Jump to ratings and reviews
Rate this book
Rate this book
Hercule Poirot kadar zeki, Sherlock Holmes kadar dikkatli, Mike Hammer kadar çapkın, James Bond kadar yakışıklı, Philip Marlowe kadar pervasız…

230 pages, Paperback

Published January 1, 2019

2 people are currently reading
21 people want to read

About the author

Armağan Tunaboylu

15 books15 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
8 (26%)
4 stars
9 (30%)
3 stars
12 (40%)
2 stars
0 (0%)
1 star
1 (3%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,426 followers
February 11, 2023
armağan tunaboylu’nun metin çakır polisiyelerini seviyorum. aslında polisiye vakadan çok pezevenk metin çakır ve yaşadığı mahalleye dair anlatımlar hoşuma gidiyor. argo, küfür, şiddet, memeler, götler, falçatalar her yerde. tahminimce bundan rahatsız olan da olabilir, ben seviyorum.
bu metin çakır’ın tam da tatile gidip geldiği haftadayız. bronzlaşmış ve kendi deyimiyle arap taşağı gibi olmuş. ama bir geliyor ki o bir haftada yer yerinden oynamış. yep gezi parkı olayları. 2013.
park cinayetleri 2019’da yayımlanmış, olayların üstünden makul bir zaman geçmiş ve derli toplu anlatılıyor. derli toplu derken metin çakır’ın ne olduğunu anlamaya çalışması, gaz yemesi, öldüğünü sanması ve gaz maskelileri tarifi beni epey güldürdü kitabın başında.
çok da siyasete bulaşmadan, aslında insanların nasıl bir atmosferde oldukları ve tabii ki kurduğumuz gerizekalıca hayaller var kitapta. hafiften cemaat ve polis bağlantısı da.
gencecik selim’in metin’in genelevindeki orospularca sahiplenilmesi, metin’in gençle tanışması, çocuğun buradaki ablalarla teyzeler bana çok iyi baktı filan demesi, kadınların tepkileri yine çok komikti.
aslında kitabın her zamanki gibi cinayet işlenip metin’in üstüne kaldığı yere kadar çok komikti. sonrasında şiddetin dozu da metin’in çabalarının hızı da artıyor. bu kez vaka iyice muğlaktı. ve bence biraz zorlamaydı. gözden kaçmış ifadeler ve aşırı tesadüfler derken ne olduğunu anlamdan çözüldü her şey.
niye bu kadar acele bitti hiç anlamadım. armağan bey mi sıkıldı, aman daha ne uzatıcam mı dedi bilmiyorum ama bir anda karman çorman olmuş her şey son bölümde bizi çok da tatmin etmeden çözüldü. tabii metin çakır’ın kapalı oda final konuşmasıyla. ama dediğim gibi bana çok aceleye gelmiş gibi hissettirdi. cinayetin ne sebebi ne sonucu tatmin etmedi.
sondaki sözlük çok iyi fikir. sayfalar dolusu küfür, argo, deyim… daha nolsun.
*kitabı deprem sıkıntısından uzaklaşmak için okudum aslında. iyi de geldi. başlarda çok güldüm hatta. sonra geziyi hatırlayıp hüzünlendim biraz. ama bakın aradan 6 yıl geçince nasıl da oturuyor her şey ve yazılabiliyor. kitabı okuduğum gün depremin 4. günüydü ve 7 yazar deprem fotolarına ajite yazılar yazmaya karar vermişti. gazete oksijen’in de bu yazarların da yaptığı bu acele ve erken romantizm bu depremin unutulmaz utancı olacak. özür dilemiş de olsalar.
Profile Image for Judy Abbott.
862 reviews56 followers
April 13, 2019
Metin Çakır asla hayal kırıklığına uğratmıyor. Gene gülerek okudum.
Profile Image for Ekin Açıkgöz.
Author 6 books33 followers
May 11, 2021
Bu kitap 2019 Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı adayları arasındaydı ve en beğenilenlerden oldu. Poyabir sitesindeki kitap tanıtımı için hazırladığım tanıtım yazısını aşağıya yapıştıracağım.

İlaveten, 221B Dergi'deki 'Polisiyenin Ölümsüz Silahları' isimli köşemde, derginin 25. Sayısında (Polisiye Eserlerde Dedektifin Evrimi) Metin Çakır'ın ünlü silahı 'Falçata'yı incelediğim, bu vesileyle tüm Metin Çakır serisini anlattığım ve Yazar Armağan Tunaboylu ile kısa bir röportaj yaptığım yazımı da okuyabilirsiniz.

