Yavuz ailesini yitirmiş, doğduğu şehirden göç etmiş bir delikanlıydı, içine işleyen tılsımlı dövmelerle yeryüzünün gelini İstanbul’un muhafızı oldu. Artık, Mevlânâ’dan Fatih Sultan Mehmet’e simyacılardan âlimlere, kutsal kitaplardan menkıbelere pek çok ustası var. Bin yıllara yayılan kadim kehanetlerin ve kerametlerin destanı, KARAKALEM Kayıpbey Efsanesi’yle devam ediyor.
Çıldırır dünya, divane olur insanlık, perdeyi aralasa, görebilse olacak olanı.
Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun oldu. İletişim eğitimine devam etmek üzere gittiği İngiltere’de, eşzamanlı olarak Saatchi & Saatchi Londra ofisinde çalışma hayatına başladı. Uzun yıllar reklam sektöründe çalıştıktan sonra kendi yapım şirketini kurdu. N. İpek Gökdel, yapımcılığını ya da öykü tasarımını üstlendiği birçok televizyon projesini hayata geçirdi. Halen iletişim danışmanlığı yapan yazar, roman yazmaya da devam ediyor.
İlk kitabı dizi çekilmeden önce okumuştum, bu devam kitabını da diziyi bitirdikten sonra okudum. İlk kitap hakkındaki düşüncelerim bu kitap için de geçerli. Konu ilginç, anlatım merak uyandırıcı ama edebi olarak çok zayıf. Merak edenler için yazayım, kitapla dizi tamamen farklı, neredeyse ikisinde ortak olan tek şey muhafız.
Karakalem II kitabını kısacık bir sürede okudum. Beklediğimin aksine, kitap çok sürükleyici, çok keyifliydi. Kitaptaki çok sayıda efsane, hikaye, dini kitap atıfları, alıntıları bir noktada abartı gelecek diye düşünmüştüm, ancak o da olması, kitap boyuna Yavuzla ve ailesiyle diyar diyar dolaştık, kötülükle savaştık ve geri döndük. Benim için tam bir klasik yaşayarak, bir kitap serisinin ikinci kitabından seriye başlamış bulundum. Anlıyorum ki, birinci kitapta sır olan birçok konu o kitapta çözülmüş, dolayısıyla bazı konular sürpriz olmaktan çıkmış olacak. Ancak yine de, gizemlerin, Yavuz’un güçlerinin doğuşu, her şeyin başlangıcını merak ettiğim için, birinci kitaba dönerek okuma niyetindeyim. Serinin üçüncü kitabı da çıkmış, merak içerisindeyim. Bu tür kitapları yabancı yazarlardan okumaya çok alışkınız. Ancak memleketimizin ne denli derin bir tarihe, mirasa, kültüre sahip olduğunu sadece tarih kitaplarından değil, bu tür edebi kitaplarda da okumak beni inanılmaz keyiflendiriyor. Tarif edilen şehirlerde her gün tarihi yerlerden basıp gidiyoruz, halbuki o taşların, kapıların, sütunların, duvarların, yapıların taşıdıkları hikayeyi hiç umursamıyoruz. Birilerinin bu hikayeyi bize hatırlatması çok hoş.
Ilk kitaba göre yazarın ustalaştığı ve seviyeyi artırdığı çok bariz. Genel anlamıyla güzel bir fantastik roman olmuş. Kurguyu da beklediğimden iyi buldum. Özellikle puan kırdığım noktalar ise; vikipedia gibi ansiklopedik bilgilerin uzun uzadıya verilmesi acemice olmuş, özellikle antakya bölümünde tek tek yemeklerin reklamı yapılması dili basitlestirmis, ancak bu bilgileri ögrendigim için fevkalede mutlu oldum bir yandan :). Yazarın dilinde rahatsız eden diğer etken ise iç sesler ve düşüncelerin sık sık diyalog şeklinde verilmesi olmuş. Kurguda ise anlamsız, bağdaşmayan gereksiz detaylar bulunuyor. Ve en önemlisi bazı tarihi ve özellikle dini bilgiler anlatılırken kasıtlı olarak eksik bilgiler verilmiş ve günümüz piyasasının beklentisine göre eklemeler yapılmış, bu da ziyadesiyle olumsuz.