Tıpkı her sabah aynaya baktığımızda derinleşen çizgilerimizi fark edemediğimiz gibi, dünyanın gidişatını da her günü bir öncekiyle karşılaştırarak tahlil etmek kolay olmuyor. Gündemi takip ederken, haber okurken, internette gezinirken çoğu zaman içimizde tarifi zor bir duygu oluşuyor. Herkesin kendini her konuda uzman sanması bir yana, mantığa uymayan, tutarlı bir yanı olmayan, doğru bilgiye –hatta bilgiye– dayanmayan birtakım görüşler dile getirmenin adeta bir norm olduğunu, kitlelerin akla, mantığa dayanan ifadelerin sahiplerini yuhaladıklarını, hamasi, duygusal görüşlerin alkışlandığını bir tür “azap” eşliğinde izliyoruz. Madem bir yanlış yaptığımızda ya da bir yanlışa gereken tepkiyi veremediğimizde duyduğumuz rahatsızlığa vicdan azabı diyoruz, o halde safsatalarla dile getirilmiş bir fikir karşısındaki çaresizliğimizin yarattığı bu azaba da “mantık azabı” diyebiliriz.
Eleştirel düşünme alanındaki popüler bilim faaliyetleriyle tanınan Tevfik Uyar, bu kitapta gündelik hayatta en sık başvurulan 40 hatalı akıl yürütmeyi tek tek tanıtıyor, tahlil ediyor ve hangi insani zayıflıklarımızla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu safsatalar karşısında başvurulabilecek stratejiler için de bir reçete sunuyor.
Açık Bilim dergisinin ve Podcast kanalının kurucularındandır ve bilimsel kuşkucu komünite Yalansavar üyesidir. İstanbul Kültür Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Dr. Uyar, FABİSAD üyesidir.
Türkiye Bilişim Derneği'nin düzenlediği geleneksel Bilim Kurgu Öykü Yarışması'nda 2012, 2013 ve 2015 yıllarında ikincilik ödülü almıştır.
Vicdan, üzerinde mutabakata varılması zor bir kavram. Ancak “ahlakî vicdan” insanı iyi (doğru) olmaya zorlayan, kötü (yanlış) davranmaktan alıkoyan, insanın kendisini bu bakımdan kontrol etmesini sağlayan bir güdüdür Vicdanımıza uyan bir şeyi “doğru”, uymayanı ise “yanlış” olarak değerlendiririz. Aynı şey mantık için de geçerlidir. Bir şey mantığa uygunsa “doğru”, aykırıysa “yanlış”tır. Hem vicdan hem de mantık bir bilgiyi, bir tutumu ya da bir olayı değerlendirirken başvurduğumuz içsel araçlarımızdır. Mantık da vicdan gibi, zihnimizin bir ürünüdür.
Madem bir yanlış yaptığımızda ya da bir yanlışa gereken tepkiyi veremediğimizde duyduğumuz rahatsızlığa vicdan azabı diyoruz, o halde safsata yapılarak dile getirilmiş bir fikir karşısındaki çaresizliğimizin yarattığı o rahatsızlığa da “mantık azabı” diyebiliriz.
Bana sorarsanız bu azabın nedenlerine birer “isim verdiğimizde”, karşımızdakinin -ya da kimi zaman kendimizin- bu azabın yaratıcısı olan akıl tutulmalarına neden kapıldığımızı anlayınca, daha çekilir hale geliyorlar… Bu kitabı yazmaktaki başlıca amacım da buydu. Nasıl ki ahlâken kötü bir eylemin onu zorunlu kılan sebeplerini bilince hazmetmesi ve vicdan azabını dindirmesi kolaylaşıyorsa, aynı şey mantık azabı için de geçerli olabilir.
Bu kitabı, işte o “mantık azabını” bir türlü dindiremeyenlere ithaf ediyorum.
Kitaba başlamam biraz güç oldu, çünkü kitabın daha ilk sayfalarında "safsata" kelimesini yanlış bildiğimi farkettim, bu gerçeği kabul etmem de biraz uzun sürdü. Ben safsatayı yanlış bilgi, batıl inanç vs anlamında kullanıyordum, gerçekte İngilizce "fallacy" karşılığı, belki bizim "yanılsama" diyebileceğimiz bir anlamdaymış. Bu kitaptan öğrendiğim ilk şey bu oldu.
