“Bir gün yanında olmamı istediğin ama bunun imkânsız olduğu bir zaman gelirse gözlerini sıkıca kapat ve elini yüreğine götür. Ben senin gözkapaklarının ardındaki karanlıkta, kalbinin çarpıntısında olacağım. Ne zaman bir vapura binsen saçlarının arasından geçen rüzgâr değil, parmaklarım olacak. Okuduğun kitabın bir satırında ya da dinlediğin bir şarkının müziğinde nefes almaya devam edeceğim. Yağmurlu bir günde omzunu öpen yağmur damlası olabilirim. Belki de koklamak için uzandığın bir çiçeğin yaprağından havalanan kelebek olacağım. Sen ne kadar hissetmek istersen ben o kadar var olmaya devam edeceğim...
Yüreğinin perdelerini hiçbir zaman kapalı tutma. Aydınlığın içeri girmesine izin ver. Gülmek sana yakışıyor, yüzünü asma... Büyük zorluklara göğüs germiş insanların hakkıdır mutluluk. Anlatmaya değer günlerin, içinden geldiği gibi yaşadığın bir hayatın olsun. Gözlerini kapatıp benimle konuşmak istediğin zamanlar için güzel anılar biriktir.
Nerede olsa tanırım hüznü, bana mutluluktan bahset...”
Mutluluk ne olduğunu belmeyen iki kişi birbirinin hayatina girdiler, ve diğere için mutluluğun tarifi oldular.. Elif ve Yusuf masalardaki prens ve prenses gibi sonsuza kadar multu yaşayamadılar, sadece kısa bir sürede mutluluk gerçekten ne olduğunu öğrendiler.
Bu Türkçe'de okudum benim ilk kitap oldu ve çok sevdim; yazarin dili, karakterlerin basitliği ve karmaşıklığı, hikayenin detayları... Kısacası türk edebiyatını bu kitapla tanıdığım için çok mutluyum 💛
Not: Türkçe benim beşinci dilim o yüzden herhangi bir hata bulursanız kusura bakmayın arkadaşlar ✨