Edogawa Ranpo, Japonya’nın en sevilen, etkisi en uzun ömürlü yazarlarından biridir. Eserleri bugüne dek 49 kez sinemaya uyarlanmıştır. Bu uyarlamalardan biri olan «Siyah Kertenkele »nin (Kurotokage, 1968) diyalogları, Yukio Mişima’nın keleminden çıkmadır ve Mişima, filmde bizzat rol almıştır. Edogawa Ranpo yapıtlarının pek çoğunun tiyatro oyunu, Tv dizisi, manga ve anime uyarlamaları bulunmaktadır.
Edogawa Ranpo, her topluma ve her çağa hitap etme gücünü nereden alıyor. Neden günümüzün sinemacıları, yarım asır öncesinin sinemacıları gibi, bu yazarın eserlerini beyaz perdeye uyarlıyorlar? Bunun sebebini anlamak için, yazarın kalemini iş başında görmek gerek: Gezip dolaştığımız sokaklarda, her taşın altında ve her gölgede saklanan ama bir türlü göremediğimiz şeytanları hem ustaca, hem de kibarca bulup çıkartıveren bir kalem bu. Hepimiz belli kuralları olan bir hayatı sürdürüyoruz. Kuralların, dünyamızı derli toplu ve düzenli tuttuğunu sanıyoruz. Kendimizi tanıdığımızı sanıyoruz. Fakat ya büsbütün aldanıyorsak? Ya görünen yüzeyin hemen altında, bizim sezemediğimiz, hem ve yabanıl bir alem varsa? Dahası, her birimiz her an o alemin içine düşmek tehlikesi ile burun buruna yaşıyorsak?
Fani dünyadaki yaşam bir hayaldir, asıl gece düşteyken görürüz gerçeği Edogawa Ranpo
Hirai Tarō (平井 太郎), better known by the pseudonym Rampo Edogawa ( 江戸川 乱歩), sometimes romanized as "Ranpo Edogawa", was a Japanese author and critic who played a major role in the development of Japanese mystery fiction.
Kitapta on tane öykü bulunuyor, kapakta da adları geçtiği üzere. Öyküler “ohaa” dedirtmiyor ama kesinlikle etkileyicilerdi. Başlarken çoğu öykü kitabında olduğu gibi “birkaç tanesini beğenir diğerlerini de okumuş olmak için okurum herhalde” diyordum ama hiçbirini okurken sıkılmadım ve merakla okudum. Yazılma amacına uygun o rahatsız edici çarpıcılığı veriyorlardı kesinlikle ve gerçekten keyif aldım.
Çeviri gayet güzeldi, hatta tabirlerin Türkçeye uyarlamasını metinlerin Japoncasıyla karşılaştırınca da başarılı buldum. Ayrıca çevirmenin yapmış olduğu çevirmen notları tam beklediğim tarzdaydı. Bir kelimenin veya ismin kanji kökeni hakkında veya bahsedilen dönem hakkında bilgi verip bazı cümleleri neden öyle çevirdiğini açıklıyordu. Çevirinin bu kısmı da çok hoşuma gitti.
Bugün size Japon Edebiyatı’ nın Erotik-GroteskSaçma yani Ero-GroSaçma akımından bahsetmek istiyorum. Fransızların Dekodanlık Akımı ’nın Japon versiyonu da diyebiliriz. 1923 büyük Japonya depreminin ardından yanan, yıkılan haritadan silinen şehirlerin yeniden inşası başlamış ancak Japon insanının uğradığı psikolojik erozyon kolay kolay tamir edilememiş. Bir yandan sosyo-ekonomik uçurum daha da keskin hale gelirken, güven duygusunu tamamen yitiren Japon Halkının üçüncü sayfa haberlerini yakından takip ettiği dönemde, cinayetleri, saplantıları, ruhsal sorunları konu alan Ero-Gro Saçma Akımı doğmuş.