Kitap, her yer ama özellikle Internet üzerindeki tartışmalarda kolaylıkla görebileceğiniz yanlış akıl yürütmeleri ele alarak kategorize ediyor, inceliyor ve karşı argumanlar geliştirme yollarına değiniyor. Bahsedilen safsatalar ne kadar dikkat etsek de hepimizin günlük hayatta sık sık içine düştüğü yanılgılar. Kitabın içeriğinin biraz daha mizahla tatlandırılmış olması daha hoşuma giderdi açıkçası, belki her bölümün başına ufak bir karikatür ya da çizim eklenebilirdi, ancak bu haliyle de güzel ve özgün.
Benim özellikle şaşırdığım ve bahsetmek istediğimse, kitabın fiziksel kalitesi. Ben kitaba bir obje olarak çok değer veren ve dikkat eden bir okurum. Safsatalar kitabında, editörler ve Destek Yayınları kutlanası bir iş çıkarmış. Yazım hatası, imla hatası görebildiğim kadarıyla yok. Sayfa düzeni gayet başarılı. Köşeleri yuvarlatılmış sayfalar, güzel tasarlanmış kapak ve cilt kendini farkettiriyor. Sonuçta ortaya içeriği kadar sunumuyla da keyif veren bir iş çıkmış. Umarım tasarım ve baskı kalitesindeki bu ilerleme sürekli olur.
Okurken bir süre boyunca lise yıllarıma, mantık dersine döndüm, sonra geri geldim ve fark ettim: Bu topraklarda yaşayan herkesin bu kitabı başucu kitabı yapması şart. Konuşmaktan, iletişim kurmaktan aciz bir millet olarak buna muhtacız. Trip atmaksızın sevgililerimizle, laf sokmaksızın hasımlarımızla, sömürü yapmaksızın ailelerimizle konuşamaz hâle geldik (ya da zaten hep öyleydik, bilmiyorum). Ara ara açıp, gündelik hayatta ne gibi saçma sapan safsatalara başvurduğumuzu görmemiz şart. Ve tabii, safsatalarla nasıl başa çıkmamız gerektiği öğrenmemiz de şart.
Tevfik Uyar ise aslında yepyeni bir şey yapmıyor, ortaya yeni kuramlar falan atmıyor ama bilmemiz gereken şeyleri o kadar açık, o kadar basit ve güzel ifade ediyor ki, cidden hayran kaldım.
Tartışma kültürünü içselleştirmek çok mühim bir şey. Televizyondaki tartışma programlarını falan bazen izlerken hani, sessiz isyanlar ve çığlıklar (ya da evde tek başınaysanız, güçlü küfürler) koyveriyorsunuz ya. İşte, bunlar hep haklı olup neden haklı olduğunuzu ifade edememekten.
Ben kısa zamanda ve hızlı okudum. Kitabı okumamış olanlara yavaş ve dikkatli okumalarını, hatta her bölümü okuduktan sonra üzerine düşünmelerini tavsiye ederim. Daha önce konuyla ilgili, Alev Alatlı'nın Safsata Kılavuzu kitabının bazı bölümlerini, köşe yazılarından örneklerini, ilaveten dünya medyasında yer almış bazı yazıları okumuştum. Tevfik Uyar'ın kitabı Türkçe dilinde oldukça derli toplu, kapsamlı bir başvuru kaynağı olmuş.
Nadiren popüler bilim kitabı okumama karşın, türün kendine özgü bir heyecanı olduğunun ayırdındayım. Özellikle de toplumun derinlemesine bilgi sahibi olmadan sürdürdüğü tartışmalara somut, nesnel, temelli bir noktadan yaklaşan kitaplar en dolaysız anlamıyla 'bilgilendirici' ve eğlenceli kitaplar oluyor genelde. Okuyucu gündelik yaşamda karşılaştığı, belki yerli yersiz görüş sahibi olduğu konularla ve tartışmalarla ilgili -kimseyle kavga etmesine gerek olmaksızın ve bilgi edinerek- düşünme, bu konuları kendince inceleme ya da incelemeye başlama olanağı yakalıyor.
