Jump to ratings and reviews
Rate this book

İstanbul 2099

Rate this book
William Gibson seksenli yıllarda yazdığı bilimkurgu romanı Neuromancer’da İstanbul’u hep aynı kalan kent olarak tarif etmişti. O kitabın üzerinden geçen çeyrek yüzyılda baş döndürücü hızla değişti şehir. Peki taşı, toprağı, suyu ve canı yerinden oynatan bu değişimin bizi nereye götüreceğini tahayyül ediyoruz? Bu kadim kent iki binyıl önce de hikâyeleriyle ve anlatıcılarıyla buradaydı, 21. yüzyılın kapanışında da öyle olacak ama nasıl bir suretle? İstanbul 2099, on altı yazarın kaleminden 21. yüzyıl sonu İstanbulu’na dair on altı çarpıcı tasavvur içeriyor. Toplumsal, mimari, teknolojik, hatta bazen coğrafi açıdan farklı on altı yeni İstanbul. Bir ömür kadar uzak ama dünün ve bugünün tüm İstanbulları kadar tanıdık ve yakın. Müstakbel İstanbulların “cesur yeni dünya”sına hoş geldiniz.

264 pages, Paperback

First published January 9, 2019

4 people are currently reading
178 people want to read

About the author

Kutlukhan Kutlu

40 books29 followers
Kutlukhan Kutlu (d. 1972, İstanbul) Türk sinema yazarı, çevirmen. Harry Potter kitaplarını üçüncü kitaptan itibaren Sevin Okyay'la birlikte Türkçeye çevirmiştir.

Sevin Okyay'ın oğlu olan Kutlukhan Kutlu, Kadıköy Anadolu Lisesi (Kadıköy Maarif Koleji) ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunudur. 1991 yılında Nokta – Ne Nerede dergisine katılarak sinema, edebiyat ve müzik üzerine yazmaya başladı. Aylık Sinema Dergisi ve Radikal'in Cumartesi eki başta olmak üzere çeşitli yayın organlarında yazar ve editör olarak çalıştı. Yoğunlukla film eleştirileri ve sinema yazıları yazmakta ve çevirmenlik yapmaktadır.

Birkaç sene boyunca, aylık Sinema Dergisinde "Sinemayı Değiştiren Modern Klasikler" bölümünü hazırladı. 2007 yılı itibariyle, bu dergide çalışmayı sürdürmektedir. Taraf Gazetesi'nin sinema yazarı ve kültür sanat muhabiridir.

Wikipedia

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
13 (18%)
4 stars
25 (34%)
3 stars
24 (33%)
2 stars
10 (13%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 12 of 12 reviews
Profile Image for Mevsim Yenice.
Author 8 books1,295 followers
Read
February 20, 2019
İstanbul 2099'da ne halde olacak?

Sevdiğim yazarların kaleminden bu "kehanetleri" okumak oldukça keyifliydi. Odağı "gelecek" gibi merakla beklenen bir olgu ve arka fonu "İstanbul" gibi muhteşem bir hazine olunca, bize de metinleri keyifle okumak kalıyor.

Değişik tarzlarda yazan birçok yazarın yaratma cesareti ve hayal dünyasına konuk oluyoruz.

Öyküler, yıllar sonraki geleceği hedefliyor, buna rağmen okurken şimdiyi sorgulatıyor. Bu da işin ironik ve güzel yanı.

