Jump to ratings and reviews
Rate this book

Parla

Rate this book
“Sen,” dedi Parla, “bir balina var, ona benziyorsun.” Onun hakkında düşündüğüm onca güzel şeye karşın beni bir balinaya benzetmiş olmasına darılmıştım. “Bu çelimsiz hlimle mi?” diye sordum imalı. “Elbette görünüş olarak demiyorum. Yalnızlık olarak…” Sonra o balinayı anlattı bana. Erkek balinalar şarkı söyleyerek eş ararlarmış. Bunu da dişi balinaların duyma eşiği olan 12-25 hertz aralığında yaparlarmış. Ancak bir erkek balina keşfetmiş denizbilimciler, şarkısını 52 hertz gücünde söylüyormuş bu balina. “Yazık, değil mi?” dedi, “Daha gür söylerse daha çok duyulur sanıyor.” Kafamla onayladım. Hliyle hiçbir dişi balina duyamıyormuş bu şarkıyı. Zavallı balina, şarkısını 33 yıldır tek başına, şu an bile söylemeye devam ediyormuş. Ona “dünyanın en yalnız balinası” adını vermişler. “Demek beni ona benzettin, öyle mi?” diye sordum Parla'ya. “Evet, senin de bir şarkın var kimsenin duymadığı. Ama...” diye ekledi, “Ben duydum işte!”

176 pages, Paperback

First published July 17, 2017

3 people are currently reading
35 people want to read

About the author

Tunç İlkman

6 books10 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
20 (24%)
4 stars
26 (31%)
3 stars
21 (25%)
2 stars
12 (14%)
1 star
4 (4%)
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
Profile Image for Elif  Yıldız.
243 reviews18 followers
September 27, 2017
Kitap için değerlendirmem; 3/5

Tunç İlkman. Bir canlı yayınında 'benimle değil yazdıklarımla ilgilenin.' demişti. Acaba bize bunu derken 'aslında bir romanı veya bir hikayeyi değil de beni, benim acılarımı, benim ruhumun yaralarını, içimde kalıp dışa vuramadıklarımı okuyorsunuz' mu demek istemişti?

Kitapta şunu yazmış İlkman, ''şairler veya yazarlar, bir şey yazarken aslında soyunurlar. Herkesin önüne çıplak bir şekilde çıkarlar. Bu cesaret ister. '' Kitapta ki bir karakterin ağzından bu mesajı okurlarına vermiş. (Tabi o daha usturuplu bir dille yazmış. Ben aklımda kalanı kendi cümlelerim ile yazdım. Orjinal cümle bu şekilde değil tabi ki.) İşte Tunc İlkman içinde bende böyle düşünüyorum. Soyunmuş! mu acaba? Yoksa bizi, o gizemli kelimeleri ile süsleyip bize mi anlatmış? İşte bu yüzden Tunç İlkman benim için çok soyut bir yazar.

Onun kitaplarını daha önce okumuş biriyseniz, mutlaka altını çizdiğiniz cümleler vardır. O altı çizilesi cümleleri seviyorum ama işte sadece onları seviyorum. O altı çizilesi cümleleri yerleştirdiği hikayesini sevmiyorum. İşte Tunç İlkman ile burada çakışıyoruz.
Ne bu kitabında ne de Herkesleşme adlı kitabında. Her iki kitapta da yazan hikayeler beni sarmadı. Herkes çok ilginç, çok aksiyon dolu bulsa da ben öyle bulmuyorum. Bu kitap için hep şunu duydum, 'o nasıl bir sondu öyle!' veya 'sonunda çok şaşıracaksınız!'
Ben böyle şeyler hissetmedim ne yazık ki.

Mesajlarını sevdiğim ama hikayelerini sevmediğim bu yazara, isterseniz bir de siz şans verin...
İşte o sevdiğim mesajlardan bir kaç tanesi;
- Yerimiz yurdumuz belliyken koca bir kayıp olmak, can yakarmış.
- Bir yanlışa doğrudan inanmak onu doğru yapıyormuş, bilmiyordum!
- Sözcükler... Yaralayan da merhemi süren de onlardan başkası değil.
- Ve birini tanımak, adını değil acısını bilmekten geçiyordu.
- Bahçesi büyük hapishanelerde özgürüz sanıyoruz!