Tevfik Uyar'ın "Astrolojinin Bilimle İmtihanı" adlı yapıtı bende söz ettiğim türde bir heyecan oluşturmuştu. "Safsatalar" için de, yine benzer bir coşkuyu, çıkacağını öğrendiğim andan beri duymaktaydım. Uyar, önce kitabın 2018 yazında başka iki kitabını da yayınlayan Kırmızı Kedi'den çıkacağını duyurmuştu. Yaz geldi, güz geldi, kış geldi, bahar da geleyazdı, kitap sonunda ortaya çıktı.
Safsatalar, Tevfik Uyar'ın seçtiği ve alfabetik olarak sıraladığı 40 mantıksal safsatayı ele alıyor, örneklendiriyor, safsataların hangi mantıksal süreçlerle yapıldığını formüllendiriyor, duruma göre tarihsel altyapı veya güncel bazı açıklamalar sunuyor ve 'hattı müdafaa' adı verilen bölümle teker teker her safsataya nasıl karşılık verilebileceğine ilişkin önerilerde bulunuyor. Zaman zaman daha derinlikli bir çalışma olsaydı daha çok beğeneceğimi düşündüm, ancak bu kez de okunabilirlikten ödün vermek gerekebilirdi.
Buradan bakılınca kitap, kendisinden bekleneni yerine getiriyor. Tevfik Uyar, karmaşıklaşabilecek konuları yalın tutmakta becerikli, dili başarılı. Kitabın anlatısı akıcı, konusu ilgi çekici ve kitap okuyucuyu sözveride bulunduğu noktada doyuruyor.
Yaygın karşılaşılan safsatalara ve bunların yaşamımızda kapladığı yere dolaysız dokunan bir kitap bu. Bu anlamda verimli okunursa kişiler arasındaki iletişimde de, toplumsal boyutta iletişimde de bu kitaptan ve odağına aldığı konudan öğrenilecek çok şey olabilir.
Bunlarla birlikte, kitapla ilgili iki sorunum var.
Birincisi, kitabın Destek Yayınları gibi, Türkiye'nin -sanırım- en büyük yayınevi olmasına karşın kültürel ve yazınsal değeri hiçe saymasıyla ve ünlü edip üzerinden para kazandığı ipe sapa gelmez kişilerle anılagelen kurumun etiketiyle çıkmış olması. Kitabın duyurulmasıyla yayını arasında her ne yaşandıysa Kırmızı Kedi'nin yerini Destek almış. Kitabın künye sayfası oldukça kalabalık. Yayında yer alan bunca kişiye karşın kitapta göze çarpan düzelti hataları var: Dipnot numaralarında yanlışlıklar, unutulan noktalama işaretleri, yanlışlıkla büyük yazılmış harfler... Kitapları bu açıdan ele almaya alışkın olmayan okuru tırmalamayabilir, eğer kitap daha alçakgönüllü bir yayınevince basılmış olsaydı beni de tırmalamazdı olasılıkla, ancak kitabın da yayının da kan kustuğu bir yerde ve zamanda ülkenin kitaptan en çok kazanan kurumunun daha nitelikli bir yayına hazırlama süreci ortaya koyması beklenirdi. Ya da beklenmeliydi.
Kitapla ilgili ikinci sorunum safsataların dizilimiyle ilgili. Alfabetik dizilim okumayı kolaylaştırıyor olabilir belki; veya Uyar konuları neye göre dizeceğine karar veremeyip alfabetik sırada karar kılmış olabilir. Ancak buradaki aksaklık şu: Bazı safsatalar, diğer bazı safsataların alt kolları. Büyük oranda üzerlerindeki şemsiye safsatayla benzerlik içeriyorlar veya daha geniş kapsamlı bir safsatanın ayrıntıya odaklanan boyutunu oluşturuyorlar. Oysa kitapta tüm safsatalar alfabetik olarak dizilmiş ve bölümler arasında hiyerarşi yok. Belki de olmalıydı ve örneğin ilk dört safsata aynı başlık altında buluşup oradan dallanıp budaklanmalıydı. Elbette bu yazarın ve yayın ekibinin kararı, ancak hiyerarşik bir konu düzeni benim kişisel zevkime daha uygun olurdu.
