça bellidir.
İş Bankasının Kültür Yayınlarından yayınlanan ve Sayın Birol Emil’in sadeleştirdiği örneği okudum. Dip notlarla kitabı daha anlaşılır ama biraz zor okunur bir hale getirmiştir kendisi. Zorluğu okumanızın bölünüp dip notlara bakmak istemenizden kaynaklandığını tahmin etmişsinizdir. Birde doğrudan doğruya Didaktik bir roman olduğu için okurken bazen sıkılabilirsiniz. Yani Örnek insan ve örnek vatandaşı anlatıyor.
Kitaba gelirsek. İstanbul’a dışarıdan –Cezayir’den Fransa’ya Fransa’dan İstanbul’a- gelen bir delikanlının idealleriyle gerçek durumun zorluğu arasında bocalayışı ve bu bozuk düzenle savaşını konu ediniyor. Arada bir aşk hikâyemizde var işlenen. Aslında tam anlamıyla bir roman bile sayılmayabilir. Kitapta kabaca beş kahraman var. Mansur, Mehmet Efendi, Zehra ve Fatma ve Ahmet Şunudî. Bu kişiler yazarın deyimiyle Turfanda kabul ettiği kişiler. Yani erkenden olgunlaşıp sonradan gelecek olanlara yol açanlar. Turfa kelimesiniyse tuhaf karşılanan garipsenen anlamında kullanıyor. Yani yapılanlar başta tuhaf karşılansalar da ileride toplum ve tabii imparatorluk tarafından öncü kabul edileceklerine inanıyor.
Bu fakirin değerlendirmesine gelince 5/10 diyorum.
Goodreads puanı ise 3,34/5
Okudum ve keyif aldım. Ama ben Osmanlı dönemine meraklı biriyim, özellikle son dönemlerine. Fazla bir şey beklemeden okumak istiyorsanız seve seve okuyun diyorum.
Profile Image for Fatih.
622 reviews37 followers
November 4, 2025
Mizancı Mehmed Murad'ın Turfanda mı Yoksa Turfa mı? romanı, Tanzimat Dönemi romanının tezli roman geleneğinin önemli bir örneğidir ve dönemin siyasi, sosyal ve ahlaki buhranlarını ele alır. Roman, çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarma çabası içindeki idealist aydının dramını işler. Avrupa'da tıp eğitimi alıp İstanbul'a dönen idealist genç doktor Mansur Bey'in, karşılaştığı yozlaşmış devlet yapısı, ahlaki çöküntü ve geleneksel zihniyetle mücadelesi ana ekseni oluşturur. Eser, bu yönüyle "turfanda" (yeni, taze, çağdaş) olan Mansur'un idealleri ile "turfa" (eski, bayat, yozlaşmış) olan İstanbul hayatının ve bürokratik yapının çatışmasını simgeler. Dönemin aydınları arasındaki "Batılılaşma" tartışmalarına keskin bir eleştiri getirerek, kurtuluşun sadece şeklî Batı taklidinde değil, eğitim ve ahlaki erdem yoluyla topyekûn bir toplumsal dönüşümde olduğunu savunur.