Tavsiye ediyorum.
Profile Image for Engin Türkgeldi.
Author 5 books309 followers
Read
March 28, 2019
2099'da İstanbul nasıl bir yer olacak sorusuna 16 farklı yazarın verdiği cevaptan mürekkep bu kitap. Esere, her yazar kendi tarzında ve meseleleriyle katkıda bulundu. Ekolojik sorunlar, bireysel ve toplumsal izolasyon, tektipleşme, sınıflar arası ayrışma, yapay zeka, sanal gerçeklik... Bugünü, gelecekteki yansıması üzerinden okumak için iyi bir fırsat diye düşünüyorum.
Profile Image for Murat Dural.
Author 21 books633 followers
July 25, 2019
Yazarların isimlerini, haydi onu geçtim Kutlukhan Kutlu ve Aslı Tohumcu'yu derleyenler olarak kapakta görünce üstüne atladığım bir öykü seçkisi oldu. Büyük beklentilerim vardı, çünkü iddiası biraz önce bahsettiğim isimler. Yine de, öykü seviyorsanız, gelecek vizyonu hakkında kendinize sorular soruyorsanız muhakkak kitaplığınızda bulunması gereken bir eser. 1.5 ay boyunca öykü ve roman son düzeltileri sebebi ile kitap okuyamadım. Sakın benim sürüncemede bırakltığım kitabın zor okunduğunu düşünmeyin. Tam tersine çok değerli yazarlar çok değerli dil yetenekleri, akıcı anlatımlar sizi bekliyor.
Profile Image for Neli Krasimirova.
211 reviews104 followers
August 15, 2019
Açık gönüllülükle yazmak isterim ki kitabın en iyisi Sûr (Engin Türkgeldi) sonra onu uzaktan takip eden Galip’e Feza (Deniz Tarsus) ve gerisi ya iyi fikirlerin çok kötü işlenmiş hali ya da mevcut yönetime giydirmek için "Bu gelecek yalnız , sen değilsin ki" kalkanıyla yazılmış kibarlığı elden bırakmadan öfke kusan metinler gibi.

Türkçe dilinde yazılmış bu tür eserler bulunmadığından olsa gerek sci-fi/distopya örneği sayılabilecek bu derlemeyi maalesef çeviri kitap gibi kaleme almış birçok yazarı. Kitabı bitirdiğimde (başta andığım iki öykü müstesna) bir öykü derlemesi değil de farklı romanlardan bölümler ayıklanıp bir cilde toplanmış parçalar okumuş gibiydim, korkarım İstanbul'un hikaye yaratma kapasitesi bunca zengin olunca 80 yıl sonrasının şakülünü almak ciddi bir ustalık gerektirmiş ki altından kalkılamamış. Öyle ki bazı öykülerde bırakın semtlerin, ikonların ismini anmayı şehrin kendi ismini bile anmamışlar -ki bir İstanbul aşığı olarak en çok bu duruma üzüldüm- halbuki kitabın adı "İstanbul 2099" olunca o çok sevdiğiniz şehrin dönüşebileceği formu okuma fikri inanılmaz cazipti ve bunun hayal kırıklığı tarifsiz.

Son olarak söylemek isterim ki bu kitabın hakkı aslında 2'dir ama Türkgeldi ve Tarsus standart sapmayı değiştirmiştir.
Profile Image for Usuyitik.
205 reviews79 followers
March 2, 2019
2099 yılında İstanbul’da olduğunuzu hayal edin. Nasıl bir manzara görüyorsunuz? Uzay çağı nihayet başladı mı, gündelik hayatımız yapay zekâya mı emanet? Yoksa küresel iklim değişikliği nedeniyle kuraklıkla mı karşı karşıyayız? Belki de o çok beklenen İstanbul depremiyle yerle bir oldu şehrimiz? Muhayyel bir gelecekte geçen edebiyat eserleri için pek çok şey söylemek mümkün elbette. Ancak en sık şahit olduğumuz örneklerdeki gelecek tasavvurları distopik veya post-apokaliptik nitelikleriyle dikkat çekiyor. Meşhur distopyaları ve kıyamet sonrasını konu alan öykü, roman ve filmleri sayıp dökmenin bu sayfaların okurları için pek bir anlamı olmasa gerek, onlar zaten bu literatüre hâkimler. Yine de bu türün meraklılarını heyecanlandıracak bir öykü derlemesinin raflardaki yerini aldığını bilmek onları, yani sizleri mutlu edecektir sanırım.



