Büyük Ayı takımyıldızının gözleri dolduracak kadar sevimli, çocuksu hikâyesini dinlemiş miydiniz?
Toprağın, gökyüzünün, suyun ve fırtınanın ruhuyla konuşan Kızılderili, doğaya karşı yaşam mücadelesi vermiyor, doğanın bir parçası olarak, halkadaki yerini minnetle,hürmetle, neşeyle alıyordu.
Avlanmadan ekip biçmeye, beslenmeden süslenmeye, tartışmaktan dans etmeye kadar en sıradan edimleri bile ayinleştirerek hayatı kutlayan Kızılderili'nin hikâyeleri de işte öyle yaşamcıl, neşeli, ritmik ve çocuksu.
Superior Gölü bölgesinde hükümet görevlisi olarak çalışan etnolog Henry R. Schoolcraft'ın yerli halkın anlattığı masalları kayda geçirmesiyle ortaya çıkan bu kitap 1839'da yayımlanmış. O günden bugüne onlarca dile tercüme edilmiş; milyonlarca okura ulaşmış.
Kitapta kısa bir önsözden sonra Masalcı Iagoo tanıtılıyor ve masalların çoğu onun tarafından anlatılıyor.Ormanda yaşayan Kızılderili çocukların doğa ve merak ettikleri varlıklar hakkındaki soruları, Iagoo tarafindan masallarla yanıtlanıyor. Kim diyorsa 'masallar büyüklere göre değil, çocuklara uygundur ' diye, yanılıyor. Kuzey rüzgârına dayanıklı Kızılderili çadırının içinde, ateşin karşısında oturup Iagoo'dan bu masalları dinlediğimi hayal ederek okudum ve bundan büyük keyif aldım.
Kabile ateşinin etrafında toplanmış çocuklar gözüyle bakıldığında çok lezzetli bir kitap, sanki kabilenin yaşlısı bu masalları anlatıyor ve anlatırken de aynı zamanda doğa, iyilik, duygular ve tabiat konusunda farkındalık yaratıp öğrenmelerinide sağlıyor gibi. Sevdim.
Kotu bir kitap degildi ama belli ki ben masal dinleyecek yasi gecmisim. Sik sik dikkatim dagildi. Sanirim masallardaki o gariplikler beni heyecanlandirmiyor
Superior Gölü bölgesinde etnolog olarak çalışan Schoolcraft'ın 1839'da derlediği masallar. Doğa, yıldızlar, hayvanlar, insanlar, ruhlar, dünya içinde dünyalar.