Romanın temel mesajı ve dramatik yapısı, kahramanı Mansur'un ütopik derecede iyi ve fedakâr olmasına rağmen, nihayetinde başarısızlığa uğraması ve 93 Harbi'nde (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) veremden ölmesiyle pekiştirilir. Mizancı Murad, Mansur'un ölümünü, salt bireysel bir felaket olarak değil, idealizmin ve yenileşme çabalarının dönemin koşullarında ne kadar zorlu olduğunu gösteren trajik bir sonuç olarak kullanır. Romandaki entrika (Raşid Efendi'nin miras hırsı ve cinayet girişimleri) ve aşk hikayeleri (Mansur-Zehra, Sabiha) ise asıl tezi olan ahlaki çöküntü ve sosyal eleştiriyi destekleyen bir zemin oluşturur. Eser, "milli roman" örneği verme amacıyla yazılmış olup, özellikle yaygın eğitim (neşr-i maarif) ve kadınların eğitimi konularını memleketin kurtuluşu için en hayati meseleler olarak vurgulamasıyla Tanzimat edebiyatı içindeki yerini sağlamlaştırır ve fütürist (gelecekçi) bir karakter çizer.
Profile Image for Sevgi.
340 reviews
April 3, 2021
Mizancı Murat, bu kitabında Osmanlı’nın son dönemlerindeki; siyasi-dini çöküşleri, devlet dairelerindeki yoksuzlukları, torpilleri, adam kayırmaları, haksız yere yapılan zamları ve o dönemdeki ahlaksız ve kirli işleri anlatmış. Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı? yazarın ilk ve tek romanı. Düşüncelerini, Mansur karakterini yazarak anlatmak istemiş. Ve bence kesinlikle başarmış.

Mansur, doğup büyüdüğü Cezayir'den eğitim için Fransa'ya gitmiş ve orada tıp eğitimini tamamlayınca, devletine hizmet etmek için İstanbul'a gelmişti. Önde gelen isimlerden olan amcası Salih Efendiden kesinlikle yardım kabul etmemiş ve kendi ayakları üzerinde durmak istemekteydi. Büyük umutlarla başladığı işinde çok geçmeden yolsuzluklara, rüşvetlere, torpillere, akraba, diye işe alınan, çalışmayan ve yapılan haksızlıklara tanık olacaktı.

Kitabın başları çok sıkıcı ve boğucuydu. Bazı şeylerin çok uzun tututlmasını beğenmedim. Sanırım kitapta en çok sevdiğim Mansur karakteri ve az biraz da Zehra oldu.
Mansur, çok güzel bir karakterdi. Dürüst, güvenilir, ahlaklı, düşünüp doğrunun ne olduğunu bilen ve haksızlığa gelemeyen biri. Bunu da en belirgin şekilde kendisine yapılan terfi ve zammı haketmediğini düşündüğü için geri çevirmesi, etek öpmeyi reddetmesi ile görüyoruz.

Eğitimin önemini hep vurgulayan bir karakter. Aynı şekilde Zehra da öyle. Bunlar dışında diğer karakteri hiç sevemedim. Mansur, ömrünün son zamanlarında bile devleti için çalışmaya devam eden bir karakter. Yaptığı şeyler ve yapmak istediği düşünceler çok güzeldi. Bazı düşüncelerine katılmadığım yerler de oldu. Keşke onun gibilerden daha fazla olsa.

Yazar dönemin nasıl bir çöküş içinde olduğunu iyi anlatmış. Her dönemde böyle şeyler olsa da kısaca günümüz Türkiye'sini yazmış.
68 reviews2 followers
April 10, 2025
Roman tekniği açısından var olan kusurları kitabın en önemli hatası değil.

Yazarın kafası inanılmaz karışık. Özgeçmişine dair bilgilerin önsözde anlatılması okuru bu duruma hazırlıyor, yoksa okurken kahrolurdum muhtemelen. Yazarın nasıl İttihatçılıktan Osmanlıcılığa ve İslamcılığa geçtiği apayrı bir soru işareti, çünkü bunun tersine dair pek çok örnek görsek de, bu durumun kendisine dair gördüğüm tek örnek Mizancı Murat.

Yazar, farklı geçmiş ideolojilerinin görüşlerini bir potada eritmek için elinden geleni yapmış; ancak bu fikirlerin özü gereği birbiriyle uyuşamıyor olması kitapta genel bir tutarsızlık yaratıyor. Kitap boyunca tüm padişahların -muhtemelen aynı anda halife de olmaları dolayısıyla- asla hiçbir hatası olmayacak kutsal şahsiyetler olarak paragraflarca övülmesi ve devletin zaafiyetinin kendisi iyi olan padişahın etrafının kötü olmasıyla açıklanması en zayıf nokta. II. Mahmut ile II. Abdülhamit'in birbirine denk iki kişi olarak ele alınması, II. Mahmut ile istibdatçı Abdülhamit'in her ikisinin de adeta devrimci olarak resmedilmesi karikatürize bir düzeyde.

