Kesinlikle okumasi gereken bir kitap. Hayatini Islamiyeti ve laikligi anlatmaya adamis bu ugurda yolundan vazgecmemis aydin bir Cumhuriyet kadini Bahriye Ucok'un hayat hikayesi. Ayni zamanda yakin tarihimizin kisa ve kanli bir ozeti. Kaybettigimiz cok fazla muhtesem aydin insanlarimiz var. Okurken keske bazi seyler degismis olsaydi diye dusunmeden duramadim.
Atatürkçülük’ten taviz vermeyen, aldığı tehditlere rağmen 70i geçmiş yasında bile yurtiçi/yurtdışında çeşitli konferanslara katılmaya devam eden Bahriye Üçok’un hayatıyla birlikte yaşadığı donemin siyasal olaylarına da bol bol yer veren bir dönem kitabı.
Bir aydının hayatı anca bu kadar muhteşem bir şekilde işlenebilirdi... Hem Bahriye Üçok'un yaşamı hem de onun yaşadığı dönemin siyasi ve sosyal koşulları çok iyi bir şekilde ele alınmış. Kitap, kaynakça açısından da oldukça zengin. Kitapta göze çarpan birkaç ufak hata bile kitabın çok iyi olması nedeniyle arada kaybolup gidiyor.
Okuyunca ne yazık ki geçmişten günümüze Türkiye'de yaşanan sıkıntılar hiç değişmemiş dedim. Gerçekten çok üzücü bir hayat hikayesi. Yer yer acemice gelse de emek verilip bir araya getirilmiş bir biyografi.
Ne tür bir ülkede yaşadığımızı anlamak için muhakkak bilinmesi gereken bir hayat Bahriye Üçok, tabi ki Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Türkan Saylan ve niceleriyle birlikte. Hayatı boyunca doğru bildiklerinden ayrılmayan ve hayatı pahasına çağdaş, laik, modern türkiyeyi savunan bir insan. Okurken en çok dikkatimi çeken şey aradan geçen onyıllara rağmen ülkede tartıştığımız hiçbir şeyin değişmemiş olması, modern ve ilerici türkiyenin önünde hâlâ aynı engeller aydınların önünde hâlâ aynı tehditler var. Siyasette dahi hâlâ aynı aktörler, 70-80-90 yaşını devirmiş ancak koltuğunu bırakamamış aynı başarısız, vizyonsuz, kafasız figürler. Bu ülkenin modern insanına reva görülen siyasi ve sosyal ortam böyle mi olmalıydı.. Bu coğrafyada neler yaşandığını ve daha neler yaşanacağını düşündükçe aklıma o ünlü vecize geliyor: Her millet hak ettiği şekilde yönetilir..
Öncelikle kitabın yazarı Sayın Elfin Tataroğlu Hanım’a bu araştırılıp özenle yazılmış kitabı bizlere sunduğu için, emekleri için teşekkür ederim.
Sayı Elfin Tataroğlu’nun da ön sözde söylediği gibi kitabın ilk birkaç bölümü hem tarihi anlamda ulaşılmazlığı olan, Sayın Bahriye Üçok’un annesinin çok kişisel durumlarından bahsederken yer yer kurguya yer verilmiştir.
Bununla birlikte, sakın ola kitabın kurgu olduğu düşünülmesin. O ilk dönem (doğumu ve İstanbul’da liseye gidişine dek) dönemi yansıtmak ve içerisinde bulunulan durumları belirtmek için mecburi öyle yazılmış ve geri kalan her olay için bir çok kaynaktan yararlanılarak, oldukça akıcı devam eden bir dille kitap devam etmiştir.
1919’dan 1990 senesine değin, kitapta sadece Sayın Bahriye Üçok’a ait kişisel durumlar değil aynı zamanda tüm bu dönem içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’mizin dönem tarihini de Kaynakbaşı şekilde hazmederek okuyacaksınız.
Laikliğin yılmaz savunuculuğu ile ve anti- emperyalizme karşı savaşımla geçmiş bir ömür. Adı ile ve yaptıklarının öncülüğü ile her zaman bizimle yaşayacak.
Dilerim bu kitabı okur ve okutursunuz, okumuyor mu, anlatalım. Gençlere anlatalım. Paylaşalım.
Onlar sadece adlarını analım diye değil, bizlere öncü olmak için birer öncü olarak hayatları boyunca mücadele verdiler. Meşaleyi onurla taşımak görevimizdir.
Yattığı yer incitmesin, büyük saygı, minnet ve özlemle anıyorum….
Bahriye Üçok’un hayatını anlatan bu kitap, ayrıca bir dönem kitabı. Bir kadın aydın olarak çok zor şartlarda yetişen, ilahiyat fakültesi hocası, senatör milletvekili olan, bu süreçte İslamiyette kadının değerini, laikliğin önemini sürekli anlatan, tam da bu sebeple tehditler alan ama hiç vazgeçmeyen değerli bir akademisyen. Bir bombayla yok edilmeyi haketmiyordu kuşkusuz
Yine onemli bir icerik, yine editoryal hatalar, tekrarlanan cumleler, eklenen kurmaca duygu durumlari ve onemli bir siyasi kimligin Doc. Dr. Bahriye Ucok yerine sevimli kiz cocugu Bahriye gibi karakterize edilmesi. Bahri Ucok olsaydi, yazar Bahri diye bahseder miydi? Sanmam. Bana gore, edebi olarak sinifta kalan ama donemi anlamak acisindan onemli bir kaynak.
Bahriye Üçok'u tanımak, dönemin Türkiye'sini anlamak ve günümüzle karşılaştırmak için çok güzel bir kitaptı. Ama bence bir tık eksik kalmış biyografiydi. Yaptığı çalışmalara ve etkileşimde olduğu insanlara ( ve belki sonunda röportaj şeklinde) daha çok yer verilebilirdi diye düşünüyorum.
Beklediğimi bulamadım , o yüzden 1 ayımı aldı kitabın sonumu görmek. Çok fazla olay, çok fazla isim var altları yeterince doldurulmadan, birçok anlatılan bir kulağımdan girdi bir kulağımdan çıktı resmen 😞
Bahriye Uçok'un hayatına dair hikayeleri daha önce duymuştum ancak malesef bütün hayat hikayesine ve Cumhuriyet'e Atatürk ilke ve inkılaplarına baglılığına bu kadar hakim degildim. Benim için geç kalınmış bir okuma ama okuyup bitirdigime mutlu oldum.
Kitap oldukça akıcı , yazar gerçekleri romanlaştırırken her adımda sizi hikayenin içine çekiyor. Kitabın mutsuz sonunu bilmeme ragmen büyük bir ilgi ve merakla okudum.