What do you think?


Kayıptan Sonra Yaşam
“Neden bazılarımız yasın tamamlanması için gereken acı verici ve zorlu psikolojik uzlaşmaları yapabiliriz de bazılarımız yapamaz? Neden bir zamanlar en yakınımızın ölümü ya da boşanma gibi daha yıkıcı kayıpların yasını tutabilmişken, yaşamımızın bir döneminde bir evcil hayvanın ölümü ya da bir çocuğun üniversiteye gitmek için evden ayrılışı bizi keder içinde bırakır ve bir teselli bulamayıp kendimizi kolumuz kanadımız kırılmış gibi hissederiz?” Prof. Dr. Vamık Volkan tüm bu soruların yanıtlarını bulabileceğimiz kitabında, ölüm ve diğer kayıplara verdiğimiz psikolojik bir yanıt ve iç dünyamızla gerçeklik arasında uyum sağlayabilmek için yaptığımız bir uzlaşma olan yası ve çözümlenmemiş yasın yaşamımızı nasıl biçimlendirdiğini, kaderimizi nasıl yönlendirdiğini kendi yaşam öyküsünden kesitler ve uzun yıllara dayalı profesyonel deneyimlerinde karşılaştığı vakalardan örneklerle anlatıyor. -Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği (PSİKODER)- Prof. Dr. Vamık Volkan, kayıpların en somutu olan ölümün ve yarım kalmış, dayatılmış ya da aceleye getirilmiş ayrılıkların kalıntılarının insanın duygusal yapısını ve yası yaşayış biçimini nasıl etkilediğini anlattığı bu kitabında, kayıplardan sonra geçirilen psikolojik süreçleri, başarılı yas tutmanın dinamikleri sonucunda gerçekleşen değişimleri ve yenilenmeleri tüm ayrıntılarıyla ele alıyor. Yası komplike hale getiren risk etkenlerini ve komplike yası derinlemesine inceleyerek, çözümlenmemiş yasın izlediği belli başlı yolları psikanalitik ve psikoterapötik olgularla açıklıyor. Yasın insanın esnekliği, yaratıcı uyum ve terapi yoluyla çözümlenişini gerçek yaşamdan çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. Ayrıca sanatçılar için esin kaynağı olarak yas ve keder ile yaratıcı süreç arasındaki bağlantıları açıklıyor.
- GenresPsychology
146 pages, Paperback
First published April 1, 1993
About the author
Vamık D. Volkan
62 books82 followersVamık D. Volkan (born in 1932 in Nicosia, Cyprus) is a Turkish Cypriot Emeritus Professor of Psychiatry at the University of Virginia, Charlottesville, Virginia, the Senior Erik Erikson Scholar at the Erikson Institute of Education and Research of the Austen Riggs Center, Stockbridge, Massachusetts, and an Emeritus Training and Supervising Analyst at the Washington Psychoanalytic Institute, Washington, D.C. Before coming to the United States in 1957 he received his medical education at the School of Medicine, University of Ankara, Turkey. He Professor Volkan holds Honorary Doctorate degrees from Kuopio University, Finland (2005) and from Ankara University, Turkey (2006). Academic Positions and Appointments in the USA Dr. Volkan was Director of the Gender Identity Clinic, University of Virginia Medical Center (1970-1976); member of the Task Force on Psychiatry and Foreign Affairs, American Psychiatric Association (1971-1977); Acting Chairperson of the Department of Psychiatry, University of Virginia School of Medicine (1977-1978); Consultant, Agency for International Development, Cyprus Mental Health Project, Department of State, Washington, D.C. for the design and construction of a Community Mental Health Center in Lefkoșa (Nicosia), North Cyprus, with a capacity for 100 inpatients (1977-1982); Chairperson of the Advisory Committee, Division of Social Work, University of Virginia Health Sciences Center (1981-1983); Co-chair of the Sexual Deviations Study Group, American Psychoanalytic Association (1982-1992); Chairperson of the Committee on Psychiatry and Foreign Affairs, American Psychiatric Association (1983-1985); Chairperson of the Committee on International Relations, Group for the Advancement of Psychiatry (1986-1996); member, Advisory Board, Center