“Saflığı bozulmamış sesleri dinleyerek zengin bir dil öğrenmeye geldim buraya. Ördeklerle başlayabilirim öyleyse. Yanımda ekmek de getirdiğime göre.”
Benny Andersen, 7 Kasım 1929’da doğdu... Orta öğrenimini bitirince reklam ajansında çalışmaya başladı. Kendi kendine piyano çalmayı öğrenip kulüplerde çalıp söyledi... Besteler yaptı... Senaryolar yazdı... Filmlerde oynadı... İki kere evlendi, beş çocuk babasıydı, 16 Ağustos 2018’de öldü.
Danimarka’nın hem yenilikçi hem en popüler şairiydi. Bir yandan yeni kelimeler türetmiş, bir yandan söyleyeceğini süslemeden doğrudan vermiştir. Alaycılığı, halkın içinden gelişinin verdiği doğruculuğuyla eleştirmenlerin de okurların da sevgilisiydi...
"Kimilerinin kendini değersiz başkalarını değerli sanması genellikle kendini değerli sananların başkalarına kendini değersiz sandırması yüzündendir." (s.76)
Güzel, sıcak şiirlerdi. Çeviri şiirin onca zorluğuna rağmen, belki sözel ritminden çok anlattıkları ve anlatmak istedikleriyle. Başka türlü bir şeylerden bahseden 116. sayfadaki "Yüzdeki Yüz" şiiri bana Can Yücel'in çok sevdiğim Başka Türlü Şey şiirini hatırlattı istemsizce.
Benny Andersen kunne trylle med ord som ingen anden. Man kan næsten ikke undgå at blive opslugt af hans fascinerende tankestrømme og kringlede formuleringer.