Kitabın kurgusal karakterleri ise Osmanlı kadınlarının övülen iffeti buysa, iffetsiz olsalar daha iyi dedirtiyor. İffet timsali Zehra, yine iffet uğruna bir başkasına iftira etmekten çekinmiyor örneğin. Müfteri Zehra'nın aşık olduğunda hakiki bir mazoşiste dönüşmesi ise yazarın en takdir ettiği yön. Dine ve millete hizmet için fanatikçe kendinden geçen insanların canlı bomba olma potansiyelleri o sırada henüz bilinmiyordu.

İslamcı ve Osmanlıcı düşüncenin neden iflas ettiğini anlamak için çok ideal bir eser olması ve nispeten sürükleyici bir polisiye kurgunun da yer alması nedeniyle üç yıldız verdim, ancak okurken sinirlendim durdum.
Profile Image for Tuğba Şener.
19 reviews
February 11, 2024
İş Bankası’nın Türk Edebiyatı Klasikleri serisini tamamen okumayı planlıyorum. Bu kitap da bu plan dahilinde okuduğum bir kitap. Bu seride şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında beni gerçekten sinirlendiren tek kitap bu olabilir.
Siyasal İslam’ın ayak seslerini çok güzel duyuyoruz bu kitapta. Aşırı bir Abdülhamit sevgisi mevcut zaten. Kadınlara bakış açısı çok rahatsız edici bir seviyede ( bu tür konularda dönemine göre değerlendirme yapmak gerekir ve ben de yazarı dönemdaşı olan Hüseyin Rahmi’ye göre değerlendirip kendisinin ne kadar dar görüşlü olduğunu söyleyebilirim ). Kitapta batı hep “tüh kaka” olarak gösterilip, tek ahlak kaynağının İslam dini olduğu ima ediliyor. Yönetimdeki yozlaşmayı, insanlardaki ahlaksızlığı eleştiriyor ama asıl üst yönetimin bunlardan habersiz masum olduğunu iddia ediyor. Yine “ kandırılmışız” yani.
Kitaba yine de 2 puan vermemin sebebi, eğitimin öneminin altını çizmesidir. Sonuç olarak bence çok da okunması gereken bir kitap değil. O dönemde çok çok kıymetli eserler var. Buna zaman harcamaya değmez.
Profile Image for Oben.
62 reviews
November 19, 2025
Kitabın finalinde Mansur köye gidip okul kurar. Tıpkı Hababam Sınıfı Uyanıyor filminin finalinde Çalışkan Ahmet’in köye gidip okul kurması gibi.

Bu benzetme zorlama gelebilir ama değildir zira Mansur toplumdaki sıkıntıların kaynağının eğitim olduğunu düşünür, bu yüzden sorunun kökenine inmek ister.
Aradan geçen yaklaşık yüz senede, okullar açılır, Cumhuriyet kurulur, öğrenciler yetişir. Ancak halen köylerdeki eğitim yeterli değildir. Ahmet köyden çıkar öğretmen olur ama o sadece şanslıdır, iyi bir eğitimcinin eline düşmüştür. Bu yüzden köye gider, çocukları eğitmek, borcunu ödemek ister.

