..Biralar gelince Hasan’a diyorum ki: Hasan, BİRAYI BOĞAZINDAN, KADINI İSE BELİNDEN TUT; ASLA TERSİNİ YAPMA. “Vay” diyor, gülüyor, bir süre düşünüyor, sonra yeniden “vay” diyor. Biraz daha düşündükten sonra “çünkü birayı belinden tutarsan bira ısınır” diyor. Evet Hasan...
Uykusuz dergisindeki mizahi yazıları ve Youtube kanalı KALT’taki videolarıyla adından söz ettiren Erman Çağlar, yaşlı bir komşudan çocuk misafire kadar, kurduğu sosyal ilişkilerin detaylarıyla, patlayan kahkahaların nedeni.
Erman Çağlar'ı KALT sebebiyle biliyorum ve KALT'ta yaptıkları işe gerçekten gülüyorum. Elimdeki kitabı ise açıkçası çok sevemedim. Güldüğüm yerler olmadı dersem yalan söylemiş olurum, hatta bazı tespitler gerçekten pasif agresifliğin sınırlarını zorluyordu bu yüzden komikti ama belki de KALT sebebiyle beklentim yükselmişti. Bir noktadan sonra tüm yazılar birbirinin tekrarı gibi gelmeye başladı ve baştaki heyecanım söndü. Kafanızı rahatlatacak bir okuma yapmak isterseniz tavsiye ederim.
Tesellim ise eşimin bu kitabı sipariş ettirmiş olmasıydı. O yüzden benim suçum yok. KALT'tan devam.
Ozellikle universite yillarimda her hafta Uykusuz`da yazilarini takip ettigim Erman Caglar`i yillar sonra okumak cok nostaljikti benim icin. Mesela Cagan Irmak filmiyle ilgili yazisinda belirttigi sarkiyi Youtube`ta buldum ve bu kitabi okuyan kisilerin sarkiya yaptiyi yorumlari gordugumde adeta on falan kadar yil once Izmir kitap fuarina gelen Uykusuz ekibinden imza almak icin bekleyen kalabaligin icindeymisim gibi hissettim.
Erman Caglar`in cesitli devlet dairelerinde karsilastigi siradan olaylarda okuyucularin kendini bulduguna emin gibiyim. Belki de bu tanidiklik hissi Erman Caglar`in belediyeclik, apartman toplantilari, yeni bebek sahibi olan komusuyla diyaloglar ve tabii ki Hasan Inceler`i barindiran yazilarini vakit kaybetmeden okuyup bitirme istegini tetikliyor.
Lise -Üniversite zamanlarının en keyifli işlerini Uykusuzda Erman Çağlar okuyarak keyiflendirmiştim şimdi onun böyle bir işi olduğunu görünce kaçırmak istemedim haliyle tam beklentimi karşılamaya yetmese de beni mutlu etti ve bitirir bitirmez diğer kitabını aldım elime bu heyecan beni bir süre götürür sanıyorum.
Kitabın baskısında sorun vardı. İlk 15 sayfanın yarısı var yarısı yoktu. İnternetten almıştım iadeyle uğraşmadım. Siz alırken dikkat edin. Onun dışında efsane tespitlerle dolu harika bir kitap alın okuyun okutun.
Tuvalette başlayıp tuvalette biten çılgın bir okuma macerası. Sanırım bunu yaptığım ilk kitap. Tuvalette başladığım kitaplar olmuştu, ama sonunu getiremedim hiç birinin. 50 Muhteşem Kısa Hikaye: Türk Edebiyatı örneğin, neden sonra yürümedi ilişki. Belki de Erman'ın her bir yazısının yaklaşık bir kaka yapımlık olması ile bir ilgisi vardır. Bazen çok keyif alırsam, yazı da çok uzun değilse ikinciyi de sıkıştırabiliyordum araya. Sonuç itibariyle benim için keyifli, rahatlatıcı bir süreç oldu. Fakat şimdi şöyle bir sorunum var, yeni bir kitap yazması gerekiyor. Zira büyük ölçüde şartlandım Çağlar'ın yazıları kaka yapım süreçlerimin önemli bir parçası haline geldi.
İçerik ile ilgili de bir kaç söz söylemek yerinde olur: Okuyana o çok kolay gelen ifadeler, çok bariz görünen tesbitler, çok doğal görünen olaylar; onları bu kadar kolay, açık, doğal ve eforsuzca komik bir bir biçimde anlatabilmek göründüğünden çok daha zor. Yazarı tebrik ederim.
