Onda doğaüstü bir güç var. Ucuz bir araba kokusunu ümitsizce kapanmış güneşten, kükreyen rüzgârdan daha önemli kılabiliyor!
Dilinin görünmez ışığıyla büyülenip içine düşeceğimiz havai tuzağını örüyor! Varlığının nedeni bu.
Metropolün kıyısında yaşayan bir grup yoksul genç, hayata karışmak için önder belledikleri çekici, karizmatik bir liderin, ağabey bildikleri Nezir’in peşine takılır. Ancak “havanın içindeki gözenekleri” bile hizaya soktuğuna inanan, kelimelerin “çarpıcı bir düzenle diline döküldüğü” Nezir kendini yol gösterici olmakla sınırlamaz. Elde ettiği gücü bırakmaya, hükmetmekten vazgeçmeye niyeti yoktur. Gelgelelim dört gençten sadece biri onun ezici cümlelerinin karşısında duracaktır. O da, “Onu hissetmekten kendime eğilemiyorum,” diye yakınan ve iktidarın değil de aşkın dilini konuşan Cihan’dır.
Aşk İşaretleri dil ustası Latife Tekin’in dille hesaplaştığı, karanlık bir roman. Meselesi, yazarın kendi sözleriyle: “Etkileme, büyüleme, dille iktidar kurma, gücü ele geçirme… Hayatı anlamlandırarak başkaları hakkında konuşma önceliğinin insana geçirdiği güç, iktidar… Kimsenin cümle kuramadığı bir yerde, cümle kurup kabile reisi olmak…” İlk baskısı 1995’te yapılan, Tekin’in “dilsizliğe, sessizliğe övgü romanı” olarak tanımladığı Aşk İşaretleri, belki de bugün yayımlandığı günden daha güncel…
Latife Tekin is one of the most influential Turkish female authors. She was born in 1957 in Kayseri, Turkey. She continued her education in Istanbul. In 1983, her famous novel Sevgili Arsız Ölüm (Dear Shameless Death) was published. The magic realism in the book was drawn from the Anatolian folklore and traditions. Latife Tekin's childhood in Kayseri, a multicultural city at a central point in Anatolia, influenced both her first book and the others in this aspect.
evet latife tekin’in dilini değiştirmeye başladığı romana ulaştım. buzdan kılıçlar’la arasında epey zaman var. bu sürede latife tekin ilk dört kitabındaki argolardan çağıldayıp jargonlara akan dili ve epizotlarla ilerleyen anlatımını bırakmış, daha bütünlüklü bir romana yelken açmış. kendini değiştirme, geliştirme, uğraşma açısından örnek alınası bir edebiyatçı latife tekin. aşk işaretleri için aslında pek çok söyleşisinde dile, dilsizliğe, sesini çıkaramayanlara dair bir roman yazdım demiş tekin. dilin, kıvrak dilin nasıl bir üstünlük kurduğu, sözcüklerle iktidar kurmanın irdelendiği bir roman evet, buna ben de katılıyorum. ama bir yandan da aşk-şiddet ve iktidara dair nefis bir anlatı. hayatımda okuduğum en tiksinç insanlardan biri olan nezir’in etrafına topladığı 5 gençle kurduğu manipülatif ilişki romanın özü. bu gençlerden sadece bir kadın, cihan. ve nezir’in üstünde tam anlamıyla hakimiyet kuramadığı kişi. cihan nezir’e aşık ama onun ne kadar tehlikeli olduğunun da farkında. nezir’in bu işçi çocuklarına yaptıkları korkunç hakkaten. ama bir yandan da onların gözlerini açmaya, aileye başkaldırmaya, sınıflarını gark etmelerini sağlamaya çalışıyor. nezir çok akıllı ama kurduğu eşit olmayan ilişki korkunç. aile hikayesi, okulda yaşadıkları aslında onun travmatik geçmişine ipucu veriyor ama hayır, sevmiyoruz nezir’i. sona doğru kurtulmaya çalıştıkları bu garip sarmaldan bir türlü çıkamamaları, nezir’in iktidarına yapışıp kalması (çünkü iktidar böyle bir şeydir) gittikçe fiziksele dönüşen psikolojik şiddet hakikaten çok ustalıklı bir biçimde ele alınmış. o yüzden tekin’in tekrarladığı gibi dille ilişkiden çok ben bu iktidar hikayesini daha çok sevdim. cihan’ın gelecekteki bir zamandan geçmişi anımsamasında, nezir’le ilk tanıştıkları günle anlatmaya başlamasında ise dikkatimizi çekmesi gereken şey, cihan’ın da artık müthiş kıvrak bir dile sahip olduğu. hep istediği gibi.
Latife Tekin bence yine okuması emek isteyen bir kitapla karşımızda. Salim ve çık bir zihin ile okumanız gereken, kurgudan ziyade tasvirlerle bezeli bir kitap. Yazarı daha önce okumuş ve sevmişseniz bunu da okumalısınız. Keyifli okumalar!
Sevgili Arsız Ölüm’le başlayan Latife Tekin yolculuğum ağır aksak gidiyor. İlk kitapla başlayan vaadi bulamadım okuduğum diğer kitaplarında. Zorlanıyorum çünkü ne hikayelerin ne de dilin içine giremiyorum. Böylesi şiirsel bir dilin beni kapıp götürmesi gerekiyordu ama olmuyor. Diğer yorumlara baktığımda, yavaş ve sindirerek okunduğunu görüyorum. Yavaş okuyup cümleleri analiz etmek de bende karşılık bulmuyor; hikayeye yabancılaşıyorum.
