Ailesini koruyabilmek ve yurt savunmasına daha fazla katkıda bulunabilmek uğruna işgal altındaki İstanbul'u terk edip Amasya'ya yerleşen eğitimci Abbas Bey, zorba ve ikiyüzlü her devrin adamı komşusundan çok tedirgin olmaktadır. Pontus çeteleri her gün bir yerleri yakıp yıkmakta, günahsız insanları öldürmektedir.
Anneleri Rum, babaları Türk olan Ahmet'le Mehmet, ikizdirler ve aynı koleje gitmektedir. İkizlerden Ahmet, kandırılarak Hristiyan yapılır. Aynı zamanda Pontus çeteleri içinde görev alması için baskıya uğramaktadır. Durumun önemini kavrayan Mehmet Kemal, kardeşini bu durumdan kurtarmaya kararlıdır. Fakat O'nun da adı Gâvur Mehmet'e çıkar. İşler her geçen gün karışmaktadır. Mehmet Kemal, ülkesine tıp alanında hizmet etme aşkıyla, tıpta okumak için İstanbul'a gelir. Bir gün İki İngiliz askerini vurmak zorunda kalan Mehmet Kemal, üç duvarlı hücreye atılır. Şimdi, O'nun için korkunç bir yaşam savaşı başlamıştır. O'na bir mucize gereklidir. Bu sıralarda Anadolu, bir yangın yeri gibi ateş içindedir.
Hasan İzzettin Dinamo (1909, Akçaabat, Trabzon - 20 Haziran 1989), Türk yazardır.
Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.
Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır.
“İyi insanlarla dolu bir ev penceresiz de olsa aydınlık sayılır.” Sayfa 151
➖Ateş Yılları kitabı Hasan İzzettin Dinamo ile tanışma kitabım oldu. Kalemi oldukça etkiliydi diyebilirim. Kurtuluş Savaşı yıllarına ışık tutan bu eserde Pontus çetelerini, türeyen eşkıyaları ve diğer düşmanları görüyoruz. Kitap kurgusal da olsa 1919 yılı ile 1921 yılları arasında anlatılan olayların bir kısmının gerçek ya da gerçeğe yakın olduğunu düşünüyorum. Eser 480 sayfa olmasına rağmen akıcı üslubuyla hızla okunabiliyor. Karakterler ve iç dünyaları çok başarılı aktarılmış. Hatta kitap bittiğinde keşke bu olaylar hiç yaşanmamış olsa bile dedim. Bir insanın başına neler gelebilirse hepsi var diyebiliriz. Kitapta hem sıcak hem de soğuk savaşa yer verilmiş. Herkese rahatlıkla öneririm. Dinamo’yu ben de geç okudum fakat pek okunmuyor oluşu bir edebiyat sever açısından üzücü. Kutsal İsyan serisini de artık okumak gerekiyor...