Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 92 p. "Seyhimin asasini ariyorum ben. Dogu'dan gelip Bati'ya gidiyorum. Asayi buldugumda her sey biter. Asayi buldugumda her sey baslar. O gün günes dürülür, yildizlar kararir, daglar sökülür... O gün, denizler kaynar, gök kubbe yikilir! Asayi buldugumda, gökyüzündeki Avci yere düser, Sahra'nin kumlari sulara karisir ve yedi iklim yok olur gider! Bu arayista çok kisiyle karsilastim. Bir asanin izinde neler gördüm! Cansiz toprakta cani, uçsuz bucaksiz uçurumlarda hayati gördüm. Yasadigini sandiklarimizin cesetlerini gördüm. Ben, Yunus. Seyhinin asasini arayan bir garip gezgin." Iste böyle basliyor Âsik Yunus'un siirsel romani. Çocuklugundan baslayip Haci Bektas'in dergahina, oradan Taptuk Seyh'in kapisina uzanan yari masalsi, yari efsanevi, ama hepten hakiki, hakikatin pesindeki yolculugu... Bir gün bir çobanla, bir gün bir alimle, bazan da bir mezarciyla karsilasmasinin sirli hikâyesi... Hakikâtin kesfinin pesinde bir hayatin ilk halleri... Sekiz asir öncesinden günümüze yankilanan bir sesin kendini ve kainati kesfi... Yunus'un hikâyesi, usta tarihi romanci Beyazit Akman tarafindan uzun bir arastirmayla ilk defa parça parça Osman romanlarinda yayinlanmis, okurlar tarafindan büyük begeni toplamisti. Akman, okurlarinin yogun istegi üzerine bu bölümleri ilk defa tek bir kitap halinde yeniden düzenleyerek romanlastirdi ve okunduktan yillar sonra bile sesi kulaginizda çinlayacak bir Yunus Emre romani ortaya çikti.
Beyazıt Akman, 1981, Kastamonu doğumlu. Sekiz yıldır Amerika’da yaşıyor, New York Üniversitesi, Geneseo’da Dünya Edebiyatı ve İslam, Osmanlılar ve Batı Edebiyatları gibi konularda dersler veriyor.
Akman, İngiliz Dili Eğitimi üzerine olan lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’de üniversite ikincisi olarak yüksek şerefle bitirdi. 2004’te dünyanın en prestijli burslarından biri olarak kabul edilen Fulbright bursuyla Amerika’ya gitti. 2006’da İngiliz Edebiyatı master derecesini aldı ve Illinois State Üniversitesi’nde doktoraya başladı, İngiliz Edebiyatı ve İslam üzerine dersler verdi. 2012’de “Batı Edebiyatı’nda İslam Algısı ve Türkler” konulu doktora teziyle mezun oldu. Shakespeare ve Daniel Defoe’da Türk imgesi hakkında uluslararası akademik dergilerde makaleleri bulunan yazar Amerika’da pek çok konferansta bildiriler de sundu. Genç akademisyen, doktora araştırmasıyla 2010’da Washington’daki dünyaca ünlü kütüphaneler ve müzeler kompleksi olan Smithsonian Enstitüsü’ne özel araştırmacı olarak kabul edildi.
Yazar İmparatorluk serisine Amerika’da; üniversite kütüphanelerindeki kaynaklarla birlikte yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceleyerek beş yıllık bir araştırmanın ardından başladı. Fatih’i ve Fetih’i anlatan, serinin ilk kitabı Dünyanın İlk Günü büyük bir ilgi görerek yaklaşık elli bin adet baskıyla en çok satan ilk romanlar arasında yer aldı.
Halen İngilizceden Arapçaya, Bulgarcadan Çinceye pek çok dilde çevirileri devam eden epik, Türkiye’de tarihi yapımlara da esin kaynağı oldu. Akman’ın üç yıllık bir araştırmanın ardından yazdığı ikinci romanı Son Sefarad Türk ve Dünya edebiyatında daha önce hiç işlenmemiş bir konuyu ele alıyor. Asırlarca bir sır gibi saklanmış Sultan Bayezid’in hikâyesi beş yüz yıl sonra bile İslam ve Batı, ve dinlerarası kardeşlik gibi pek çok konuda da günümüze ışık tutuyor. Yerli yabancı yüzü aşkın kaynağın araştırılmasıyla yazılan Son Sefarad hem Endülüs’e yakılan bir ağıt, hem de 21. yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi sunuyor.
Kitap kısa kısa hikayelerden oluşan gerçekten mana yüklü bir kitap oldu. Aslında kalın bir kitap bile olabilirdi çünkü kitap kendini okutuyor çok uzun süredir okuyamadığım bir kitaptı ama okuyunca öyle sardı ki Yunus Emre'nin gözünden olması ayrı bir hoş olmuş hele ki cümlelerin ağırlığı ve gerçekten yürekten bir şey hissettirmesi çok güzel.Tavsiye edebilirim hatta ikinci defa da rahatlıkla okuyabilirsiniz..