Bu akımın önde gelen temsilcilerinden 江戸川乱歩 Edogawa Ranpo’ nun gerçek adı Taro Hirai.(1894-1965) Kendisi Amerikalı öykücü ve şair Edgar Allan Poe’yu kendisine örnek almış ve Poe’nun isminin Japonca okunuşuna (Japonca’ da Edoga Aran Po diye okunuyor) da gönderme yaparak kendisine Edogawa Ranpo ismini takar. Dedesi Samurai olan Edogawa Ranpo, Japon edebiyatında gizemli kurgunun ilk örneklerini sunar. Kitaplarında Kogoro Akeçi isimli bir dedektife sıkça rastlanır (Ahmet Ümit’in Komiser Nevzat’ı gibi) Böyle saçma sapan işlerle uğraştığına bakmayın, kendisi Waseda Üniversitesi’nin mezun ettiği ilk ekonomistlerdendir. Japon edebiyatında kendisinden önce de Grotesk eserler yazmış Ruikō Kuroiwa , Kidō Okamoto , Junichirō Tanizaki , Haruo Satō Kaita Murayama gibi önemli yazarlar olmasına rağmen, Edogawa ’nın #二銭銅貨, Nisendōka isimli eseri Gro akımını Japon Kültürüyle yorumlaması açısından ses getirmiştir. Özellikle suçu, suçluyu ve dedektiflik öykülerini yazmadaki başarısı ile tanınır Edogawa. Sayın Alper Kaan Bilir’in Japonca aslından çevirdiği ve Japon Yayınları tarafından basılan Kırmızı Oda (dikkat bu başka bir kırmızı oda) bence literatüre yapılmış önemli bir katkı.
Japon edebiyatı ile ilgiliyseniz bu 10 kara saçmayı okumanızı tavsiye ederim, ezber bozduran bir derleme olmuş. Ben en çok Psikolojik Test 心理試験 isimli öyküyü sevdim.
İthaki Japon Klasikleri serisinde #aynalarcehennemivediğeröyküler kitabını aldıysanız bu kitapla aynı. Tabi bu çeviri çok önceden yapıldı. Birlikte okudum; çevirmende aynı olunca değişen pek birsey yok. İstediğiniz yayinevinden okuyabilirsiniz☺️ Ranpo sevilir🥰
Kitap ürpertici on öyküden oluşuyor. Yazarın ismini ise çok sevdiğim bir animeden duydum. Sırf merakımdan alıp okudum. Yazar Edgar Allen Poe'ya hayranlığından mahlas olarak Edogawa Ranpo ismini seçmiş ve bu kitabındaki öykülerde Poe tarzındaydı. İçinde en sevdiğim ve ciddi anlamda ürperdiğim öyküler ise 'Kırmızı Oda' ve'İnsan Koltuk' oldu. İnsan Koltuk öyküsünden biraz bahsetmek gerekirse öyküde; çirkin bir marangoz içine girip yaşayabileceği bir koltuk tasarlıyor ve koltuğa oturan kadınlara aşık oluyor. Kimsenin normalde yüzüne bakmayacağını ama koltuğun içinde herkese çok yakın temas edeceği fikrine kapılıyor ve bundan garip bir haz duymaya başlıyo. Açıkçası gerçekte böyle bir olayın yaşanabilmesi ihtimali çok sapkınca geldi bana. Şahsen ürpermedim değil.
Kitap şu an Edogawa Ranpo Türkçe olarak yayınlanmış tek eseri, yazarın Türkçe olarak tanışabileceğiniz başka bir kitabı yok. Japon edebiyatına oldukça meraklı biri olarak ve ayrıyeten öykü okumaktan oldukça zevk alan biri olarak bu kitap çok güzel bir deneyim yarattı bana. Yıllın en sevdiğim kitapları arasına girdi. İlk kez Ero-Gro Saçma devrine yönelik bir eser okuyorum fakat şimdiden bu düşkün sanat kavramının içerik zenginliğine hayran kaldığımı söylemeliyim. Bu öykü derlemesi yazarın gençlik eserlerinden oluşturulmuş, ustalık eserlerine karşı gerçekten çok büyük merak besliyorum. Öykülerin her birini anlatmaya ne zamanım ne bu metni okuyanın sabrı yeter sanıyorum bu yüzden kitapta bulunan on öykünün hepsinin aşırı parlak olduğunu söyleyemem ama hepsinin tek bir yerden çıktığını ve bir bütünlük oluşturduğunu söyleyebileceğime tarza bir haz veriyor Bazı öyküler oldukça orijinal ve etkileyiciydi. Gerçekten herkesin bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Edogawa Ranpo, hem polisiye, hem de gizem konusunda çok başarılı hikayeleri olan bir yazar. İnsan-koltuk, Aynalar cehennemi , İki sakat beğendiğim öyküleri oldu. Aynalar cehennemi, Clive Barker'ın Dread hikayesine çok benziyor, daha doğrusu Barker'a ilham olma olasılığı çok yüksek.
Hikayeler oldukça tatmin ediciydi. İnsan koltuk hikayesinin manga hali mevcut. Çizeri Junji Ito dileyen okuyabilir. Ben daha önceden mangayı okuduğum için hikayeyi biliyordum. Mangayı ilk okuduğumda donup kalmıştım. Tabi manga halinde oldukça farklı nüanslar var. Bundan mütevellit mangayı okumanızı öneririm.