Bunlar o alıntılar sadece 5 tanesi... Bunlar gibi ne yürek yakan altı çizilesi cümleler var...




Profile Image for Elif.
96 reviews8 followers
February 10, 2019
Kitabi kafamda bir sürü soru isareti ile bitirdim ve kitapta ne kadar çok alti cizilesi cümle olsa da bu kitabi sevmeme malesef yetmedi.
Profile Image for Pozan.
389 reviews16 followers
January 1, 2020
Parla |2/5|
Ne güzel bir sen sendin ki benim benliğimi benim ben olamamamdan önce öncelikle çekip aldın benden. Parmaklarımdaki eklemlere dolayarak sevdim saçını ve hatırlardaki açığını.
Yok, olmuyor. Bu kitaptaki kadar devrik cümle kurmaya çalışıyorum ama olmuyor. Biraz daha zorlarsam “Ovalıyorum ama çıkmıyor,” içerikli metinlerin kullanıldığı temizlik ürünü reklamlarına dönecek yorumun kalitesi o yüzden, hazır giriş kısmını da geçmeyi başardık, hemen mevzuya giriş yapıyorum.
Markette nişastanın yanında bulabileceğiniz bir kitap olan Parla, Tunç İlkman isimli bir arkadaşımızın kitaplarından biri. Olimpos yayınlarının bu tarzda kitaplarıyla daha önce birkaç defa etkileşimde bulunmuş olmamdan ötürü, geçmiş deneyimlerim bana bu kitabın da kurgu olmayan türde, alternatifleriyle benzer içeriklerle karşılayacağını söyledi. Lakin iç sesim beni yanılttı ve girişi gelişmesi ile sonucu da olan bir hikaye karşıladı beni.
Bu sebepten ötürü kitaba karşı bir beklenti ile yaklaştım. Çünkü kardeşlerine nazaran karakterleri, yeri, zamanı, olayları ve bir kurgusu olan bir kitaptı. Farklıydı, enteresandı, ilginçti ama kapak seçimi kötüydü. Aldım okumaya başladım.
İlk yirmi sayfada sorun etmemeye çalıştığım şey artık güneşli bir günde sahil kumları üstünde yürüş yapmaya çalışıyormuşum gibi rahatsız etti. Denize ulaşıp, bedenimi yakan o sıcak kumla olan etkileşimimi sıfıra indirip rahatlamak istiyor iken o denizin henüz çok uzak olduğunu, en az yüz sayfa sonra varacağımı görünce fazlasıyla rahatsız etti. Kısacası, yazım tarzı gerçekten yorucu.
Ki bu yorucu iyi bir yorucululuk değil. Dili ağır olan bazı kitapları okurken, sizi okuyucu olarak niteliğinizin yetmediğinden ötürü okumakta problem çektiğinizi anlarsınız. Buradaki yoruculuk tam olarak öyle değil. Bir şeyler yapmaya çalışıp, ne kadar suyunu çıkarırsam o kadar iyi olur kafasıyla yapılan bir çalışma olduğu için yoruyor insanı.
----
Nasıl cümleler ama nasıl. Güllük gülistanlık bir şehrin tam ortasına bir bomba atılmış yahut bir afetler tufanı geçmiş de şehir tamamen devrikleşmiş gibi. Arada düzgün bir yapı görmek, normalde devrik cümlelerin yapması gerekeni yapıp okuyucunun durmasını sağlıyor. Artık, yazar kişi, “Ne kadar devrik cümle o kadar edebiyat,” tavsiyesini nereden aldı bilmiyorum ama yanlış bir tavsiye.
Bir nebze yazan insanı anlıyorum. Devrik cümlenin çekiciliğine ben de kanmıştım zamanında. Ancak bunun büyük bir hata olduğunu iki yıl önce anladım. Fazla devrik cümle okuyucu yormaktan ve sürükleyiciliği azaltmaktan başka bir işe yaramıyor. Aksine daha fazla sürükleyicilik, daha normal ve olağan cümleler istiyor.
Kitaptaki anlatım, bir mübalağa gerçekleştiren karakter tarafından yapılıyormuş gibi. Fazla şiirsel olmayı tiye alan bir karakter anlatıyor sanıyorsunuz ancak hayır, oldukça ciddi olan bir anlatım söz konusu.
Bu kadar anlatımdan bahsettik peki konu ne? Güney adlı karakterimizin aşk serüvenleri ile hayata tutunma macerası olarak özetlenebilir. Okunmaya değer mi? Hayır.
Kitabın kurgusuna, özellikle sonunun ters köşeliğinin mükemmelliğine vurgu yapan birçok insanın yorumunu okudum. Açıkçası böyle bir sona şaşırmak, nasıl mümkün olabilir tam da anlamadım. Şaşırabilenler olduğuna göre kitabın sahibi bir şeyler başarabilmiş. Ben alamadım ama o hissiyatı. Olması gereken son yerine, sadece daha ters köşe olsun ki daha iyi olsun diye yapılmış gibi. Keşke kitapta yaşanan her şey birinin yazdığı bir kitap çıksaydı sonunda daha şaşırtıcı olurdu.
Bir dakika…
Kısacası beklentilerimi karşılayaman bir kitap oldu Parla ve beklentin neydi ki diye soracaksınız muhtemelen. İçerisinde bir kurgu olmasından ötürü bir beklenti oluşmuştu, belirttiğim üzere. Başka kitaplara yönlendirmem lazım demek ki bu beklentiyi.
Güzel günler göreceğimiz güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
Profile Image for Bushra.
123 reviews12 followers
July 29, 2018
"Herkesleşme" isimli kitabının kurgusu ve bitişinin ardından, aynı tadı bu kitapta da alacağımı bildiğim için tereddüt etmeden ve hatta konusunun ne olduğuna bile bakmadan alıverdim kitabı.
Sonunu tahmin edebileceğimi de pek düşünmediğimden kendimi yormadan, sadece okudum...