Safsatalar, eğlenceli, bilgilendirici ve 'yararlı' bir kitap, Uyar ise iyi bir yazar. İlgiyi ve kutlamayı hak eden bir iş ortaya çıkmış. Eğer arkasından benzer çalışmalar gelirse, Safsatalar bu bütüncül etki içinde daha da önemli bir yere oturacaktır.
Eleştirel düşünmenin öğrenilmesine ve yayılmasına katkı sağlayan kitaplar, konuşmalar, sosyal medya içerikleri çok değerli. İçimizden insanların kendi dilimizde popüler içerikler üretmesi de özellikle memnuniyet verici. Tevfik Uyar’ın popüler bilime ve eleştirel düşünceye katkılarını çeşitli mecralardan zaten büyük takdirle takip ediyorum. Bu kitapla yeni bir tuğla daha koymuş Türkiye’deki popüler bilime. "Popüler bilim" dedim, çünkü bu kitabı popüler bilim kitabı sayabiliriz. İki sebeple sayabiliriz. Birinci sebep, eleştirel düşüncenin yaygınlaştırılması amaçlı kitaplar genel olarak popüler bilim yayıncılığına dahil edilebilirler. Çünkü akademide içerik üretme yöntemleri (bilimsel yöntem) ve akademik içeriklerin bizatihi kendileri "eleştirel düşünme" ile yakından ilgililer. İkincisi sebep; bu kitap özelinde. Kitapta safsatalar izah edilirken, bilişsel yanılsamalar, psikoloji deneyleri vb. bilimsel içeriklere bolca göndermeler mevcut. Bu açıdan da içerik olarak bir popüler bilim kitabı sayılabilir. Eleştirel düşünme analitik felsefe, mantık ve epistemoloji ile çok yakından ilişkili. Bu kitap kapsamlı bir eleştirel düşünme kitabı değil. Sadece safsataları açıklamak ve günlük yaşamda safsatalarla ilgili farkındalık yaratmak amacı taşıyan bir kitap. Bu açıdan herkese okumasını öneririm. Son olarak, eleştirel düşünme hususunda bir okuma listesi paylaşmak istiyorum. Safsatalar'ı okuduktan sonra bunları da okumak isteyebilirsiniz: 1) Bir başucu kitabı olarak: Eleştirel Düşünme Kılavuzu(Tracy Bowell, Gary Kemp) 2) Thinking, Fast and Slow (Daniel Kahneman) [Bu kitabın Türkçe çevirisi de mevcut] 3) Carl Sagan’ın diğer kitapları da çok değerli ama eleştirel düşünce bağlamında: Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı 4) Komplo Teorileri: Disiplinlerarası Bir Giriş (Kerem Karaosmanoğlu) 5) Michael Shermer’in iki kitabı: İnanan Beyin, İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır 6) İrrasyonel (Stuart Sutherland)
Mantıksal safsatalar özellikle eleştirel düşünce açısından üzerine yeterince yazılıp çizilmemiş bir alan. Konuya daha çok politika ekseninden yaklaşan birkaç örnek dışında bu konuda derlenip toplanan bilgiler ya eksik, ya da yabancı literatürden çevrilenler gibi bağlamından kopmuş halde.
Bu yüzden Yalansavar ekibinden dostum sevgili Tevfik Uyar'ın kitabı uzun zamandır hepimizin beklediği önemli bir çalışmaydı.
Kitap yüz civarında serbest safsata arasından en sık rastlananlardan oluşuyor. "Keşke bu da dahil edilseydi" dediğim bir safsata olmadı açıkçası. Ortalama bir okur için son derece doyurucu bir içerik var. Dil gayet eğlenceli. Verilen örnekler günlük hayatımızla ve gündemimizle güzel bir şekilde örtüşüyor. Anlatım formatı, yerel bağlamımızdan önerilen safsatalar ve Türkçeleştirme başarılı.