Kutlukhan Kutlu ve Aslı Tohumcu’nun derlediği İstanbul 2099’da on altı öykücü İstanbul’a dair gelecek öngörüleriyle 2099 yılında geçen birer öykü kaleme almışlar. Derlemeye katkıda bulunan isimleri anmadan geçmek olmaz. Aslı E. Perker, Tayfun Pirselimoğlu, Barış Müstecaplıoğlu, Deniz Tarsus, Engin Türkgeldi, Afşin Kum, Sabri Gürses, Mehmet Açar, Doğu Yücel, Cem Akaş, Gülayşe Koçak, Altay Öktem, Murat Uyurkulak,



Elif Türkölmez, Mehmet Berk Yaltırık ve Hakan Bıçakçı gibi her biri kendine has ses ve tavra sahip yazarların aynı temayı işleyişlerine şahit olmak, okura da heyecan verici bir deneyim sunuyor.



DİSTOPYA MI POST-APOKALİPTİK ÖYKÜ MÜ?



Derleyenlerin önsözüne baktığımızda, yazarlardan yalnızca 2099 yılında İstanbul’da geçen bir öykü yazmalarını istediklerini görüyoruz. Zaman ve mekân belirlenimi dışında tamamen serbest olan yazarların distopik ve post-apokaliptik öyküler yazmayı tercih etmeleri, gelecek hakkında karamsar bir tavır sergilemeleri edebiyat sosyolojisi açısından önemli bir veri olsa gerek. Nasıl ki bilim kurgu ve fantastik türündeki metinler estetik değerlerinin yanı sıra çağın fizik gerçeğinden uzaklaşarak muhayyel bir zaman ve mekânda insan olmanın anlamını ve değerini tartışabiliyor, insanlık durumunu edebiyatın sağladığı aletlerle sembolik olarak anlatabiliyorsa, distopyalar da birer sosyal eleştiri olarak iş görebiliyorlar. Sizlerin malumudur ancak yine de distopya ile post-apokaliptik öykünün nasıl ayrıştığından kısaca bahsedelim isterim. Distopyalar daha ziyade insan olmanın anlamı, yozlaşma, tahakküm, baskı, eşitsizlik gibi temaları merkeze alarak birey-toplum ve bireyiktidar çatışmasından beslenir. Bu bakımdan da otoriteryen ve totaliteryen yönetimleri ve toplumdaki aksaklıkları eleştirmenin kullanışlı bir aleti olur. Post-apokaliptik öykülerde ise doğaya karşı insan temasının baskın olduğunu, felaket senaryoları içinde hayatta kalma, mücadele etme gibi epik eğilimlerin olduğunu görürüz. Doğa-insan çatışmasında insanın büyük oranda kendi eliyle kazandığı felaketlerle başa çıkmaya çalışması ise insanı kendisi, çevresi ve içinde yaşadığı dünyaya karşı sorumlulukları hakkında çarpmak, bilinç oluşturmak için işlevsel bir araçtır. Haliyle teknik olarak bir öykü post-apokaliptik bir evrende geçip distopik öğeler içerebilir, tersi de mümkündür. Bu derlemedeki öykülerde ise bu iki tür örnekle de sıkça karşılaşıyoruz. Haliyle İstanbul 2099, katkı sunan yazarların yalnız gelecek tasavvurlarını değil, insana, topluma, devlete ve doğaya dair eleştirilerini de içeriyor. Peşinen söyleyelim, bazı öykülerdeki geleceğin İstanbul’u gerçekten oldukça ürkütücü.



BLACK MIRROR ESİNTİLERİ



Bilimkurgunun ve distopyanın edebiyattaki örneklerinin tarihini epey gerilere götürebiliyor olsak da, hayatlarımıza Black Mirror girdikten sonra kendini bir tarz olarak benimsettiği muhakkak.



Teknolojinin hayatı kolaylaştıran değil, bizzat onu belirleyen ve yeni dinamikler türeten bir tahakküm aygıtı olarak karşımıza çıktığı bu dizinin ilham ettiği teknoloji anlayışını bu derlemedeki öykülerde de görüyoruz. Afşin Kum’un bir baba-oğul çatışmasını merkeze aldığı “Ekmek Parası” öyküsünde her şeyin en iyisini bizim için bilip yapan bir sistemin totaliteryen yönetimiyle karşılaşıyoruz. Benzer şekilde Mehmet Açar’ın “Üçüncü Çocuk” adlı öyküsünde göçmen nüfusunun başlıca problem olduğu bir dünyada, daha çevreci akıllı binalarda yaşayan insanların göçmenlere dair fikirlerinin rüya kontrolüyle manipüle edilişine şahit oluyoruz. Şurasını söylemekte fayda var. Bahsettiğim bu iki öykü, her ne kadar ürkütücü bir gelecek hayal etse de, derlemedeki en iyimser öyküler.