Aradan bir elli sene daha geçer, günümüze geliriz ve bir bakarız ki hiçbir şey değişmemiş. Bir kurmacanın finalinde köye gidip okul açan bir kahramanın hâlâ yine haklı sebepleri olur. Hiçbir şeyde değilse bile bu konuda istikrarlıyız.
Profile Image for Ayça.
57 reviews19 followers
Read
May 22, 2022
II. Abdülhamid Dönemi'nde hem varlıklı Osmanlı ailelerinin konak yaşamı hem bürokrasinin içine düştüğü hal, hem de yenilikçi gazete yazarlarının fikirlerini ve tartışmalarını görmek için güzel bir kitap. Hazinenin borcundan tutun da köylerin kalkınması ve eğitiminin önemine değinmesi yazarın çarpıcı. Roman baş karakteri, yazarı yansıtıyor. O yüzden muhtemelen biraz abartı olan pozitif yanları var. Baş karakterden farklı olarak yazar, Rusya'da tıp eğitimi almış. Karakterler zaten sosyal mesaj gayesi nedeniyle belki de, daha çok tipleme olarak oluşturulmuş. Aşk ve entrikalar da bir nevi arka plan eğlencesi olarak çeşni katmış.
Profile Image for Sude Özer.
275 reviews5 followers
January 5, 2021
~Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı?, Mizancı Mehmed Murad~

🏠Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı? ne yazık ki uzun süre elimde sürüklenen bir kitap oldu. O kadar yanlış bir zamanda başlamışım ki okumaya bu kitabı okurken yanında sanırım 3 kitap falan bitirdim. Ama bu kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor tabi. İlk başladığımda beklentimin üstünde olduğunu düşünmüştüm ama sayfalar ilerledikçe artık bir şeyler olsun demeye başladım ve bayağı sıkıldım. Yazarımız daha çok siyasetle, politikayla ilgilenen biriymiş ve kitabın başında da edebi bir beklentiye girmememizi tembihlemiş bizlere. Ben de öyle başladım ve ilk kısımları çok sevdim ama sonradan kitap tamamen bir roman olmaktan çıkıp yazarın fikirlerini ana karakter üzerinden bize sunmasına dönüştü. Arada bir aşktır entrikadır görsek de genel anlamda birey ve toplum eleştirisinin oldukça yoğun olduğu bir kitaptı, tam olarak roman gibi hissettirmiyordu. Özellikle yazıldığı dönemde insanları iyi yönde etkilediğini düşündüğüm yararlı bir kitap ve hala geçerliliği olan fikirler de içeriyor. Ben okumanızı tavsiye ederim ama belki belirli bir yaş üstündeki okuyucular daha fazla zevk alabilir ve faydalanabilirler diye düşünüyorum...

~Alıntılar~

🏠Demek orada da rahat edeceği yoktu.
O halde bu "rahat" dünyanın neresindeydi?
Profile Image for Güney  Yazar.
53 reviews16 followers
October 14, 2021
Şerif Mardin'in Jön Türklerin siyasi fikirleri kitabında tanıştığım Mizancı Murat ilgimi çektigi için bu kitabını okumak istedim. Yalin bir dille 1890 yılında yazılmış olması ve yazarın gözlemlerinin hala geçerli olması düşündürücü olduğu kadar üzücü. Benim için dört yıldız olma sebebi kitabın ikinci yarısında daha çok entrika ve yeşilcam vari bir aşk romanına dönüşmesi.
Profile Image for Fatoş.
105 reviews4 followers
September 7, 2020
Kitapta eğitim ve adam kayırma üzerinde durulmuş. Nedense bu kitabı sevemedim ve biraz sıkılarak okudum.
8 reviews
February 2, 2023
Kitap genel olarak akıcı ama sanki biraz uzatılmıştı. Güzeldi yinede sevdim
Profile Image for Behçet Necatigil.
478 reviews46 followers
Read
May 25, 2017
Mehmet Murat’ın romanı (1891) • Mansur, Cezayir eşrafından İstanbul’a sığınmış bir ailenin oğludur. Paris’te tıp öğreniminden sonra İstanbul’a gelir; hem doktorluk, hem de resmî bir dairede memurluk yapar. Amca kızı, Cezayir’den çocukluk arkadaşı Zehra da İstanbul’dadır. Sevdiği bu kızla evlenir. Rus savaşına gönüllü gider, bazı durumlara itirazı yüzünden sürülür, sürgünde ölür.
Displaying 1 - 22 of 22 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.