"...
Tatilden dönen Metin, ‘mahalle’ye giderken kendini Gezi Parkı olaylarının ortasında buluveriyor…

Metin kim mi? Aa, Metin Çakır’ı tanımıyor musunuz? O zaman tanıştıralım efendim: Metin Çakır, Armağan Tunaboylu'nun yarattığı sıra dışı polisiye kahramanı. Beyoğlu’nda bir yerlerde, ismi açık edilmeyen ‘mahalle’sinde yaşıyor. Ekmek teknesini burada yüzdürüyor. Kendisi bir ticaret erbabı, bir kadın satıcısı. Üstüne üstlük yalancı, sahtekâr, korkak ve küfürbaz! Fakat bir o kadar da ‘içimizden biri’. Çoğumuz gibi zorda kalınca güçlü olana yaltaklanıyor, korktuğunda altına kaçırıyor, iyilik gördüğünde duygusallaşıyor, ağlamaktan çekinmiyor. Metin Çakır’ın kendi anlattığı maceralarını okurken eğlenmemek imkânsız. Çünkü son derece fırlama ve komik!

Aile kurma hayaliyle meslekten emekli olmuşken başladığı ilk macerasında dedektifliğe soyunmak zorunda kalan Metin, o gün bu gündür ne kadın pazarlamayı ne dedektifliği bırakabildi. Her romanda başı benzer şekilde derde girdi; kendini temize çıkarmak için katili aradı durdu. Çizgisini hiç bozmadı; parlak gömlekten, rugan ayakkabıdan, argosundan ve falçatasından ödün vermedi.
Bu yazının yazıldığı tarihe kadar Metin Çakır’ın beş macerası yazıldı. 2019 yılında yayınlanan ‘Park Cinayetleri’ bunların sonuncusu. Malumunuz; Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Roman Ödülü, serilere değil, münferiden romana verilir. Dolayısıyla; her ne kadar ‘Park Cinayetleri’ bir serinin parçasıysa da, Kristal Kelepçe Jürisi tarafından müstakil bir kitap olarak okundu. Süreç boyunca okuma zevkinden kayıp yaşatmayarak puan topladı. Metin Çakır ile ilk kez tanışan jürilerimiz, “Bu ne şimdi, önceki hikâye devam mı ediyor?” veya “Bu karakter niye böyle dedi anlamadık!” gibi tatsızlıklar yaşamadılar. Serinin diğer kitaplarından okumuş olan jürilerimiz ise, beşinciyi okurken tatlı bir ‘tanıdıklık hissi’ duydular.

Velhasıl tatilden dönen Metin, kendini Gezi Parkı olaylarının ortasında buluyor. Ne olup bittiğini anlamaya vakit bulamamışken; olaylar sırasında onun ‘evi’ne sığınan gencin parkta öldürülmesiyle işler sarpa sararıyor. Gence parka kadar eşlik eden son kişi Metin olduğundan, yine polis tarafından aranmaya başlıyor… ‘Mahalle’nin başkomiseri Asım Ağbi, kabadayısı ‘Kürdo’, Metin’in kızları ve yardımsever dostu jigolo Dursun gibi pek çok renkli karakter olaya dâhil oluyor.

Metin yine türlü talihsizliğin içinde kalsa da, ağlayıp sızlansa da, komikliğinden bir şey kaybetmiyor ve olayın çözümüne emin adımlarla ilerliyor. Metin’in dedektiflik tarzındaki ‘klasik polisiye’ esintisi, romanın tadına tat katıyor. Metin, başkalarının göremediği ama kendisinin fark ettiği delilleri olay akışı sırasında açık ediyor, bunu konuyu geçiştirerek yapıyor. Romanın sonunda vakaya karışan herkesi bir araya topluyor, olay örgüsünü açıkladığı bir anlatıya başlıyor. Tüm delilleri tek tek izah ediyor ve suçluyu ilan ediyor. Tanıdık geldi mi? Bir okuyun bakalım…
"
4 reviews
September 13, 2021
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Akıcı ve eğlenceli bir dili vardı. Genel olarak beğendim ancak zaman zaman üslübu sürdürme kaygısının olay örgüsünün önüne geçerek olayların akışını sekteye uğrattığını düşünüyorum.
Profile Image for Umur.
268 reviews
June 27, 2020
Yine okurken yüksek sesle güldüğüm, sayfaların hızla döndüğü bir kitap olmuş, yenilerini bekliyoruz.
Profile Image for Balkan Şencan.
186 reviews20 followers
December 4, 2021
Kitap, alışık olduğumuz klasik bir Metin Çakır polisiyesi. Kahramanımız kendisini, işlemediği bir cinayetle suçlanmakta bulur, peşine polis ve mafya düşer, Metin Çakır bir yandan onlardan kaçarken bir yandan da ekürisi Dursun'dan aldığı destek ile cinayeti çözer, kendisini temize çıkartır.