for Psychological Studies in the Nuclear Age, Harvard University, Boston, Massachusetts (1989-1992); member, Advisory Board, Margaret S. Mahler Research Foundation, Philadelphia, Pennsylvania (1992-2005); Chairperson of the Select Advisory Commission of the Federal Bureau of Investigation's Critical Incident Response Group that examined the 1993 Waco, Texas incident (1995); Visiting Professor of Law at Harvard University, Boston, Massachusetts (2001); member of Working Group on Terror and Terrorism, International Psychoanalytic Association (2002-2004); Guest Instructor, Berkshires Psychoanalytic Institute, Stockbridge, MA (2007). Blue Ridge Hospital Dr. Volkan was the Medical Director of the University of Virginia’s Blue Ridge Hospital (a general hospital) (1978-1994). Center for the Study of Mind and Human Interaction (CSMHI) Dr. Volkan was Founder and Director of the Center for the Study of Mind and Human Interaction (CSMHI) (1987-2002) at the School of Medicine, University of Virginia. CSMHI applied a growing theoretical and field-proven base of knowledge to issues such as ethnic tension, racism, national identity, terrorism, societal trauma, transgenerational transmissions, leader-follower relationships, and other aspects of national and international conflict. Because no single discipline can fully illuminate such deep-seated and complex issues, CSMHI's faculty and board included experts in psychoanalysis, psychiatry, psychology, diplomacy, history, political science, and environmental policy. Their combined perspectives and experience provided in-depth analyses of political, historical, and social issues and the psychological processes that invariably exist beneath their surface.[1]
International Negotiation Network (INN) Professor Volkan was a member of the International Negotiation Network (INN) under the directorship of the former President Jimmy Carter (1989-1998). In 1987, President Carter founded INN as a flexible, informed network of former heads of state, Nobel Peace laureates, eminent persons and conflict resolution practitioners dedicated to resolving international conflicts through peaceful means. In 1992, Dr. Volkan traveled with President Carter and othe
International Negotiation Network (INN) Professor Volkan was a member of the International Negotiation Network (INN) under the directorship of the former President Jimmy Carter (1989-1998). In 1987, President Carter founded INN as a flexible, informed network of former heads of state, Nobel Peace laureates, eminent persons and conflict resolution practitioners dedicated to resolving international conflicts through peaceful means. In 1992, Dr. Volkan traveled with President Carter and othe
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 18 of 18 reviews
February 20, 2024
yas dinamiklerini anlamak için harika bir giriş kitabı olduğunu düşünüyorum. pek çok konuya değindiği halde derli toplu olması, okuyucuyu yormadan derdini anlatabilmesi takdire şayan.
April 23, 2021
Yas aslında sadece ölümle hissedilen bir duygu değil, günlük hayattaki küçük büyük her türlü kayıpta önümüze gelen bir duygu. Yas ne kadar olağan bir duyguysa da ondan kaçınmak da o kadar sık gördüğümüz bir yaklaşım yasa karşı. Aslında doğduğumuzdan itibaren birtakım kayıplar deneyimliyoruz hayatın her evresinde, bu kayıplar ve ayrılıklar ne kadar güvenli olursa biz de yasa karşı tutumumuzu o oranda geliştiriyoruz. Komplike yasa ve keder duygusuna Vamık hocanın bakışı ufkumu açtı. 140 sayfalık kitabın her sayfası altın değerinde düşüncelerle dolu benim için. Vamık hocayla yeni tanıştım ve iyi ki de tanıştım! Göçle ve kederle ilgili merakı da paylaştığımız bir merak sanırım.
İyi ki yazılmış, iyi ki okumuşum.
İyi ki yazılmış, iyi ki okumuşum.
