Bütün hayatlar birbirine çıkar. Büyük bir şehrin kimi sahile kimi yokuşa çıkan yolları gibidir ömürler. Bizi birbirimize düğümleyen yollar, derken tam da bunu söyler Gavras Bey. Göçler, idamlar, istifalar, muhtıralar, öğrenci olayları, uçak kazaları, tanklar, yanılgılar, fedakârlıklar ve şarkılar içinde geçen bir yüzyılın Türkiyesi’nde, bir göçe direnen köklerin, ayrılığın, yoksulluğun, ölümün, direncin hikâyesini hatırlatıyor Unutursun. Hacı Gavras Karamanlı, Unutursun’un en uzun yaşayan kahramanı. Hayatının tüm dönemeçleri Bir Cihan Kafes’ten tanıdığımız ve hikâyeleri henüz bitmemiş bir ailenin üç kuşak kadınına çıkıyor. Birlikte geçirdikleri bir ömür içinde birbirleriyle kucaklaşamamış Samire, Yaşar ve Lorin’i ölümüyle kavuşturan bu yabancı kim? Unutursun, aşk için giden, kalan ve ölenin hikâyesi biraz da...
İstanbul’un son gayrimüslimleri, esnaf dostları Aşkale’ye gitmesin diye vergi borcunu ödemek için para toplayan Müslüman komşular, asılan bir başvekilin güçlü karısı, müge çiçekleriyle bezeli altmışlı yılların Ankarası’nı yasa boğan uçak kazası, savaşlardan sağ çıkmış sıhhiyecilerin yorgunluğu, Kapadokya’nın yer altı kentleri, karlı Berlin, ana kucağı Ihlara, tangolar, ağıtlar ve elbette bir esinti gibi geçip giden Nariye’nin şarkısı... Hepsi birer yağmur damlası bu hikâyede. Hasan Dağı’nın ardında yaşananlar unutulmasın diye.
Kimi bir madalya gibi taşır yara izini... Kimi de teninde yeni yaralar açarsa, eskisini unutup herkese unutturabileceğini düşünür. Oysa zaman her işi tek hamlede yapabilen büyük bir kahraman. Ve hepimizin kalbinde kapağı ölene dek açık kalan bir “unutma! Defteri” var.
14 Eylül 1971'de Memur olan ailesinin o dönemde Nevşehir'de görevde olmaları nedeniyle Nevşehir'de doğdu. İlköğretim, lise ve yüksek öğreniminin bir kısmını Ankara’da tamamladı. Ortaokul ve lise yıllarını yazarak ve tiyatro çalışmaları yaparak geçirdi. Orta üçüncü sınıftan itibaren bir yandan okuyup bir yandan çalışmaya başladı. 1989 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü kazandı. 2. sınıfta okulu bırakıp Berlin'e yerleşti. Berlin’de profesyonel tiyatro çalışmaları yaptı, çeşitli sosyal çalışmalara ve workshop'lara katıldı. 1996 yılında kesin bir kararla tiyatroyu bıraktı ve Türkiye'ye döndü.
1997 yılında televizyona geçti. Rol aldığı Sıcak Saatler dizisi çok sevildi. HBB'de gündüz kuşağında, "2'den 4'e" adında kadınlara yönelik bir program sundu. Bir süre Kanal D'de, 1998-2000 yılları arasında da Radyo D, Radyo Cumhuriyet, Radyo Kent, BRT FM'de program yaptı. Çeşitli dizilerde oynadı.
1990 yılından beri Tiyatro ve televizyon projeleri üretiminde metin yazarlığı da yapan Aydın’ın ilk kitabı Hayat Güzeldir 2001 yılında okurla buluştu. Ardından Bitmiş Aşklar Emanetçisi (2003), Yaz Bitmesin (2004), Gördüğüme Sevindim (2005), Evlerin Işıkları Bir Bir Yanarken (2009), Senin Adın Bile Geçmedi(2009) isimli kitapları yayımlandı.
2003-2005 yılı arasında haftalık bir kadın dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı. Söyleşiler ve günlük köşe yazıları yazan ve medya-yazın alanında üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve vakıflar tarafından pek çok ulusal ödüle layık görülen İclal Aydın televizyon ve sinema oyunculuğuna da devam etmektedir.
