Paperback. 12,50 / 21,00 cm. In Turkish. 160 p. ''(…)Gözlerinin sinirsiz mehtabinda yine bu geceYildizlar yagiyor siirimeKâgitlarin çöl kisindaki akligi üzerine.Ve ellerim kivilcimlari oya gibi ince ince isliyor.Çünkü atesten bir gömlektir benim siirim ;Yalnizca ask atesinin gölgesine siginanVe de herkes gibi ask atesidirBeni de yakip kavuran.''
Furuğ'un belki ayrılık acısının belki de aşkta aradığını bulamamanın, bulduğunda ise gitmek zorunda kalmanın sancılarını, tutkularını ve kararlı kalmanın zorluğunu, bir kadın dilinden ortaya koyduğu şiirlerinden oluşuyor diyebilirim bu kitap.
Nitekim Furuğ da Yakıcı Sevda isimli şiirinde "Çünkü ateşten bir gömlektir benim şiirim; Yalnızca aşk ateşinin gölgesine sığınan Ve de herkes gibi aşk ateşidir Beni de yakıp kavuran" diye dile getirmiş durumunu, şiirini.
Kendi adıma Kurmalı Bebek şiiriyle ve "Bir şey söyle bana Sana yaşayan bir vücudun sevgisini sunan insan Yaşıyor olmanın anlamından başka ne ister senden?" dizeleri ile yolum kesiştiği için mutluyum.
Yine önceden yarım yarım okuduğum ve bu sene tamamladığım şiir kitaplarından biri. Öncelikle Füruğ benim için en sevdiğim beş şair arasında rahatlıkla girebilecek bir isim, duygu yüklü şiirleri ve acıyı yoğunlukla hissettirebilmesi okurken yürek sızlatan türden. Yapılan çeviri de genel olarak rahatsız etmedi beni. Her satırda aklıma Füruğ’nun acı yüklü hayatı geldi ve daha da üzüldüm, söylemeden geçemeyeceğim :(
pek şiir kitabı okuma kültürüm yoktur ama bu kitaptaki alıntıların birkaçını bir yerlerde gördükçe aşırı çekildim. iyi ki de çekildim. en sevdiklerimden oldu. şairle ilk tanışmamda bu kadar etkilenmeyi beklemiyordum.
genelde çeviri şiirlerde duygu aktarımı noktasında hep bir kopukluk olur ama bu şiirlerde bir kopukluk hissedemedim, bu anlamda da çok başarılıydı.
şiirlerin neredeyse hepsinden bir dize de olsa altını çizmişliğim oldu ama favorilerim “bahçenin fethi”, “güneşe merhaba diyeceğim yeniden”, “karanlığın ortasında”, “tutsak”, “yeniden doğuş”, “gitmekti benim payıma düşen” ve “pencere”.