Ta eskiye git, çok önceye… Dünyada rüzgarlar esmeye başladığında ağaçlar yoktu değil mi? Yaprakların biçimine bak! Dalların saçılışına… Ağaçların rüzgarı bilerek oluştuğu anlaşılıyor.
Ormanda Ölüm Yokmuş resim yapmayı bırakmış Emin ile öyküler yazan ama bunları kendine saklayan Yasemin’in hikâyesi. Emin, aşık olduğu kadından ayrı düşmenin acısı içinde ormana sığınır. Geçmişle hesaplaştığı bu içsel yolculuğunda ona kendisi de aşk acısı çeken Yasemin eşlik eder. İkili, acılarını, rüyalarını, aşklarını uzun diyaloglar halinde paylaşırlar. Ağaçlar, bulutlar, rüzgar ve yaprakların da konuk olmasıyla bu söyleşi alabildiğine derinleşip zenginleşecek, giderek varoluşsal bir sorgulamaya dönüşecektir.
Latife Tekin’in duru, dingin bir anlatım benimsediği Ormanda Ölüm Yokmuş doğa methiyesi olduğu kadar bir kültür eleştirisi olarak da okunmalı. Zira kent yaşamının insanda yol açtığı duygusal ve zihinsel sorunlar resmedilirken, doğayla uyum üzerine kurulu bir ilişki kurmanın kaçınılmazlığı da vurgulanıyor. Büyük bir ekolojik yıkım yaşadığımız, korkunç bir gürültünün yerkürenin tüm seslerini boğduğu, can çekişen doğayı kurtarmak için milyonlarca gencin kolları sıvadığı bugün, doğadan yabancılaşmanın kaydını tutan Ormanda Ölüm Yokmuş’un çağrısı, hiç şüphesiz daha da önem kazanıyor.
Latife Tekin is one of the most influential Turkish female authors. She was born in 1957 in Kayseri, Turkey. She continued her education in Istanbul. In 1983, her famous novel Sevgili Arsız Ölüm (Dear Shameless Death) was published. The magic realism in the book was drawn from the Anatolian folklore and traditions. Latife Tekin's childhood in Kayseri, a multicultural city at a central point in Anatolia, influenced both her first book and the others in this aspect.
Bu kitabı o kadar zor bitirdim ki, bitirince buraya koymaya bile uzanmadı elim 5 gündür. Yani kitabı kötülemek de istemiyorum gerçekten, çok emek verilmiş. Bazı kısımları da oldukça derin. Ama işte.... Belki de sadece yanlış bir anda okumuşumdur, bilemiyorum.
Kitap Yasemin ve Emin diye hayatın sillesini yemiş kaderin oyununa gelmiş iki yakın arkadaşı anlatıyor. Emin, bildiğiniz deli. Rüyalarında yaşıyor adam. Rüyada yaşamak derken, kelimenin gerçek anlamıyla kullanıyorum. Bırakın uyusun, uyurken de rüyasında düşünsün, yaşasın falan. Yasemin de çok normal sayılmaz, vır vır konuşup duruyor. Kötü yazılar yazıyor. Ormana falan gidiyorlar bu ikisi. Yaprak arıyorlar. Konuşup duruyorlar.
Ben pek giremedim içine, üzülerek söylüyorum ki içim şişti. Kaba bir tabir olduğunun farkındayım ama duygumu ifade edebilecek başka bir deyim bulamadım. Özür diliyorum gerçekten. Emeğe saygısızlık etmek falan değil niyetim.
Yine de belki aranızdan birisi okur diye beğendiğim kısımları aşağı alıntılıyorum.
.."Tanrı bizi birbirimize bırakıp gitti!"..Sayfa8
..."Rüyalar anlatılır... Resmini yapmaya kalkmayız hiç."..Sayfa41
..."Üşüdüm, ne soğuk bulutmuş bu. Samui'de bulutları çok sıcak yapıyorlar..."..Sayfa90
..."İnsan, yanında başka bir insan yoksa, bir şeye güzel bile demiyor, başka varlıklara iyi ya da kötü bir anlam verebilmek için bile yanında bir insan olması gerekiyor."...Sayfa116
..."Babamla ormana girdik bir gün, evimiz oralara yakındı, çok kalın gövdeli, iri bir ağaç gördüm, sonra çocukluğum boyunca o ağacın Allah olduğunu düşündüm."..Sayfa156
Latife Tekin deneyimimde değişen çok bir şey yok. Ormanda Ölüm Yokmuş dil olarak daha sade daha rahat okunan bir eser olmasına rağmen hikayenin içine giremedim yine.
Emin ve YasEmin benim için çok özel ve değişik insanlar oldular kitap boyunca... :)
Bilmiyorum, bu kitap insana çok farklı hissettiriyor. Bir an önce bitsin ile bitmesin arasında çok kaldım.. Onların çözümlemeleri, yola çıkış tarzları, hayatı algılayışları, farklılıkları birçok düşünceye misafir etti beni.
"Yasemin, sesiyle geçiyordu dünyadan. Düşüncelerinin uyanıp canlanması için yüreğine doğan her şeyi söze dökmesi gerekiyordu."