Öykülerdeki belirgin damarlardan birisi teknolojinin bireysel ve toplumsal hayatı artık geri döndürülemez biçimde değiştirmesiyken, başka bir eğilim ise 2099’daki İstanbul’un kuraklık, deprem, radyoaktif patlamalar, uzaylı istilası, salgınlar ve ciddi iklim değişikliği gibi felaketlere maruz kalması olarak dikkat çekiyor. Örneğin Aslı Perker’in “Günübirlikçiler”inde tamamen susuz kalmış bir İstanbul’la karşılaşırız. Bu felaket senaryolarının bir diğer ayağı ise büyük bir savaşın yıkımı altında kalan bir İstanbul sunar bize. Sabri Gürses’in “Bergamavi”si ile Doğu Yücel’in “İstanbullu” adlı öyküleri, savaş ve işgal altındaki bir İstanbul’da geçer.



Bu derlemeyi keyifli yapan bir diğer hususiyet ise, tarzına ve üslubuna alışık olduğunuz yazarların İstanbul’da ve 2099’da geçen bir öykü yazarken kendi seslerini ve renklerini koruduklarını görmek olmalı. Türk folklorundan beslenen korku hikâyeleriyle tanınmaya başlayan Mehmet Berk Yaltırık’ın “Bozkıresk” adlı öyküsü post-apokaliptik bir atmosferde geçse de halk hikâyesi izleğini takip ediyor. Pirselimoğlu ise, son öykü kitabı Çölün Öbür Tarafı’nda görmeyi bekleyeceğimiz baş karakteri berber olan bir hikâye anlatıyor. İstanbul 2099 temalarıyla karamsar ancak heyecan verici öyküleri ve bir araya getirdiği isimleriyle çağdaş Türk edebiyatında önemli bir derleme olarak öne çıkıyor.

http://www.sabitfikir.com/dosyalar/ce...
Profile Image for İsmet Uluer.
31 reviews4 followers
February 9, 2019
Bir iki tanesi hariç ısmarlama öykülerden oluşan bir derleme gibi geldi bana. Elinin altında bilimkurgu gibi ucu bucağı olmayan bir tür, İstanbul gibi bir şehir varken öykülerin günümüz siyasi iklimine, tartışmaların içine hapsedilmesini yadırgadım.
Profile Image for Leylak Dalı.
641 reviews157 followers
March 22, 2019
Birçok yazarın bir araya gelerek yazdığı, 2099 yılında İstanbul'da geçen öykülerinin toplandığı distopik bir kitap bu. İnsanı okurken ürkütse, "dilerim gerçek olmaz" diye düşündürse de iyi kurgulanmış öykülerle ilginç bir kitap olmuş...
Profile Image for Emir Kaymakoglu.
176 reviews18 followers
August 14, 2019
Öykülerin büyük çoğunluğu kötü, ufak bir azınlığı ise idare ederdi. Suya sabuna dokunmadan, sabun köpüğü yerli distopya (!) örnekleri okumak isteyenler için iyi bir antoloji. Bu tip antolojileri okumak, daha önce hiç okumadığım yazarların dillerini anlamak için iyi oluyor. Bu kadar kısa bir kitabı daha ilk çıktığı aylarda edinmeme rağmen zorlukla bitirdiğimi söylemek isterim.
Profile Image for Bleda Gençay Sönmez.
233 reviews7 followers
May 20, 2021
Bu ayın öykü seçkisi olarak İstanbul 2099 okudum. Derleyenler, önsözünde 2099 tarihinin anlamına değinmeseler de okur olarak 2099 yılı, Marmara Depremi'nin 100.yılı olarak biliyoruz. Depremden yola çıkarak genelde distopik öykülere yer vermişler. Distanbulya "kötümser İstanbul" evreninde geçen öykülerde büyük depremin tekrarlanacağını kurgulamışlar.