Kitabı öne çıkartan bir özelliği, kitabın tonu: Referans kitabı olmasına rağmen ansiklopedik bir çalışma değil. Tanımlar, teknik detaylar ve yapısal öğeler güzelce düzenlenmiş ve kitap akıcı bir şekilde okunuyor. Öte yanda Tevfik, konuları insanlara parmak sallamadan, başkalarını yargılama kolaycılığına düşmeden anlatırken, safsataların neden çekici olduklarından ve insanların neden bunlara yatkın olduklarından bahsetmeye üşenmiyor. Bu, eleştirel düşünce iletişimi açısından çok doğru ve önemli bir yaklaşım.
Özet olarak Safsatalar kitabı "Mantık azabı" çeken tüm entellektüellere şiddetle tavsiye edebileceğim harika bir kaynak kitap. Teşekkürler Tevfik!
Sevgili dostum ve Yalansavar ekibinin bir parçası Tevfik'in bu kitabını yayınlanmadan önce okumuş, hatta birkaç katkı yapmıştım. Yayınlandıktan sonra tekrar okudum, bir kez daha beğendim.
Tevfik, en bilinen 40 safsatayı son derece güzel örneklerle detaylı olarak açıklamış. Diğer Türkçe ve İngilizce safsata kitaplarından farklı olacak şekilde bunların detaylarını açıklarken eleştirel düşünce ve felsefe kaynaklarından alıntı ve örneklerle, zihinsel kısayolları açıklayan bilgi, örnek ve çalışmalarla desteklemiş. Sonuç hem kolay okunan hem de okura sadece safsataları içeren bir kitaptansa kapsamlı bilgi birikimi paylaşan güzel bir kitap olmuş.
Ilk sayfalarda safsata kelimesinin doğru anlamı mahcubiyet eşliğinde, öğrenilir. İlerleyen sayfalarda nasıl bir safsata denizinin ortasında olunduğu ve boğulmamak adına bu kitabın önemi-misyonu idrak edilir. Arada bir, bizzat yapılan safsatalara denk gelince bıyık altından gülünür, geçilir.
Kalıplaşmış hatalı akıl yürütmelere dair önemli bir derleme. Kategorik olarak incelenmiş olması, konuyu daha detaylı araştırmak isteyip merak edenler için her kategorinin İngilizce karşılığının bulunması gayet iyi. Kitap bu konuda başlangıç seviyesinde, örnekler ve açıklamaları çok basit ve sade. Bu, okurken biraz sıkılıp yer yer bazı bölümleri atlamama sebep oldu. Yine de çok önemli bir referans.
Kitap, üzerinde hiç düşünmediğim bir konuyu iyi örneklerle anlatmış. Kitabı okurken, maruz kaldığımız (ya da ürettiğimiz) safsataların bolluğuna oldukça şaşırdım. Farklı kalıpları öğrendikçe ister istemez safsata sınıflandırması yapmaya başlıyor insan.. Tavsiye ederim.
Kitap Tevfik Uyar'ın "mantık azabı" kavramı ile başlıyor. Mantık azabı tamamen safsata argümanlarla karşınızda konuşan bir kişinin size yaşattığı duygu. Tabii bu azabı yaşamak için çok da fazla bir şey yapmanıza gerek yok. İnternette sosyal medya yorumcularına, televizyonda politikacılara şöyle bir kulak kabatmanız yeterli. Mantığın ve bilginin inişe geçtiği, hakikatin gün be gün değerini yitirdiği (post-truth) çağda artık herkes mantığa değil duygulara hitabediyor. Hiç bir somut gerçeğe dayanmayan safsatalar özellikle sosyal medyada ışık hızı ile yayılıyor. İnsanların safsataları kolayca yaymalarının altında yatan en önemli faktör ise onların önyargılarını onaylıyor olmaları.
Bu düşünmeme-düşünmeye üşenme-düşünmemenin işine gelmesi durumu da zaten dünyada politikacılarca ciddi boyutlarda istismar edilmeye başlandı. Bu anlamda Demokrasi düşüncesi de ciddi tehlike altında. Gelecek on yılların çözüm bekleyen en önemli sorunlarından biri de bu aslında.