"Emin; sessizliği koyu, yüzünde ise dokunaklı ciddiyet hakim... konuşursak aklımız başımıza gelir diye korkuyorum. "
Yirmili yaşlarımın ortasında okumuş olmayı isterdim ki tam da o sırada ilk baskısını yapmış. Kırklı yaşlarımın ortasında okurken, ayni Yasemin ve Emin gibi ben de yaşadıklarımla yüzleştim. İnsan hayatında Yaseminle Emininki gibi bir yakın arkadaş olsun istiyor. Latife Tekin'in okuduğum romanları arasında en sevdiğim bu oldu diyebilirim.
sona doğru birkaç kısım hariç kitap hakkındaki hiçbir şey ilgimi çekmedi. olayları, karakterleri, bahsettikleri şeyleri asla umursayamadım. son bir latife tekin kitabı daha okuyacağım ve onu da sevmezsem artık çabalamanın anlamı yok.
Latife Tekin'den okuduğum ikinci kitap olan Ormanda Ölüm Yokmuş yazarın kalemini daha iyi anlamamı sağladı. Sevgili Arsız Ölüm kitabıyla tanıştığım ve kalemine hayran kaldığım Tekin aynı etkiyi bu kitabıyla sürdüremedi bende. Geriye dönük hesaplaşmalar ve içsel monologlarla ilerleyen kitap, hikâyede kopukluklar var hissi uyandırdı okurken. Aslında çok güzel bir anlatımın olmasına rağmen bir olayın nerde başlayıp nerde bittiğini anlayamamak beni okurken epey yordu. Kitabın ormanda geçiyor olması ve doğaya dönüş alt metniyle sunulması her ne kadar hoşuma gitmis olsa da bu durumu kitaptan bağımsız buldum.
Eğer hiç Latife Tekin okumadıysanız tanışma kitabı olarak yanlış bir kitap olabilir bu kitap sizin için. Başlangıç kitabı olarak Sevgili Arsız Ölümü tavsiye ederim.
bu kitapla ilgili değinilmesi gereken çok şey var. okuduğum en güzel ve en etkileyici kitapların arasındadır. toplumdan soyutlanan bir karakter, yabancılaşma, yüzleşilemeyen bir ölüm korkusu, metnin kıyısında köşesinde çok net beliren temel arketipler ve semboller, büyülü gerçekçilik akımının dile kattığı zenginlik… her detayıyla beni daha çok büyüleyen, üzerine düşündükçe gittikçe katmanlanan, daha fazlasını araştırma isteği uyandıran ender bir kitap.
رواية فلسفية وسوداوية .. تتحدث عن الموت والخوف منه .. وماذا يأتي بعده .. طوال الرواية بطليها يتمشيان في الغابة ويتحدثان عن مخاوفهما .. عن العشق والحياة والموت .. ويتخلل ذلك بعض الأحداث أو القصص التي يرويانها لبعض .. عن شخصيات في حياتهما .. الرواية لا تستحق القراءة .. وعن جدارة ..
Kitabın içine girmekte zorlandım. Bitirme sebebim Latife tekinin isminin kredisi olması idi. Sonlara doğru daha akıcı hal alsada pekte keyifli bir okuma değildi.
Latife Tekin yine hikayesiyle değil sözcükleri kullanımıyla beni büyüledi. Dilimizi en iyi kullanan yazarlardan biri kendisi. Çok etkileyici cümleler kuruyor. Çok yaşa çok yaz Latife Tekin.
Bu kitap Latife Tekin’in üslubundan biraz farklı. Alışık olduğumuz roman formuna daha uygun bir anlatım var. Arada geri dönüşler, hatırlamalar var ama yine de sıralı bir yol izliyor. Daha önceki romanlarında kahramanlar küçük kentlerden büyük şehre göç etmiş, tutunmaya çalışan, eğitim seviyesi düşük profillerken bu sefer daha kentli iki baş karakterin hikayesini okuyoruz. Yasemin ve Emin iki yakın arkadaş, her ikisi de aşkın zor yollarından geçmiş, farklı deneyimler yaşamışlar. Emin daha kendi içine kapanmış, Yasemin biraz daha konuşup anlatmaya, paylaşmaya meyilli. İkisinin ormana yaptıkları yürüyüşle bir doğayla birleşme, orada huzur bulma, yaşama bağlılık konusunda ağaçlardan feyz alma gayretleri var. Bu deneyim sırasında aralarında yaptıkları aşka, ilişkilere, hayata dair sohbetler çok doyurucu. O diyalogları keyifle okudum. Karakterlerin kentli oluşu daha yakın hissettirdi, sanırım o yüzden bu kitabı şimdiye kadar okuduklarım arasında daha çok sevdim.
Sevgili Arsız Ölüm ile tanışmıştım Latife Tekin'le ve o kitaba bayılmıştım. O kadar bayılmak gibi bir beklentim yoktu tabi ama bu kadar zorlanacağımı da düşünmüyordum açıkçası. Baştan sona hikayenin herhangi bir yerine dahil olamadim ve zaten ne anlatıyor diye sorulsa anlatabilecegim pek bir şey yok. Kitap kötü demek istemiyorum ama bana hiç hitap etmedi. Baştan sonra soyut bir havası olduğu için sanırım, çok zor bitirdim. Bittiğinde de hala anladığım bir şey yoktu. Aforizmalar, kendi kendine konuşmalar, hayatı sorgulamalar ve felsefi yaklaşımlar sevenler için güzel olabilir belki. Bana olmadı.
اتعابتني كثيرا ...لم افهم اي شي منها..عنيت الكثير الكثير ...اكثر من اسبوع و انا احاول استيعاب المضمون ولكن ملخص ما فهمت انه يوجد غابة و احلام و جمع للورق..رواية مملة للغاية و تبعث الكآبة في النفس..اه اه اه