Kolay okunan, bol güldüren, keyifli bir kitap yazmış Armağan Tunaboylu; üstelik Gezi Parkı olaylarını vicdanlı bir şekilde işleyerek de günceli yakalamış; tarihe acı bir not düşmüş. Metin Çakır'ın kadınlara karşı işlediği şiddetin dozu düşürülmüş, bence iyi de edilmiş. Ayrıca, tarikat adı altında malum yapının işlenişi de on numara; gayet de güzel irdelenmiş yaşanan olaylar. Katilin kimliği ise cuk oturmuş. Ne yazık ki kitap hakkındaki olumlu notlarımız burada sona eriyor.

İlk eleştiri, kurgu üzerinden gelsin; biz bıktık, yazar bıkmadı Karakol Cinayetleri dışında aynı kurguyu tekrar etmekten; Metin Çakır işlemediği bir cinayetten dolayı aransın, peşine hem polis hem mafya düşsün; bu arada Dursun'dan cep telefonu alıp Neşe'nin de desteği ile olayı çözsün. Böyle olunca yeni kitap yazmanın ne gereği var; iskelet aynı nasıl olsa; olayları değiştir, aynı kitabı bir daha bir daha yaz. Yazarın artık daha orijinal bir kurgu bulması lazım, biz okuyucuya da ayıp oluyor.

İkinci eleştirimiz tutarlılık kaygısı ile gelsin; bir önceki kitap olan Karakol Cinayetleri'nde Asım Abi, emekli olup karakoldan ve polislikten ayrılmıştı; şimdi hiç bir açıklama yapmadan onu yine aynı karakolda aynı görevde göstermek okuyucuya saygısızlık; önemli bir devamlılık hatası; yakışmamış. Gerçi Tunaboylu bu hususa hafifçe s. 167'de değiniyor ama açıklama ne yeterli ne de mantıklı.

Üçüncü eleştirimiz, dizinin en başından bu yana sadece Metin Çakır üzerinden ilerlemesi ve karakter fakirliği. En baştan bu yana, hikaye sadece Metin Çakır üzerinden yürüyor, Neşe, Asım Abi, Dursun gibi yan karakterler hiç işlenmiyor, bu da bir yerden sonra seriyi sıkıcı hâle getiriyor. Halbuki hepsi orjinal karakterler, Karakol Cinayetleri'nde dahi, Asım Abi sadece olaylar gerektiğinde sahneye girip çıkan bir karakter; halbuki olay biraz da onun üzerine kurulu. Biz istiyoruz ki şu yan karakterler kitapta, kendilerine ayrılan bölümler içerisinde biraz daha işlensin, tanıyalım onları, kim olduklarını, nereden geldiklerini bilelim; başlarından bir şeyler geçsin; ana hikayeye olumlu ya da olumsuz etki etsinler; kendi ağızlarından konuşsunlar; bunlar hep eksik, inşallah bir dahaki kitaba.

Son eleştirim ise neredeyse her kitabın, eski polisiyelerin klişesi olarak, Metin Çakır'ın herkesi topladığı mekanlarda olaylar açıklanarak bitmesi; bir noktadan sonra bayıyor bu kurgu.

Sonuç olarak, bence serinin iyi kitaplarından bir tanesi olarak yerini alıyor bu hikaye; her sene yeni macera çıksa her sene alınır ve okunur; bol bol da gülünür; rahatlıkla alınıp okunmasını tavsiye ediyorum; Armağan Tunaboylu her kitapta çıtayı biraz daha yükseltiyor, umalım ki yeni Metin Çakır macerası için çok beklemeye gerek kalmaz. 7.5/10 diyorum.
Displaying 1 - 6 of 6 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.