Bu bilinçsizlik rüzgarında böyle derli toplu bir eseri ortaya çıkarmak aslında önemli bir eksikliği gideriyor. Bir akademisyen olarak öğrencilerime bu kitabı önerdim. Hatta derslerimin sonuna günün safsatası diye bir bölüm de ekledim. Mesleğe başlayan genç asistanlara okutuğum okuma listesinde de güzel bir yer edindi çalışma. Daha önce Türkçeye çevirisini yaptığı Stuart Sutherland'ın İrrasyonel adlı kitabı da zaten bu listedeydi. Bana göre mesleğe başlayan her genç bilim insanı sağlıklı düşünme konusunda bu tip okumalar yapmalı. Aslında lise müfredatında dahi bu tip sağlıklı muhakeme bilgileri eklenmeli.
Son olarak; peki okuyunca mantık azabınız azalacak mı? Cevap ne yazık ki bence hayır. Hatta farkındalık kazanarak daha da ızdırap duyabilirsiniz. Bu da düşünme faaliyetinin bir bedeli olarak düşünülebilir.
Türkçemize böyle bir eser kazandırdığı için Tevfik Uyar'ı tebrik ediyorum.
Harika bir kitap olmuş. Bu konuda okuduğum diğer kitaplardan çok daha iyi. Böyle olmasını sağlayan özellikleri; *Verilen örneklerin güncelliği ve anlaşılabilirliği *Örneklerdeki göndermeler *Yer yer güldüren örnekler *Uyarı ve hattı müdafaa kısımları hiçbir kitapta yoktu. Sadece bu ikisi bile bu kitabı başka bir boyuta taşıyor. Diğer kitaplar safsata örneklerini verip geçerken bu kitapta onlara nasıl karşı duracağımızdan da bahsediliyor.
Yazarın dilini çok beğeniyorum. Umarım daha çoook kitabını okuruz. Ben beğeniyorum öyleyse güzeldir!!! :)
Günlük hayatımızda çok sık karşılaşıyoruz safsatalarla. Hatta kendimiz de yapıyoruz. Ama çoğunlukla farkına varmıyoruz. Hani öne sürülen bir argümana "ne alaka?" diye tepki veriyoruz ya bazen, işte o argüman genellikle safsata oluyormuş. (Bir argümanın veri, delil ya da mantığa dayanmadan bir fikir öne sürmesi)
Safsatalar konusunda ders kitabı niteliğinde bir kaynak bu kitap. Safsatalar 40 ayrı başlıkta sınıflandırılmış ve isimleri İngillizce orjinalinden tercüme edilmiş. Bazı safsataların tam Türkçe çeviri ile isimlendirilmesi pek iyi gelmedi bana. 40 çeşit de biraz fazlaymış gibi geldi. Ama kitabı okumaya başladığım andan itibaren bir "safsata avcısı" haline dönüştüğümü farkettim.
Heyecanla başlayıp sürekli bir dahaki safsata ne acaba diye ilerleyerek okudum. Akıcı ve merak uyandırıcıydı. Çoğu örnek güzel olsa da müdafaa kısımları için aynısını söylemek zor. 3-3.5 tan yuvarlayarak 4 verdiğimi söyleyebilirim. Okunması farkındalık için iyi olabilecek bir kitap.
Safsatalar konusunda baştan sona kapsayıcı bir kaynak olması sebebi ile bu alanda önemli bir eksikliği giderdiğini düşünüyorum. Umarım safsataları bol olan güzel ülkemizde, gençlerin birbirine tavsiye edeceği çok okunan bir kitap hâline gelir.
Çok değil, yakın bir geçmişe kadar bilgiyi arayan insan, bilhassa dijital dünya ile bilgiyi ayıklamak zorunda kalan insana evrildi. Bugün hiç ilgi alanımızda olmayan bilgilere maruz kalmamız bir yana, ilgi alanımız içerisindeki bilginin arayışında karşımıza çıkan onlarca farklı form, bugünün ve yarınımızın önemli bir derdi diye düşünüyorum. İlgi ve merak alanımız içerisindekiler yanı sıra reklamlardan, siyasete, ayak üstü sohbetlerimizden, sosyal medya muhabbetlerimizdeki gündelik iletişime kadar maruz kaldığımız bilgi yığını, bu bilgilerden yaptığımız çıkarımlar, tercihler, ilişkiler; yani aslında yaşantımız üzerinde de haliyle büyük etki gösteriyor. İşte, bence özellikle bu derde deva arayışları noktasında, akıl yürütme hatalarını konu alan “Aklın Kırk Haramisi: Safsatalar” kitabı, çok değerli bir kaynak olmuş.