Yegenim, nasilsin? Istanbul'da havalar nasil? Buralari okursan diye yaziyorum. Nottingham'da Agustos'da yine sonbahar, yagmur falan. Burada gerci mevsimler kis Ile sonbahar arasi gidip geliyor.
Yengen dun pastor taco pisirdi, parmaklarimi yedim yerken. Papazdan taco mu olur simdi deme, meksika'da donere pastor deniyormus, insan gercekten hayret ediyor. Osmanli zamanin da meksika'ya gocen araplar goturmus doneri oraya cilgin meksikalilar iste Milli yemekleri yapmislar taco icinde.
Neyse yegenim Ozan Ile yeni londra turneniz olursa Nottingham'a da beklerim, gelin misafirim olun gezdireyim size ingiltere'yi. Yengeniz taco yapar yeriz.
Bu kitabini da yine mahallede kosarken dinledim, yolda kosarken kahkaha atan bana, yetmislik Paul dayi ve pamuk sacli Karen teyze Kim bu deli diye pasif agresif, ayiplayici gozlerle bakti hep. Gozlerinizden operim, Ozan'a selam, kalin saglicakla. Sevgiler.
Erman ÇağlarHem yarım kilo daha ağız gargarası almak hem de yaz mevsimini görmek için evden çıkıp Dia'ya yürüdüm. Gerçekten de yakınlardaki anaokulundaki çocuklar ilkbahar bağırmasını bırakmıs, yaz bağırarak kosmasına geçmislerdi. Çocuklar yarım hayvan yarım insan oldukları için böyle mevsimsel değisikliklere içgüdüsel tepkiler veriyorlar. Kütüphaneye bu kitabı aldıran her kimse tesekkür ediyorum, eğer aylığımdan artırabilirsem ben de bu kitabı sırf kitaplığımda durabilmesi için satın alıp, emanet kitabın altını çizemediğim için içimde kalan bu hisle eğip bükeceğim, belki de kitabı bazı geceler yatağıma alıp bedenimle ezeceğim. Erman Çağlar belki de bir paket kasarı benim harçlığımla alacak veya sampiyonlugunu devam ettireceğinden emin olduğu bir festival filminde sampiyonlugunu kaybedecek, kupa sansı kalmayacak. Hoscakalın
Erman Caglar'i KALT vesilesiyle taniyorum. Cok komik buldugum biri. KALT'ta Ozan Akyol'la urettigi icerikler bana Cenk ve Erdem'i hatirlatiyor ki Cenk ve Erdem'i de cok severim. Neyse. Bu kitabi hicbir beklentim olmadan okudum, ama cok da hosuma gitti. Turkce bilen herhangi bir insanin da bu kitabi komik bulacagini dusunuyorum. Erman Caglar'in gundelik anilarda komik ve absurt olani bulmaya dair bir yetenegi var. Daha once video ve podcast formatinda bunu sunma yeteneginin de oldugunu biliyordum, ama yazilarini okumamistim. Velhasil bunu da cok iyi yapiyormus. Yazilar iki bucuk, uc sayfayi gecmiyor (kitap da cok tatli bir 170, 180 sayfa uzunlugunda). Bu sebeple okumasi cok kolay. Ciddi nonfictionlarin arasina katilarak gunde iki, uc yazi okunabilir. Oneriyorum.
Erman Çağlar'ın dergilere yazdığı köşe yazılarına yetişemediğim için bu kitabın çıkması beni çok mutlu etti. Erman Çağlar'ı uzun dönemdir birçok alanda takip ediyorum, mizah anlayışına ve düşünce yapısına aşikar olduğum için okuduğum her hikayede çok eğlendim. Olaylara bakış açısı ve durumlara ele alış biçimi beni çok güldürüyor. Keyifli bir kitap. Kitabı okurken sanki arkadaşım bana yaşadıklarını anlatıyor gibi hissettim ve iletişim kurmam için konuşmama gerek kalmadı.
(National Geographic demişken bir parantez açayım konuyla alakasız, geçen gün Tarkan'ın seslendirdiği "Büyük Göçler " belgeselini izledim. Hayvanlar suya, yiyeceğe koşmuyorlarmış da Tarkan'dan kaçıyorlarmış gibi bir görünümü vardı. İçinde bir tane insanın olmadığı belgesel o kadar seksi ses tonuyla seslendirilmese daha güzel. Yanlış bahar/ kış güneşi diyor ve parantezi kapıyorum. ) s. 90 alıntıdır.
