Kadın deliler, acı çekmeye devam ediyorlar. Belki de yapılması gereken onlara kulak vermektir.
Anlaşılamamaları, doğayla ve onun karanlık tarafıyla özdeşleştirilmeleri, sahip oldukları gücün yarattığı korku; sebep ne olursa ataerkil toplum bin yıllar boyunca kadınları “deli” damgası vurarak terbiye etmeye çalıştı. Sonuçta deliliğin kadınlara özgü bir hastalık olduğunun düşünülmesi, kâh zincire vurulmakla kâh cadı diye yakılmakla sonuçlandı kadınlar için.
Delilik ve kadın kavramının yan yana gelmesinin yarattığı çekicilik, tüm sanat alanları gibi edebiyatı da etkiledi. Edebiyat dünyası da roman, şiir, tiyatro oyunlarıyla çeşitli dönemlerin delilik anlayışına ayna tuttu. Bu gerçeklikten yola çıkan Gönül Bakay, Delirtilen Kadınlar’da okuru tarih boyunca insanoğlunun delilikle macerasını içeren bir yolculuğa davet ediyor, kadınların delilikle sınandığı acılı yaşamlarına değinen bir ufuk turundan sonra da İngiliz ve Amerikan edebiyatında “kadın ve delilik” konusuna eğiliyor. Bakay, kimi zaman kendisi de “deli” olarak nitelendirilmiş 30 seçkin yazarın 37 yapıtını inceliyor.
Delirtilen Kadınlar, hem kadın sorunlarına ilgi duyan hem de edebiyatı hayatlarından eksik etmeyen okurlar için farklı bir pencere aralıyor.
Ankara’da doğdu. Amerikan Kız Koleji’nin ardından, 1980’de Londra Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. 1992’de İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nde doktora çalışmalarını tamamladı. 1993’te aynı üniversitenin Kadın Araştırmaları Merkezi Lisansüstü Programı’nda ders vermeye başladı. Altı yıldır Beykent Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi.
Dr. Gönül Bakay’ın başlıca ilgi ve uzmanlık alanları, cinsiyetler arası çatışmalardan, Afrika kökenli Amerikalıların özgün kültürüne, farklı kültürler üzerindeki çalışmalardan İngiliz romanına uzanan bir çeşitlilik göstermektedir. Editörlüğünü üstlendiği Feminist Edebiyat Eleştirisi (Say Yayınları, 2002), başlıklı kitabın yanı sıra çeşitli yerli ve yabancı dergilerde çok sayıda makalesi yayınlanmıştır: “Austen, Bronte ve Eliot’un Kadın Üzerine Düşünceleri’’ (Women’s Studies Journal, 1995), “D. H. Lawrence ve Yeni Yaklaşımlar” (Women’s Studies Journal, 1996), “Shakespeare ve Kadınlar” (Women’s Agenda, 1997), “Yeni Fransız Feminist Akımı” (Kuram Journal, 1997), ”Afro Amerikan Feminizmi ve Alice Walker” (Kuram Journal, 1998), “Mary Shelley’s Frankenstein: Her Monster or Her Baby?” (Buchrest Review 2002). Defoe’s Journal of the Plague Year (Studia, 2005). Farklı platformlarda sunduğu bildiriler, Virginia Woolf, Orwell’in 1984’ü, ırk ayrımcılığı, on sekizinci yüzyıl sanatı, Seferad ve Ashkenaz bağlamında Türkiye ve ABD deneyimi, Henry James, İngiliz Rönesans Edebiyatında Türk İmajı, Lady Montagu’nün Türkiye Mektupları, Bloomsbury Estetiği ve sanatçı kardeşler: V. Woolf ve V. Bell, Portia and Cordelia: Shakespeare’s Female Characters Subverting the Male Order gibi çok çeşitli konuları kapsamaktadır. Bakay, Türkiye Amerikan Çalışmaları Derneği, Avrupa-Amerika Çok-Kültürlülük Çalışma Merkezi (M.E.S.E.A.), British Society for Eighteenth Century Studies’in üyesi ve İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Merkezi yedek yönetim kurulu üyesidir. Türkçe’de yayınlanan iki kitabı; Chaucer’dan Browning’e Değişen Kadın İmajı ile Virginia Woolf ve İletişim (Çantay, 2001)’dir.
Oldukça akıcı yazılmış olması keyifli bir oluma sağladı. Ancak ilk yarısında yüzeysel bir “kadınlar açısından psikoloji tarihi” sunmuş, edebiyatçı gözüyle derine inememiştir. İkinci yarıda ise edebi açıdan baktığı romanların bazılarını sadece özetlemiş irdeleyememiştir. Yeni okumalar keşfetmek konusunda çok yardımcı olmakla birlikte değindiği kitapların sonunu dahil özete katmış olması sorun oluşturmaktadır.