27.06.20
“Elin… Elin değmiş bu mektuba.”
Diye başlayan ve oldukça yürek burkucu ve bir o kadar da kalbe dokunan bir hikaye. Üstelik neredeyse 1000 yıl öncesinde geçen gerçek bir hikaye ve dünyada bilinen ilk aşk hikayelerinin başında geliyor. Abélard ile Héloïse’in mektuplarını okumak, hissettiklerini derinlemesine hissetmek çok çok mükemmeldi. Her satır öyle güzel yazılmış ki etkilenmemek elde değil. Kitabı okurken ve bitirdikten sonra bu yoğunluk beni öyle sarmaladı ki şu anda hissettiklerimi nasıl kelimelere aktarabilirim bilmiyorum. Gerçekten ne yazsam yetersiz gibi öyle etkilendim, öyle içime dokundu işte. Öyle gerçek öyle yoğun bir aşk ki onların ki yaşadıkları tüm zorluklar ve kötülükler kalplerindeki ve ruhlarındaki aşkı silememiş.
Héloïse’in başlattığı bu mektuplaşma çok özel, birbirlerine yazdıkları satırlar çok etkileyici. Héloïse’in yazdığı mektuplara karşılık Abélard durumun içinden çıkılmazlığı ve umutsuzluğu içinde mektuplar yazsa da aslında onun da aşkını ve çaresizliğini hissettim.
Héloïse’in aykırı kişiliği, kadın haklarını savunuşu ve mektuplarında da özgürlüğüne dair yaptığı vurgulamalar o döneme göre muazzam bir şey.
Abélard ise bir filozof, yazar, şair, besteci, din adamı ve pek çok düşünürü de etkilemiş olan bir kişi olmasına rağmen günümüzde öncelikle Héloïse ile olan mektuplaşmalarından dolayı tanınıyor. Bu durum da insanı ayrı üzüyor. Eserlerinin Türkçeye neden hala çevrilmediğine anlam veremiyorum.
Kitabı okurken şu dizelerde “Ah! Keşke bir alet icat edilse de, konuşsan içine, ben de sesini dinlesem. Aramızdaki uzaklık yok oluverse. İcat edilmediğine göre, yaz bana, bize yaz.” yazmak ya da sadece sesli konuşmak ne kelime alın telefonumu görüntülü konuşun, tüm uçaklar sizin olsun birbirinize kavuşun dedim. Ama tüm bu yaşadıklarıyla destansı aşkları zirveye ulaşmadı mı diye de düşünmedim değil. Hatta zirveye ulaştıktan sonra bununla kalmayıp en yüksek semalara çıkmış aşkları resmen. Ayrıca Abélard ve Héloïse’in hikayesini, aşkını anlatan bu kitap çok sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı.
“Ne sen söylediklerimi dinledin;
ne ben hissettiklerimi söyledim.”
-Abélard
“Yalnızca senin gözlerini okuyorum kitaplarımda.”
-Abélard
"Küçücük bir kuş gibiyim.
Havam sensin, es üstüme.
Küçücük bir balık gibiyim.
Suyum sensin, ak üstüme."
-Héloïse
Öyle çok dize var ki buraya alıntılamak istediğim ama devam edersem tüm bu duygu yoğunluğu içinde bütün kitabı buraya yazarım ki bu bile bana yeterli gelmez o yüzden gitmeden önce burada noktalıyorum.