Kitap, büyük olaylar yaşandığı ve baş karakterimizin delirdiğini bir yerde anlamakla beraber ne olduğunu ve aslında kimin kim olduğunu kestirmek gibi bir şeyin güç olduğu bir kurguya sahip.

Aklımda kalan bir soru işareti olmakla beraber şu an spoilersız sormam mümkün değil... ve karakterimizin psikolojisinin normal olmadığını düşünecek olursak çok da sorgulamamak lazım sanırım.

Derin, melankolik, psikolojik bir kitap okumak isterseniz önerimdir.

İyi okumalar
<3<3<3<3
Profile Image for Melek.
1 review
March 18, 2021
Tunç İlkman'ın daha öncesinde Herkesleşme kitabını okuduğum ve beklentim çok düşük olduğundan dolayı da oldukça beğendiğim için maalesef Parla'ya karşı ciddi bir beklenti içerisindeydim. Fakat gelin görün ki henüz kitabı anlamaktan bile acizim(!). Evet, aynen öyle kitabı anlamadım. Aynı anda anlatılan 2 hikaye ve hangisinin daha önce yaşanmış olduğuyla ilgili kafamda hatrı sayılır sayıda soru işaretleri var.
Belki de gerçekten sıkıntı bendeydi fakat her ne kadar cümleleri işaretlemekten post-itlerim bitmiş olsa da bu kadar yoğun ve devrik bir anlatım okurken beni oldukça yordu...
Profile Image for Esra Nur.
1 review
February 2, 2018
Tunç İlkman’ın okuduğum ilk kitabı. Parla, çok akıcı bir kitaptı. Kitabı bitirdiğimde kurguyu ve karakterleri bir kaç kez düşündüm. Kurgu ve karakterler okuyucuya beyin fırtınası yaptırıyor adeta... Bencillik, aşk dediğimiz ya da sandığımız duygu üzerinden ve karakterler üzerinden güzelce tasvir ediliyor. Kitabı tavsiye ediyorum.
Profile Image for Betul Pehlivanli.
374 reviews14 followers
November 17, 2017
Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı.Kitabın kurgusunu çok beğendim.Hikaye başladığı noktadan bambaşka bir dönüşle,çok farklı bir noktaya geldi.Hiçbir şey aslında sandığımız gibi değilmiş.Sadece Kapadokya dönüşleri sonrasına anlam veremesem de,güzeldi.Birkaç saate bitti.Tavsiye ediyorum.
Displaying 1 - 8 of 8 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.