Diqqətimi çəkən hissələrdən bəziləri:
Her nedense, gündüz mü yoksa gece mi olduğunu düşündü. Ne yanıt geldi ne de yanıtlama çabası.
Azınlıklar, ne etnik ne dinsel ne de renklere ilişkin olanlardır. Yeryüzü ve dışındaki tek azınlık, yanıtlardır. Her şeyi ve herkesi sorular yönetir. Evren nüfusunun çoğunluğu sorulardan oluşur. Soru ve yanıtların nadir evliliklerinden doğan melezler de bildiklerimizdir. Melezlerin ışığı neyi aydınlatıyorsa onu görürüz. Gerisi karanlıktır. Hiçbir gözün alışamayacağı kadar karanlık. El yordamının bile kör kaldığı karanlık. Kabul etmen gereken ilk gerçek de, doğumunda gözlerinin kapalı olduğudur. Hayata karanlıktan geldiğini bilmelisin. Anavatanın karanlıktır. Karanlığın kuralları yoktur. Karanlığın tarihi yoktur. Gözlenebilen tek hareket, karanlığın dışına düşendir. Sadece karanlığın dışı kurallara sahiptir. Doğumundan birkaç saat sonra gözlerini açmanın nedeni, ışığın seni beklediğini bilmendir. Kurallar, buluşmaların gecikmesini yasaklar. Kurallar, karanlığın dışındaki hareketin kimlik bilgileridir. Kurallar, onların varlığını bilmeyenlere göre kader, diğerleri için pusuladır. Önce varlıklarını kabul etmen, sonrasında da onları tanıman gerekir. Bedenli ya da bedensiz, her şeyin ve herkesin boyun eğdiği kurallar, yaratıcılığın sınırlarıdır.
Baban seni istemedi. Baban, ikinin üç olmasını istemedi. Baban seni öldürmek istedi. Nedeni basitti. Her doğumun bir bölünme, her bölünmenin de güç kaybı olduğunu düşünüyordu. Güç kaybı mutlak durağanlığı bozacak ve denge sonsuza dek yok olacaktı.
Ne kötüsün ne de iyi. Her şeyi düşünebilir, her şeyi hayal edebilir, ancak sadece seçtiklerim gerçekleştirebilirsin. Düşünce şeytandan, davranış Tanrıdandır. Hangi düşüncenin davranışa dönüşeceğine karar verense insandır.
Dolabın kapağını kapatmadı. Dönüp bakmadı. Sadece yürüdü. Sağlık sigortası yaptıranların aksine, kendini öldürecek birinin, başladığı işleri bitirmeme özgürlüğü vardı.
Çelişki seni öldürür. Çelişki işkencedir. Çelişki buz tutmuş bir göldür. Çelişki buz tutmuş gölün çatladığı andır. Çelişki, göldeki çatlağa saplanıp donmaya başlamandır. Çelişki, yardım istemek için açtığın ağzına dolan sudur.
Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur. Sindirilmesi zor kurallardan biri. Düşünceler zihinde doğar. Ve zihnin şartları üçboyutlu dünyanınkinden farklıdır. Zihnin şartları mükemmel düşünceyi oluşturacak niteliklere sahiptir. Çünkü zihin sürekli genişleme gücüne sahiptir. Oysa üçboyutlu dünyayla kurduğun ilişki bedenin ve duyularınla sınırlıdır. Üçboyutlu dünya zihninin aksine daralır ve davranışlarına kusurlar ekler. Zihinsel tasarıların ancak bir bölümlü davranışlara yansıtılabilir. Davranış daima eksik kalacaktır. Bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir. Bir insanı öldürmek, ondan nefret ettiğini düşünmenin yanında daima kusurludur. Hiçbir davranış, düşüncenin gerçek tercümesi değildir.
“Davranışa dönüşen düşünceler daima geçmişe aittir.” Yəni kiminsə bu gün elədiyi çox güman ki dünənlərdə fikirləşdiklərindən qaynaqlanır.
“Düşünceler, duyguların çekim alanlarına girince bükülürler.” İnsanlar tez irrasionallaşa bilir yəni.
Zihnin genişleme kuralı, insan ilişkilerinde de geçerlidir. Aile, bir olarak doğar ve dağılır. Bir zamanlar gülerek dövüştüğün kardeşinin evine, ancak önceden telefonla haber vererek gidersin. Bir zamanlar birlikte yıkandığın annenin, söz ettiklerinden hiçbir şey anlamadığını fark edersin. Uzaklaşmak doğaldır. Bunun için üzülme. Çünkü etrafa saçılan aile bireylerinin her biri kendi ailesini kurmaya gidecektir. Bazen yalnızlık, bazen dostluk, bazen de evlilikten ibaret aileler. İlişkilerin zaman içinde sıcaklığını yitirmesi doğaldır. Geçmişe özlem duymak, sadece zaman kaybıdır.