November 9, 2017
Kayıp ve yas sadece sevilen birinin ölümü, boşanma ya da ayrılık olmak zorunda değildir. Kaybedilen şey bir umut, bir eşya ya da dostluk da olabilir. Yası tutulmamış kayıpların ilişkilerimize ve hayatımıza nasıl gölge düşürdüğünü, sağlıklı bir yas süreci geçirebilmek için neler yapmamız gerektiğini anlatan bir başucu kitabı. Psikanalizin Türkiye'deki kurucularından Vamık volkan ilaç gibi bir kitap yazmış.
August 6, 2022
Yas tutmayı becerebiliyor musunuz? Yoksa acıdan kaçmanın bir yolunu buluyor ve bilinçdışınızın derinliklerinde, farkında olmadan sizi ele geçiren, belirleyen, olur olmaz yerlerde olur olmaz şekillerde kendini gösteren, halledilmemiş meseleler yığını mı yaratıyorsunuz? Yas deyince sadece ölüm gelmemeli elbette aklınıza, her türlü kayıp, bebeğin anne karnından kopuşu bile dahil edilebilir buna, memeden ayrılış gibi olağan kayıplar ya da bu olağanlığın dışındaki beklenmedik acılar... ne yapıyoruz kayıplarımızla, nasıl baş ediyoruz, acı çekmeye ne kadar katlanabiliyoruz? Bu kitap psikanalist Vamık Volkan'ın vaka analizlerinden ve deneyimlerinden örnek anlatılar sunuyor. İnsan yaşamının ilk dönemlerindeki deneyimlerin yaşamın geri kalanında yas, kayıp ve acıyla baş edebilme, kederi yaşayabilme becerisini nasıl belirlediğini anlatıyor. Yas tutabilmenin önemini göstermesi ve okuyana cesaret vermesi açısından da çok kıymetli bir kitap. Ölümde ya da ayrılıkta, şehir değiştirdiğimizde, bir işi bıraktığımızda, veda ederken bir şeylere ve birilerine sağlıklı bir kopuş nasıl mümkün, bunun üzerine düşünmek isterseniz okumanızı öneririm.
Read
December 29, 2021Vamik Volkan'ın açık ve anlaşılır yazım biçimi psikoloji yada psikiyatri eğitimi almamış kişilerin bile kabullenilmesi güç olan "YAS" kavramını anlamasını inanılmaz güzel biçimde sağlamış.
Aslında sadece ölüm veya ayrılıkların değil insan ömründe birçok mertebenin aşılması esnasında bu duygu ile yüzleşmemizin doğallığını ön plana çıkarmış.
Aslında sadece ölüm veya ayrılıkların değil insan ömründe birçok mertebenin aşılması esnasında bu duygu ile yüzleşmemizin doğallığını ön plana çıkarmış.
October 3, 2026
Subiecte pe care încercăm să le evităm, pierderea, doliul, suferința. Doliul nu este vorba doar despre moarte, ci despre răspunsul nostru psihologic la orice fel de pierdere sau schimbare din viață, este despre cum încercăm să ne reconfigurăm lumea interioară atunci când realitatea de afară se schimbă brusc.
Tranzițiile și separările din copilărie ne construiesc baza pentru cum facem față pierderilor la maturitate. Dacă nu avem un istoric de separări sănătoase, doliul devine mult mai lent și mai dificil, iar separarea și pierderea sunt inevitabile, bebelusul se separă de sânul mamei, face primii pași și pierde siguranța brațelor pe care a avut-o până atunci, iar dacă aceste brațe nu l-au ținut, le va fi pierdut pentru că ar fi trebuit să le aibă.
"Doliul e un proces activ și epuizant, nu doar o trecere pasivă a timpului, ci o muncă interioară grea în care revizuim continuu relația cu cel pierdut și ne confruntăm cu singurătatea și dorul.
Suferința ca conexiune și transformare, bizar, suferința poate fi mângâietoare pentru că rămâne o legătură tangibilă cu ce am pierdut, iar vindecarea nu înseamnă că uităm, ci că învățăm să purtăm acea iubire și acea parte din celălalt în noi înșine.
Există trei lucruri esențiale pentru a înțelege procesul de doliu: fiecare pierdere ne lansează într-o cursă pe tărâmul suferinței; fiecare pierdere reînvie toate pierderile suferite în trecut; iar fiecare pierdere, dacă este în totalitate plânsă și procesată, poate deveni un instrument spre propria creștere și regenerare.
