Vatandaş Abuzer, ülkemizin karanlık dönemi 12 Eylül’ü ti’ye alan bir roman. Cuntanın getirdiği boğucu havayı, polis merkezleri ve tutukevlerindeki uygulamaları, ikbal peşindeki işkenceci şefleri, kraldan çok kralcı komutanları; tüm zalimliklerine karşın zavallılıkları ve gülünçlükleriyle betimliyor. Vurdumduymaz, saf, açık sözlü konuşkan kahramanımız Abuzer, 12 Eylül’ün uygulamalarına çağdaş bir Bektaşi tavrıyla katlanırken, bu heybetli zalim devin, aslında toplumsal destekten yoksun, gülünç ve zavallı bir fani olduğunu gösteriyor bizlere. Kaba zulme, silahlı çaresizliğe gülmemizi, alaya almamızı sağlıyor.
80 darbesinde yaşananları mizahi bir dille eleştiren ve bunu da başaran bir roman.
Abuzer'in olaylara gerçekten saf bir görüşle mi yoksa eleştirel bir açıyla mı baktığını okur bir türlü kestiremiyor. En saf hareketinde bile "Acaba bilerek mi böyle davranıyor?" diye okur düşünüyor.
Olaylar basit ama sağlam bir dille kurgulanmış, yerel ağız taklitlerine düşmemiş.
Mizahı insana kahkaha attıracak boyutta, tavsiye ederim.
12 Eylül dokunması, konuşması, hissetmesi zor zamanları hatırlatır yurdum insanına. Görmemiş, yaşamamış da olsan kafalarda fırtınalı bir gökyüzü canlandırır. Yücel Sarpdere, yaşananların mantık dışı olmasından yola çıkıp o dönemi ti'ye almayı tercih etmiş. Abuzer'in saflığı ve boş konuşma diye nitelendirilen gevezelikleri, çocuksu bir masumiyet gibi görülürse romana derinlik katan unsurlardı. Vatandaş Abuzer su gibi akacak ve yüzünüzde hüzünlü tebessümler bırakacak bir kitap.
Bak şimdi, burada Etiyopya'da açlıktan ölen insanlardan söz ediliyor, şurada da Amerika'da bütün günlerini televizyon karşısında geçiren insanların yaşamı anlatılıyor.