Derviş Zaim’in ikinci romanı olan “Rüyet”geçmiş ve gelecek, özgürlük ve zorunluluk, arzu ile gerçeklik arasında sıkışmış insanın kendisine bir anlam, bir kimlik, bir hikâye, tutarlı ve bütünlüklü bir “metin” yaratma çabasını anlatıyor.
Amcalarının inşaat şirketinde mimar olarak çalışan Sine mesleğinin günümüzde büründüğü biçimden rahatsızdır. Asıl istediği, insanların rüya anlatımlarını temel alan bir çağdaş sanat performansı düzenlemektir. Şirketin maddi durumundan, hayatına giren iki erkek arasında kalmaktan bunalan Sine bir çıkış yolu ararken eline geçen Osmanlıca bir hatıratı okumaya ve amcasının ricası üzerine, günümüz Türkçesine çevirmeye başlar. Anılarda “Hüsn-ü Aşk” mesnevisine yapılan göndermeler ve bu iki metin arasındaki paralellikler dikkatini çeker...
Derviş Zaim Boğaziçi ve Warwick Üniversitelerinde sırasıyla İşletme ve Kültürel Çalışmalar (MA) eğitimi gördü. Yunus Nadi Roman ödülünü kazanan “Ares Harikalar Diyarında” (1994) adlı kitabından sonra ilk filmi “Tabutta Rövaşata”yı (1997) çekti. Yurtiçi ve yurtdışında birçok ödül kazanan bu filmi, yine benzer biçimde, prestijli birçok ulusal ve uluslararası festivallerden başarıyla dönen “Filler ve Çimen” (2000), “Çamur” (2003), “Cenneti Beklerken” (2006), “Nokta” (2008), “Gölgeler ve Suretler” (2011), Devir (2012), “Balık” (2014) ve “Rüya” (2017) adlı uzun metrajlı kurmaca filmleri ile “Paralel Yolculuklar” (2003 - Ortak yönetmen: Panicos Chrysanthou) adlı belgesel izledi. Derviş Zaim, halen, çeşitli üniversitelerde sinema konusunda ders vermektedir.
Derviş Zaim, günümüz İstanbul'unun değişen çehresini hem çağdaş sanat tartışması hem de felsefe ve tasavvuf üstünden kurguladığı bir kitap Rüyet. Kitabın, felsefi alt yapısı bana biraz zorlama geldi. Panteizm ile Tevhid kurgusunu aşırı populist buldum.
Sanırım, artık kitaplarda bu tarz göze sokar gibi referansların yapıldığı kitaplara antipatik bulmamın etkisi . Bunun yanında, diyalogların akışı bana Türk dizilerindeki hadi biraz kasalım da edebiyat yapalım etkisini de vermesi kitaba iyice gıcık olmamı neden oldu.
Sonuç:
Zaim'in okuduğum ilk kitabı Rüyet(Gene de Zaim'in okuyacağım bir kitabı da var :Ares harikalar Diyarında)
Rüyet objektif olarak baktığımda, aslında arka kapağında yazılanları okura veren bir kitap. Bu nedenle kitap kesinlikle bu bilinçte okunduğunu kendi değerini 4 veya 5'e çıkarabilecek bir kitap. Fakat, hem yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı, hem de farklı bir şeyler ile karşılaşırım beklentisi benim açıdan vasat bir edebiyat deneyimi sundu. Bunun yanında kitap oldukça okurda merak duygusunu yaratıyor. Zaim'in betimlemeleri, anlatımı oldukça başarılı.
Özetle, eğer islam felsefesi, Panteizm ve Spinoza'ya merakınız varsa yazılmış güzel kitaplardan biri. Okuduğunuza pişman olmazsanız.
Tek kelime ile harikaydı. Derviş Zaim bu kitabıyla edebiyatta da başarılı olduğunu göstermiş. Çok şey öğrenilebilecek katmanlı bir roman . Felsefi boyutları yüksek , bunu da o kadar güzel sözcüklerle ele almış ki , bir çırpıda okuyorsunuz . Keşke hiç bitmese denilenlerden..
Rüyet, ışık almayan kutu kutu apartmanlarla, şehrin siluetine zarar veren gökdelenlerle kaplı yaşam alanında, Sine’nin anlam arayışını anlatıyor. Sine içimizde yaşayan, bizden biri olan, etraftaki milyonlarca uyaranın arasında sıkışıp kalmış olan bir karakter.
Nasıl daha özgür olunabileceği sorusu romanın temelini oluşturuyor. Kimi insanlar özgür iken kimileri tamamen köledir. Özgür olmayan bu kitle, çoğu zaman köle olduğunun farkında dahi değildir. Aslında bu bireyler arasında gizli kalmış birtakım farklılıklar olsa da bunları ortaya çıkartmak kolay olmayabilir. Sine bu farklılıkları, rüya yoluyla keşfetme uğraşı vermeyi planlar. Rüyalar üzerine kurulu bir çağdaş sanat performansı hazırlayıp insanların rüyalarını toplayacaktır. Ancak asıl amaç, kendisinin kim olduğunu bulmak. Kim olduğunu bularak özgürleşeceğine inanır.
Kitapla ilgili derin bir söyleşi şu linkte bulunabilir: https://www.youtube.com/watch?v=4RYNo... Muhip'in madende mahsur kaldığı bölümler seneler boyunca unutulmayacak cinsten.
Müthiş, müthiş, müthiş! Elimden bırakamadım. Okurken bana masal tadında geldi, yer yer polisiye, heyecanla okudum, ama bir yandan da ne kadar çok katmandan oluştuğunu farkediyorum. Felsefe, edebiyat, bireysel özgürlük, doğu ve batı ilişkisi, aşk, serüven...birleşip bu kadar mı masal tadı verir. Olmuş, hem de çok güzel olmuş.
kapağını kapattıktan sonra rafa kaldırıldığında dahi devam eden bir kitap, uzaktan izlediğimiz veya bizzat içinde bulunduğumuz kısa bir anın aslında koca bir ömrün veya bir mesnevinin “hatime” bölümü olabileceği ihtimalinin ne denli ürkütücü ve aynı zamanda gerçek olabileceğini öğretti bana. derviş zaim gerçekten kusursuz bir kalem.
Tabutta Rovasata filminden tanidigimiz Dervis Zaim’in okudugum ilk kitabiydi. Hayal ile gercek kavramlari araciligiyla Spinoza ya da Ibn Rusd veya Sine olabileceginiz olaganustu gerceklikle yazilmis surukleyici bir romandi.
This entire review has been hidden because of spoilers.