Kalt'tan ve Uykusuzdan tanıdığım Erman Çağlar'ın dergideki tespitlerinin toparlaması sonucu ortaya çıkan bir kitap O Sırada. Umut Sarıkaya'nın donuk kırsal mizahını bulabilirsiniz. Kitabı okurken sürekli Erman Çağlar'ın sesi ve mimiklerinin aklıma gelmesi de şahsına münhasır bir mizahçı olduğunu da kanıtlıyor bence. Bir çok hikayede benzer durumlar yaşamanın ve betimlerin komikliği ile bu olaylara farklı bir bakış açısıyla bakmanın keyfini yaşadım. Keşke daha fazla kitabını görebilsek.
Kalt sevmeyen biri sevebilir mi, anlayabilir mi, takip edebilir mi bilmiyorum. Edebi bir değeri... Muhtemelen yok... Ancak benim gibi henüz dehb teşhisi almış biri için kendi zihninin lanet labirentinde kaybolup kendi kendine kıkırdayıp durmak için birebir... Erman çağlarımıza kalpler... Hep uyuşmuş gibi dinliyor, izliyordum şimdi uyuşmuş gibi okudum. Biraz uyuşmuş, biraz fazla içip gizli gizli sarhoş olmuş ama olmamış gibi yapmaya çalışıyorum sanki... Değişik...
Biralar gelince Hasan'a diyorum ki: "Hasan, BİRAYI BOĞAZINDAN TUT, KADINI İSE BELİNDEN TUT; ASLA TERSİNİ YAPMA." "Vay!" diyor, gülüyor, bir süre düşünüyor, sonra yeniden "Vay!" diyor. Biraz daha düşündükten sonra "Çünkü birayı belinden tutarsan bira ısınır," diyor. Evet, doğru. Artık Hasan'ın da güzel bir lafı var. Yeti gelinceye kadar içinde taşıyacak.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitaplarda dram yazmak veya durum analizi yapmak çok normal bir durum fakat iş komik bir şeyler yazmaya gelince gerçekten yazmak dışında başka bir yeteneğe de sahip olmak gerekir. Çok güldüm, eğlendim hatta dışarda okurken neye gülüyorsun sözlerini bile duydum. Beklentiyi arttırmayim ama biraz eğlenmek istiyorsanız tavsiye ederim.
Evdeki eşyalarının dertlerini, sıkıntılarını dinleyen ve notlar alan bir insanın varlığı beni neşeyle doldurdu. Bu kitabın yeri kitaplık değil, dolapta yarısından fazlası bitmiş boynu bükük makarna paketlerinin yanıdır. Ayrıca Hasan İnceler'in balığı tehdit etmesinden şahsen epey etkilendim, hak etmiş.
“Uzlaşmacı ve biraz korkak bir insanım. Hiç düşünmeden ‘Teyze s.ktir git!’ diyebilecek arkadaşlarım var. İnanması güç ama devamlı sürtüşmeden, kavgadan uzak, benden daha sakin ve huzurlu bir hayat sürüyorlar. Kafaları daha rahat.”
Bir podcast sırasında (emin değilim galiba kadikoy sineması 2020) Erman Çağlar "ben artık kitap okumuyorum, kitap okumayı bıraktım demişti. Kitap yazmış biri olarak bunlar tehlikeli söylemler Erman Bey.Sevgiler...
Birçok durumda kendimizi bulabileceğimiz bir kitap olmuş. "vallahi aklıma gelmişti he"leyerek okudum. Aslında Kalt tespitleri derlemesi gibi. Su gibi akıp giden bir dili var, zaten Erman Çağlar'ın pasif agresif mizahını seviyorsanız akıp gidecektir.
Çok tatlı bir kitaptı. Erman Çağlar'ın yaşadıkları, düşündükleri ve hislerinden oluşan kısa kısa anıların bütünü bir kitap. Tavsiye ediyorum. Bazı bölümlerde "aaa ben de böyle hissetmiştim", bazı bölümlerde ise "ben hiç böyle düşünmemiştim" düşünceleri ile kitabı tamamladım.
edineli çok oldu aslında, ama bitirmek için bu günleri beklediğim iyi olmuş çünkü kitaptaki gibi tam da "semtimiz" demeye çok istekli yaşlılar gibi dışarıyı izleme noktasına gelmiştim.