Zihnimiz ile bedenimiz nasıl barışır? Motivasyonun kaynağı nerededir? Adım attığımız sağlıklı yaşam yolu geçici bir diyet macerasından çıkıp kalıcı bir “kendine iyi davranma hareketine” nasıl dönüşür?
“Sağlıklı yaşam düşüncesine ‘diyet’ gözüyle bakmaktan vazgeçmeliyiz. Asıl hedefimiz, kendimizi ikna etmek olmalı. Ancak bu sayede her pazartesi başlayıp salı günü bozduğumuz beslenme savaşını sona erdirebilir, suçluluk duygusundan ve fazla kilolarımızdan kurtulabiliriz. Bunu yaparken bahanelerden ve uydurulmuş bilgilerden arınmalıyız. İrademizin, ikna olduğu düşüncenin peşinden yürüdüğünü ve bu düşüncenin bize uygun olması gerektiğini aklımızda tutmalıyız.
Gerekçelerin yaşamımızda ya da tıbbi yapımızda bir karşılığı yoksa, ‘Yürü be! Kim tutar seni!’ tezahüratı bir nefeste söner gider. Bizim de zaten zedelenmiş olması muhtemel motivasyonumuz, yani arzu ettiğimiz yolu yürüme gücümüz iyice kaybolur. Motivasyon, ‘Aldım gazı, gidiyorum’ halinden fazlasıdır. Elbette içinde coşku, istek, kıvılcım barındırır. Ama hem en sakin hem de en karmaşık halimizde varlığını hissettirecek bir şey olmalıdır.”
Sağlık koçu Elif Ezgi Uzmansel, tam da bu frekansı bulmamız için hazırladığı Bu İş Kafada Bitiyor kitabıyla bizi bugüne kadar uygulayıp da başarısız olduğumuz tüm yöntemleri bir kenara koymaya ve sağlıklı yaşam yolunda emin adımlarla ilerlemeye davet ediyor.
Kendime çıkardığım özetin bir kısmını okuyabilirsiniz.
Hayat başladığı yerden itibaren sona doğru İlerleyen bir akış ve değişimdir değişimin iyisi ya da kötüsü diye bir şey yoktur bu bir yaklaşım biçimidir kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. İyi bir şey yapma çabası alışkanlıkları değiştirme yolculuğudur. Bağımlılık ve ihtiyaç farklı şeylerdir bağımlılıklar yapaydır yıkıcıdır dışsaldır ve eksiktir. Kafa dinlemek istiyorsanız sakin bir ortamda Biraz kendine vakit ayırmak yerine televizyon açıyorsunuz Yani kendinizle konuşmak yerine başkası ile konuşuyoruz. İçe dönüşü erteliyorsunuz.
Şekerli bir şeyler istiyorum tatlı krizine giriyorum gibi cümleler kurarız. Vücudumuzun işlenmiş şekere asla ihtiyacı yoktur. İnsan kendisine zarar vereceğini bile bile bir şey neden ister? Bir de şöyle sorayım İnsan kendisine zarar verdiğini bildiği halde bir şey istemeyi neden sürdürür? Yanlış bağlantılar ve ezberlenen otomatik cevaplardan ötürü, üzülünce çikolata yedim ve iyi geldi. Regl döneminde tatlı krizine girmekte aynı aslında gerçek bir durum değil. Bir gıdanın üzerinde etiket yoksa ya da olan etikette ne kadar az şey yazıyorsa o kadar az işlenmiştir. Bağımlılık yapmayacaktır. Yeni bir doğan çocuğun yemeği ile içme ile ilişkisi ihtiyacı kadardır mutlu olması ya da üzgün olması yeme ihtiyaçlarını değiştirmez. Yemek sosyal bir araç olmamalı ihtiyacınız yeteri kadar yemeye öğrenmelisiniz. Peki bunlar için ne yapabiliriz? Sürate karşı sakin olmamız lazım yemek saatlerini belirleyip buna bağlı kalmayı bu saatler dışında hiçbir şey yemeyi deneyebilirsiniz bağımlılıkları tanımlamak ihtiyaç odaklı düşünmek, haz arayışının ihtiyaçlarımızı karşılayan önüne geçmesine izin vermemeliyiz bunu fark ederek çözebiliriz. Tatlı krizi çekerken bunun hala İhtiyacınız olduğunu düşünüyor musunuz? Gerçekten Neye ihtiyacınız var Bu soruların cevaplarını bulun.
Başarı Hikayem, kendimin en iyi haline dönüşme hikayem olacaktır. Başarı sonuç odaklı, baskül ile değişen bir kavram değildir, önemli olan bu yolculuktaki alışkanlıkları kazanabilmek bunu sürdürebilmektir.
İçi boş motivasyon cümlelerini sıralamak yerine, insana kendini sorgulatıp kendi motivasyonlarını bulmasını sağlayan, sadece sağlık alanında değil hayatın bir çok alanında uygulayabileceğiniz yöntemleri anlatan bir kitap. İyi ki okumuşum bana çok şey kattı.
Sağlıklı yaşamak adına hayatınızda önemli değişiklikler yapmaya karar verip uygulamaya geçtiğinizde büyüklü küçüklü bir sürü engelle karşılaşırsınız. Bu engelleri aşıp yola devam edebilmek için ihtiyaç duyulan yöntemler çok güzel anlatılmış bu kitapta.