O rană infectată se vindecă mai greu decât una curată; o relație complicată sau una în care noi înșine eram într-o poziție de dependență majoră va fi mai greu de deplâns și de depășit. Pentru cineva care a trăit în trecut dificultăți legate de separare, chiar și o pierdere minoră poate fi un lucru puternic destabilizator.
În lipsa unui istoric de separări sănătoase, travaliul de doliu decurge mult mai lent și mai dificil. Înainte de a putea face pace cu pierderea curentă, suntem obligați să facem pace cu pierderile din trecut pe care nu le-am deplâns adecvat.
Capacitatea de a ne procesa doliul este strâns legată de istoricul nostru de dezvoltare. Din momentul în care venim pe lume, creștem prin renunțare. Separările sănătoase generează separări sănătoase, ca urcatul pe o scară cu o bază solidă.
Travaliul de doliu este epuizant. Suntem în mod inconștient preocupați de revizuirea relației și asediați neîncetat de trecut, fiind nevoiți să ne confruntăm în repetate rânduri cu singurătatea și cu dorul. Uneori, suferința însăși se dovedește în mod bizar a fi consolatoare, fiindcă reprezintă totuși o legătură tangibilă cu ceea ce am pierdut.
Nu sunt de părere că suferința ca atare ne învață ceva; dacă suferința ar fi unicul nostru dascăl, toată lumea ar fi înțeleaptă, asta fiindcă toată lumea suferă. La suferință trebuie să se adauge doliul, înțelegerea, chibzuința, răbdarea, iubirea, deschiderea și disponibilitatea de a rămâne vulnerabili.
Câștigurile sau achizițiile noi nu vor putea compensa vreodată ceea ce s-a pierdut. Așa cum spunea rabinul Harold Kushner: Sunt un om mai sensibil și mai atent datorită vieții și morții fiului meu, și totuși, aș renunța la toate astea într-o secundă dacă l-aș putea avea din nou pe fiul meu lângă mine.
Încet-încet, încep să simt că m-am desprins de prezența ei concretă și totuși sunt mai plină de ea ca niciodată. De-acum, eu sunt cea care ne reprezintă pe noi, pe amândouă. Ea mi-a oferit iubire, mi-a oferit darul de a mă iubi pe mine însămi și de a iubi lumea.
Deși știm că după o astfel de pierdere starea acută a doliului se va diminua, mai știm și că vom rămâne inconsolabili și nu vom găsi niciodată un substitut. Orice ar fi acel ceva ce ar putea umple golul rămâne doar un substitut, iar acesta este unic mod de a perpetua acel tip de iubire la care nu ne dorim să renunțăm."
Tranzițiile și separările din copilărie ne construiesc baza pentru cum facem față pierderilor la maturitate. Dacă nu avem un istoric de separări sănătoase, doliul devine mult mai lent și mai dificil, iar separarea și pierderea sunt inevitabile, bebelusul se separă de sânul mamei, face primii pași și pierde siguranța brațelor pe care a avut-o până atunci, iar dacă aceste brațe nu l-au ținut, le va fi pierdut pentru că ar fi trebuit să le aibă.
"Doliul e un proces activ și epuizant, nu doar o trecere pasivă a timpului, ci o muncă interioară grea în care revizuim continuu relația cu cel pierdut și ne confruntăm cu singurătatea și dorul.
Suferința ca conexiune și transformare, bizar, suferința poate fi mângâietoare pentru că rămâne o legătură tangibilă cu ce am pierdut, iar vindecarea nu înseamnă că uităm, ci că învățăm să purtăm acea iubire și acea parte din celălalt în noi înșine.
Există trei lucruri esențiale pentru a înțelege procesul de doliu: fiecare pierdere ne lansează într-o cursă pe tărâmul suferinței; fiecare pierdere reînvie toate pierderile suferite în trecut; iar fiecare pierdere, dacă este în totalitate plânsă și procesată, poate deveni un instrument spre propria creștere și regenerare.