En sık karşılaşılan 40 safsatanın sıralandığı kitabın kurgusunu da çok beğendim. Teorik zenginliğine de bir nişane katan ansiklopedik bir dizilimle sıralanan safsata türlerinin, her birine önce gündelik örneklerle giriş yapılarak, devamı doyurucu açıklamalarla geliyor ve diğer safsataya geçmeden önce akılda kalabilecek soru işaretleri “Uyarı” başlığı altında giderilirken, peki bu saftasayla karşılaştığımda ne yapmalı düşüncesi oluşmuşsa da “Hattı Müdafaa” başlığı altında cevabınızı alarak bir sonrakine geçiyorsunuz. Ve belki en önemlisi de, her bir safsataya tam kıvamında yer ayrılmış; ne kendini yineleyen örnek ve açıklamalarla sıkılmanıza el veriyor, ne de kafada pek bir soru işareti bırakıyor.
Tevfik Uyar imzalı (çevirileri de dahil) sanırım tüm kitapları okuduğumdan, şunu da rahatlıkla söyleyebilirim ki; anlatım dili, akıcılığı ve konuyu hikâyeleştirme yetenekleri de diğer eserlerinde olduğu gibi bu kitabında da boy gösteriyor.
Toparlarsam; ortaöğretim düzeyinde ders kitabı olarak okutulması gerektiğini düşündüğüm kıymette bilgilerle, keyifli örnek, araştırma ve hikayelerle dolu, iyi ki okumuşum dedirten bir kitap olmuş. İlgi alanından bağımsız herkesin kitaplığında yer alması gerektiğini düşünüyorum.
Bir eksiklik değil ama bir temenni olarak da şunu eklemek isterim; her bir safsatanın girişinde diyalog şeklinde yer alan örnekleri karikatür formunda görmek çok daha keyifli olabilirdi. Hatta bu bölüm girişindeki örnek diyalogların, genelde çıkıştaki hattı müdafaa kısmında devam diyaloglarıyla son bulması nedeniyle burada da aynı şekilde karikatürlü formun yer alması çok güzel olurdu diye düşünüyorum. Kitabı okuduğunuzda bu temennimi tekrar düşünüp siz de bir gözünüzde canlandırın; kitaba ayrı bir hoşluk katabilirdi.
Tevfik Uyar neşe içinde bir kitap okutmayı başarmış yine. Her şeyden önce Kimi zaman kafa karıştıran ad hoc, post hoc, ad hominem terimleri kitap sayesinde daha iyi yerleşiyor. Tarif edilen safsataların bazıları birbiri içine girmişse de (umarım 40’a tamamlamaya çalışmak için artırılmamıştır 😃) Çok da isimlendirmeye çalışıp sondaki safsata safsatasına düşmemek gerekmektedir. Yine sondaki bize özgü üç safsatayı da gerçekten çok başarılı buldum. Biraz da felsefeye giriş gibi bir kitap olmuş galiba.. Özellikle Twitter vs Sosyal medya hesaplarını takip edenler ve orada tartışmalara katılanlar için yararlı bir çalışma olmuş.. teşekkürler
Çıkacağı bilgisini ilk gördüğümden beri merakla beklediğim, her fırsatta sayın Tevfik Uyar'ı da ne zaman çıkacak? sorusuna maruz bıraktığım bu esere 5 yıldız az kalıyor. Safsatalar söz konusu olunca derli toplu ve kolay anlaşılabilir bilgilere ulaşmak zor oluyordu. Kitapta bu zorluklar giderilirken, başlıkların alfabetik sırada olması ve günlük hayattan bol örnekler verilmesi, kitabın her kesimden insanın rahatlıkla faydalanabileceği bir başvuru kaynağı olmasını sağlamış. Her fırsatta tavsiye edebileceğim bu kitap için, teşekkürler Tevfik Uyar.
