Ela, siradan ogut ve elestirilere uyarak yasama yumusak inis yapmak istemiyordu. Hayati deneyerek, kaliplasmis kurallari asan ozgur ve siradisi bir kimlik edinmeyi amacliyordu.O, cok renkli dusler kuruyordu. ornegin; gokkusaginin sadece yedi renk olduguna inanmiyordu. Insanoglunun gozlerini buruyen bagnazlik perdesi yirtildiginda, yepyeni renklerin ortaya cikacagina yurekten inaniyordu.Ortaokul ve lise yillarinda, bu amac ve inanclar dogrultusunda yanlis ya da dogru, acikli veya gulunc pek cok seruvene atildi. Ailesi ve arkadaslariyla surtusmelere girdi. Aci, korku, kaygi ve duskirikligiyla birlikte sevincin, coskunun, askin ve mutlulugun doruklarinda yasadi.Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 400Baski Yili: 1999e-Kitap: Sayfa Sayisi: 393Baski Yili: 2008Dili: TurkceYayinevi: Altin Kitaplar
Dayıoğlu completed her education at Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi and also attended the Istanbul University Faculty of Law.
In third grade, her teacher realized that she had immense writing skills and at the age of 15, one of the stories she wrote was published in a local newspaper in 1950. Since then, she has written 73 books for children and teenagers.
Kitabı okuduktan sonra, daha felsefenin ne demek olduğunu bilmediğim bir yaşta olduğum halde, felsefe okumaya karar vermiştim ve onca zaman sonra döndüm dolandım şu an felsefe yüksek lisansı yapıyorum. İşte öyle bir kitap.
Kutuphanemdeki cocuk ve genclik kitaplarini, bugunumun okuma aliskanligini olusturdugunu dusundugum icin yetiskin gozuyle yeniden okumaya niyetlendim bu sene. Bu niyetle, ilk olarak ortaokuldayken okudugum ve cok begendigimi hatirladigim Sekizinci Renk'i yeniden elime aldim. 20 sene oncesinin bakis acisinda gerektiginde bir psikologtan destek almanin, ergenlik donemi firtinalarinin ve cocuk-aile catismalarinin normalligini nazik ve yumusacik bir dille aktarilmasini yine sevdim. Okuma aliskanligi, spor, muzik ve seyahat alanlarinda besleyici hobiler edinmenin avantajlarini sunmasi ve ufuk acici orneklerle beslemesi de iyi geldi.
Fakat, okuyucunun yonlendirilmeye calisildigi dogru-yanlis kavramlarini cogu zaman derinliksiz, el alem ne der kaygsi icinde, kimi zaman ayip ve gunah catismasiyla anlatilmasindan hoslanmadim. Bunun yaninda narsisistik bir anne ile yasamanin yukunu, alttan alma-suyuna gitme gibi nasihatlerle savusturmaya calisan yetiskinlerin coklugu da gozume takildi. Gunun sonunda sorunlarini psikolog destegiyle ortak noktaya tasiyamayan, buyuklerin sozunu dinlemesen basina turlu turlu felaketlerin geldigi mesajini veren ve olum korkusuyla terbiye edilen bir roman oldugu kanaatine vardim.
uyumaya calisiyodum birden aklıma güneş alan bir yalı görseli geldi ordaaan aklıma böyle bir kitap okumuş olduğum geldi vaooow. çok ayrıntılı hatirlamiyorum oetaokuldaydim okudugumda 5 ya da 6nin yaz tatili olmali kuzenimden alıp okumuştum sevmistim baya
Çocukluğumda okumayı tamamladığımda da şimdi de, favorilerimden olmaya devam eden kitaplardan.Her yaşta okunabilirliğe sahip çünkü her yaşta Ela'nın farklı bir yönüyle kendinizi eşleştirebiliyorsunuz.Örneğin, çocukken okuduğunuzda onun hayal gücüne öykünürken,yetişkin gözüyle baktığınızda onun "sizin bakış açınıza göre" "hatalarını" daha iyi değerlendirebiliyorsunuz.O nedenle bu kitabı sadece ilk gençlik romanı olarak sınıflandırmak, direk karşılığını bulamadığım için bu terimi kullanacağım ama "underrate" etmek,kitaba tam hakkını verememek olur.
Gülten Dayıoğlu'nun dilini seviyorum. Kitapta gayet akıcıydı. Fakat onun kitapta yozlaşmış olarak tabir ettiği günlük Türkçe konuşma diline öylesine alışmışım ki! Cep telefonunun olmadığı dönemlerde, hatta arayanın numarasının ev telefonunda çıkmadığı ve ankesörlü telefon kartlarının kullanıldığı dönemde geçen bir kitap okumaksa gerçekten çok hoşuma gitti. Hem bu kadar yakınım, hem bu kadar aşinayım, fakat bir o kadar da yabancıyım. Gerçekten çok hoştu.
okuduktan belki 10 yıl sonra bir gece yarısı uykuya dalmayı beklerken aniden aklıma gelen ve o an bulabilmek için alfabetik sıradan tüm türk kadın yazarların kitaplarını araştırdığım o kitap. beni ortaokulda da çok etkilemiştin, 23 yaşımda da aynı etkiyi yarattın ela. keşke senle oturup sohbet edebilseydik, yaşamak sanatını kavrayamayıp çuvallayan ve hayat dersinden sınıfta kalan başka bir ela olarak söyleyeceklerini dinlemek isterdim. bir gün gökkuşağının sekizinci rengini görmek dileğiyle
herkes çocukluk yıllarında okumasına rağmen benim için çoook geç kalınmış bir kitaptı. ortaokul yıllarında okusam-da beğenmezdim gibi hissetsem de- duygularım ne olurdu emin değilim ama çevremde kitabın hitap ettiği kitleye tavsiye edecegim bir kitap değil çünkü bazı bölümlerini abartılı; bazı bölümlerini de yetersiz bulduğum bir kitap oldu.
Gökkuşağı kac tane renkten olusuyor dersem her biriniz yedi dersiniz degim mi? Hayat bize bu sunduğu armağanları neden yedi renkten sınırlı tutsun ki...
Tam hatırlamıyorum fakat 12-13 yaşlarımda okuduğum bir kitaptı. O kadar çok beğenmiştim ki bu yorumu yazmayı kendime borç bildim. İlk defa böyle ergenlik, genç kızlık içeren bir kitap okuyordum belki de o yüzden bu kadar aklımda kalmış. Her neden bilmem ama iyi ki de kalmış aklımda :) Ela isminde bir genç kızı anlatıyordu. Bazı ergenlik sorunları vardı. Başından geçen güzel, eğlenceli, umutsuz, hayal kırıklı ve ilk aşk gibi bir sürü olay vardır kitapta. Değişik fikirleri vardır Ela'nın ve gök kuşağında 7 değil de 8 renk olduğuna inanır. Adı da buradan gelir. Şiddetle tavsiye ederim. Okunmalı.
Kitabın kapağı mı beni çekmişti yoksa tüm arkadaşlarımın bu kitabı okuması mu hatırlamıyorum:) Gülten Dayıoğlu'nun eşsiz kaleminin izlerini bu kitapta hayli görüyoruz. Lise yıllarında okunması gereken kitaplar arasında:)
6. sınıfa giderken okumuştum ve soluksuz bir biçimde okumuştum. Ergenliğe yeni giren bir kız için tavsiye edilecek okumayı sevdiren eserleden biri. GRÇEKTEN ÇOK ETKİLENMİŞTİM.