O rană infectată se vindecă mai greu decât una curată; o relație complicată sau una în care noi înșine eram într-o poziție de dependență majoră va fi mai greu de deplâns și de depășit. Pentru cineva care a trăit în trecut dificultăți legate de separare, chiar și o pierdere minoră poate fi un lucru puternic destabilizator.
În lipsa unui istoric de separări sănătoase, travaliul de doliu decurge mult mai lent și mai dificil. Înainte de a putea face pace cu pierderea curentă, suntem obligați să facem pace cu pierderile din trecut pe care nu le-am deplâns adecvat.
Capacitatea de a ne procesa doliul este strâns legată de istoricul nostru de dezvoltare. Din momentul în care venim pe lume, creștem prin renunțare. Separările sănătoase generează separări sănătoase, ca urcatul pe o scară cu o bază solidă.
Travaliul de doliu este epuizant. Suntem în mod inconștient preocupați de revizuirea relației și asediați neîncetat de trecut, fiind nevoiți să ne confruntăm în repetate rânduri cu singurătatea și cu dorul. Uneori, suferința însăși se dovedește în mod bizar a fi consolatoare, fiindcă reprezintă totuși o legătură tangibilă cu ceea ce am pierdut.
Nu sunt de părere că suferința ca atare ne învață ceva; dacă suferința ar fi unicul nostru dascăl, toată lumea ar fi înțeleaptă, asta fiindcă toată lumea suferă. La suferință trebuie să se adauge doliul, înțelegerea, chibzuința, răbdarea, iubirea, deschiderea și disponibilitatea de a rămâne vulnerabili.
Câștigurile sau achizițiile noi nu vor putea compensa vreodată ceea ce s-a pierdut. Așa cum spunea rabinul Harold Kushner: Sunt un om mai sensibil și mai atent datorită vieții și morții fiului meu, și totuși, aș renunța la toate astea într-o secundă dacă l-aș putea avea din nou pe fiul meu lângă mine.
Încet-încet, încep să simt că m-am desprins de prezența ei concretă și totuși sunt mai plină de ea ca niciodată. De-acum, eu sunt cea care ne reprezintă pe noi, pe amândouă. Ea mi-a oferit iubire, mi-a oferit darul de a mă iubi pe mine însămi și de a iubi lumea.
Deși știm că după o astfel de pierdere starea acută a doliului se va diminua, mai știm și că vom rămâne inconsolabili și nu vom găsi niciodată un substitut. Orice ar fi acel ceva ce ar putea umple golul rămâne doar un substitut, iar acesta este unic mod de a perpetua acel tip de iubire la care nu ne dorim să renunțăm."
December 25, 2023
Prof. Dr. Vamık D. Volkan'ın 'Kayıptan Sonra Yaşam' kitabı, benim için terapistim tarafından özellikle babamın kanser sürecinde yaşadığımız zor zamanlarda önerildi. Bu kitap, yas tutmanın ve kayıpla başa çıkmanın derinliklerine iniyor ve okuyucuya kaybın insan ruhuna etkilerini anlamada kılavuzluk ediyor.
Yazarın kişisel tecrübeleri ve profesyonel gözlemleri birleşerek, yas ve kederin dinamiklerini derinlemesine bir şekilde ele alıyor. Volkan'ın kendi hayatından örnekler sunması ve bu zorlu süreçlerdeki duygusal dönüşümlerini paylaşması, kitabı sadece teorik bir çalışmadan çok daha fazlası haline getiriyor. Bu samimi yaklaşım, okuyucunun yazarla güçlü bir bağ kurmasını sağlıyor.
'Kayıptan Sonra Yaşam', yalnızca yas ve keder üzerine değil, aynı zamanda insan ruhunun bu zorluklar karşısındaki dayanıklılığı ve esnekliği üzerine de dikkat çekiyor. Volkan, kaybın sadece bir son değil, aynı zamanda kişisel büyüme ve dönüşüm için bir fırsat olabileceğini vurguluyor.