Bazı İslami kaynaklarda hicri 1500 yılına yakın (MS 2078-2079) kıyameti kopacağını söyleniliyor. Bu bilgiden yola çıkarak 2099 ve sonrası akıllarımızda ulaşamadığımız nirvanalar olarak kalacak. Elbette doğrusu Tanrı bilir. Bu seçki sayesinde distopik bilim kurgu öyküleri sevemediğimi anladım. İstanbullu (Doğu Yücel) ve Yabancı (Barış Müstecaplıoğlu) öyküleri daha önce okuduğum için es geçtim.

Şampiyonlar Ligi olarak adlandırdığım seçkide; İstanbullu (Doğu Yücel), Günübirlikçiler (Aslı E.Perker), Gündem Toplantısı (Murat Uyurkulak), İstanbistan'ın İllegal Koroları (Gülayşe Koçak), İstanbul'un Düştüğü Gün (Tayfun Pirselimoğlu) ve Kanalistanbul’da Sıradan Bir Olay (Altay Öktem) öykülerinin beğenmememin nedeni genelde mevcut sempatizanı, bölücülük ve durağanlık ön planda olmasıdır. Bu konulara vereceğim en güzel yanıt olarak Ulu Önderimizin "Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözü buraya yazıyorum. Fazla sözlere gerek yoktur.

Cesur Yeni İstanbul (Hakan Bıçakçı): Psikolojik gerilimin başarılı adı korku-gerilim türünde başarılı olmasa da bilimkurgu türünde başarılıyım dedirtti. Yazıldığı dönemde pandemi olmadığı halde ileri görüşlü özelliğiyle kendini sevdirtti. Onun yarattığı evrende yaşamak isterim. Evlerimizde teknolojik imkanlarımızla işlerimizi yürütebilir hatta pandemilerde çözümleyici bir örnek olur. Keşke biraz uzun ve olay öyküsü şeklinde yazılsaydı. Tanrı, Bıçakçı'ya bu ilhamı versin ki bu öyküyü gelecekte uzun öykü olarak yeniden okuma şerefine nail oluruz.

Ekmek Parası (Afşin Kum): Ödüllü kalem, yazdığı güzel öyküleri kendini bizlere sevdirtti. Bu öyküde baba-oğul ilişkisi üzerinde robotik dönemde alınteriyle para kazanmak isteyenler ile rahatlık derecesinde yan gelip yan yatarak yaşayanlar arasındaki farklılığı gözler önüne seriyor. Elbette Türk olarak her çağda alınteriyle para kazanmak isteyen bir ulusuz. Etkileyici sonu olmadan seçkide beğendiğim öykülerin içinde ikinci sıraya yerleşmesinin nedeni kalemin güzelliği ve distopik olmamasıdır.

Uzun Siyah Tül (Cem Akaş): Gurbetçi kalemimiz kısa ve özlü öyküsünde katilin gizemliliğini korurken bizleri ters köşeye yatıran sona doğru sürüklüyor. Gerçek olaydan esinlenerek yazılan öyküde lezbiyen çiftleri kalem sayesinde tanıdım. Normalde isimlerden yola çıkarak heteroseksüel dost kazığı sandım. Kadınlar asla imam olamaz çünkü kadınların sesi naif olduğu için günaha davet ediyor. Bunu El Clon (ülkemizde Aşkın Peşinde) dizisi sayesinde öğrendim. Yeniden dostlara güvenilmeyeceğini öğütlüyor bu öykü.

Beğendiğim öyküler genelde distopik olsa da ağzımı açık bırakacak şekilde bitmesidir. Ütopik öyküler zaten kendi yerini belirtiyor. Etkileyici olmaları ön planda olması vs. Genel olarak seçkiyi beğenmedim. Şampiyonlar Ligi (Arif Kum, Barış Müstecaplıoğlu, Doğu Yücel, Hakan Bıçakçı ve Mehmet Berk Yaltırık) şampiyonu Hakan Bıçakçı oldu. Okuyup okumamayı size bırakıyorum.
Profile Image for Flybyreader.
716 reviews217 followers
February 27, 2019
Distopya türüne Türk edebiyatı yazarlarının neden pek ilgi göstermediğini hiç anlayamamışımdır. Bu eser, işte tam bu noktada can suyu gibi yetişti imdadıma ve şunu anladım ki istesek bu türde de gayet güzel eserler verebiliyormuşuz.

