Sosyal antropoloji, kültür ve kültürler arası karşılaştırma gibi kavramları mesele etmesinden ötürü, insanın toplumsal yaşamının kökenlerini anlamak bakımından son derece faydalı bir araştırma alanıdır. Tıpkı arkeologlar gibi sosyal antropologlar da zaman katmanlarını geriye doğru eşeleyip, dilin, simgeciliğin, ritüelin, akrabalık sistemlerinin, mütekabiliyet ahlakı ve siyasetinin kökenlerine ulaşmaya çabalamaktadırlar. Alan Barnard bu kitabında, insanın kökenini ele alan bir sosyal antropoloji dalı kurulmasını savunuyor ve böyle bir çalışma dalının çerçevesini çizip, geçmişini özetliyor. Barnard’a göre, disiplinler arası bir alan olan insanın kökeni araştırmaları, sosyal antropoloji içinde meşru bir alt disiplin olabilir ve olmalıdır.
Barnard arkeoloji, biyolojik antropoloji, hatta dilbilim alanında çalışan akademisyenlerin, toplumsal ve kültürel unsurlara yeterince eğilmediğine dikkat çekiyor; benzer bir sorunun, bağlantılı disiplinler olan primatoloji, evrim psikolojisi ve insan genetiği gibi alanlar için de geçerli olduğunu öne sürüyor. Sosyal Antropoloji ve İnsanın Kökeni, antropoloji araştırmalarında büyük bir boşluğu doldurmayı hedefleyen öncü bir çalışma. İnsanın ve kültürel evriminin tarihöncesini daha iyi anlayabilmek için, gerçek sosyal antropolojiden faydalanmanın şart olduğunu vurguluyor. Barnard’ın bu çalışması, sosyal antropologların, insanın kökeni çalışmalarına ilgi duymasını sağlayacak güçlü bir temel oluşturma iddiasında.
Alan Barnard is a world class communications strategist with a vast experience in devising and executing successful landmark campaigns. He made a major impact during his ten years working for the Labour Party and played a pivotal role in their 1997 general election victory. His work as Labour's Director of Campaigns and Elections helped change political campaigning in the United Kingdom. Now, as a founding Director of BBM Campaigns, he is taking campaigning into new territories.
I was incredibly excited when I first found this book, as it seemed to represent a link between social and biological anthropology that I myself have sought during my education. As someone who studied one year of social anthropology, then took an undergraduate in archaeology and finally a master's in biological anthropology and human origins, this book seemed to be the bridge between my various fields of experience that I hadn't quite managed to create for myself. To some degree, that is true, and I think the most important implication of this book is as an initial statement in a discussion between social and biological anthropology that sadly should be much more pronounced than it currently is. Unfortunately, I also found the book to be an example of just why these discussions are so rare and difficult: a social anthropologist who focuses on explaining social anthropological theories without really taking into account the type and quantity of information available to archaeologists and paleoanthropologists. If people working with human origins have yet to utilize social anthropological theories, it's because those theories are ill-suited to the type of data we have available. Simply stating that social anthropological theory is too great not to be used in studies of human origins without ever really grappling with the fundamental problems of a fragmentary fossil record and without acknowledging that social anthropology might be a little too detail-oriented to be directly applicable to an archaeological context... how is that good for anything?