“Yalan satıcısı” olarak çıktığım yolun yıllar sonra ulaştığım bu durağında “yalnız bir deli” diye anılmak incitmez beni. Fikrim sorulsa; deli yerine çılgını tercih ederim elbette. Neyse, önemli değil. Sıfatların üzerinde durmaya değmez. Deliliği de, çılgınlığı da severim. Gereğinden fazla ciddiyet insan bünyesine zararlıdır. Başa ağrı, mideye gaz, kalbe spazm yapar. Bu yüzden, ölümlü dünyada aklın ipini biraz salmakta yarar var bence.
Yarattığı karakterlerle hayatı paylaşan bir yazar. Namı diğer Yalan Satıcısı… Ankara’nın müşfik mekânı Kıtır’ın masalarında yazılmaya başlanıp biber gazına bulanmış meydanlarına taşan bir hikâye.
Attilâ Şenkon, romanın kâğıtta durduğu gibi durmadığını hatırlatıyor.
Edebiyata tutkun bir oyunbaz.
Yalan Satıcısı, Nilüfer’in güzel sesinden dinlemeye doyamadığımız şarkılar gibi…
21 Ağustos 1962’de Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu kentte tamamladı. 1987’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. 1990’da yayımlanan ilk kitabı Her Gün Perşembe Olsa ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü’ne değer görüldü. Diğer kitapları: Uykusuz Gece Düşleri (öykü, 1993), Ten Yükü (öykü, 1995), Bütün Düşler ‘Nazlı’dır (roman, 1998), Bıyık İzi Yalanları (öykü, 2002), Sustum Duydun Mu? (öykü, 2009), Geveze Kitap (çocuk kitabı, 2010), Bahar Temizliği (öykü, 2011), Aykırı Üçgenler (öykü, 2011), Geveze Kitap Tatilde (çocuk kitabı, 2012), Telef (roman, 2017).
Atilla Senkon daha önce adını çok gördüğüm ama bir türlü denk gelip de okumadığım bir yazardı. Bu kitap da adı ve arka yazısı hoşuma gittiği için okumaya başladığım bir kitaptı.
Yer yer güzel aforizmalar, yazarın kalemini ve ustalığını hissettirse de hikayenin içine bir türlü giremedim. Bir şeyler yapay kaldı. 5-6 yıl önce okumuş olsam, olayların sıcaklığını hissetsem, belki bahsi geçen mekanları tanısam, ya da ankara'yı hissedebilecek kadar bilsem daha keyif alabilirdim.
Yazara kendi yarattığı karakterlerden daha yakın kimse yok! Bu karakterler yazara sitem ediyor, kendi hikayelerini anlatmak için çırpınıyor, birbirlerine ve de yazarımıza merhametle sarılıyorlar.
Benim gibi 90'lardan itibaren 30 yılınızı Ankara'da geçirmişseniz, yakın geçmişin izi, öykülerin mekanları ve arka plandaki toplumsal olaylarla hayalinizde canlanacak; bir zamanlar çok çok önemli olmuş hayati meseleler, gençlik heyecanları, buruk buruk anımsanacak...
Bu kısa romanda artılarla eksiler bir arada. Aslında güzel ve nispeten zor bir kurgusu var. Karakterlerin de genelde sevilesi olduğunu söyleyebilirim. Finali de gayet güzel ve duygusal dozu yüksek. Okuyucuyu yoran yanı ise siyasi düşünceleri, ki bunlar çok klişe şeyler, biraz fazla aralara sokma gayreti. Ankaralı okuyucular için elbette Kıtır nedeniyle ayrı bir önemi var. Attila Şenkon iyi bir yazar. Aslında 3 1/2 yıldız verebilmek isterdim.
küçüklüğümden beri bir kitabı okurken, ‘anlatıcı’sının hikayenin neresinde durduğunu merak ederdim. işte anlattığı hikayenin tam ortasında duran bir anlatıcı: açık sözlü, net ve sürükleyici. zemindeki ankara da hikayenin ikramiyesi, benim için. 💚
hikayenin Ankara'da geçmesi, kıtır piliç'de yazılması eski sinemaları sokakları anlatması, Peter Pan'a selam çakması güzel de; ülkenin bütün travmalarından bir avazda bahsetmesi yordu beni. anlamadım neden zengin karakterler kötü, politik araştırma görevlisi sıkıcı, hikayelerini anlatanlar didaktik, bilmiyorum,
This entire review has been hidden because of spoilers.
Atilla Şenkon'a bayılıyorum. Kitap biraz anlaşılması zor olsa da çok güzel bir kitap. Kitaptan çıkardığım bir sürü ders var gerçekten.
Politik olaylar zorla yerleştirilmiş gibi duruyor ve Hayri biraz bizi sıkıyor. Kitabın sonunda herkesin bir noktada bağlanması çok güzel. Çünkü okurken bunlar nereye gidiyor böyle diyorsunuz. Ensest ilişkinin de üzerinde durulmuş ama bence yanlış bir izlenim var. Bence böyle yansıtılmaması gerekiyordu bu kısmın. Özel bir konu çünkü. Peter Pan Her Gün Perşembe Olsa kitabında da yer tutan bir masal olmuş. İlgi çekici ve değişik bir açıdan bakılmış. Bu beni çok mutlu etti gerçekten. Basit olaylara bakıp güzel şeyler çıkartan veya özelleştiren insanlara bayılıyorum. Keşke Işık karakterinin erkek olduğu başta belirtilseydi. Cidden anlamakta zorlandım o kısmı.
Şans vermeniz gereken bir kitap.
This entire review has been hidden because of spoilers.
82 doğumlu bir Ankaralı olarak kitabı taraflı bulan insanlara inat kitapta anlatılanlarla aynı tarafta olduğum için gurur duyuyor, defalarca Kıtır’da tuvaletin oradaki masada oturmuş, 2001’de anayasa kitapçığı fırlatılmasını izleyen süreçteki ekonomik dalgalanmayı ailecek iliklerimize kadar hissetmiş, Gezi olaylarında direnmiş ve Ali İsmail Korkmaz’ın “Vurmayın Öldüm” sözleriyle içi titremiş biri olarak Atatürk’ün izinde aydınlık yarınlar diliyorum.