Benim gibi post-apokaliptik dünya edebiyatına bayılanlar, "Cesur Yeni Dünya", "Seçilmiş Kişi", "1984" ve "Damızlık Kızın Öyküsü" gibi eserleri bir solukta okumuş olanlar eminim bu kitabı da elinden düşüremeyecekler.

Yıl 2099 ve İstanbul'dayız. Bu kolektif öykü çalışmasında İstanbul uzaylı istilasına mı uğramıyor, teknoloji bizleri 150 katlı gökdelenlere mecbur mu bırakmıyor, surlar artık bir sınır vazifesi mi görmüyor, İstanbul kendi başına bir ülke mi olmuyor (İstanbistan), efendim aklınıza gelebilecek ne kadar felaket senaryosu varsa bu öykülerde mevcut. Ancak en güzel özeti, kitabı derleyen Kutlukhan Kutlu ve Aslı Tohumcu söylüyor:

"Bu antoloji, geleceğin suları kurumuş Boğaz'ına düzenlenen gezegenlerarası bir turla başlıyor; koltuktan inmez ve ölmek bilmez bir Başkan'ın kendi hükmünün rengine boyadığı, çürümüş, gaddar ve kasvetli bir İstanbul'da ona berberlik yapması gereken bir gencin öyküsüyle sürüyor; bizi önemli kısmı Beşiktaş çarşısı civarında geçen bir uzaylı istilasına götürüyor ve apartman bloklarının gökyüzünü kapattığı ezici bir labirent-şehirde iki küçük yoksul çocuğun hikayesini anlatan bir başka distopyayla yoluna devam ediyor."
Profile Image for Emek.
39 reviews
January 5, 2025
Çok heyecan verici bir konuda hiç heyecan vermeyen hikayeler. Belki beklentim yüksekti, ama hikayelerin neredeyse tamamının temel düzey politik eleştirilerden oluşması gerçekten üzdü. Derleyenler bu durumu, geleceğe dair hikayelerin günümüzdeki kaygıları yansıtmasına bağlamış. Ama ben üzülerek hayal gücü eksikliğine de bağladım.

En rahatsız olduğum hususlardan biri; neredeyse her yazarın robot, sistem, salgın, uzaylı gibi genelgeçer kelimeler kullanması oldu. Bence bu da hayal gücü yoksunluğunun sonucu ama aynı zamanda inanılmaz yapay ve komik bir dil yaratıyor. Yakın zamanda yaşanan global salgının bir adı vardı mesela değil mi? Covid-19. Sürekli ‘salgın’ diye bahsetmiyorduk ondan. Bugün dünya dışı birtakım varlıklarla temasa geçsek onlara sadece ‘uzaylı’ demeyiz, bir isim de veririz sanki. Geleceğe dair ilginç sayılabilecek birkaç fikir olduğunda dahi, yaratılan atmosferler inandırıcı değildi.

Özetle bilim kurguya düşelim havamız değişsin dedik, erkeklerin 2099 yılındaki başörtüsü tartışmalarını okuduğumuzla kaldık; aman yani!
Profile Image for Alp Pera.
14 reviews
February 24, 2026
İstanbul gibi kadim bir şehre alternatif bir tarih çizip geleceği anlatmak istediğimizde elimize o kadar yüksek potansiyelli konular geçiyor ki.. Hiç fetih edilmemişinden Osmanlının hiç yıkılmamış haline, ekümenik İstanbul’dan dünyanın başkenti olmuş haline kadar. Bize elimize geçen ise yüksek binalar kuraklık yüksek binalar kuraklık.. 16 hikayeden elle tutulur 3 bilemediniz 4 öykü var diğerleri sanki hâlihazırda yazılmış bir romandan ufak parçalar gibi. Maalesef hayal kırıklığı.
Displaying 1 - 12 of 12 reviews