Türkiye siyasetinde antikomünizm nasıl bir yer kaplamaktadır? “Komünizm tehdidinin icat edilmesi”nde iç ve dış dinamikler nasıl bir rol oynamıştır? Tan Matbaası baskını, NATO üyeliği, Kore Savaşı, 1960 ve 70’lerin siyasi çatışmaları ve 12 Eylül darbesi “antikomünist” ve ülkücü hareketin gelişimi açısından nerede durmaktadır? 1990’larla birlikte “Kürt sorunu”nun ülkücü hareket üzerindeki etkisi ne olmuştur? Bütün bu tarih içerisinde Alparslan Türkeş figürü nasıl bir yer kaplamaktadır?
Türk sağı ve yakın siyasi tarihimize dair yaptığı çalışmalarla tanınan Fatih Yaşlı, araştırmalarının yeni evresinde işte bu soruların yanıtını arıyor, “antikomünizm”in bu topraklarda nasıl kök saldığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Bunu yaparken ülkücü hareketin liderlerinden Alparslan Türkeş’in hayatına özel bir yer ayırmayı da ihmal etmiyor.
Yaşlı’nın kendi sözleriyle: “Türkeş’in hayatına yakından bakmak, onun politik yaşamını yazmak ülkücülüğün ve ülkücü hareketin tarihini yazmak anlamına gelecektir evet ama bunun aynı zamanda Türkiye’nin Soğuk Savaş tarihini, Soğuk Savaş boyunca Türkiye siyasetinin seyrini ve o seyrin ana belirleyeninin, yani komünizmle mücadelenin tarihini yazmak anlamına geleceği de açıktır.”
Fatih Yaşlı, Türkiye’nin yakın siyasi tarihine ve sağ akım içerisinde “antikomünizm”in filizlenip güçlenmesine tarihsel materyalist bir perspektifle ve sınıf mücadeleleri içerisinden bakıyor. Aynı bakış açısını, ülkenin dünya kapitalist sistemine eklemlenmesi bağlamında da yeniden üretiyor ve okurlara yeni bir kaynak kitap sunuyor.
1979 yılında Ankara’da doğdu. Lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Maliye Bölümü’nde 2001 yılında tamamladı. Aynı yıl İzzet Baysal Üniversitesi’nde siyaset bilimi yüksek lisansına başladı ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde siyasi tarih araştırma görevlisi oldu. 2004-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora yaptı. Doktorasını tamamlamasının ardından İzzet Baysal Üniversitesi’ne dönen Yaşlı, halen bu üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Felsefelogos, Bilim ve Gelecek, Birikim, Birgün, Radikal 2 gibi dergi ve gazetelerde çok sayıda makalesi yer aldı. Yaşlı, haftanın iki günü Yurt gazetesinde yazmaya devam ediyor.
Fatih Yaşlı'nın çalışması Ülkücü Hareket ve bu hareketin lideri Alparslan Türkeş'in hayat hikayesinin bilinen yanları üzerine derlenerek hazırlanmış. Ancak ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal demokratından muhafazakarına, liberalinden merkezdekine egemen siyasetinin resmi ideolojisi olan Antikomünizm bölümü oldukça dar bir çerçeveye sıkışmış.
Türkeş'in kişiliğinde Ülkücü Hareketi anlatmak, elbette doğru bir tercih ama Antikomünizmi onun yaşam öyküsü ile sınırlamak ne yazık ki yeterli bir açılım sağlamıyor okura.
Kitap tarihsel süreç boyunca antikomünist yaklaşımları ele alırken, yer yer yazarın iyi bildiği sol/sosyalist/komünist hareketlerin tarihçesini anlatmayı tercih ediyor. Elbette, komünizmi ele almadan antikomünizmi anlamak mümkün değil, ancak bu kitabın özelinde, okurun iyi bildiği bazı şeyleri tekrar etmenin de kitabın hacmini arttırmak dışında bir yararı olmuyor.
Kısaca isminde taşıdığı büyük iddiasını sınırlı bir şekilde karşılıyor, Yaşlı'nın kitabı.
Turkiye'de antikomunizmin cok guzel bir tarihi, aciklayici ve aydinlatici. Primer kaynaklardan cok alinti yapilmis, bu donemi anlamak icin faydali oluyor. Akici bir kitap. Tarafsiz diyemeyiz, komunist bir okuma yapildigi icin dogal olarak tarafli oluyor. Ancak yine de bana bilimsellik bozulmamis, gerceklik carpitilmamis gibi geldi. Bu konuda dogru degerlendirmeyi uzmanlar yapmali.
Daha iyi nasil olabilirdi? Dunya'da ve Turkiye'deki onemli olaylar saglam bir baglam olusturmasi icin daha iyi anlatilabilirdi. Ornegin en basitinden Turkiye'deki hukumet degisikliklerinin verilmesi gerekirdi (bazilari var ama onemlilerin hepsi yok).
Daha çok bir "reaksiyon" hareketi olan faşist MHP'yi anlatmak için elbette bu hareketin neye karşı reaksiyon gösterdiği de anlatılmalıdır; fakat burada Yaşlı belki fazlaca durmuş sol hareketin gelişimi ve dönemin toplumsal koşulları üzerine. Yani, MHP üzerine daha fazla odaklanabilirmiş bunun yerine. Yine de bilgilendirici tabii.
Cumhuriyet'in yeniden inşası için mücadele eden herkesin okuması gereken, ülkücü hareketin, soğuk savaş misyonundan günümüzde rejim inşasındaki aparatlığına gelen sürecini özetleyen bir çalışma olmuş. Zaman zaman bağlamından koparak bir yakın tarih araştırmasına dönüşse de okunmaya değer ve raflarda her zaman değerini korur.