Kitabı okurken, yazarın derinlemesine analizleri ve insan doğasına dair gözlemleri sayesinde, yas ve keder konularında yeni bir perspektif kazandım. 'Kayıptan Sonra Yaşam', kayıp ve yas süreçlerinde yol gösterici bir ışık olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu zorlu deneyimlerin bize nasıl güç katabileceğini de gösteriyor.
Yazarın kişisel tecrübeleri ve profesyonel gözlemleri birleşerek, yas ve kederin dinamiklerini derinlemesine bir şekilde ele alıyor. Volkan'ın kendi hayatından örnekler sunması ve bu zorlu süreçlerdeki duygusal dönüşümlerini paylaşması, kitabı sadece teorik bir çalışmadan çok daha fazlası haline getiriyor. Bu samimi yaklaşım, okuyucunun yazarla güçlü bir bağ kurmasını sağlıyor.
'Kayıptan Sonra Yaşam', yalnızca yas ve keder üzerine değil, aynı zamanda insan ruhunun bu zorluklar karşısındaki dayanıklılığı ve esnekliği üzerine de dikkat çekiyor. Volkan, kaybın sadece bir son değil, aynı zamanda kişisel büyüme ve dönüşüm için bir fırsat olabileceğini vurguluyor.
Kitabı okurken, yazarın derinlemesine analizleri ve insan doğasına dair gözlemleri sayesinde, yas ve keder konularında yeni bir perspektif kazandım. 'Kayıptan Sonra Yaşam', kayıp ve yas süreçlerinde yol gösterici bir ışık olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu zorlu deneyimlerin bize nasıl güç katabileceğini de gösteriyor.
April 11, 2025
“Sağlıksız özdeşimler, kurbanların kendilerini baskılayanlara benzemeye başladığı ve "Stockholm sendromu" olarak bilinen süreç içinde de gerçekleşebilir. Psişik yapısına zarar veren ya da psişik yapısının tamamen kapanmasına neden olan bir örselenme yaşayan kurban, kişiliğini oluşturan önceki özdeşimlerini kullanma becerisini kaybedebilir. Kırılmış ve gerilemiş olarak özdeşim kurabileceği bir otorite figürü arar ve kendisini esir alanların ya da muhafızların görüşlerini benimser.”
“Bir çocuğun ana rahmine düşmesiyle birlikte, anne-babalar bilinçdışında geleceklerini çocuklarını da içerecek biçimde ayarlarlar. Bir çocuğun ölümüyle, anne-babalar yalnızca çok değerli bir bağı değil, aynı zamanda öngördükleri geleceği de kaybetmiş olurlar. Bu nedenle, evlat ölümü yası tutulamayacak kadar yakıcı olur. “
“Bir çocuğun ana rahmine düşmesiyle birlikte, anne-babalar bilinçdışında geleceklerini çocuklarını da içerecek biçimde ayarlarlar. Bir çocuğun ölümüyle, anne-babalar yalnızca çok değerli bir bağı değil, aynı zamanda öngördükleri geleceği de kaybetmiş olurlar. Bu nedenle, evlat ölümü yası tutulamayacak kadar yakıcı olur. “
August 27, 2021
Bir ölümün ardından başlayan yas sürecini, kişilerin bu süreci kabullenme ya da reddetme biçimlerine göre ayrılan yas tipleri ve bu süreçte görülmesi muhtemel duygu durumları ışığında inceleyen değerli bir yapıt. Dünyaca ünlü bir psikanalist olan Vamık Volkan bu aydınlatıcı eserde teorik açıklamalara gömülmek yerine ağırlıklı olarak danışanlarının hikayelerinden ve bizzat kendi yas süreçlerinden kesitler kullanmayı tercih etmiş. Böylelikle her seviyeden insanın rahatlıkla okuyup anlayabileceği bir yapıt ortaya çıkmış.