İclal Aydın'ın sesine ve şiirlerine hayran biriyimdir. Çünkü kendisinin içinde öyle büyük bir burukluk vardır ki, hissedersiniz bunu dinlerkende o burukluk gelir ve boğazınıza oturur yutkunamazsınız. Unutursun kitabıda böyle bir burukluğun var olduğu bir kitap. İnsan oğlunun en büyük korkusunu İclal Aydın mükemmel bir hikâye birleşeni ile karşınıza çıkarıyor. Kitapta var olan karakterlerin iç içe geçmiş olan hayatları ve hikâyeleri boğazına bir yumru oturtacak. Bu noktada hikâyeleri tamamlayan ve içinizi cız ettiren en büyük etmen yaratılan karakterler. Yukarıda geçen karakterlerin her biri derin bir acının kahramanı. Hâl böyle olunca yazarın seçtiği kurguyu çok güzel tamamlayan karakter betimlemeleri ortaya çıkıyor çünkü her karakterin yaşanmışlığı, duyguları aslında kısacası bir bütün olarak bir kederin bir parçasını unutlmaya yüz tutan bir hikâyenin baş kahramanlığına o kadar güzel uyuyor ki okurken o hikâyeleri unutmamak için sizde zihninizin bir köşesine yazıyorsunuz. İclal Aydın'ın kalemine diyecek bir sözüm asla olamaz. Dediğim gibi İclal Aydın'ın gözlerine ne zaman baksanız bir burukluk görürsünüz. İşte İclal Aydın bu burukluğu kalemi ile çok güzel okuyuca aktarmış. Bir hikâye olmasına rağmen yazar aslında seçtiği dil ile sizinle içten içe bir dertleşme ortamı yaratıyor ki buda kitabı dolu gözlerle okuyup keşke bitmese demenize neden oluyor. Unutupta boşluğa giden kum taneleriniz varsa bu kitap onları size tekrardan geri getirecek. Puanım:5
Kitaptan alıntı: İnsanları “sen o hatandan daha değerlisin” diyerek kucaklamanı, her canlıyı üşümesin diye üzerini, utanmasın diye kusurunu örterek sevebilmeni dilerim. Ait olduğun biricik gücü hiç unutmadan yaşayabilmen içindir duam. Hiçbirşeyi olmayanın terbiyesi,sevinci, umudu,inancı senin olsun. Her hikaye başladığı gibi bitti...
İnsan hayatlarını anlatan böyle kitapları seviyorum , zannediyoruz ki bu hayatta sadece kendi hayatlarımız, kendi sorunlarımız var, ama yaşanan o kadar çok hikaye var ki, bilmediğimiz, görmediğimiz, duymadığımız işte bu yazılanlar alıp başka hayatlara götürüyor bizleri....
İclal Aydın’ın en düşük yıldız verdiğim kitabı oldu Unutursun. Kitap parçalı bulutlu, bir ordan bir buradan. İleriye geriye gidiyor, bazı yerleri tekrarlıyor. Çok yordu beni çok. İclal Aydın’ım tabi ki siyasi/tarih ağırlıklı bir roman yazmasını beklemiyorum ama bazı tarihin olayların etkilerinin üstün körü geçiştirilmiş olması üzdü beni…
Açıkçası serinin ilk kitabı kadar beğenemedim. Ama yine de güzel bir okuma oldu benim için. Siyasi olaylara değinilmesi o an bahsedilen dönem için önemli olabilir tabi ama özellikle son kısımlarda olayla bağlantılı olmasa da siyasete girilmesine bence gerek yoktu. Biraz yapaylaştırmış oldu.
Değil 5 yıldız 6 yıldız bile az gelir bence 👍 bir cihan kafesin devamı olan kitap bir cihan kafesten çok çok daha sardı beni bayıldım diyebilirim olayların birbirine baglanisini ıclal aydın çok güzel bir dille anlatmis ama kesinlikle üç kızkardeş ve kalbimin can mayasindan önce okuyun
İlk kitap daha heyecanlı ve sürükleyici gelmisti bana ama mutlaka bu ikinci kitap da okunmalı diye düşünüyorum. Çünkü ilk kitabın flashback aşaması gibi. 200'lü sayfalardan sonra kitap içerdiği karakter hikayeleri sayesinde daha da sürükleyici oluyor. İlk başlarda biraz sıkıldım açıkçası. Ama sonlara doğru baya iyiydi.
İclal Aydın'ın sıklıkla temas ettiği bir konu var; ikinci eşin, eşinin ilk evliliğinden olan çocuğuna çokça sahip çıkması. Yazar hanımefendi İclal Aydın ile sohbet edebilme şansım olsaydı, bu konuyu masaya yatırmak isterdim. (Ve konuştuklarımız aramızda kalırdı ;) Bazen fazla romantik bulsam da, çok seviyorum İclal Aydın'ın romanlarını. Hayatın tam içinden bir roman...
This entire review has been hidden because of spoilers.