ders içi bir okumaydı dürüst olmak gerekirse kendim alıp okuyacağım bir kitap değildi :pp daha bilgi odaklı bir kitap olduğu için de puanlamam doğru olmaz gibi geldi. ama yazar bence güzel başa çıkmış okurken pek sıkılmadım örnekler vs kafamda güzel oturttu her şeyi. bakış açısı katan bir kitap oldu diyelim. artık etrafımda safsata yapanlar yandı✋️✋️✋️
Gerçekten kafa açan bir kitap. Hayatın olağan akışında yaşadığımız ama isimlendirmediğimiz şeylerin üzerine düşünülüp ortaya çıkarılmış isimlerini öğrenmekten her zaman çok haz almışımdır. Bu kitapla bunu tekrar tekrar hissettim.
Günlük hayatta manipülasyona uğramamak için işime çok yarayacağını düşündüğüm çok da kıymetli bir çalışma olmuş. Hatta herkes okusa belki "kitleler" de değişir. İşi insanla olan ve kalabalıklarla çalışan insanların faydasını göreceğini düşünüyorum.
Daha önce hiç dikkat etmediğim şeyleri fark ettim. Kendi yaptığım hataları fark ettim. Dahası, örnek deney ve bilmecelerde desteklenmiş bir anlatım var. Tevfik Bey’e bu güzel kitap için teşekkür etmek lazım.
Günlük hayatta sıklıkla karşılaştığınız fakat farkına varmadığınız yanlış akıl yürütmeleri bu kitapla tanımış olacaksınız. Kitabı okuduktan sonra bir kaç kavramın gerçek anlamlarını yanlış bildiğimi fark ettim bunlardan en bariz olanı kitabın adını da taşıyan safsata kelimesi oldu; kabaca yapılan yanlış çıkarsama ve hatalı akıl yürütme olarak tanımlayabileceğimiz bu kavramı kitabı okudukça daha yakından tanıma fırsatı bulacaksınız.
Küçük bir uyarı yapmakta fayda var kitabı okuduktan sonra günlük yaşamınızda çevrenizi safsata yaptığı için sürekli uyarmanız kitapta da değinilen bir tür safsataya neden olacaktır.
Astrolojinin Bilimle İmtihanı kitabında olduğu gibi kaynaklarla ve örneklerle pekiştirerek anlatımı akıcı hale getirmiş.Kitabın anlaşılır bir dille yazılmış olması ve Tevfik Uyar’ın akıcı anlatımı sayesinde 1 haftada bitirdim.Bu kitap aynı zamanda günlük hayatta karşılaştığımız safsata örneklerini barındırdığı için ve hangi tür safsata olduğunu açıkladığından bir başucu kitabı özelliğini taşıyor. Kısa sürede bitirebileceğiniz lakin günlük hayatta yapılan yanlış akıl yürütmelerini aydınlatmak için sürekli okunabilirliği olması yanınızdan ayırmamanıza sebep oluyor.”Mantık Azabı” çekmemek için okunması gereken bir kitap. Bu başvuru kaynağını kazandıran Tevfik Uyar’ın ellerine sağlık.
Bu kitabı okuduktan sonra toplumda konuşurken ve özellikle de kendimle konuşurken daha çok dikkatli olmaya başladım. Birini dinlerken ya da konuşacağım sıra hattı müdafa yapıp kendimi tahlil ediyorum. Böylesine akademik bir konuyu sade ve şık bir şekilde anlatan Tevfik Bey’e de teşekkür ediyorum. Herkese tavsiye ediyorum. “Dikkat safsata çıkabilir!”
Kitap hem teknik olarak hem de içerik olarak çok iyi yazılmış, yazarı tebrik ediyorum, son zamanlarda okuduğum en iyi kitap. Üniversitede mantık dersi almış biri olarak her bölümün matematik formülü gibi yazıldığı hissine kapıldım. Zaten sondaki teknik kısım tüm süreci anlaşılır şekilde özetliyor. Literatüre katkısı için de ayrıca teşekkür ederim Tevfik beye