"Haklı olmak değil, mutlu olmak istiyorum." Arda Erel, ilk romanı Sarsıntı ile okurlarını derin bir aşkın doruklarına çıkarıyor; geçmişin, şimdinin ve geleceğin kusursuz birlikteliğini anlatırken, içsel yolculuklara bir ayna tutuyor. "Ben Derin. Takvime göre 28 yıl önce dünyaya geldim ama sadece anne karnından çıkmakla doğmuyor insan. Hayatta bir acının içinden geçince de doğabiliyorsun, kendi içinde başka bir "sen"le tanıştığında da. Ve belki de en önemlisi, aşk denen mucize kapını çalıp karşına oturduğunda da yeniden doğmuş gibi hissedebiliyorsun. İşte bu yüzden sana anlatmam gereken bir hikayem var. Çünkü ben ilk kez aşık oldum ve aşkla yeniden doğmanın bu kadar büyük bir sarsıntı olacağını bilmiyordum." "İnsan en çok söyleyemediklerinde saklanıyor." Arda Erel, 7 Ağustos 1995 tarihinde İstanbul'da doğdu. Küçük yaşlardan itibaren günlükler tutup yazılar yazdı. Sonrasında dijital platformlar üzerinden milyonlara ulaşan Erel, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık Bölümü'nden mezun oldu. Şimdiye kadar yayımlanan kitapları: Senin İçin, Arayış, Kendine İyi Bak
Bu tür kitabın hedef kitlesi değilim sanırım ama instagram'ın etkisiyle denemek istedim. Malesef karakterler ve ilişkileri bana otantik ve gerçekci gelmedi. Psikolog-danışman ilişkisinin neresi romantik anlamadim, bana iğrenç geldi. Hikayenin gelişimi tahmin ediliyor ve tamamen klişe.
Kitapta bugunku önemli konulardan bahsedilmiş, tomplumsal cinsiyet eşitliği, eşcinsellik gibi, daha siyasal bakış açsı verilmek istenmiş, ama yeterince kadar değerlendirilmemiş.
Ayrıca neden bu kadar soru var ???
Kitabın sonundaki bir bölümünden sonra (psikolog travmasını paylaşırken olaylar) benim şalterler attı. Ne kadar da duyarsızca anlatılmış.
Üzgünüm ama bu ne yav? Wattpad hikayesi tadında. Karakterler dünyanın en iki boyutlu, düşünülmemiş, yüzeyde karmaşık olsun diye planlanmış ama ÇİĞ olmaktan öteye gidememiş karakterleri… bütün kitabın özeti bu kelime bence, çiğ. Yazar terapistiyle aşk yaşamak isteyen 15-16 yaşında bir çocukmuş galiba, yazarken de hmm ben kaslı ve yakışıklı 30lu yaşlarda sakallı ve “hafif göğüs kıllı” bir adam olsaydım, 30lu yaşlardaki seksi terapistim nasıl bana aşık olurdu demiş ve yazmaya koyulmuş. Başka türlü hiçbir güç bana sıfırdan kendini var etmiş 30 küsür yaşında aklı başında bir kadının iç monologunun böyle olduğuna inandıramaz. Anlatım zaten şaka gibi. Arada “deep” olsun diye aforizmalar sıkılıyor ama her şey o kadar yüzeysel ve underdeveloped ki… ayrıca editör de okumamış kitabı herhalde. Baskı yazım yanlışlarıyla dolu. Okurken yaklaşık 6-7 tane yakaladım.