Okuması oldukça emek isteyen bir metin. Oldukça başarılı bir postmodern kurgu örneği olduğunu. Latife Tekin kitaplarında görmeye alışkın olduğumuz işçi sınıfına ait sorunlar ve onların hikayeleri üzerine düşünen bir metin. Güzel de bir metafiction örneği. İktidar ve dilin gücü ilişkisini yansıtmanın yanı sıra, dil ve dilin anlatma eylemindeki işlevini de gösteriyor. Metin anlatma eyleminin kendisini sürekli görünür kılarak yazının, dilin, “aşkı” ifade etmekteki yetersizliğine dair düşündürtüyor. Anlatmanın imkansızlığını anlatıyor yani… Bu “anlatamama” hali de metni okumayı bir hayli zorlaştırıyor, çünkü ifade edilemeyen tüm sözücükleri takip etmek oldukça zor. Gel gelelim tüm bunlara rağmen Sevgili Arsız Ölüm’den sonra Latife Tekin’in kitaplarında hep beklentimin altında kalan bir şeyler var. Teknik açıdan çok başarılı bulsam da metinlerini, okuma zevki açısından bir türlü aşamadığımız bir köprü var aramızda gibi.
Bu kitap puanlaması en zor kitaplardan biri olabilir. Diğer kitaplarında bile dili alışıldığın dışında kullanan Latife Tekin'in "dille hesaplaşmam" dediği kitabı okurken olay akışlarını takip etmek aşırı derece zordu ama garip bir şekilde kitap hoşuma da gitti. Kitaba sürekli girip çıktım ve neler olup bittiğini anlamaya çalıştım. Zaten kısacık bir kitap, Can Yayınları indirimde olduğunda kesinlikle alınıp okunmalı. Modern Türk Edebiyatına hak ettiği ilgiyi göstermek lazım. Belki bu kitap Latife Tekin'e başlangıç için çok uygun bir kitap değildi ama külliyatı kısa sürede okumayı planladığım için çok fark etmeyeceğini düşünüyorum.
Bu kitaptaki hikaye de yine Latife Tekin’in diğer kitaplarında olduğu gibi yoksul bir mahallede geçiyor. Nezir isimli baş karakterin etrafında adeta onun büyüsüne kapılmış dört karakter, Gülhan, Saim, Yener ve anlatıcımız Cihan. Nezir bu çetenin üyelerini etkisi altına almış ve onlara hayat dersi veriyor. İlk ders kendi yoksulluklarıyla yüzleşmek. Nezir onlardan perdeleri açık evlerine bakmalarını isterken, babalarının mesleklerini öğrendiğinde, onların kendi hallerini yüzlerine vururken hep alaycı, küçümseyen bir dille konuşuyor. O gücü, iktidarı temsil ediyor. Çete üyeleri de güce hayran, yavaş yavaş Nezir’in zihninin kalıbını almaya hazır kurbanlar. İçlerindeki tek kadın Cihan. O da Nezir’e aşık, ama bir noktada duygularını kontrol ettiğini görebiliyoruz.
Latife Tekin’in anlatımı yine karışık, dikkatli bir okur istiyor. Ama kitaptaki karakterlerin Nezir’in büyüsüne kapılması gibi siz de o dilin büyüsüne kapılıyorsunuz.
Kelimelerin adeta boşlukta dans ettiği bir roman. Gerçek ile hayalin iç içe geçtiği bu anlatımda, yazar okuru klasik hikâye örgüsünden koparıp bambaşka bir deneyime sürüklüyor. Metindeki imgeler ve dil, romanı bir anlatıdan çok bir his olarak deneyimlememi sağladı. Karakterlerin dünyasında kaybolmak ve onları tanımaya çalışmak, roman boyunca beni hem zorladı hem de etkiledi. Latife Tekin’in kitabını okurken hikayeyi anlamaya çalışmak yerine, kelimelerin akışına tanıklık etmeli, onların kendi ritminde çözülüşünü izlemelisiniz.
Aşk İşaretleri, yolculuk arketipinin güzel bir örneğini teşkil ediyor. Bu yolculuk temi alt metinde göndermeler yaparken, üst metinde bir grup arkadaşın konuşmalarına ve tartışmalarına şahit oluyoruz. Özellikle dünyanın faniligini aşmak, susmak ve gerçeğe ulaşmak gibi mistik ve dinsel unsurları ele alan metin bu bağlamda kahramanlar arasında yön gösteren bir kişilik kurgular. Ancak bu kişiliğin de alttan alta eleştirildiğini sezmek mümkündür.
Hickimseye tavsiye etmiyorum. Hele Latife Tekin'i sevmeye niyetli okurlara asla. Kitapta bir butunluk yok, konu yok, arada birkac anlamli cumle harcanmis. Bu kitabi anladim, konusu şuydu diyenlere de inanmiyorum.
Kitabın yarısı dili ve anlatımı çözmekle, diğer yarısı ise yaşananları anlamlandırmakla ve rayına oturtmakla geçiyor. Son paragrafı ise anlayanlar kenara ayrılıp bana da anlatırsa mutlu olurum.