Herkes okusun istiyorum. Herkese ulaşabilsem, herkese okutabilsem... Çıkın o önyargılı ruh hallerinizden, ruhunuzu görün, bırakın o size ait olmayan sahte dünyayı, görün istiyorum...
Azra Kohen yine yine beni zekasına, araştırmacı kişiliğine ve kalemine hayran bıraktı. Hani bazı şeyler vardır çok değerlidir sizin için, bilinsin istemezsiniz, sanki çok kişi ile paylaşsanız o büyüsü bozulur, sizde saklamak istediğiniz kutsalınızdır o. Bu kez bulduğum kitap hem büyüledi, hem de benliğimin dışına taşıp paylaşma isteği doğurdu. Kurtuluş Savaşı’nda tek yumruk olmuş bir milletin torunu olduğumu yeniden hatırladım. Bir tarafta savaşı izleyenler ve diğer tarafta savaşın içinde olanlar... Atalarımla bir kez daha gurur duydum. Atatürk’ün kalbimdeki yeri doldurulamaz sevgisi, bir kez daha canlandı. Ne Osmanlı İmparatorluğu’nun torunu olduğumu inkar edebilirim ne de bu yüce milletin bir ferdi olduğumu. Sürekli kutuplaştırılmaya çalışılan bizler bir arada öyle güzeliz ki, medeniyetimize, kültürümüze ve bize ait olanlara sahip çıksak, bilgi ile donansak, ilerlesek ....
Kitap iki devrin hikayesi ama genelleme yaparsak tam bir Türkiye portresi. Her dönem aynı şeyler yaşandı bu topraklarda... Bizi kurtaracak olan tek şey tüm önyargılarımızdan arındırılmış katıksız sevgi... Ötekileştirmeyelim birbirimizi...
Kitapta alıntı yapabileceğim öyle çok cümle vardı ki; ama kitabı çizmeye kıyamadım. Minicik bir kağıt iliştirmişim birine; onu paylaşayım.
“Uç oğlum! “ demişti babası, “Kimseyi bekleme, sen uç. Aynı cinsten olmayan kuşlar nasılsa birlikte uçamayacak. Sen kime layıksan o gelecek, yanında seninle seyir alacak. Herkes kendisi gibi olanı bulacak. İsterse aynı mahalleden olmasınlar, hatta aynı şehirden. Ruhları aynı kaynaktan gelenler bu zamanda birbirlerini mutlaka bulacaklar, yeter ki sen yola çık, o yol ki ilerlemek, yani yolculuğun kendisini getirecek sana senin olanı, sen yeter ki uç.”
@kitabimkahvem instagram 📚