October 19, 2022
Yasın depresyondan farkı nedir, yasta olma hali yalnızca ölümle mi ilişkilidir, çocuklukta yas, ergenlikte yas vb. bir çok konuda aydınlandığım güzel bir kaynak. Dili derli toplu. Bölümler akıllıca kurgulanmış. Eğer bir ruh sağlığı uzmanı değilseniz son bölümü okumanıza gerek olmayabilir, son bölüm ayrıntılı bir şekilde “yeniden yaslandırma” nasıl yapılıra ayrılmış.
Konu yas olmasına rağmen okuması keyifli bir kaynaktı…
Konu yas olmasına rağmen okuması keyifli bir kaynaktı…
September 5, 2026
Yas ile ilgili bir okuma yapmak isteyen uzmanların bence mutlaka bakması gereken bir kitap. O kadar duru içten ve bilgilendirici bir şekilde anlatmış ki. Psikanalist olmasına rağmen analizin o karmaşık terimlerine boğmadan, kullanması gerektiğinde de açıklayarak ve örnekleyerek anlatmış. Oldukça keyifliydi okumak, hem de böyle bir konuyu..
December 20, 2020
Volkan, alandan olsun ya da olmasın birçok insanın anlayacağı, akıcı ve açıklayıcı bir dille kaleme almış kitabını. Yasın yapısını ve onu etkileyen onca şeyi, verdiği örneklerle daha iyi anlarken, insanın hem güçlü hem de güçsüz yanlarını kavrıyorsunuz.
August 17, 2019
Rather dated, but still incredibly insightful.
March 9, 2021
Bir duygunun yerine aklı koymak mümkün değilken bir kaybın ardından akılla bir şeyleri düzeltmek çok zor. Neye faydası olur bilemiyorum ama güzel kitap
April 20, 2021
Muhtesem...
September 4, 2021
A very clear, honest description of how we process grief, and how it transforms us.
December 12, 2025
This book is beautiful, it really gets to you, it’s honest, and it’s straight to the point. One of the quotes that really struck a chord with me is:
“A force so evil ruled heaven and earth that it altered the natural order of the universe, and the heart of my mother was floating in the smoke filled sky of Auschwitz. I have tried to rub the smoke out of my vision for 40 years now, but my eyes are still burning, Mother.”
This quote comes from a chapter on those who mourn forever, and it touches on the feeling of loss that never quite ends. The author explains that while these individuals continue living their lives, remarry, or start new ventures, there’s always that lingering energy. He uses the example of people keeping a part of their home dedicated to the deceased, or maintaining rituals to feel sentimental. It’s important to remember that mourning isn’t a single, straightforward experience; it has many branches and forms. Grief can be felt in different ways, including ambivalence. This is when you’re both yearning to save the lost and feeling a strong desire to be rid of them.
This book is a must-read. If you’re feeling stuck, if you sense your energy is elsewhere, if you can’t fully tap into your potential, or if you feel something’s missing or have unresolved issues, I believe this book will provide answers and guide you, simultaneously helping you uncover what those open tabs are and what’s holding you back from moving forward.
“A force so evil ruled heaven and earth that it altered the natural order of the universe, and the heart of my mother was floating in the smoke filled sky of Auschwitz. I have tried to rub the smoke out of my vision for 40 years now, but my eyes are still burning, Mother.”
This quote comes from a chapter on those who mourn forever, and it touches on the feeling of loss that never quite ends. The author explains that while these individuals continue living their lives, remarry, or start new ventures, there’s always that lingering energy. He uses the example of people keeping a part of their home dedicated to the deceased, or maintaining rituals to feel sentimental. It’s important to remember that mourning isn’t a single, straightforward experience; it has many branches and forms. Grief can be felt in different ways, including ambivalence. This is when you’re both yearning to save the lost and feeling a strong desire to be rid of them.
This book is a must-read. If you’re feeling stuck, if you sense your energy is elsewhere, if you can’t fully tap into your potential, or if you feel something’s missing or have unresolved issues, I believe this book will provide answers and guide you, simultaneously helping you uncover what those open tabs are and what’s holding you back from moving forward.
Read
September 2, 2011Call Number: 152.4 VOL
Available.
Available.
Displaying 1 - 18 of 18 reviews
















