"Postmodern romanın uçlarında dolaştıktan sonra, bu kez belgesel nitelikli bir konuyu kurmaca düzleme taşıyor Güney Dal. Yirmili yıllarda Berlin'de yaşamış olan bir Osmanlı boksörünün bu çarpıcı öyküsünde; Osmanlı ruhu, Amerikan hayranlığıyla karışık bir teknoloji fetişizmi içeren 'modern times' atmosferi, Jazz ve Charleston ritmi ve Berlin kültür çevresi, özgün ve ustalıklı bir kurgu ve dil kullanımıyla harmanlanmış. Yazar, sanatsal endişeyi, uçucu bir konuyla bütünleştirmiş; zoru kolay gibi göstermiş; 'kitsch'i estetize etmiş." Yıldız Ecevit.
5 Nisan 1928'de başlıyor her şey Sabri Mahir diaspora'da yani gurbette yaşayan eski boksör ve şimdilerin boks antrenörü, Franz Diener sporcusu. Luise Keil eşi. Kitaptan not ettiğim bazı alıntıları paylaşıyorum sizlerle. -"Şark’lılar mantığın sert duvarlarına başlarını vuracaklarına, “kader” deyip, kaderin yumuşak yastığına yaslanıyor." -"Gene Tunney; “bana kalırsa mister mayer, edebiyat ve sanattan anlamayanlara boksu yasaklayamazsak da, bokstan ekmek yiyen hemen herkese zorunlu sanat ve edebiyat kursları koyabilir, ondan sonra ellerine meslek lisanslarını verebiliriz.”" -"bence boks yaşamın ta kendisidir, her türlü biçimleriyle yaşamın ta kendisi, hem keyif duyacaksınız, hem acı duyacaksınız, hem güçlü olacaksınız, hem güçsüz olacaksınız, hem ciddi olacaksınız, hem humorun hatta biraz da muzipliğin tadına varacaksınız." -"Biz bu yolculuğa çıkarken boksör sözü, sporcu sözü verdiydik birbirimize: Antrenman, Antrenman, yine antrenman."
This entire review has been hidden because of spoilers.