Artık intihar etmek aklıma gelmiyor. Her yarım saatte bir, ölmeyi düşünmüyorum. Yaşlanmak, böyle bir şey olmalı
“Bak Asil, bu kadının kocası iki yıl önce öldü. İntihar etti. Amerika’da. Bir tarikata üyeydi. Ölünce, başka bir galakside bulunan bir gezegene gideceklerine inanıyorlardı. Birlikte intihar ettiler. Önceki seansta sen, o gezegene gidip kadının kocasını buldun ve onları konuşturdun. Şimdi kadın, başka biriyle evlenmek istiyor. Ama ölü kocasının korkusundan bunu yapamıyor. “Adı ne?”
“Şefika,” “Gezegenin adını soruyorum.” “Kobo.” “Orayı biliyorum. Bende oradan geldim.” “Saçmalama!”
“Doğru söylüyorum. Kobo’da bir tarikata üyeydim. Bin iki yüz kişi, birlikte intihar edip dünyaya geldik.” :D
“Asil Yaşayan bir delidir. Anımsamadığı için geçmişi, önemsemediği için geleceği yoktur
Öncelikle, sizin de buranın bir parçası olmanızı istediğimi söylemeliyim. Deneyimleriniz, benim için çok değerli. Ancak kişisel birikimim ve dostlarımın katkıları, hayalimin sonuna kadar gitmem için yeterli değil. Katkınızı rica etmek için buradayım. Ne dersiniz?”
Ülkenin en kötü kişisiydi. Kişiliği ve düşüncelerinin aleyhinde yazılanlar ciltlense, mütevazı bir kütüphane doldurulabilirdi. İlk kötülüğünü yaptığında, kafanın içinde bir çekirdek oluşur. Kafanın içinde ayrı bir kafa. gibi. Şeftali ve çekirdeği gibi. Tamam mı?” Tamamdı. Yahya daha önce şeftali de görmüştü, çekirdeğini de. “İlk kötülüğünü yaptığında, kafan bir balon gibi patlar ve içindeki çekirdek, gözlerinden çıkıp gider. Ama, nasıl yerdeki bir taşı alıp bıraktığımda yere dönüyorsa, çekirdek de tekrar gözlerinden geçip kafana yerleşir. Artık, o andan itibaren kafanda iki Yahya vardır. Biri, ağzını açtığın zaman konuşan. Diğeri de çekirdekteki Yahya. Yani sesini, senden başka kimsenin duymadığı, kafandaki Yahya. Seninle konuşur. Sen de dinlersen, duyarsın.”
“Yemekten sonra oyun oynayalım ini?” Asil’den önce babası çekti dilini ve ateş etti. “Yahya, yemeğini ye! Rahatsız etme kimseyi.” Yaralanan Yahya’nın ilkyardımına koşmak, Asil’e düşmüştü. “Merak etmeyin. Sorun değil. Tamam Yahya, yemekten sonra.” Yaşı küçük ve bünyesi güçlü olduğu için hızla iyileşen Yahya, gülerek yemeğe devam etti.
Gölgeleri, eski masallardaki devlerinkine benziyordu.
Azil, Türkçede, görevden almak, Arapçada, hamileliği engellemek uğruna, kadının haricine boşalmak, anlamına gelir. Asil, görevden alınmış ve insanlığı döllememesi için, dışına terk edilmiştir. Çünkü, kendisine sunulmuş olan bilgi, yetenek ve düşüncelerin ağırlığından zihni kapanan ve delirmiş olan milyonlarca haberciden biridir. Delirenler, affedilmez ve terk edilir. Bu da, suçu olmayan bir insana verilebilecek en büyük cezadır. Deliren habercilerin sonu, intihar değilse, linçtir. Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip, hayatta kalanlarsa, peygamber olarak bilinir.
Milyonlarca olasılıktan, sadece biri gerçektir. Milyonlarca doğumdan, sadece biri Asil’dir. Milyonlarca Asil’den, sadece biri Yahya’dır. Milyonlarca görevliden, sadece biri, görevi yerine getirir. Milyonlarca dölden, sadece biri kutsaldır. İnsanlık tarihi, kutsal olanları anlatır.
İnsanlık tarihi insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır. Azledilenlerin tarihini anlatansa, Asil’in hayatıdır. Çünkü hepsinin laneti aynıdır: Düşünmek. Çünkü hepsinin alınyazısı aynıdır: Düşünüyorum, öyleyse, varlığımı yok edebilirim.